İnsan Hakları Derneği Batman Şubesi, KHK ile ihraç edilen eğitimci Ruşen Güneş’in yeniden görevden uzaklaştırılmasına tepki göstererek, OHAL döneminde başlayan hak ihlallerinin yargı kararlarıyla sürdürüldüğünü belirtti. Açıklamada, çalışma hakkı, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkının sistematik biçimde ihlal edildiği vurgulandı.

2016 yılında çıkarılan 675 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edilen eğitimci Ruşen Güneş hakkında verilen son yargı kararına tepki gösteren İnsan Hakları Derneği Batman Şubesi, OHAL sürecinde başlayan hukuksuz uygulamaların halen devam ettiğini açıkladı. İlk derece mahkemesinin göreve iade kararına rağmen, istinaf mahkemesinin davayı reddetmesi sonucu Güneş’in Nisan 2026’da yeniden görevden çıkarıldığı belirtilen açıklamada, KHK ihraçlarının yalnızca mesleki değil; ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan da ağır sonuçlar yarattığı ifade edildi.

Açıklama şu şekilde;

KHK Mağduriyetlerine ve Süregelen Hak İhlallerine Son Verin!

İHD’den AİHM Yasak Kararı Sonrası Çağrı: “Türkiye Ceza Adaletinde Hukuk Devletine Dönmeli”
İHD’den AİHM Yasak Kararı Sonrası Çağrı: “Türkiye Ceza Adaletinde Hukuk Devletine Dönmeli”
İçeriği Görüntüle

29 Ekim 2016 tarihinde 675 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edilen Ruşen Güneş, yürüttüğü hukuki mücadele sonucunda 2023 yılı Ağustos ayında idare mahkemesi kararıyla görevine iade edilmiştir. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından söz konusu karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş, devam eden süreçte Şubat 2026 tarihinde yeniden ret kararı verilmiştir. Bu karar doğrultusunda Ruşen Güneş'in görevine Nisan 2026 tarihinde yeniden son verilmiştir. Yaşanan bu süreç; çalışma hakkı, hukuki güvenlik ilkesi ve adil yargılanma hakkı bakımından ciddi hak ihlalleri tartışmalarını beraberinde getirmektedir.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 15. İdari Dava Dairesi'nin, KHK ile kamu görevinden çıkarılan eğitimci Ruşen Güneş hakkında verdiği karar; OHAL döneminde tesis edilen hukuksuz işlemlerin yargı eliyle sürdürülmeye devam edildiğini bir kez daha göstermiştir. İlk derece mahkemesinin iptal kararının kaldırılarak davanın reddedilmesi, adil yargılanma hakkı ile çalışma hakkı başta olmak üzere birçok temel hakkın ihlalinin devamı niteliğindedir.

OHAL KHK'leri ile gerçekleştirilen ihraç işlemleri, uzun yıllardır etkili yargısal denetimden uzak, soyut ve gerekçesiz iddialara dayalı biçimde uygulanmaktadır. OHAL Komisyonu'nun etkili bir başvuru yolu olmaktan uzak yapısı ve mahkemelerin büyük ölçüde idarenin değerlendirmelerini esas alan yaklaşımı, hukuk devleti ilkesini zedelemektedir.

Mahkemenin kararında "ölçülülük" ve "uluslararası hukuk sınırları" vurgusu yapılmasına rağmen; kişinin çalışma hakkı, masumiyet karinesi, özel hayata ve sosyal yaşama etkileri ile ihraçların yarattığı ağır toplumsal sonuçlar göz ardı edilmiştir. İhraçların yalnızca mesleki değil, ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan da ağır sonuçlar doğurduğu açıktır.

Anayasa'nın 15. maddesi ile Türkiye'nin tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi uyarınca olağanüstü hallerde dahi bazı temel haklara dokunulması mümkün değildir. Yaşam hakkı, işkence yasağı, suç ve cezaların kanuniliği ilkesi, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkına ilişkin temel güvenceler çekirdek haklar kapsamında değerlendirilmekte olup bu haklara yönelik müdahaleler hiçbir koşulda meşrulaştırılamaz. İhraçlar hakkında verilen kararlarda çekirdek haklar ile ilgili değerlendirme yapılmasına rağmen ihraç edilen kişilerin başta çekirdek hakları olmak üzere tüm hak haklarını gözardı ederek adeta bireyi yok sayaracasına hüküm tesis edilmesi ulusal ve uluslararası sözleşmeleri hiçe saymaktır.

Ancak OHAL sürecinde çıkarılan KHK'ler ile yürütülen ihraç uygulamalarında; somut delil yerine soyut değerlendirmelerin esas alınması, savunma hakkının etkili biçimde kullandırılmaması, kişilerin fiilen sivil ölüme terk edilmesi ve yargısal süreçlerin etkisiz bırakılması ciddi hukuka aykırılıklar yaratmıştır. Suç isnadı niteliği taşıyan değerlendirmelerin herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın idari İşlemlerle kesin sonuçlar doğurması, masumiyet karinesinin açık ihlali niteliğindedir.

Yine ihraç işlemlerinin yalnızca kamu görevine son verme ile sınırlı kalmayıp kişilerin çalışma, seyahat, sosyal güvenlik ve toplumsal yaşama katılım haklarını uzun yıllar boyunca etkileyen sonuçlar yaratması; ölçülülük ilkesine, hukuk devleti ilkesine ve temel hakların korunmasına ilişkin evrensel hukuk normlarına aykırıdır.

İnsan Hakları Derneği olarak bir kez daha ifade ediyoruz ki; OHAL döneminde çıkarılan KHK'ler ile yaratılan kalıcı hak ihlalleri sona erdirilmeli, etkili ve bağımsız bir yargısal denetim mekanizması işletilmeli, ihraç edilen kamu emekçilerinin adalet talepleri karşılanmalıdır.

Hukukun temel ilkelerine aykırı biçimde sürdürülen bu uygulamaların takipçisi olmaya ve hak ihlallerine karşı dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ BATMAN ŞUBESİ

Muhabir: Güven BOĞA