Platform, Rojin Kabaiş’in otopsisi ve ameliyat kayıtlarına ilişkin yeni bulguların ardından yetkililere çağrı yaptı: “Kamuoyunu oyalayacak açıklamalar değil, gerçekleri açığa çıkaracak etkin bir soruşturma istiyoruz.” Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturma sürüyor. Ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut, ameliyat kayıtları ile otopsi raporlarının yeniden incelenmesi sonucunda Rojin’in bedeninde Rocuronium ve Ornidazole tespit edildiğini açıkladı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ise yetkililere “gerçekleri açığa çıkaracak etkin bir soruşturma” çağrısı yaptı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümüyle ilgili dosyada yeni bir tartışma başladı. Rojin’in ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, 11 Eylül 2024’te geçirdiği ameliyata ilişkin kayıtlar ile otopsi ve Adli Tıp Kurumu raporlarını birlikte incelediklerini belirterek dikkat çekici bulgular açıkladı. Karabulut’un açıklamasına göre, Rojin’in 15 Ekim 2024’te cansız bedenine ulaşılmasının ardından yapılan otopside mide ve iç organ örneklerinde Rocuronium (rokuronyum), mide içeriğinde ise Ornidazole (ornidazol) tespit edildi. Rocuronium tartışması Ailenin avukatı, özellikle Rocuronium maddesinin tespit edilmesinin açıklığa kavuşturulması gereken önemli bir nokta olduğunu savundu. Rocuronium, ameliyatlarda kullanılan ve kasları, dolayısıyla solunum kaslarını geçici olarak felç edebilen bir kas gevşeticidir. Karabulut, maddenin yarılanma ömrünün yaklaşık 30 ila 90 dakika olduğunu belirterek, Rojin’in 11 Eylül’de geçirdiği ameliyatın ardından haftalar sonra yapılan otopside bu maddenin tespit edilmesinin, ilacın ameliyat sırasında verilmiş olmasıyla açıklanamayacağını ileri sürdü. Avukat Karabulut, bu bulguların Rojin’in ölümünden kısa süre önce söz konusu maddelere maruz bırakıldığı yönündeki iddialar açısından araştırılması gerektiğini savunuyor. Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor: Daha önce yayımlanan Adli Tıp Kurumu raporunda da Rojin’in toksikolojik incelemelerinde çok az miktarda ornidazol ve rokuronyum bulunduğu belirtilmişti. ATK, ölümün suda boğulma sonucu meydana geldiği değerlendirmesini yaparken, ölümün intihar, kaza ya da başka bir kişinin etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tıbben belirlenemeyeceğini bildirmişti. Raporda söz konusu ilaç etken maddelerinin çürüme süreçleriyle ilişkili olabileceği değerlendirmesi de yer almıştı. “Bu maddeler Rojin’in bedenine ne zaman girdi?” Karabulut’un yeni incelemesiyle birlikte soruşturma açısından yanıt bekleyen sorular yeniden gündeme geldi. Rocuronium ve Ornidazole Rojin’in bedenine ne zaman ve nasıl girdi? Rocuronium’a kimler erişebiliyordu? Maddelerin tespit edilmesiyle ilgili değerlendirmeler bugüne kadar neden kamuoyuna ayrıntılı biçimde açıklanmadı? Ameliyat kayıtları ile otopsi bulguları arasında nasıl bir ilişki bulunuyor? Bu soruların yanıtlarının belirlenebilmesi için yeni adli-tıbbi incelemelerin ve ilaçların kaynağına ilişkin kapsamlı bir araştırmanın yapılması talep ediliyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu: “Sormaktan vazgeçmedik” Rojin Kabaiş dosyasını yakından takip eden Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, yeni bulguların ardından yaptığı açıklamada, Rojin’in ölümüne ilişkin gerçeğin ortaya çıkarılması çağrısını yineledi. Platform, açıklamasında “Rojin’e ne olduğunu sormaktan vazgeçmedik” diyerek, ortaya çıkan yeni bulgular karşısında yetkililerden kamuoyunu oyalayacak açıklamalar yerine gerçeği ortaya çıkaracak etkin bir soruşturma yürütülmesini istedi. Platform, Rojin’in ölümünün üzerindeki şüphelerin giderilmesi ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini vurguladı. Soruşturma tüm yönleriyle sürdürülmeli Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kaybolmuş, 18 gün süren arama çalışmalarının ardından 15 Ekim 2024’te Van Gölü’nün Mollakasım sahilinde cansız bedeni bulunmuştu. Soruşturma kapsamında bugüne kadar çok sayıda kişinin DNA örneği alınırken, dosyada yeni incelemeler de yapılmaya devam ediyor. Temmuz ayında Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, yeni avukatların dosyayı yeniden ele aldığını ve daha önce yapılmayan incelemelerin gerçekleştirileceğini açıklamıştı. Ağustos ayında ise soruşturma kapsamında bir tanığın tehdit edildiği iddiası da gündeme gelmiş, aile avukatı Karabulut söz konusu dosyanın ana soruşturmayla birleştirilmesini talep etmişti. Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin ATK’nın mevcut değerlendirmesi suda boğulma yönünde olsa da, ölümün nasıl gerçekleştiği konusunda tıbbi olarak kesin bir sonuca varılamadığı belirtiliyor. Ailenin avukatı tarafından gündeme getirilen yeni adli-tıbbi değerlendirmeler ise dosyanın yeniden ve bütün yönleriyle incelenmesi talebini güçlendiriyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu da Rojin’in ölümünün üzerindeki tüm şüpheler giderilene ve olayın nasıl gerçekleştiği ortaya çıkarılana kadar soruların sorulmaya devam edeceğini belirterek şu soruyu yeniden gündeme taşıdı: Rojin Kabaiş’e ne oldu?