İktidar ile MHP arasında yürütülen “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin kulisler hızlanırken, gözler bir kez daha KHK’lilere, hasta tutsaklara ve “irtibat-iltisak” gerekçesiyle kamusal ve sosyal yaşamdan dışlanan binlerce insana çevrildi. Ancak Ankara’dan gelen mesajlar, umutların yanında temkinli bir bekleyişin de sürdüğünü gösteriyor.
Ankara kulislerinde konuşulan yeni düzenleme hazırlıkları, yıllardır hukuki ve toplumsal mağduriyet yaşayan geniş kesimlerde dikkatle izleniyor. PKK’nin silah bırakma süreci, infaz düzenlemeleri ve “suça karışmamış” kişiler için sisteme dönüş formülleri tartışılırken; KHK ile ihraç edilenler, ağır hasta tutsaklar ve haklarında yalnızca “irtibat” ya da “iltisak” iddiası bulunan yurttaşlar, barış sürecinin kendi yaşamlarına nasıl yansıyacağını sorguluyor. Ancak iktidar cephesinden gelen kontrollü açıklamalar ve sürecin seçim hesaplarıyla iç içe ilerlemesi, beklentileri güçlü bir umut kadar derin bir “bekle-gör” psikolojisine de sürüklüyor.
Çözüm sürecinde "tıkanıklık" ve "duraksama" iddiaları devam ederken AKP'lilerin kulislere yansıyan ifadeleri dikkat çekti. Nefes yazarı Nuray Babacan, iktidar partisinin sürece bakışını yazısında şöyle aktardı:
Nuray Babacan: İttifaka ince ayar!
CUMHUR İttifakı’nda etki-tepki üzerine kurulu olan ilişki, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son açıklamalarıyla yeni bir boyuta taşındı. Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye projesini kastederek, ‘Artık bahane üretmeden sonuca odaklanın’ anlamına gelen açıklaması, ilk saatlerden beri AKP içinde analiz ediliyor. Bu açıklamadan sonra sürecin hızlanacağını düşünen de var, sözleri biraz ileri bulan da.
Bahçeli’nin son grup toplantısındaki açıklamaları, AKP’de iki açıdan yorumlandı. Hem Terörsüz Türkiye projesi konusundaki istek ve uyarıları, hem CHP’ye destek çıkan sözleri. Partide bunu ‘ince ayar’ olarak yorumlayanlar var.
***
Açılım süreciyle ilgili olarak genel hava, orta bir yol bulunması ve sürecin tamamlanmasıyla ilgili. Özellikle Abdullah Öcalan’a biçilen rol ve konumlandırdığı yer açısında abartılı bulanlar bile bundan öte köy olmadığı düşüncesinde. Çünkü seçim sürecinde hem DEM’e hem DEM tabanına hem de MHP’ye ihtiyaçları var.
Yöntem olarak farklı şeyler söylense de sonuçta bir formül bulanacak. MİT Müsteşarı İbrahim Kalın’ın MYK’ya yaptığı sunumda da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın genel merkezde yaptığı toplantıda da ‘bazı sıkıntılı başlıklara rağmen’ çözüm odaklı yaklaşım sergilendi.
Partiyi zorda bırakan en önemli konu, anketler ve tabandaki Öcalan fobisi. Diğer yandan muhafazakar Kürtleri tamamen küstürme riski de var. Onların yorumuna göre, Kürtlük, muhafazakarlıktan da önde bir tanım. Süreci engelleyen parti gibi görünmek, seçimlerde dezavantaja dönüşebilir. “Zaten bir süre önce onları kaybettik, tekrar kazanmamız lazım” diyenler var. O yüzden araftalar.
***
Parti kulislerinde konuşulan bir diğer konu ise PKK yönetiminin sürekli açıklama yaparak siyasilere ayar vermesi. AKP kurmayları, “Kendini fesh ettiği halde, PKK adına sürekli açıklama yapıyor. Örgüt feshedildi ise kimin adına konuşuluyor? Eğer feshedilmedi ise bizi mi kandırıyorlar?” değerlendirmeleri yapıyorlardı.
Bu tepkiler, karşı tarafa iletildikten birkaç gün sonra, Bahçeli’nin açıklamasıyla aynı gün, PKK’dan artık örgüt adına açıklama yapılmayacağı, bundan sonra APO’cu Hareket Yönetimi adını aldıklarını duyurması ilginç oldu. Öcalan’a biçilen rolün altı çizilirken, AKP’lilerin rahatsızlığı da giderildi.
Şimdi sırada, AKP’de kimsenin nerede hazırlandığını bilmediği yasa metni var. Havaların düzelmesiyle birlikte kalan tüm mağaraların teslim edilme güvencesi. ABD tarafından verilen yeni silahların galeriler oluşturulup yeni yerlere saklandığı iddialarının bertaraf edilmesi gibi bazı adımların atılması bekleniyor.
Daha önce yazılıp çizildiği gibi, silah bırakma sürecini şarta bağlayan ancak PKK ile bağını kesen, suça karışmayanları daha kolay sisteme sokacak, cezaevindekiler için ‘infaz düzenlemesiyle’ şartı salıverme sağlayacak bir metin bekleniyor. Tarih olarak temmuz ayı gösteriliyor.
***
Sürecin içinde olan AKP’liler, “İktidarda tamamına erdirme eksikliği yok. Zaten başka seçenek de yok. Bazı aksaklıklar olsa da yol alınacaktır. Çünkü hem ülkenin yararına hem iktidarın kendi hesaplarına uyan tek durum bu. Vazgeçmek veya ertelemek gibi bir irade yok. Sadece bazı konularda müzakere sürüyor.
Takvim sıkışık, bütün bunların temmuz ayına kadar yapılmalı. Sonrasında takip ve onay gerekecek. Nereden baksanız, bir yıla yayılacak bir süreç. Erken seçim planları da hesaba katılırsa, oyalanma lüksü yok…” değerlendirmeleri yapıyorlar.
Tüm sözler söylendiğine göre, ne yapacaklarını bekleme zamanı.




