Türk sinemasının duayen sanatçılarından olan Rahmetli Kemal Sunal 3 Temmuz 2000 tarihinde aramızdan ayrıldı. Google aramalarına baktığımda en sık sorulan sorular “Kemal Sunal neden öldü?”, “Kemal Sunal ne zaman öldü?” “Kemal Sunal kaç yaşında öldü?” ve “Kemal Sunal ölüm anı” olmuş…

Oysa ki doğru soru “Kemal Sunal’ın ölümü bize neler öğretti?” olmalıydı.

Kemal Sunal toplum tarafından çok sevilen, yediden yetmişe herkesin gönlünde taht kurmuş ve sonuç olarak da halka mal olmuş bir sanatçıdır.

Bu yazıda, dünyadan göçüşünden sonra bile insan yaşamına dokunan bir Kemal Sunal karakterinden bahsedeceğim;

Hem de duygusal anlamda değil, insan hayatına basbayağı fiilen dokunan…

Kemal Sunal Bu Coğrafya İçin Özel Bir Karakterdi

Birçoğumuzun çocukluğunda büyük bir keyifle izlediği bu güler yüzlü adam, sadece bir oyuncu değil aynı zamanda bir halk kahramanıydı.

Kemal Sunal, 10 Kasım 1944 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelir.

Oldukça uzun süren lise eğitimini 11 yılda bitirdiği Vefa Lisesi’nde tamamlar.

Bu esnada,

Eğitim hayatı boyunca aile bütçesine katkıda bulunmaya çalışan sanatçı Emayetaş fabrikasında çalışır, ayrıca elektrikçide çıraklık yapar.

Bu günleri, “Ekonomik durumumuz iyi değildi. Babam Migros’tan emeklidir. Yaz tatillerinde ayakkabı, kitap parasına yardımcı olmak için çalışırdım” diye açıklamıştır. 

O zamanlar kim bilebilirdi ki, bu genç adamın ileride Türk sinemasının en sevilen isimlerinden birisi haline geleceğini?

Kemal Sunal tiyatroya devam ederken şu anki adı Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi olan Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksekokulu’nda iki yıl öğrenim görmüş.

Buradaki eğitimini yoğun tiyatro turneleri sebebiyle yarım bırakan Kemal Sunal, 1992’de çıkan öğrenci affı ile eğitimine üniversitenin ikinci sınıfından devam eder,

Ve,

Tam 51 yaşında iken 1995 yılında mezun olur.

Ünlü sanatçı, daha sonra fakültenin Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümünde yüksek lisans yaparak, “Televizyon ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü” başlıklı bir tez hazırlar.

Hayat bazı fırsatları sunar bizlere,

Ancak,

Önemli olan o fırsatları ne kadar doğru değerlendirebildiğimizdir.

İşte,

Felsefe hocası Belkıs Balkır’ın sanatçıyı Müşfik Kenter ile tanıştırmasının da Kemal Sunal’ın kariyerinde özellikle önemli bir yeri vardır.

Kemal Sunal’ın sanat hayatı, 1970’lerin başında Ertem Eğilmez’in yönettiği “Tosun Paşa” filmiyle parlar,

Ve,

Bu filmdeki performansıyla izleyicileri kahkahalara boğarak tüm dikkatleri üzerine çeker.

Kemal Sunal Çocukluğumuzun Eğlence Kaynağıydı

Çocukluğumuzun en büyük eğlence kaynaklarından birisiydi rahmetli Kemal Sunal…

Arkadaşlar arasında onun esprilerini ve taklidini yapar; herkes onlarca kere izlemiş olsa da yine de her defasında gülerdik.

Araştırdım tam seksen iki filmde rol almış, 

Aslında,

Sadece Hababam Sınıfı filminde oynadığı karakter olmasına rağmen, o bizim akıllarımızda hep İnek Şaban olarak yer etmişti.

Özellikle bizim kuşağın çocukluğunun en büyük eğlencesi İnek Şaban ya da Zeki Alasya-Metin Akpınar filmlerini izlemekti.

İtiraf etmeliyim; 

Geç ergenlik ve üniversite yıllarım esnasında bu filmleri sıradan, bayağı ve çok avam buluyordum.

Basın Bülteni: Bireysel Olarak Sokak Hayvanlarını Korumak İçin Neler Yapabilirsiniz? Basın Bülteni: Bireysel Olarak Sokak Hayvanlarını Korumak İçin Neler Yapabilirsiniz?

Gerçi o dönemlerde bizler hiçbir şeyi beğenmiyorduk ki…

Yaş kemale ermeye başladıktan sonra ise, toplum nezdinde bu kadar yoğun karşılık bulmasını daha iyi anlar oldum.

Tüm halk sanatçıları gibi bazen biraz mübalağalı şekilde de olsa,

Kemal Sunal rol aldığı 82 filmin tamamında bizi anlatıyordu aslında…

Toplum olarak bizim sorunlarımız,

Bizim gündelik hayatta karşılaştığımız sıkıntılar vardı ana temada.

Kemal Sunal bir nevi film makinesi gibiydi…

Birazcık zorlayın hafızalarınızı;

Haylaz öğrenci, çöpçü, kapıcılar kralı, üç kağıtçı, tokatçı memur, dalavereci siyasetçi, hile hurdacı esnaf, köşeyi dönen adam, din taciri bakkal hacı amca…

Hepsi bizim yaşamımızın gerçekliği, sosyal hayatımızdan birer kesit değil miydi?

İşte tüm bunların bilincimizde ya da bilinçaltımızda bıraktığı bir iz olduğu için de bizlerde bir karşılığı vardı.

O yüzden çok sevdik biz Yeşilçam karakterlerini…

Hile Hurda Tanımlamasının Kökeni

Hurda sözcüğü Farsçadaki “hurde” sözünden dilimize geçmiş,

Esas anlamı “yenilip içildikten sonra geride kalan döküntüler, fazlalıklar” demektir. Buradan sebeple “kırık dökük eşyalar” anlamını almıştır.

Hırdavat” sözcüğü ise hurde’nin çoğuludur.

Fakat bizim “hile hurda” deyimimizdeki “hurda”nın bu “hurda” ile hiç alakası yok aslında…

Arapça’da “hile, aldatma” anlamındaki “hud’a” kelimesi “hile” ye yanaşarak bir nevi ikileme kurmuştur.

Aslı “hile hud’a” iken, zamanla  halk ağzında “hile hurda” ya dönüşmüştür.

Kemal Sunal Hep Karayolu Seyahatini Tercih Ederdi

Vermiş olduğu röportajlarda da belirttiği gibi büyük usta, hava ve deniz taşıtları ile seyahatten korkuyor,

Mesafe ne olursa olsun ulaşım tercihini hep karayolundan yöne kullanıyordu.

Bununla beraber,

Çok uzun yıllar önce Ertem Eğilmez, Çin’deki bir festival için onu uçağa binmeye ikna eder.

Öyle ya, 

Çin’e de kara veya deniz yoluyla gidemezlerdi ya…

O gün tüm cesaretini toplayıp havalimanına kadar gelmiş, bavullarını teslim etmiş, hatta fiyakalı bir şekilde uçağa bile binmiş…

Ancak,

Ömrü boyunca yenemediği korkusuna yenilip, bağırışlar içerisinde uçaktan koşa koşa aşağı inmiş.

Demek ki vardı bir bildiği rahmetlinin,

Kim bilir,

Kadim hikayelerde de geçer ya, belki de malum olmuştu bir şeyler…

Kemal Sunal ’ın İlk ve Son Uçak Yolculuğu

Bu gün takvim sayfalarında “Kemal Sunal ölüm tarihi” olarak yer alacaktır,

Büyük usta Balalayka filminin çekimi için İstanbul – Trabzon hattında uçacaktır.

“Kemal Sunal neden öldü?”, “Kemal Sunal ne zaman öldü?” ve “Kemal Sunal ölüm anı” sorularının cevaplarının tamamı işte tam olarak bu noktada başlar…

Sabah havalimanına vardığında, check in işlemi yapan görevliye “Canım hiç gitmek istemiyor, ama gitmek zorundayım. Film çekimi var” demişti.

Kader bu ya…

Uçağa gitmek için aprondaki otobüse bindiklerinde, manevra esnasında otobüs önce öndeki ardından da arkadaki araçlara çarpmış.

Bunun üzerine rahmetli, fotoğrafta aracın arka koltuğunda oturduğu görülen Cem Davran’a “Daha uçağa binmeden öleceğiz” cümlesini kurmuş.

Kayıtlarda böyle bir şey geçmiyor ama,

Belki de “Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete” şeklinde iç geçirmiş bile olabilir rahmetli…

Kemal Sunal Ölüm Anı

Saat 07:00’de uçağa ulaşırlar, 07:30’da ise uçak apronda hareket etmeye başlar.

Bu esnada gazetesini okuyan Kemal Sunal’ın başı hafifçe sağa doğru düşer,

Ve,

Geçirdiği kalp krizi sonucu oracıkta hareketsiz kalakalır…

Sonuç olarak,

Kemal Sunal ölüm anı sessiz sedasız ve oğlu Ali Sunal başta olmak üzere sevdiklerinin gözleri önünde vuku bulmuştur.

Özetle,

“Kemal Sunal ne zaman öldü?” sorusunun cevabı 3 Temmuz 2000’dir… 

Peki Büyük Usta Kemal Sunal Neden Öldü?

“Kemal Sunal neden öldü?” sorusuna ise basitçe iki kelimelik bir cevap verilebilir: Kalp Krizi…

Türk Kardiyoloji Derneği bünyesindeki bilim insanlarının hazırladığı bir raporda Türkiye’de her yıl yaklaşık 200.000 kişinin kalp krizi tanısı aldığı bilgisi yer alıyor.

Sonuç olarak kalp krizi geçiren her bireyin ölüm riski farklıdır,

Bununla birlikte, erken tıbbi müdahale ve tedavi ile ölüm riski önemli ölçüde azaltılabilir.

Tıpkı Nazım Hikmet örneğinde olduğu gibi…

3 Haziran 1963 tarihinden tam on yıl önce geçirdiği bir kalp krizi nedeniyle kalbi durmuş,

Aynı zamanda doktor olan  hayat arkadaşı Galina Grigoryevna Kolesnikova’nın bu esnada yanında olması ve acil müdahelesi ile Nazım Hikmet hayata geri dönmüştür.

Kemal Sunal Neden Öldü Dedirten Yanlışlar Silsilesi

Kemal Sunal’ın bir ömür boyu yenemediği uçak fobisinde belki de vardı bir keramet…

Kim bilir içine mi doğmuştu acep?

Ölüm her yaşayan için mutlak bir son;

Kimi o nedenle, kimisi bu nedenle kapatacak gözlerini bu dünyaya.

Ancak…

Kemal Sunal örneğinde hata ve eksikliklerin de birbirini izlediğine şahit oluyoruz.

Belki ve keşkeler asla çözüm sağlamaz,

Öleni asla geri getirmez,

Lakin,

Yanlışlardan bir ders çıkarmak da kıymentlidir…

Gazete haberleri ve görgü şahitlerinin beyanlarına göre uçak personeli ilk yardım konusunda eğitimsizdiler.

Bu nedenle de fenalaşan Kemal Sunal için, rahatlatmaya yönelik genel geçer uygulamalardan daha fazlasını yapamamışlardı.  

İlk yardım eğitimi bile verilmeyen kabin görevlilerine, yaygın olarak “elektroşok cihazı” diye bilinen “defibrilatör” zaten teslim edilemezdi.

Üstüne üstlük,

Havalimanına çağırılan ve acil müdahale yapılması gereken ambulansta doktor yoktu!!! 

Arşivlerde ambulans olarak geçiyor,

Ancak bana kalırsa muhtemelen mavi şeritli bir hasta nakil aracı gelmiş olmalı…

Kemal Sunal'ın Ölümü Bize Neler Öğretti?

Her yaşayan bir gün ölümü tadacak; ama o sebepten ama bu sebepten.

Bu esnada,

Kader planı içerisinde aynı zamanda “Önce tedbir, sonra tevekkül” desturu da şart koşuluyor ek olarak,

Yani,

Öncelikle gereken tüm tedbirleri almış olmak gerekiyor,

Sonrası kader, taksirat, alınyazısı…

Bu nedenle,

Uçakta fenalaşan ve kalp krizi geçiren Kemal Sunal için ideal dünyada nelerin hazır olması gerektiğini konuşmamız lazım.

Öncelikle kabin memurlarının acil müdahale ve ilkyardım konusunda ileri seviyede eğitim almış olmaları zorunluydu.

Bu sayede,

Esas olarak hayat kurtarıcı o ilk aşama olması gerektiği gibi tamamlansın.

Yukarıdaki ilk koşul sağlandıktan sonra,

Eğer ki uçakta bir defibrilatör olsaydı, kalbi duran bir hastanın ehil ellerde geri dönme ihtimali olurdu.

Bu konuda ilk örnek 1998 yılında yaşanmış…

Amerikan Havayolları’nın Boston-Los Angeles uçuşunda kalbi duran Kevin Dunn’a kabin memurları tarafından defibrilatör ile müdahale edilmiş.

Ardından,

Dunn cihazın dördüncü atışı sonrasında hayata dönmüştü!!!

Büyük ustanın talihsiz vefatı da bizde bu konudaki farkındalığı artırmış ve ihtiyacı alenen gözler önüne sermiş oldu acılı bir şekilde olsa da…

Öncelikli olarak mevcut personele ilk yardım ve acil müdahale eğitimi verildi.

Eğitimlerle hayati önem taşıyan cihazları kullanabilecek düzeye gelen kabin ekipleri, uçakta doktor bulunmaması halinde ilk yardım kurallarına göre artık yolcuya anında müdahale edebiliyor.

Çünkü,

Kemal Sunal’ın ölümü sonrasında alınan ders ile, artık tüm uçaklarda defibrilatör bulunuyor.

Son Söz...

Bu dünyadan bir Kemal Sunal geldi geçti…

Kahkahalar içerisinde bizlere alttan alta bir ders de veriyordu aslında.

Ve,

Yaşarken bizleri güldürerek  hayatın kasvetine karşı koruyordu,

Hazin ölümü sonucu alınan ders sayesinde ise,

Rahmetli, insanları korumaya hala devam ediyor!!!

Kaynak: https://cuneytyardimci.com/kemal-sunal-sayesinde-artik-daha-guvenli-ucuyoruz/