İHD Adana Şubesi’nin 17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplar Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, zorla kaybetmelerin insanlığa karşı suç olduğu vurgulandı. İHD MYK Üyesi Nurettin Tanış, Türkiye’de etkin soruşturmaların yürütülmediğini ve cezasızlık politikalarının sürdürüldüğünü belirtirken, Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Mehmet Kamaç da devletin kayıplar konusunda hesap vermesi gerektiğini söyledi.

Whatsapp Image 2026 05 17 At 18.06.36 (15)

İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi, 17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplar Haftası kapsamında Adana Heykelli Park’ta basın açıklaması gerçekleştirdi. Saygı duruşuyla başlayan açıklamada, gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin ortaya çıkarılması, faillerin yargılanması ve cezasızlık politikalarına son verilmesi çağrısı yapıldı.

Basın açıklamasında konuşan İHD MYK Üyesi Nurettin Tanış, gözaltında kaybetmelerin Türkiye’nin yüzleşmesi gereken en ağır insan hakları ihlallerinden biri olduğunu söyledi. Tanış, 1990’lı yıllarda sistematik hale gelen zorla kaybettirmelerin yalnızca bireyleri değil, toplumun tamamını etkileyen bir devlet şiddeti biçimi olarak hafızalara kazındığını ifade etti.

Whatsapp Image 2026 05 17 At 18.06.36 (17)

“Hakikat ve Adalet Mücadelesinden Vazgeçmeyeceğiz”

Tanış, İHD’nin kurulduğu günden bu yana gözaltında kaybetmelere karşı hakikat ve adalet mücadelesinin temel öznelerinden biri olduğunu belirterek, kayıp başvurularının belgelenmesi, dava süreçlerinin takip edilmesi ve kayıp yakınlarının sesinin duyurulması için yıllardır mücadele yürüttüklerini söyledi.

İstanbul, Diyarbakır, Batman, İzmir, Urfa ve Yüksekova başta olmak üzere birçok kentte kayıp yakınlarıyla birlikte sürdürülen Cumartesi oturma eylemlerinin yalnızca kayıpların bulunması için değil, toplumsal hafızanın korunması ve benzer ihlallerin tekrar yaşanmaması açısından da büyük önem taşıdığını kaydeden Tanış, “Hakikat, adalet ve yüzleşme talebimizi bir kez daha yeniliyoruz” dedi.

Whatsapp Image 2026 05 17 At 18.06.36 (20)

“Türkiye Hakikatle Yüzleşmekten Kaçınıyor”

Zorla kaybettirme iddialarının hukuk devletlerinde bağımsız ve etkin biçimde soruşturulması gerektiğini vurgulayan Tanış, Türkiye’de ise binlerce kayıp dosyasına rağmen etkin soruşturmaların yürütülmediğini söyledi. Tanış, “Birçok delil ve tanık olmasına rağmen gerçekleri araştıracak bağımsız komisyonlar kurulmadı. Aradan geçen yıllara rağmen hakikat ortaya çıkarılmadı, sorumlular korunarak cezasızlık politikaları sürdürüldü” ifadelerini kullandı.

Tanış, zorla kaybettirmelerin, Birleşmiş Milletler Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmesi’nin 5. maddesine göre insanlığa karşı suç sayıldığını hatırlatarak, bu suçlarda zaman aşımının uygulanamayacağını dile getirdi.

Adana İHD, "Çatışmasızlık ve silahsızlanma ile elde edilen bu tarihi fırsat kalıcı bir barışa dönüşmeli"
Adana İHD, "Çatışmasızlık ve silahsızlanma ile elde edilen bu tarihi fırsat kalıcı bir barışa dönüşmeli"
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin hâlâ söz konusu uluslararası sözleşmeyi imzalamadığını belirten Tanış, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye hakkında verdiği çok sayıdaki ihlal kararında da gözaltında kaybetmeler ve etkin soruşturma yürütülmemesinin ağır hak ihlali olarak değerlendirildiğini söyledi.

Dargeçit ve Vartinis Davalarına Dikkat Çekildi

Açıklamada, gözaltında kaybetme davalarında cezasızlık politikalarının sürdüğüne dikkat çekilerek, Dargeçit dosyasının da Vartinis ve Kulp davaları gibi zaman aşımına uğratıldığı belirtildi. Tanış, ailelerin ve insan hakları savunucularının yıllara yayılan mücadelesine rağmen adaletin sağlanmadığını ifade etti.

Gerçek bir toplumsal barışın ancak geçmişte işlenen ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşilmesi halinde mümkün olacağını belirten Tanış, “Hakikatin açığa çıkmadığı, adaletin sağlanmadığı ve cezasızlığın sürdüğü bir yerde kalıcı barış kurulamaz” dedi.

İHD’nin Talepleri Sıralandı

Basın açıklamasında şu talepler dile getirildi:

  • Gözaltında kaybedilen tüm kişilerin akıbeti açıklansın.
  • Zorla kaybetme suçu Türk Ceza Kanunu’nda insanlığa karşı suç olarak açık biçimde düzenlensin.
  • Tüm kayıp dosyalarında cezasızlık uygulamalarına son verilsin.
  • Sorumlular bağımsız ve etkin soruşturmalar sonucunda yargı önüne çıkarılsın.
  • Galatasaray Meydanı’ndaki yasak ve sayı sınırlamaları kaldırılsın, Cumartesi Anneleri özgürce açıklama yapabilsin.
  • Türkiye, Birleşmiş Milletler Zorla Kaybetmelere Karşı Uluslararası Sözleşmesi’ni imzalayıp etkin biçimde uygulasın.
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin zorla kaybetmelere ilişkin kararları eksiksiz yerine getirilsin.

Açıklama, “Kaybedilen tüm insanların anısı önünde saygıyla eğiliyor, hakikat ve adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi ilan ediyoruz” sözleriyle sona erdi.

Mehmet Kamaç: “Devlet Kayıpların Sorumluluğunu Üstlenmeli”

Basın açıklamasında konuşan Mehmet Kamaç ise, gözaltında kayıpların toplumun ortak acısı olduğunu söyledi.

Kamaç, “Eğer bir yerde insanlar kayboluyor ve akıbetleri bilinmiyorsa orada ciddi bir sorun vardır. Devlet kayıpların sorumluluğunu üstlenmeli, ailelerin sorularına cevap vermeli” dedi.

Kayıpların akıbetinin açıklanmasının hukuki ve vicdani bir sorumluluk olduğunu belirten Kamaç, devletin cevap veremediği durumlarda en azından kayıp yakınlarından özür dilemesi gerektiğini ifade etti. “Bu ülkede çok derin acılar yaşandı. Gözaltında kayıplar, sokakta kaybedilenler ve kendilerinden bir daha haber alınamayan insanlar bu toplumun hafızasında büyük yaralar bıraktı” diye konuştu.

Muhabir: Güven BOĞA