İHD Adana Şubesi’nin düzenlediği “Barış Hakkı” panelinde konuşan insan hakları savunucuları, barışın yalnızca çatışmasızlık anlamına gelmediğini vurgulayarak; demokratikleşme, hakikatle yüzleşme, toplumsal katılım ve insan haklarının güvence altına alınmasının kalıcı barışın temel koşulları olduğunu ifade etti.

Whatsapp Image 2026 05 17 At 18.06.36 (29)

İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi tarafından 2026 Çukurova İnsan Hakları Akademisi kapsamında düzenlenen “Barış Hakkı” paneli, Adana Büyükşehir Belediyesi Salonu’nda gerçekleştirildi. Panelin moderatörlüğünü Yasemin Dora Şeker üstlenirken, konuşmacılar arasında İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, TİHV Kurucular Kurulu Üyesi Şebnem Korur Fincancı ve Hak İnisiyatifi Derneği Genel Başkanı Fatma Bostancı Ünsal yer aldı.

Panelde barış hakkının insan hakları mücadelesindeki yeri, demokratikleşme süreçleri, çatışmalı dönemlerin toplumsal etkileri ve hak ihlallerine karşı ortak mücadele başlıkları ele alındı.

Whatsapp Image 2026 05 17 At 18.06.36 (26)

“Barış insan haklarının temel koşuludur”

Hak İnisiyatifi Derneği Genel Başkanı Fatma Bostancı Ünsal, savaş ortamlarında insanların en temel haklarının ortadan kalktığını belirterek, barış hakkının insan haklarının temelini oluşturduğunu söyledi. İnsan hakları mücadelesinin, insanın “insan kalabilmesi” için evrensel bir zorunluluk olduğunu ifade eden Ünsal, barışın yalnızca bir talep değil, yaşamın sürdürülebilmesi için gerekli temel koşullardan biri olduğunu dile getirdi.

Filistin’de yaşananlara dikkat çeken Ünsal, evrensel ölçekte barışın sağlanabilmesi için hukukun ve vicdanın güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Barışı kalıcı hale getirecek mekanizmaları çok geç olmadan inşa etmek zorundayız” dedi.

Whatsapp Image 2026 05 17 At 18.06.36 (27)

“Barış yalnızca silahların susması değildir”

İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın ise Türkiye’de yürütülen barış tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dünyada artan çatışma ortamının ve otoriter politikaların toplumlar üzerinde ağır sonuçlar yarattığını belirten Aydın, hak ve özgürlüklerin tarih boyunca toplumsal mücadelelerle kazanıldığını söyledi.

Türkiye’de henüz resmi olarak adı konulmamış bir barış sürecinin yaşandığını ifade eden Aydın, yaklaşık bir buçuk yıldır çatışmaların azalmasının önemli olduğunu ancak bunun tek başına kalıcı barış için yeterli olmayacağını vurguladı.

Birleşmiş Milletler’in barış tanımına atıfta bulunan Aydın, “Barış yalnızca silahların susması anlamına gelmiyor. Barış; diyalog mekanizmalarının kurulduğu, sorunların müzakere yoluyla çözüldüğü, katılımcı ve demokratik bir süreçtir” diye konuştu.

“Toplumun tüm kesimleri sürece dahil edilmeli”

Barışın toplumsallaşması için toplumun tüm kesimlerinin sürece dahil edilmesi gerektiğini ifade eden Aydın, kadınların, gençlerin, çocukların, farklı inanç gruplarının, meslek örgütlerinin ve sivil toplumun katılımını sağlayacak mekanizmaların oluşturulması gerektiğini söyledi.

İHD’nin 40 yıllık deneyimine dikkat çeken Aydın, derneğin çatışmalı süreçlerde yaşanan hak ihlallerini belgelediğini, faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler ve cezasızlık politikalarına karşı mücadele yürüttüğünü belirtti. Aydın, “Bu konuda güçlü bir hafızamız ve arşivimiz var. Kalıcı bir barışın inşası için bu deneyim değerlendirilmeli” ifadelerini kullandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yürütülen tartışmaları önemli bulduklarını söyleyen Aydın, Kürt sorununun ve barış meselesinin siyasal zeminde ele alınmasının değerli olduğunu kaydetti. Silahlı çatışma ortamından siyasi çözüm arayışına geçilmesinin önemli bir eşik olduğunu belirten Aydın, mevcut girişimlerin eksik yönleri bulunsa da önemli bir başlangıç olduğunu dile getirdi.

“Toplum barışı görmek istiyor”

Uzun yıllardır devam eden çatışmalı sürecin toplum üzerinde ağır travmalar yarattığını söyleyen Aydın, yaklaşık 50 bine yakın insanın yaşamını yitirdiğini, binlerce köyün boşaltıldığını ve ağır sosyal, ekonomik, psikolojik sonuçların ortaya çıktığını ifade etti.

Toplumun artık barışı görmek istediğini belirten Aydın, çatışma çözüm süreçlerinin kısa vadede sonuçlanmadığını vurgulayarak, “Bu süreçler uzun zamana yayılan süreçlerdir” dedi.

Türkiye’deki mevcut siyasal atmosferin barışın inşasını zorlaştırdığını ifade eden Aydın, “Bu kadar otoriterleşmiş ve kutuplaşmış bir toplumda barışı tesis etmek kolay değil. Ancak dünyada bunun örnekleri var. Güney Afrika gibi deneyimler bize umut veriyor” diye konuştu.

2013-2015 çözüm sürecinin ardından yaşanan ağır çatışmalı dönemi hatırlatan Aydın, benzer acıların yeniden yaşanmaması gerektiğini belirterek, “Umarım bu süreç başarıyla sonuçlanır ve herkesin içinde yaşayabileceği demokratik bir barış ortamı oluşur” dedi.

Whatsapp Image 2026 05 17 At 18.06.36 (30)

“Dünyada insan hakları alanında ciddi gerileme yaşanıyor”

TİHV Kurucular Kurulu Üyesi Şebnem Korur Fincancı ise dünyada demokrasi ve insan hakları alanında ciddi bir gerileme yaşandığını söyledi. Neoliberal kapitalist sistemin savaşlardan büyük rant elde ettiğini belirten Fincancı, 2024 yılında dünya gayrisafi hasılasından silahlanmaya ayrılan payın tarihsel olarak en yüksek seviyeye ulaştığını, bu oranın 2035’e kadar iki katına çıkarılmasının planlandığını ifade etti.

Sağlık ve eğitim gibi kamusal alanlara ayrılan payın yıllardır düşük tutulduğunu belirten Fincancı, artan askeri harcamaların toplumların geleceğini tehdit ettiğini söyledi.

Filistin’de çocukların yalnızca bombalarla değil, açlık ve ambargolarla da öldüğünü ifade eden Fincancı, Türkiye’de yeniden gündeme gelen çözüm süreci tartışmalarını ise “kırılgan bir umut” olarak değerlendirdi.

Whatsapp Image 2026 05 17 At 18.06.36 (28)

“Demokratikleşme olmadan kalıcı barış kurulamaz”

Kırk yılı aşkın çatışmalı sürecin ağır toplumsal tahribat yarattığını belirten Fincancı, demokratikleşme yönünde hâlâ somut adımlar atılmadığını ifade etti. Buna rağmen barış ihtimalinin toplumsal olarak önemini koruduğunu söyleyen Fincancı, silah bırakma töreninin ekolojik duyarlılıkla gerçekleştirilmesini ve kadınların görünürlüğünü “toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşım” olarak değerlendirdiğini, bunun kendisinde umut yarattığını belirtti.

Savaş hukukunun büyük ölçüde ortadan kalktığını söyleyen Fincancı, sağlık kurumlarının dahi hedef haline geldiğini ifade etti. İşkence ve polis şiddetinin toplumda giderek daha fazla meşrulaştırıldığını belirten Fincancı, İHD ve KONDA araştırmalarının da bu kötüleşmeyi ortaya koyduğunu dile getirdi.

Türkiye’de demokrasi endeksinin ciddi biçimde gerilediğini ifade eden Fincancı, “1980 askeri cuntasından çok daha geride bir noktadayız” dedi.

Whatsapp Image 2026 05 17 At 18.06.36 (22)

“Hakikat ve yüzleşme olmadan güven oluşmaz”

Adalet mekanizmalarının işlemediğini, ifade özgürlüğünün ortadan kaldırıldığını ve olağanüstü hal uygulamalarının ülkenin büyük bölümüne yayıldığını söyleyen Fincancı, tüm bu koşullara rağmen barışı konuşmanın zorunlu olduğunu ifade etti.

Hakikat ve yüzleşmenin barışın temel koşullarından biri olduğunu vurgulayan Fincancı, Dargeçit davasında verilen zaman aşımı kararını hatırlatarak, cezasızlık politikalarının Türkiye’nin en temel sorunlarından biri olduğunu söyledi.

Hakikatin açığa çıkarılmadığı ve hesap verebilirliğin sağlanmadığı koşullarda toplumun barış süreçlerine güven duymadığını belirten Fincancı, barış talebinin yalnızca belirli siyasi çevrelerin meselesi olmadığını ifade etti.

“Askeri harcamalara değil, sağlığa ve eğitime bütçe”

Konuşmasının devamında emek ve meslek örgütlerinin sorumluluklarına dikkat çeken Fincancı, askeri harcamalara karşı sağlık ve eğitim bütçelerinin artırılması gerektiğini belirterek, “Bütün bu askeri harcamalara karşı ‘Biz harcamayı sağlığa istiyoruz’ demek gerekiyor. Eğitimcilerin de bunu eğitim için talep etmesi gerekiyor” dedi.

Güvenli yaşamın yalnızca güvenlik politikalarıyla açıklanamayacağını ifade eden Fincancı; barınma, sağlık hizmetlerine erişim, eğitim hakkı ve anadilinde eğitim imkanının da bunun parçası olduğunu söyledi.

Esra Işık’ın bir ağaca sarıldığı için tutuklanmaması, Mehmet Türkmen’in çalışma hakkı mücadelesi nedeniyle hapse atılmaması gerektiğini belirten Fincancı, insan haklarının mücadeleyle kazanıldığını vurgulayarak, “Bütün bildirgeler ve sözleşmeler uzun soluklu insan hakları mücadelesinin sonucudur. Bunu korumak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 05 17 At 18.06.36 (23)

“Gerçek barış eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasıyla mümkün”

Şiddetin yalnızca fiziksel çatışmalardan ibaret olmadığını söyleyen Fincancı, açlık, yoksulluk ve eşitsizliklerin de yapısal şiddetin parçası olduğunu belirtti. “Fiziksel çatışmanın yokluğu, şiddetin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor” diyen Fincancı, gerçek barışın ancak toplumsal eşitsizliklerin giderilmesiyle mümkün olacağını ifade etti.

İHD Batman Şubesi: “KHK’lerle Süren Hukuksuzluk Kamu Emekçilerini Sivil Ölüme Mahkûm Ediyor”
İHD Batman Şubesi: “KHK’lerle Süren Hukuksuzluk Kamu Emekçilerini Sivil Ölüme Mahkûm Ediyor”
İçeriği Görüntüle

TMK’nın kaldırılması gerektiğini savunan Fincancı, örgütlenme özgürlüğünün büyük ölçüde ortadan kaldırıldığını, sendikalı işçi sayısının düştüğünü ve örgütlenmenin suç haline getirildiğini söyledi.

Barış talebini dile getiren akademisyenlerin ihraç edildiğini hatırlatan Fincancı, benzer baskıların dünya genelinde yaşandığını ifade etti. Kadınların barış süreçlerine katılımının barış ihtimalini yüzde 35 artırdığına ilişkin araştırmaları hatırlatan Fincancı, kadınların empati ve dayanışma kurma becerilerinin toplumsal barış açısından belirleyici olduğunu söyledi.

İnsan hakları mücadelesinin uzun soluklu bir mücadele olduğunu vurgulayan Fincancı, “Hak bize ait ama bunu inşa etme yükümlülüğü devletlere ait” diyerek devletlerin barış ve insan hakları konusundaki sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini ifade etti.

Muhabir: Güven BOĞA