KESK Adana Şubeler Platformu tarafından Heykelli Park’ta  “KHK’larınız ve baskılarınız değil biz kazanacağız” başlıklı basın açıklaması için bir araya gelen KESK ve bağlı sendikaların yönetici ve üyeleri, siyasi partilerin, insan hakları örgütlerinin, meslek örgütlerinin temsilcileri kitlesel basın açıklaması yaptı.

KESK Adana Şubeler Platformu adına basın açıklamasını Tarım Orkam Sen Adana Şube Başkanı Yılmaz Demir okudu. Daha sonra sırasıyla SES Adana Şube Eşbaşkanı Dr. Mürşit Enis Akyüz ve Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım birer konuşma gerçekleştirdi.

KESK Adana Şubeler Platformu adına Demir konuyla ilgili açıklamasına şu şekilde yaptı;

11 kamu iş kolunda 150.000 üyesi bulunan ve 2 milyon kamu emekçisinin sesi olan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu KESK Adana Şubeler Platformu adına sizlere sesleniyoruz.

Bildiğiniz gibi ülkemizde son yıllarda insan hakları, özgürlükleri ve sendikal haklar alanlarında yaşanan ihlaller 15 Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile daha da ağır hale gelmiştir. Bu çerçevede, kamu emekçileri ve konfederasyonumuz gibi hükümet politikalarına muhalif olan sendika üye, aktivist ve yöneticileri KHK aracılığıyla bir anda ve keyfi bir biçimde kamu görevinden ihraç edilmiştir. İhraç edilen 160.000 civarındaki kamu emekçisi arasında 4267 KESK üyesi bulunmaktadır.

Sendika olarak üye ve yöneticilerimizin haklarını koruma amacımız doğrultusunda, 1 Eylül 2016’da başlayan ihraçlara müteakip tüm üye ve yöneticilerimiz ile ilgili hukuk önünde hak arama süreçlerini başlattık. Hak arama mücadelemiz sürerken bizlerin ülke içinde ve ilgili BM, Avrupa Konseyi ve ILO mekanizmaları nezdinde yürüttüğümüz çabaları boşa çıkarma veya en azından yargıya erişimimizi geciktirmeyi hedefleyerek ve ilgili uluslararası mekanizmaların girişimleri sonucunda 23 Ocak 2017’de yayınlanan 685 sayılı KHK uyarınca OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kuruldu.

KESK olarak, ilk andan itibaren Komisyonun yetkili bir hukuk organı olmadığı, bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile seçilen üyelerin profili, çalışma güvencelerinin olmaması vb. nedenlerle etkili bir başvuru yolu olmadığı yönündeki kaygı ve eleştirilerimizi ifade etmiştik. Nitekim, 6 yıllık süre sonrasında hala sorunlar olması haklılığımızı daha netleştirmiştir. Komisyonun kurulması üzerine gerek idare mahkemesi, AYM gibi iç hukuk gerekse de AİHM önündeki başvurularımız ilgili başvuru süreçleri tamamlanmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmiştir.

OHAL Komisyonu ilk kararını 22 Aralık 2017’de vermiştir. Komisyonun resmi web sitesindeki bilgilere göre, 27/05/2022 tarihi itibariyle Komisyona yapılan başvuru sayısı 127.130’dur. Komisyon tarafından bugün halen incelemesi devam eden başvuru sayısı 1500 civarındadır.

İhraç edilen üyelerimizin aradan geçen yaklaşık 6 yıllık süreye rağmen 1000’e yakını hakkında Komisyon’dan henüz karar çıkmamış olması üyelerimizin iç hukuk yollarından herhangi bir kazanım elde edemediğini ortaya koymaktadır. Bu olgu savcılık ve/veya mahkeme tarafından haklarında kovuşturmaya gerek olmadığı veya beraat kararı verilen üyelerimiz bakımından daha belirgindir.

Örneğin, 11 Ocak 2016’da (yani ihraca gerekçe yapılan darbe girişiminden aylar önce) “Bu Suça Ortak Olmayacağız!” başlıklı bildiriye imza atan akademisyen üyelerimiz bakımından Anayasa Mahkemesi’nin 26 Temmuz 2019 tarihli kararında belirttiği imzacılar hakkında kovuşturma veya hüküm verilmesine yer olmadığına dair kararı çok açıktır. Anayasa Mahkemesi ilgili kararında KHK’larda ifade edilen ve üyelerimizin ihraç edilmesine gerekçe yapılan Devletin milli güvenliğine karşı faaliyet yürüten terör örgütleri veya bir başka yasadışı örgüt üyesi olma, ilişkili veya iltisaklı olma iddiasının herhangi bir hukuki temeli olmadığını tespit etmiştir.

BM Genel Sekreteri; "Yahudi düşmanlığı her yerde" BM Genel Sekreteri; "Yahudi düşmanlığı her yerde"

Komisyon 2019 Faaliyet Raporunda haklarında beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen kişilerin dosyalarına öncelik verileceği belirtilmiştir. Ancak, Konfederasyonumuza bağlı üyelerimiz bakımından herhangi bir önceliklendirme işletilmediğini ifade edebiliriz. Üye ve yöneticilerimizin ihracının Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Türkiye’nin taraf olduğu temel ILO Sözleşmeleri (özellikle 98, 111 ve 135 Nolu sözleşmeler) güvencesinde olan örgütlenme ve sendikal özgürlükler kapsamındaki meşru, olağan sendika faaliyetleri ile bağlantılı olması bu durumu daha da ağırlaştırmaktadır.

Üye ve yöneticilerimizin başvurularının incelenmesinde yaşanan her türlü gecikme yaşanan ağır ihlal süreçlerini daha da ağırlaştırmaktadır. Esasen, üye ve yöneticilerimizin ihracına gerekçe yapılan fiiller sendikal hak ve özgürlükler ile ilgili olduğundan karmaşık ve uzun incelemeler gerektiren hukuki süreçler değildir.

Başvuruları incelenmeyen üye ve yöneticilerimiz bugün itibariyle idare mahkemelerine başvuramamış bir diğer ifadeyle mahkemeye gitme haklarını kullanamamıştır. Ayrıca, başvuruları reddedilen üye ve yöneticilerimizin idare mahkemelerine yaptıkları başvuru süreçleri tamamlanmadığı için henüz Danıştay tarafından da incelenmediğinin altını çizmek isteriz. Dolayısıyla da başvuruları Anayasa Mahkemesine götürmek de mümkün olmamıştır. Komisyonun reddettiği başvuruların ulusal mahkemeler tarafından incelenmesinin 10 yıl kadar sürebileceği tahmin edilmektedir.

Tüm bu bilgiler ışığında, ihraç edilen üye ve yöneticilerimizin Komisyon nezdinde yürüttüğü ve mahkemeye gitmeyi engelleyen başvuru sürecinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 35. Madde anlamındaki etkili başvuru hakkı bağlamında değerlendirilemeyeceği açıktır. Üye ve yöneticilerimizin kamu görevinden ihraç edildiği bu 6 yıllık sürenin uzadığı her an, kendilerinin çalışma hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Ayrıca, bu süreçte örgütlenme ve sendikal özgürlükleri de ihlal edilmektedir. İhraç üye ve yöneticilerimizin karşı karşıya olduğu bu sürecin kendileri kadar aile üyelerine de etkisi olduğu açıktı.

Buradan iktidara, siyasi partilere, sendikalara ve insan hakları örgütlerine sesleniyoruz. KHK zulmünü durdurmak için çaba gösterin. On binlerce KHK’lı ve aileleri, çocukları bu zulmü yaşatanları bu zulmü gayri resmi açıklamalarıyla savunanları hiçbir zaman unutmayacaklardır. Saygılarımızla

27/10/2022

KHK’lar Gidecek Biz Kalacağız!

Ne KHK’lar, Ne de Baskılar Bizlere Boyun Eğdiremeyecektir!

KESK ADANA ŞUBELER PLATFOMU ADINA TARIM ORKAM-SEN ADANA ŞUBE BAŞKANI YILMAZ DEMİR