HEDEP İstanbul Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Üyesi Çiçek Otlu 22-11-2023 tarihinde TBMM Genel Kurul’da "Bu ülkede kadın katliamlarına “Dur!” dediğimizde gerçekten polis şiddetine maruz kaldık" dedi

Sevgili kadınlar “25 Kasım kadına yönelik şiddete hayır!” dediğimiz bugünlerde bu Mecliste erkek vekillerin nasıl kadınlara yönelik şiddet uyguladığını, bu ülkede kadınların nasıl korunmadığını, bu ülkede nasıl kadın katliamlarının yaşandığını bu eril zihniyet ve tarzla bir kere daha görmüş olduk. Bizim taktığımız fularlardan bile rahatsız olanları, bizim yaptığımız işlerden rahatsız olanları bir kere daha görmüş olduk.

Evet “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz!” dediğimiz bu haftada, “25 Kasım kadına yönelik şiddete hayır!” dediğimiz haftada, AKP ve MHP iktidarı samimiyse, biz sokaklara çıktığımızda önümüze polisleri, engellerini koymayacaktır diye düşünüyoruz. Geçen yıl İstanbul’da Taksim’e yürümek istediğimizde, Diyarbakır’da yürümek istediğimizde, Ankara’da yürümek istediğimizde, İzmir’de yürümek istediğimizde, Antalya’da yürümek istediğimizde, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz!” dediğimizde, bu ülkede kadın katliamlarına “Dur!” dediğimizde gerçekten polis şiddetine maruz kaldık, saatlerce gözaltında tutulduk, bir su dahi vermediler; bu şiddeti yaşadık hep birlikte. AKP iktidarı samimiyse bu dönem bakımından “Kadına yönelik şiddete hayır!” dediğimiz bu haftada bu engellemeleri yapmayacaktır.

Bugün Diyarbakır’da SKM’li Beycan Taşkıran, Satiye Ok 25 Kasımla ilgili eylem yaptıkları iddiasıyla, basın açıklamalarına katılacakları iddiasıyla gözaltına alındılar. Uzun zamandır görüyoruz; Kürt kadın hareketine, sosyalist kadın hareketine, feminist harekete yönelik sürekli baskı ve tehdit politikaları bulunmaktadır. Bu nedenle AKP iktidarını samimiyete davet ediyoruz.

Hiranur Vakfında gördük, mahkeme önüne gittiğimizde önce kurulan şey polis barikatları oluyor. Hiranur Vakfını teşhir ettiğimizde, çocuk istismarı olduğunu söylediğimizde polis barikatıyla abluka altına alınıyoruz. Kadın örgütleri olarak mahkemeye müdahil olmak istedik, reddedildi.

Aynı şekilde, saatlerce söylüyoruz, “Kürt” diyoruz; Kürt kadınlarına uygulanan savaş politikalarını söylediğimizde itiraz ediyorsunuz.  Musa Orhan gözaltına alındı ve tutuklandı; bir kadına, İpek Er’e cinsel tacizde bulunduğu için, intiharına sebep olduğu için gözaltına alındı ve tutuklandı ama ona yönelik itiraz eden kadınlara dava açıldı. Samimiyseniz bütün davalardan vazgeçersiniz, dersiniz ki “Musa Orhan’dır bunun faili.” O zaman “Failleri korumamalısınız.” diyoruz.

Burada, MHP sıralarından “Bir erkek öyle bir şiddet uygularsa kıtır kıtır keserim.” dediniz, Nevin Yıldırım’a neden ağırlaştırılmış müebbet verdiniz? Neden Yargıtay onayladı? Tecavüze uğradığı için, bir kadın itiraz ettiği için. “Ben kendimi korudum.” dedi ama Yargıtay ona ağırlaştırılmış müebbet verdi. Kadınlar kendi öz savunma hakkını kullandılar, nasıl ki Yasemin Çakal kullandıysa Nevin Yıldırım da kullandı. O yüzden bu masalarda kadını koruyacaksanız kesinlikle mahkemelerdeki alınmış tutumlara yönelik tutum almanız gerekiyor.

Biz söylüyoruz, diyoruz ki buralarda: “Evet, iyi ki yasaklı elmayı yemişiz. Yasaklı elmayı yemeseydik, özgürlük diye bir şey bulamayacaktık.” AKP iktidarının kadınlara tek verdiği bir şey var; bakın,    -nafaka hakkında da görüyoruz, bu Fon’da da- kadını güçlendirmiyor, kadını ev kölesi yapmaya çalışıyor, kadına “İyi bir eşsen, iyi bir anneysen sana sadece yaşama hakkı veriyorum, eğer evdeysen sadece bu işleri yapabilirsin.” diyor.

Bizim hayatlarımız eve sığmaz, bizim hayatlarımız o kurmak istediğiniz kadın politikalarına da sığmaz. O yüzden biz özgürlüğü savunuyoruz, biz gerçek eşitliği savunuyoruz. Kürt kadınlarına ve “kadın” kelimesine alerji olmaktan vazgeçin artık. Gerçekler inatçıdır, inatçı olmaya da devam edeceğiz, haklarımızı savunmaya, geceleri sokakları istemeye ve bizi dinlemeye devam edeceğiz.

Çankaya Çeviri Çevresinde Işıldak rüzgarı Çankaya Çeviri Çevresinde Işıldak rüzgarı

Evet, söylemek istediğim başka bir kelime var; burada sürekli “kadınlarımız” diyorsunuz, “gençlerimiz” diyorsunuz. Bakın, bu kelime bile eril bir kelimedir, fark etmiyorsunuz ama hiç kimse “erkeklerimiz” demiyor. Kadınlar sizin ne malınızdır ne mülkünüzdür.

 O yüzden, bu sahiplenme, iyelik kelimesine itiraz ediyoruz. Biz “Kadınlar her yerde vardır.” demeye, var olmaya ve var olacağımızı göstermeye, sesimizden rahatsız olan erkekleri de rahatsız etmeye, AKP iktidarını da MHP iktidarını da rahatsız etmeye devam edeceğiz.

Buradan da bir kere daha söylüyoruz: 25 Kasımda sokaklarda “Kadına yönelik şiddete hayır!” “Kadın bedenine ve emek sömürüsüne hayır!” demeye… Bir kişi daha eksilmeyeceğimizi belirtiyoruz.

Editör: Haber Merkezi