İnsan Hakları

İsrail’in ayrımcı yasası, kasıtlı öldürmeden mahkûm edilen Filistinlilere ölüm cezası verecek

Failler cezasız kalırken, İsrail yetkililerinin ölüm cezası kullanımını genişleten yasa değişikliği, devlet destekli infazlara izin verecek.

Abone Ol

İsrail’in yeni ölüm yasası, Filistinlilerin devlet destekli infazına izin verecek

Filistinlilere karşı yargısız infazlar yıllardır sürüyor. Failler cezasız kalırken, İsrail yetkililerinin ölüm cezası kullanımını genişleten yasa değişikliği, devlet destekli infazlara izin verecek. Af hakkının olmaması, yasayı dünyanın en aşırı uçtaki ölüm cezası yasası haline getiriyor. Uluslararası Af Örgütü, bunun Filistinlilere karşı onlarca ayrımcı yasayla sürdürülen apartheid sistemini daha da güçlendireceği uyarısında bulunarak, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyor.

Uluslararası Af Örgütü, İsrail yetkililerinin ölüm cezası kullanımını genişleten ve 30 Mart’ta Knesset’te 48’e karşı 62 milletvekilinin oyuyla kabul edilen yasa değişikliklerini derhal iptal etmesi gerektiğini belirtti. Uluslararası Af Örgütü Araştırma, Savunuculuk, Politika ve Kampanyalar Kıdemli Direktörü Erika Guevara-Rosas, “İsrail parlamentosu Knesset, aleni bir acımasızlık, ayrımcılık ve insan haklarının mutlak surette hiçe sayılmasının göstergesi olarak ölüm cezası kullanımını kolaylaştıran bir dizi yasanın ilkini onayladı. İsrail Ceza Kanunu’na eklenen ve ‘Teröristler İçin Ölüm Cezası’ adıyla bilinen yasa değişikliği, ölüm cezasının kaldırılması yönünde küresel eğilimin olduğu bir dönemde, en ağır cezanın kapsamını genişletiyor ve kullanımını kolaylaştırıyor. Yasa aynı zamanda yaşam hakkından keyfi olarak yoksun bırakmanın önlenmesine ve adil yargılanma hakkının korunmasına ilişkin güvenceleri ortadan kaldırıyor ve İsrail’in Filistinlilere karşı onlarca ayrımcı yasayla sürdürdüğü apartheid sistemini daha da güçlendiriyor” dedi. Guevara-Rosas, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu yasanın, Başbakan ve birçok bakan tarafından kutlanan bir kararla, İsrail askeri savcısının, Filistinli bir mahkûma cinsel saldırıda bulunmakla suçlanan İsrail askerleri hakkındaki tüm suçlamaları düşürdüğü ayda çıkarılması, İsrail’in Filistinlileri insanlık dışına çıkarmasının boyutlarını gözler önüne seriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin, savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlardan hakkında yakalama kararı çıkardığı Başbakan Binyamin Netanyahu, yasa lehine oy kullananlar arasındaydı. Yıllardır, Filistinlilere karşı açıkça yargısız infazların ve hukuk dışı öldürmelerin gerçekleştiği, faillerin neredeyse tamamen cezasız kaldığı kaygı verici eğilimi izliyoruz. Devlet destekli infazlara izin veren bu yasa, bu tür politikaların geldiği son noktadır.

Ölüme mahkûm edilenlerin af hakkı olmayacak

Yeni yasa, yasadışı olarak ilhak edilen Doğu Kudüs hariç işgal altındaki Batı Şeria’da ve İsrail’de ölüm cezasının kullanımı için iki yasal çerçeve kuruyor. İşgal altındaki Batı Şeria’da askeri mahkemeler, İsrail’in ayrımcı terörle mücadele yasası uyarınca terör suçları olarak tanımlanan eylemlerle kasıtlı öldürmeden mahkûm edilen Filistinlilere ölüm cezası verecek. Mahkemeler, yalnızca yasanın belirleyemediği özel koşullarda müebbet hapis (ve yalnızca müebbet hapis) cezası verebilecek. Batı Şeria’dan sanıkların askeri ya da sivil mahkemelerde yargılanacağına Savunma Bakanı karar verecek. Ölüme mahkûm edilenlerin af hakkı olmayacak; bu da yasayı, dünyanın en aşırı uçtaki ölüm cezası yasası haline getiriyor.

Erika Guevara-Rosas, “İsrail, Filistinli sanıklar hakkında yüzde 99’un üzerinde mahkûmiyet oranı olan, kanuna dayalı yargı sürecini ve adil yargılanma güvencelerini hiçe saydığı bilinen askeri mahkemelere, fiilen zorunlu ölüm cezası verme ve nihai kararın açıklanmasından sonraki 90 gün içinde infazın gerçekleştirilmesini isteme yetkisi veriyor. Böylece Filistinlileri en temel adil yargılanma güvencelerinden yoksun bırakarak askeri mahkemelere infaz konusunda açık çek veriyor” değerlendirmesinde bulundu.

“İsrail devletinin varlığını reddetmek amacıyla” kasten öldürmek…

İsrail’de ve yasadışı olarak ilhak edilen Doğu Kudüs’te geçerli ikinci çerçeve uyarınca, sivil mahkemelerin ölüm cezasına hükmetme yetkisi, “İsrail devletinin varlığını reddetmek amacıyla” kasten öldürmekten suçlu bulunan herkesi kapsayacak şekilde genişletiliyor. Kastın belirlenmesinde bu tür bir ideolojik kıstas, yasanın Filistinlileri hedef almak için tasarlandığı anlamına geliyor.

Erika Guevara-Rosas, “Önceki taslaklarda yapılan birkaç değişikliğe rağmen bu yasa uyarınca verilen tüm ölüm cezaları yaşam hakkının ihlali olacak ve İşgal Altındaki Filistin Toprağı’ndan Filistinliler hakkında verildiğinde aynı zamanda savaş suçu da teşkil edebilecektir. Uluslararası toplum, İsrail yetkililerine bu yasayı iptal etmeleri, ölüm cezasını tamamen kaldırmaları ve Filistinlilere yönelik apartheid sistemini güçlendiren tüm yasa ve uygulamalara son vermeleri için azami baskı yapmalı” dedi.

Arka Plan

Ölüm cezası yasasında yapılan değişikliğe ek olarak, Knesset’in Anayasa, Hukuk ve Adalet Komisyonu 24 Mart’ta, 7 Ekim saldırılarına katılmakla suçlanan kişileri yargılamak için fiilen askeri bir mahkeme gibi işleyecek olan geçici bir mahkemenin kurulmasını öngören Mahkemeler Yasası (“7 Ekim Katliamı Olaylarına Karışanların Yargılanması”) teklifini ikinci ve üçüncü kez görüştü. Teklif, mahkemeye suçlu bulunanlar hakkında ölüm cezasına hükmetme yetkisi veriyor ve “hakikatin ortaya çıkarılması ve adaletin tesisi için gerekli görüldüğü” takdirde mahkemenin standart usul kurallarından ve kanıta dayalı hukuktan önemli ölçüde uzaklaşmasını mümkün kılıyor.

Uluslararası Af Örgütü istisnasız her koşulda ölüm cezasına karşı çıkmaktadır. İsrail’in taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 6(1) Maddesi, uluslararası teamül hukuku, uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk uyarınca mutlak surette yasaklanan işkence ve diğer türde kötü muamele ile yaşam hakkından keyfi olarak yoksun bırakmaya karşı koruma sağlamaktadır.

Yargı sisteminin, özellikle de askeri yargı sisteminin Filistinlilere karşı yapısal olarak ayrımcı niteliğiyle bilindiği ve mahkumiyetlerin genellikle rutin şekilde işkence ve diğer türde kötü muamele altında elde edilen kanıtlara dayandığı İsrail bağlamında, ölüm cezasının bu tür yasalar kapsamında kullanılması, yaşam hakkının ve işkence ile diğer zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele ve cezalandırma yasağının ihlali olacak.