İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla özelleştirme kapsamına alınan köprü ve otoyollara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çak, daha önce özelleştirme programına alınan Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile çeşitli otoyollara Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Otoyolu ve Bursa Çevre Otoyolu’nun belirli kesimlerinin de eklendiğini belirtti. Kararla birlikte söz konusu ulaşım altyapılarının 30 yıllığına özel sektöre devredilmesinin önünün açıldığını ifade eden Çak, işletme hakkı devrinin yanı sıra kiralama, gelir ortaklığı ve benzeri yöntemlerin de kullanılabileceğine dikkat çekti. “Ulaşım altyapısı ticari meta değildir” Ulaşım altyapısının toplumun ekonomik ve sosyal yaşamının sürekliliği açısından temel kamu hizmetlerinden biri olduğunu vurgulayan Çak, karayolları, köprüler ve otoyolların yalnızca gelir elde edilen ticari varlıklar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Çak, “Ulaşım altyapısı ticari bir meta değildir. Karayolları, köprüler ve otoyollar, toplumun ekonomik ve sosyal yaşamının sürekliliğini sağlayan temel kamu hizmetleridir. Halkın ortak kaynaklarıyla oluşturulan bu altyapının özel sermayeye uzun yıllar boyunca gelir sağlayacak biçimde devredilmesi kamu yararına aykırıdır” dedi. Kamu hizmetlerinde temel ölçütün özel işletmenin kârlılığı değil, toplumun ihtiyaçları olması gerektiğini belirten Çak, güvenli, erişilebilir ve sürdürülebilir ulaşımın kamusal sorumluluk olduğunu ifade etti. TAG Otoyolu için trafik yoğunluğu uyarısı Adana ve çevre iller açısından kritik öneme sahip 320 kilometrelik Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) Otoyoluna da dikkat çeken Çak, güzergâhın özellikle ağır taşıt trafiği bakımından stratejik konumda olduğunu söyledi. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılı verilerinin TAG güzergâhında, özellikle Adana çevresinde yüksek trafik yoğunluğuna işaret ettiğini belirten Çak, bu durumun otoyolun yalnızca ulaşım açısından değil, ekonomik açıdan da önemli bir kamu varlığı olduğunu ortaya koyduğunu savundu. Çak, yüksek trafik hacmi ve oluşan ekonomik değerin, kamu kaynaklarıyla oluşturulan ulaşım altyapısının işletme hakkının devredilmesi konusunda kamu yararı, şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterlerinin esas alınmasını zorunlu kıldığını söyledi. “Mülkiyetin devlette kalması yeterli değil” Özelleştirme kapsamında mülkiyetin kamuya ait olmaya devam edeceği yönündeki açıklamaların tek başına yeterli olmadığını belirten Çak, 30 yıllık işletme hakkı devrinin uzun vadeli sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Çak, özel işletmecinin uzun yıllar boyunca geçiş gelirlerini elde etmesinin yanı sıra bakım, yenileme ve işletme kararlarında belirleyici olmasının ulaştırma politikaları üzerinde etkiler yaratabileceğini ifade etti. “Otuz yıllık bir işletme hakkı devri basit bir işletmecilik tercihi değildir; gelecekteki ulaştırma politikalarının hareket alanını da etkileyebilecek stratejik bir karardır” diyen Çak, kamuoyunun süreçle ilgili ayrıntılı biçimde bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi. KGM gelirlerinde otoyol ve köprülerin payı Çak, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 2025 Yılı Faaliyet Raporu’ndaki verilere de dikkat çekti. KGM’nin 2025 yılı öz gelirinin 28 milyar 606 milyon 942 bin 494 lira olduğunu belirten Çak, bu gelirin yüzde 82,5’inin yol, köprü ve tünel ücretlerinden oluştuğunu ifade etti. Buna göre yaklaşık 23,6 milyar liralık gelirin bu kalemden sağlandığını belirten Çak, otoyol ve köprü gelirlerinin KGM’nin mali yapısında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Çak, söz konusu gelirlerin tamamının doğrudan “kâr” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, ancak ulaşım altyapısının kamu maliyesi açısından taşıdığı ekonomik değerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Kamu varlıklarının gerçek değeri şeffaf biçimde hesaplanmalı” Özelleştirme kapsamına alınan köprü ve otoyolların önemli bölümünün kamu kaynaklarıyla inşa edildiğini hatırlatan Çak, yapılacak değerlemenin yalnızca mevcut gelirler veya ihale bedeli üzerinden gerçekleştirilmemesi gerektiğini söyledi. Trafik yoğunluğu ve uzun vadeli trafik projeksiyonları, geçiş gelirleri, bakım ve yenileme maliyetleri ile gelecekte ihtiyaç duyulacak güçlendirme yatırımlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çak, kamu işletmeciliğinin devam etmesi halinde ortaya çıkacak ekonomik sonuçların da hesaplanması çağrısında bulundu. Deprem güvenliği ve bakım uyarısı İnşaat mühendisliği açısından en kritik konulardan birinin köprü, viyadük ve tünellerin düzenli bakımı ile yapısal güvenliği olduğunu belirten Çak, özellikle deprem riski bulunan Türkiye’de bu yapıların sürekli izlenmesi gerektiğini söyledi. Çak; deprem performans değerlendirmeleri, yapısal sağlık izleme sistemleri, periyodik mühendislik kontrolleri ve gerekli güçlendirme çalışmalarının işletme modelinden bağımsız olarak eksiksiz yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Bakım ve mühendislik hizmetlerinin maliyetleri düşürmek amacıyla ertelenmesinin veya niteliğinin azaltılmasının kabul edilemeyeceğini belirten Çak, “Bakım, onarım ve deprem güvenliği ticari bir tercih değil, doğrudan kamu ve can güvenliği sorumluluğudur” değerlendirmesinde bulundu. “30 yıl sonra kamuya nasıl bir altyapı bırakılacak?” Uzun süreli işletme hakkı devirlerinde sözleşme süresinin sonunda altyapının hangi koşullarda kamuya devredileceğinin de şimdiden belirlenmesi gerektiğini ifade eden Çak, köprü, viyadük, tünel ve yol altyapısının sahip olması gereken asgari teknik standartların ihale aşamasında açıkça ortaya konulmasını istedi. Çak, 30 yıllık işletme sürecinin sonunda kamuya yüksek bakım, yenileme ve güçlendirme maliyetleri çıkarabilecek bir modelin kabul edilmemesi gerektiğini söyledi. “KGM’nin mühendislik kapasitesi korunmalı” Karayolları Genel Müdürlüğü’nün Türkiye’nin karayolu altyapısında önemli bir mühendislik ve teknik birikime sahip olduğunu belirten Çak, otoyolların uzun süreli olarak özel işletmeye devredilmesinin kamu kurumunun teknik kapasitesini zayıflatmaması gerektiğini ifade etti. Kamu kurumlarının yalnızca özel işletmecilerle sözleşme yapan ve bu sözleşmeleri denetleyen bir yapıya indirgenmemesi gerektiğini belirten Çak, KGM’nin planlama, projelendirme, işletme ve denetim alanlarındaki kurumsal kapasitesinin korunması gerektiğini söyledi. İMO’dan özelleştirme kararından vazgeçilmesi çağrısı Ulaştırma politikalarının yalnızca kârlılık üzerinden şekillendirilemeyeceğini belirten Çak, ulaşım yatırımlarının ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Çak, İMO olarak köprü ve otoyolların işletme hakkının uzun süreli biçimde özel sektöre devredilmesine karşı olduklarını belirterek, özelleştirme kararından vazgeçilmesi çağrısında bulundu. “Kamu yatırımları bilimsel ve teknik gereklilikler, bütünlüklü planlama, şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu yararı esasları doğrultusunda gerçekleştirilmelidir” diyen Çak, özellikle köprü ve otoyollar gibi stratejik altyapıların kamu yararı ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda yönetilmesi gerektiğini vurguladı.