DEM Partili Uysal Aslan: “Ağırlaştırılmış Müebbet Rejimi İnsanlık Dışıdır”
DEM Partili Uysal Aslan: “Ağırlaştırılmış Müebbet Rejimi İnsanlık Dışıdır”
İçeriği Görüntüle

Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, 1995-1996 yıllarında Mardin’in Dargeçit ilçesinde yaşanan gözaltında kaybetmeler ve öldürmelere ilişkin davayı, 30 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle düşürdü. Daha önce beraat kararları verilen dosya, oy birliğiyle kapatıldı.

Mardin’in Dargeçit ilçesinde 1995-1996 yılları arasında aralarında çocukların da bulunduğu sivillerin gözaltına alındıktan sonra kaybedilmesi ve öldürülmesine ilişkin açılan “Dargeçit JİTEM Davası”, Yargıtay kararıyla zaman aşımına uğradı. Yerel mahkemenin beraat kararlarının ardından yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay, 30 yıllık sürenin dolduğunu belirterek dosyanın düşürülmesine hükmetti. Karar, uzun yıllardır adalet arayan aileler ve insan hakları savunucuları açısından tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, Mardin’in Dargeçit ilçesinde 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında üçü çocuk yedi sivilin gözaltına alındıktan sonra öldürülmesi ve uzman çavuş Bilal Batırır’ın kaybedilmesine ilişkin olan “Dargeçit JİTEM Davası” ile ilgili “zaman aşımı” kararı vererek, dosyayı düşürdü.

MA’dan Ahmet Kanbal’ın haberine göre Dargeçit JİTEM Davası’nda 18 sanık hakkında 4 Temmuz 2022’de Adıyaman 1’inci Ceza Mahkemesi tarafından beraat kararı verildi. Bunun üzerine mağdurların avukatları, aralarında dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire ve Dargeçit Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz’ın da bulunduğu 18 sanık hakkındaki beraat kararını Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşıdı. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını “yerinde” görerek, istinaf talebini reddetti.

İnsan Hakları Derneği (İHD) adına dosyayı takip eden avukat Erdal Kuzu, istinaf kararının ardından dosyayı Yargıtay’a taşıyarak, yerel mahkemenin kararının bozulmasını istedi. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, incelediği dosyada 30 yıllık “zaman aşımı” süresinin 8 Mart itibari ile dolduğunu savunarak, dosyanın “zaman aşımı” gerekçesiyle düşürülmesine karar verdi.

Oy birliğiyle zaman aşımından düşürüldü

Yargıtay, dava devam ederken hayatını kaybeden üç sanık ile beraber 15 sanık hakkında “(…) yargılama konusu eylemleri için dava zaman aşımı süresi yönünden lehe olan 765 sayılı Kanun’un 450/4-6. maddeleri uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı 765 sayılı Kanunun 102/1. maddesi uyarınca 20 yıllık olağan ve 104/2. maddesi uyarınca 30 yıllık olağanüstü dava zaman aşımı süresinin bulunduğu, buna göre eylem tarihlerinin esas alınması suretiyle temyiz incelemesi tarihine kadar olağanüstü zaman aşımı sürelerinin gerçekleşmiş olduğu tespit edildiğinden, söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir” ifadelerini kullandı.

Yargıtay, kararın devamında Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesi’nin, 18 Nisan 2024 tarihinde verdiği beraat kararının da bozulmasına ve ilgili maddeler kapsamında “gerçekleşen dava zaman aşımı nedeniyle” dosyanın düşmesine oy birliğiyle karar verdiğini belirtti.

Ne olmuştu?

Dargeçit ilçesinde, 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında Davut Altınkaynak (12), Seyhan Doğan (14), Nedim Akyön (16), Mehmet Emin Aslan (19), Abdurrahman Olcay (20), Abdurrahman Coşkun (21), Hikmet Kaya (24) ve Süleyman Seyhan (57) ile uzman çavuş Bilal Batırır kaybedildi. Söz konusu kaybedilmelerle ilgili dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire, Dargeçit Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz, Karakol Komutanı Yardımcısı Haydar Topçam ve Uzman Çavuş Kerim Şahin ile Faruk Çatak, Mahmut Ayaz, Naif Çelik, Ramazan Savcı, Kemal Kaya, Mehmet Acar, Faik Acar, Hüseyin Altunışık, Mehmet Emin Çelik, Sadık Çelik, Fethullah Çelik, Osman Demir, Bahattin Ergel hakkında, “Taammüden öldürme” suçundan soruşturma başlatıldı.

30 Ekim 2014 tarihinde söz konusu soruşturmanın davaya dönüşmesi sonucu Midyat’ta yargılama başladı. Daha sonra “güvenlik” gerekçesiyle Adıyaman’a taşınan davanın 13 Mart 2017 tarihinde görülen yedinci duruşmasında, dava dosyası bu kez Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledildi. Ankara’daki mahkemenin davayı kabul etmemesi üzerine Yargıtay dava duruşmalarının tekrardan Adıyaman’da görülmesine karar verdi.

JİTEM’i itiraf etti

Dargeçit JİTEM Davası’nda bugüne kadar yaşanan gelişmelere ve itiraflara rağmen sanıkların tutuksuz yargılanmasına devam edilirken, dosyada yaşanan çarpıcı gelişmelerin başında, dönemin Mardin İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Muhammet Demirel’in şüpheli sıfatı ile verdiği ifade geldi. Demirel, 6 Haziran 2013’te JİTEM’in varlığını itiraf ettiği ifadesinde, “O dönem Mardin İl Jandarma Komutanlığı içerisinde ayrı bir binada ‘JİT’ dedikleri jandarma istihbarat timinin olduğunu, bunların hiyerarşik olarak Mardin İl Jandarma Komutanlığı’na değil, Diyarbakır Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı’na bağlı olduklarını, bu timin toplam 5-6 rütbeli personelden oluştuğunu, ayrıca bunların kullandığı sivil elemanların da olduğunu, bu rütbelilerin kendilerine bağlı çalışmadığını ve genelde kod isim kullandıkları için isimlerini ve faaliyetlerini bilmediğini” belirtti.

Tutuklu savcıya ulaşılamadı

Mahkeme heyetinin dinlenmesi yönünde müzakere kararı aldığı dönemin savcısı Adem Kul’a ise yıllardır ulaşılamadı. Mart 2017’de “adresine ulaşılamadığı” belirtilen Kul’un, 21 Temmuz 2016’da Samsun’daki Fethullah Gülen Cemaati soruşturması kapsamında tutuklandığı ortaya çıktı. 18 Ocak 2018 tarihine kadar tutuklu olmasına rağmen “adresine ulaşılamadığı” gerekçesiyle dinlenmeyen Kul, “etkin pişmanlık yasasından” yararlanarak tahliye edilmiş ancak buna rağmen hâlâ adresine ulaşılamadığı ileri sürüldü.

Dosyaya eklenen 2 Kasım 1995 tarihli tutanakla, davanın seyri de değişti. Söz konusu tutanakta silah deposu olduğu bildirilen Dilan (Ulaş) köyü doğusundaki (50-51) koordinatlarından bahsedilirken, Mardin İl Jandarma Komutanlığı söz konusu koordinatların 2 Kasım 1995’teki tutanakta geçen “50-51 koordinatları” ile Nedim Akyön ve Davut Altınkaynak’a ait kemiklerin bulunduğu 2015 tarihli tutanaktaki Dilan köyündeki Pekurt mağaralarının koordinatlarının aynı olduğunu bildirdi.

Beraat kararının gerekçeli kararında ise yedi kişiye ait kemiklerin bulunmasına rağmen tanık beyanlarının “yalnızca duyuma dayandığı” iddia edildi. Resmi makamlar tarafından mahkemeye gönderilen cevap yazıların sanıklar aleyhine olduğu iddiasında bulunan mahkeme, resmi yazıların “tanık beyanlarını doğrular nitelikte olmadığını” öne sürdü. Mardin İl Jandarma Komutanlığı tarafından 2015’te dosyaya gönderilen ve “cinayetlerin resmi koordinatları” olarak tanımlanan yazıya ise değinilmedi. Söz konusu kararda, Mehmet Tire’nin yaralandığı güne ait tutanaklara dikkat çekilerek, olayın yaşandığı Dilan köyünün doğusundaki (50-51) koordinatların Nedim Akyön ve Davut Altınkaynak’a ait kemiklerin bulunduğu Dilan köyündeki Pekurt mağaralarının koordinatları ile aynı olduğu belirtildi.

Beraat kararı verildi

Katledilen ve kemikleri kuyularda bulunan yedi kişinin kemiklerinin delil olarak görülmediği gerekçeli kararda, Hayat Altınkaynak ile gözaltına alınarak annesinin gözü önünde işkence edilen Davut Altınkaynak hakkında “resmi kayıtlarda herhangi bir gözaltı işlemine rastlanmadığı” iddialarına yer verildi. Mahkeme kararının gerekçesinde, “somut delil olmadığı” iddiasında bulunulurken, şunlar öne sürüldü: “Yapılan yargılama ve toplanan deliller ışığında soyut isnat ve iddialar haricinde, sanıkların atılı suçları kanunî tanıma uygun şekilde işlediklerini tereddütsüz ortaya koyabilecek nitelikte, ceza hükmü kurabilmeye elverişli, her türlü kuşkudan arınmış, somut, kesin, inandırıcı delil elde edilemediğinden, yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle müsnet suçlardan ayrı ayrı beraatlarına karar verilmiştir.”

İstinaf beraati onadı

Ardından Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşınarak istinaf edilen dosyada, Bölge Adliye Mahkemesi de kararların “yerinde” olduğunu savunarak, “Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre ilk derece mahkemesinin kararlarında düzeltme nedenleri dışında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptandığından; istinaf edenlerin istinaf nedenlerinin reddine” diye karar verdi. Mahkeme ayrıca hayatını kaybeden sanık korucular, Fethullah Çelik’in Naif Çelik ve Ramazan Savcı’nın da ölümleri dolayısıyla haklarındaki yargılama düşürüldü.

Muhabir: Güven BOĞA