İYİ Parti Aydın Milletvekili Ömer Karakaş, oynanan oyuna dikkat çekerek uyardı: ‘Sığınmacılara vatandaşlık vermeyi hemen durdurun’

‘Bugün 10 milyon olan mülteci, 2053’te 35 milyon olacak’

‘Bu vatanın tapusuna kimseyi ortak etmeyiz’

‘Milli bayramlar itibarsızlaştırıldı’

‘Bu ülkenin birlik ve beraberliği kırmızı çizgimiz’

İYİ Parti Aydın Milletvekili Ömer Karakaş, TBMM Genel Kurulu’nda İçişleri Bakanlığı bütçesiyle ilgili konuştu. Bir vatandaş, İçişleri Komisyonu üyesi bir milletvekili olarak göreve gelen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın  uygulamalarını yakından takip ettiğini belirten Karakaş, bakanın şu ana kadarki uygulamalarına baktığında, kendisini başarılı bulduğunu söyledi. Daha sonra bunun gerekçesini de açıklayan Karakaş, şöyle devam etti:

“Maalesef, AK PARTİ iktidarında daha önce bakanlık yapan arkadaşlarımızdan birileri geçmişte emniyet teşkilatını ve güvenlik birimlerini FETÖ'ye teslim etti; diğerleri ise mafyayla, çeteyle, uyuşturucu baronlarıyla poz vererek onlara prim tanıdı ancak bayın bakan samimiyetle, dürüstçe görevini yapmaya çalışıyor; o yüzden kendisini takdir ediyoruz. Maalesef, görevini yapan insanlar, görevini yapan bürokrat ve bakanlar bu ülkede artık lütuf hâline geldi.”

Oynanan oyunlara dikkat!

Karakaş, ülkemizin zor bir coğrafyada, ateş çemberi içerisinde olduğunu, bölgemizde oynanan çok önemli oyunlar ve projeler bulunduğuna vurgu yaptı. Bunların başında Büyük Orta Doğu Projesi’nin geldiğine işaret eden Karakaş, şunları söyledi:

“Nedir Büyük Orta Doğu Projesi ? Güneyinin Irak, kuzeyinin Türkiye, doğusunun İran, batısının ise Suriye olduğu ilk etapta kukla bir Kürdistan, akabinde büyük İsrail hayalidir. Bunu başarıp başaramamak ayrı bir konu ancak planlanan budur. Peki, bunu nasıl gerçekleştirecekler ? O ülkelerde hedefledikleri bölgelerde özerk yapılar oluşturup akabinde de bunları birleştirerek bunu gerçekleştirme planları vardır. Peki, bakıldığında, bunu Irak'ta başarmış durumdalar; Suriye'de proje devam ediyor, başarmaya çalışıyorlar; akabinde Türkiye, İran devam edecek.”

‘Bir an önce durdurun’

Karakaş, konuşmasının devamında “Şimdi, ülkemiz açısından baktığımızda bunu nasıl yapacaklar ?” sorusunu yöneltirken, şöyle devam etti:

“İşte, bunu iki yolla yapabilirler: Ya savaşla ya da iç savaşla. Savaşla bunu yapamayacaklarını geçmiş dönemde bizim atalarımız defalarca kanıtladılar. O zaman nasıl yapacaklar? Bunu iç savaşla yapacaklar. İç savaşla yapmanın yolu nedir? Geçmişte bunu başarabilmek için yine birçok projeyi kurgulamış durumdalar. İşte, geçmişte bir sağ-sol çatışması başlatmak istediler, olmadı; Alevi-Sünni çatışması başlatmaya çalıştılar, olmadı; bir Kürt-Türk savaşı başlatmak istiyorlar yıllardır, olmuyor, olmaz da çünkü bu insanlar bizim bin yıldır bir arada, aynı kaderi, aynı tarihi, aynı kültürü paylaştığımız insanlarımız; et ile tırnak gibi olduğumuz insanlarımız; dolayısıyla bunu da başaramayacaklar. O zaman ne yapacaklar? Ülkedeki demografik yapının değişmesi lazım; bu nasıl olacak? Bugünün 8-10 milyon mültecisi yine bizim yaptırdığımız simülasyonlara göre 2053 yılında 35 milyona tekabül ediyor ve maalesef bu insanlara vatandaşlık veriliyor. O yüzden ivedilikle sığınmacılara verilen vatandaşlığın bir an önce durdurulması lazım. Evet, bunlar bizim Müslüman kardeşlerimiz, aşımızı, işimizi paylaşabiliriz ancak vatandaşlığı asla vermememiz lazım çünkü vatandaşlık demek o ülkenin tapusuna ortak etmek demektir. Benim atalarımın canlarıyla, kanlarıyla bize emanet ettiği bu vatanın tapusuna hiç kimseyi ortak etme niyetinde değiliz, bunu da asla kabul etmeyiz. “

‘Toprak satışını yasaklayın’

Karakaş, ülkemizde çok ciddi oranda toprak satışı yapıldığına dikkat çekti. Geçmişte vatandaşlık için 400 bin dolarlık taşınmaz alanların vatandaş olduklarını ancak dört gün önce yeni bir şey çıkarıldığını anımsatan Karakaş,  “Günaydın diyorum ben kendilerine, doğruyu buldular; bu toprak satışını, tarla satışını ev, konut ve iş yeri şekline çevirdiler. Bunu doğru bir uygulama olarak buluyorum ama yetersiz buluyorum” dedi. Gelişmiş, geleceğini düşünen ülkelerin vatandaşlık verirken “doksan dokuz yıllığına kullanım hakkı verdiğini, satmadığını” belirten Karakaş, şunları söyledi:

“Biz, ivedilikle toprak satışının da yabancılara yasaklanması gerektiğini düşünüyoruz çünkü bugün, hepimizin içinin yandığı Filistin meselesine baktığımızda geçmişte İspanya'da kurulan Endülüs Emevi Devleti yıkıldıktan sonra Osmanlı, orada yaşayan Müslümanlar ile Yahudileri Türkiye'ye, Anadolu'ya getirdi. Daha sonra bu Yahudiler, çöküş döneminde Osmanlı'ya geldi, dedi ki: ‘Biz sizin borçlarınızı ödeyelim ancak bize -o gün Osmanlı topraklarında olan, bugün İsrail ve Filistin'in bulunduğu topraklar- oradan toprak satın.’ Ancak Osmanlı bunu kabul etmedi. Daha sonra o bölge İngiltere himayesine geçti. Bugün o topraklar tamamen -Gazze Şeridi hariç- İsrail egemenliğine geçmiş durumda. Yarın bizim çocuklarımızı, torunlarımızı Anadolu'yu yeniden fethetmek zorunda bırakmamamız lazım. “

CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, 3 Mart’ın "Laiklik Günü" olmasını teklif etti CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, 3 Mart’ın "Laiklik Günü" olmasını teklif etti

‘Milli bayramlar itibarsızlaştırılıyor’

Karakaş, konuşmasında başka bir önemli konuya daha değindi.  Ülkemizde malasef milli bayramlarımızın “itibarsız” hale getirildiklerine işaret eden Karakaş, “itibarsızlaştırma politikası” izlendiğini kaydetti. Valilerin millî bayramlara “keyfiyetiyle katılımının” söz konusu olduğunu dile getiren Karakaş, “Ancak bir ilde devletin temsilcisi validir, ilçede ise kaymakamdır. Valinin olmadığı, kaymakamın olmadığı yerde millî bayram kutlanmaz. Dolayısıyla, valilerin keyfiyetine son verilip, tüm millî bayramlara katılımı sağlanıp orada gerekirse çelenk konulması lazım” dedi.  Karakaş, konuşmasına şöyle devam etti:

“Ülkemiz, maalesef, önüne gelene vatandaşlık verdiği için kendi ülkelerinde yolsuzluk, hırsızlık, dolandırıcılık yapanların, kaçakların cenneti hâline geldi. Bundan birkaç gün önce Murat Ağırel isimli gazetecinin yazdığı, maalesef -Hintli, adını dahi telaffuz edemediğim- Türk vatandaşlığı verdiğimiz bir kişi Filipinler'e gidiyor orada -bütün dünya basınında yankı buluyor- ‘Hırsız Türk buraya giremez.’ deniyor. Bu nasıl bir iştir, önüne gelene vatandaşlık verilir mi? INTERPOL'ün kırmızı bültenle, mavi bültenle aradığı insanlara, bu ülkede biz nasıl vatandaşlık veriyoruz, hiç mi istihbaratınız yok, yazık günah değil mi! Türk vatandaşlığı dünyadaki en şerefli vatandaşlıktır. Dolayısıyla, Türk vatandaşlığını sizin bu hâle getirmeye hiçbir şart altında hakkınız yoktur, olmamalıdır.”

Emniyete, komutanlıklara evet, bakanlığa ret

Karakaş, bundan sonraki süreçte vatandaşlığın “değerli” olması gerektiğini vurguladı.  Karakaş, şunları söyledi:

“Benim vatandaşım Avrupa'ya gitmek için başka ülkelere giderken artık vize alamaz hâle geldi. Dolayısıyla bizim kırmızı çizgilerimiz bu ülkenin birlik ve beraberliğidir, bu ülkenin bölünmez bütünlüğüdür. O yüzden de biz, İçişleri Bakanlığı bütçesinde güvenlik ve savunmayla ilgili konularda Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bütçesine, Jandarma Genel Komutanlığı’nın bütçesine, Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın bütçesine ‘evet’ oyu vereceğiz ancak İçişleri Bakanlığı bütçesine ‘hayır’ oyu vereceğiz.”

Editör: Haber Merkezi