Şube Başkanı Hıdır Çak, dere yatağının çevresinde yapılacak sınırlı düzenlemenin yoğun yapılaşma baskısını ve taşkın risklerine ilişkin kaygıları ortadan kaldırmadığını belirterek kent politikalarında insan yaşamının, doğanın ve kamu yararının esas alınmasını istedi.

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şubesi, Çukurova ilçesi Kurttepe Mahallesi’nde bulunan Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü arazisine ilişkin imar planı değişikliği hakkında açıklama yaptı. İMO Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, Adana Büyükşehir Belediye Meclisinin itirazlarını kısmen kabul eden kararının, alana ilişkin ekolojik ve kentsel tehditleri gidermediğini söyledi.

Çak, dere yataklarının ve doğal su yollarının yapılaşmaya açılmasının sonuçlarına dikkat çekerek, “İstanbul’da yaşananların Adana’da da tekrarlanmaması için kent politikaları rantı değil, insan yaşamını, doğayı ve kamu yararını esas almalıdır” çağrısında bulundu.

Yaklaşık 35 dönümlük alan için itiraz edilmişti

İMO Adana Şubesi, Kurttepe Mahallesi 5865 ada 2 ve 3 parsellerde bulunan yaklaşık 35 dönümlük Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü arazisinin imara açılmasına yönelik plan değişikliğine 2 Haziran 2026 tarihinde itiraz etti.

Çak, Büyükşehir Belediyesine teslim ettikleri itiraz dilekçesinde alanın yoğun ağaç dokusuna sahip olmasına, dere yatağı havzasında bulunmasına ve yapılaşmanın taşkın risklerini artıracağına dikkat çektiklerini belirtti.

İtirazın, Adana Büyükşehir Belediye Meclisinin 10 Ağustos 2026 tarihli kararıyla kısmen kabul edildiğini aktaran Çak, yapılan değişikliğin temel itiraz gerekçelerini karşılamadığını vurguladı.

Dere yatağı ve çevresi açık bırakılacak, yapı yoğunluğu korunacak

Açıklamada aktarılan Belediye Meclisi kararına göre, DSİ 6. Bölge Müdürlüğünün görüşü doğrultusunda parsel içinden geçen dere yatağının açılması; doğal dere şevinden itibaren her iki tarafta en az altışar metrelik şeridin “işletme ve bakım yolu” olarak yapılaşma ve faaliyet dışında bırakılması öngörülüyor.

Bu alanların ASKİ Genel Müdürlüğü tarafından koordinatlı olarak tespit edilerek imar planına işlenmek üzere ilgili idareye gönderilmesi, “açık dere ve park alanı” olarak planlanması ve DSİ görüşündeki mevzuat hükümlerinin plan notlarına eklenmesi kararlaştırıldı.

Çak, kararın plandaki yapı yoğunluğunu koruduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Özetle kararda; plandaki yapı yoğunluğu korunarak parsel içinden geçen dere yatağı ile çevresindeki 6’şar metrelik şeridin ‘açık dere ve park alanı’ olarak düzenlenmesi kabul edilmiş, itirazımız yalnızca bu kısıtlı düzenlemeyle ‘tadilen’ onaylanmıştır. Ancak yapılan bu düzenleme, bizim itirazımızda belirttiğimiz ekolojik ve kentsel tehditleri ortadan kaldırmamakta ve tarafımızca yetersiz bulunmaktadır.”

Defterdarlık için 17, Veterinerlik için 10 katlık yapılaşma

İMO Adana Şubesinin açıklamasına göre plan değişikliği, alanda Defterdarlık Hizmet Binası için 2.40 emsal ve 17 kat, yani 51,50 metre; Veterinerlik Hizmet Binası için ise 1.20 emsal ve 10 kat, yani 30,50 metre yapılaşma izni getiriyor.

Çak, yalnızca dere şeridinin açık bırakılmasının, öngörülen yapı kütlelerinin ve yoğunluğun oluşturacağı altyapı, ulaşım ve trafik yükünü ortadan kaldırmayacağını ifade etti.

Parselde yoğun yapılaşma ve kat yüksekliği baskısının devam ettiğini belirten Çak, değerlendirmenin yalnızca dere yatağının sınırları üzerinden yapılamayacağını vurguladı.

“Alanın yüzde 95’i yoğun ağaç dokusundan oluşuyor”

Çak, söz konusu arazinin Süleyman Demirel Bulvarı’ndan başlayan dere yatağı havzasının tam ortasında bulunduğunu ve bu havzada günümüze kadar yapılaşmamış tek doğal alan olduğunu belirtti.

Yaklaşık 35 dönümlük alanın yüzde 95’inin yoğun ağaç dokusundan oluştuğunu ifade eden Çak, doğal doku, havza özellikleri ve taşkın risklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Ağaçların başka alanlara taşınması yaklaşımının mevcut doğal dokuyu korumanın yerini tutamayacağını vurgulayan Çak, Defterdarlık hizmetleri için alternatif alanların değerlendirilebileceğini belirterek eski İller Bankası arazisini işaret etti.

İstanbul’daki sel ve su baskınlarını hatırlattı

Açıklamasında İstanbul’da şiddetli yağışların ardından meydana gelen sel ve su baskınlarına da değinen Çak, bu olayların dere yatakları ve doğal su yollarındaki yapılaşmanın ağır sonuçlarını yeniden gündeme getirdiğini ifade etti.

Çak, can kayıplarının yaşandığını ve kayıp yurttaşların bulunduğunun bildirildiğini hatırlatarak, afetlerin ardından sorumluluğun doğaya yüklenmesini ve etkili yağışların felaketin başlıca gerekçesi olarak sunulmasını eleştirdi.

Şiddetli yağışların kentlerde afete dönüşmesinde yalnızca meteorolojik koşulların belirleyici olmadığını belirten Çak; plansız ve çarpık kentleşmenin, yetersiz altyapının, tarım alanları ile doğal su yollarının yapılaşmaya açılmasının riskleri ağırlaştırdığını söyledi.

Çak ayrıca meslek odalarının görüşleri alınmadan, gerekli mühendislik incelemeleri ve altyapı planlamaları yapılmadan hayata geçirilen projelerin, iklim değişikliğiyle artan aşırı hava olaylarının etkilerini büyüttüğünü vurguladı.

“İtirazımız kamu hizmetlerine değil, afet risklerini göz ardı eden imar kararlarına”

İMO Adana Şubesinin kamu hizmetlerine ve kentin gelişimine karşı olmadığını belirten Çak, itirazlarının gerekçesini şu sözlerle açıkladı:

“İtirazımız kamu hizmetlerine ve kentin gelişimine değil; doğanın tahrip edilmesine, afet risklerinin göz ardı edilmesine ve kamu yararını hiçe sayan rant odaklı imar kararlarınadır. Veterinerlik arazisinin yapılaşmaya açılmasına karşı çıkışımızın temelinde de bu anlayış bulunmaktadır.”

Çak, dere yataklarının ve doğal alanların yapılaşma baskısından kurtarılması gerektiğini vurgulayarak, İstanbul’da yaşananların Adana’da tekrarlanmaması için planlama kararlarında insan yaşamının, doğanın ve kamu yararının öncelik olması çağrısını yineledi.