CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nın “mutlak butlan” kararıyla iptal edilmesinin ardından genel başkanlığa getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, yıllar sonra çıktığı televizyon programında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, kararı kabul etmemesi halinde partiye kayyum atanacağını savunurken, “Ben olmasam valilik bir kaymakamı kayyum olarak atardı” dedi. Sözcü TV'de konuşan Kılıçdaroğlu, CHP içinde “arınma” süreci sözlerini sık sık tekrar ederken, olağanüstü kurultaya gitmeyeceğini söyledi. CHP'li belediyelere yönelik soruşturmalar hakkında da değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, operasyonların siyasi olmadığını savunurken, itirafçıların ihraç edilmeyeceğini söyledi. Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV'de Senem Toluay Ilgaz’ın moderatörlüğünde; Sözcü Televizyonu Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu ve Gazeteci Barış Terkoğlu'nun sorularına verdiği yanıtlarda öne çıkanlar şöyle oldu: 'BEN OLMASAM VALİLİK BİR KAYMAKAMI KAYYUM ATARDI' İşte Kılıçdaroğlu’nun yanıtlarından öne çıkanlar: -(Mutlak butlan kararını neden kabul ettiği sorusu üzerine) Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu? Buraya valilik bir kaymakamı kayyum olarak atardı. Siz bunu ister miydiniz? Üstelik mutlak butlan kararında sadece ben gelmiyorum. Eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden neden korkuyorlar? Hangi gerekçe ile korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. Bu partide her türlü eleştiri yapılır. Bu partinin kültüründe ciddi bir itiraz vardır. İnsanlar itirazlarını yaparlar ancak hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir. Kirli ilişkilere bulaşanları da bu parti bağrında barındırmamıştır. Eğer partiye kayyum atanırsa ben buna itiraz ederim. Ancak mutlak butlan kararı verilirse ben mecburum gitmeye çünkü partinin bütün yöneticileri, parti meclisi de göreve gelecek. Bana görev veriliyor ama onlara da görev veriliyor. Partiyi alın, hiç kimsenin şaibe iddia edemeyeceği bir kurultay yapın deniliyor. Olay bu kadar basit. 'KARARDAN ÖNCEDEN HABERİM YOKTU' -(Butlan öncesi yayımladığı videonun hatırlatılması üzerine karardan daha önceden haberinin olup olmadığı sorusuna) "Ben kararın çıkacağını bilseydim bir gün önceden böyle video yayınlar mıyım? Ben zaten belli dönemlerde normal videolar çekiyorum. Bakın eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün bir yargıçla konuştuğumu ya da herhangi bir ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah CHP Genel Başkanlığını bırakıyorum. Böyle olaylar doğrudan doğruya yıpratma amacıyla ortaya atılıyor. Arınmaktan bahsediyorum videoda. Daha önce de söyledim, defalarca kez söyledim. Partinin kirlilikten arınması lazım nokta. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Bu parti kirliliği kabul etmez. Tarihte bize komünist dendi, faşist dendi, dinsiz parti dendi. Ancak hiçbir zaman, hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenmedi. Partinin temel özelliği ahlaki kültürünün yüksek olmasıdır. CHP'li birisi konuştuğunda herkes dikkatle dinler, çünkü bilirler ki bu kişinin ahlaki üstünlüğü vardır. Ahlak üzerinden bütün eleştiriler dikkate alınmalıdır. Parti asla kirliliği kabul etmez. "EY ÖZGÜR ÖZEL SEN NE GÖRÜŞTÜN, CHP'NİN NELERİNİ GÖRÜŞTÜN SEN?" -(Gazeteci Barış Terkoğlu'nun "Erdoğan ile işbirliği yaptınız mı?" sorusu üzerine...) Erdoğan'ı her zaman eleştirdim. Özgür Bey dedi ki Erdoğan ile müzakere edeceğiz. Neyi müzakere edeceksiniz? Özgür Bey dedi ki Erdoğan ile müzakere edeceğiz. Neyi müzakere edeceksiniz? Erdoğan ile işbirliği, diğerleri ile işbirliği yapıldığı söyleniyor. Erdoğan ile bir kişi 2 saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da partinin sorunlarını görüştük deniliyor. CHP Genel Başkanı, AKP'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor? Ey Özgür Özel sen ne görüştün, CHP'nin nelerini görüştün sen? Ne demek arka kapı diplomasisi? Bütün bunlar unutuluyor. Memleketi bu hale kim getirdi? Ülkenin içinde bulunduğu sorunları aşmak, Türkiye'yi darbe yasalarından kurtarmak için hangi öneri geldi. Olmaz! Siyaset üretmeniz lazım. Ben olaydan hemen sonra, yani kurultaydan hemen sonra Özgür Bey'e bazı temel noktaları açıkladım. Partinin içinde bulunduğu bazı sorunları açıkladım ve bir genel başkan olarak sizin bunları bilmeniz gerekir dedim. Her belediye seçiminden sonra şu salonda belediye başkanlarını toplardım. Önce emekli bir Sayıştay denetçisi belediye nedir, ne değildir, harcamalar nasıl yapılır? Sayıştay denetçisi gelince nelere bakar onu anlatırdı. İçişleri Bakanlığından bir yetkili gelirdi, yeminli müşavir gelirdi ve anlatırdı. En sonunda ben çıkardım ve derdim ki "Arkadaşlar koltuğa oturdunuz diye, artık ben belediye başkanıyım kimse bana dokunmaz demeyin. Her kuruşun hesabını vereceksiniz. Harcadığınız para sizin değil halkın parasıdır. 7 maddelik bir bildiri yayınladık. Neden bunlar yapılmadı son zamanlarda? Ben CHP'nin birinci parti kalmasından memnunum. Ancak kaç belediye başkanı istifa etti, kaç belediye başkanı AKP'ye geçti? 40'ın üzerinde. Bakın en çok soruşturmayı geçiren kişi benim siyasette. Hala yüzlerce davam var. O davaların yüzde 99.99'u da Erdoğan ile ilgilidir. Bazıları tazminat davasıdır, bazılarında mahkumiyet de çıktı. Kimse benim ahlakımı tanışmaz. Bir belediye başkanı halka hesap verir konumdaysa kimse o belediye başkanına bir şey yapamaz. Milli Eğitim Bakanı ne diyor "Belediyeler kreş açamaz?" ancak gidilip CHP'li belediyeler kreşi açtı ve ne oldu? Kimse bu kreşleri kapattı mı, kapatabildi mi? Her belediye başkanı, başında kendisi hakkında her an soruşturma açabilecek bir organ olduğunu bilmeli. Aziz Kocaoğlu kaç yılla yargılandı? 397 yılla... Bir miting yaptık. SORUŞTURMALARDAKİ BİRÇOK İSMİN KILIÇDAROĞLU DÖNEMİNDE GÖREV ALMASINA KILIÇDAROĞLU’DAN KAÇAMAK YANIT: İTİRAFLAR VAR (Terkoğlu’nun yolsuzluk soruşturmalarındaki birçok ismin Kılıçdaroğlu döneminde CHP'de görev almaya başladığını hatırlatması üzerine) -“İtiraflar var. Belediyeden gelen parayla, Hazine'den gelen parayla yapılanlar var. Hiçbir gazeteci çıkıp Özgür Özel'e "Sayın Özel siz bunları nasıl yapıyorsunuz, bu yanlıştır" demiyorsunuz. Parayı veren kişiler bizzat bunları itiraf ediyor ve siz neden sormuyorsunuz. Bu adam diyor ki "Ben sana şu saatte şurada rüşvet verdim" diyor. Telefonlar uyuşuyor, her şey uyuşuyor neden takip edilmiyor? -“Meclis'te 250 bin dolar poşet içinde unutulmuş. Olmadı, bilmem ne... Haberi yazan kişi hakkında dava açıldı mı? Neden bunlar sorulmuyor” (Terkoğlu’nun TBMM Başkanı Kurtulmuş'un bu olayı yalanladığını hatırlatması üzerine) -“Ben o Meclis Başkanının da neler yaptığını gayet iyi biliyorum. Tutanak tutuldu ya. Tutanak tutuldu diyorum. Hayır efendim. Diyelim ki böyle bir şey yok, olmadı diyelim. Bu haberi yapan kişi hakkında dava açmaz mısınız? Meclis başkanını da şahit göstererek. Neden açmıyorsunuz? Hangi gerekçeyle açmıyorsunuz? Bunlar sorgulanmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız. Ahlaklı olmak başka bir şeydir. Siyasi tutuklu olabilirsiniz, bunların tamamına saygım vardır. Ancak kişisel çıkara dönük bir kapıyı CHP açamaz, tarihinde açmamıştır." "BEN HUKUKÇU DEĞİLİM, İBB İDDİANAMESİNİN TAMAMINI OKUDUM DİYEMEM.” (İmamoğlu’nun sözlerini ve İBB davasındaki ifadeleri okudunuz mu?) Ben Ekrem Bey'in içerisinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum. Ona cevap vermek gibi bir niyetim de yok. Arınma kavramı önemlidir. Temizlik kavramı önemlidir. Erdoğan'ı siyasi partiler içerisinde ve onların genel başkanları içerisinde en çok ve en sert eleştiren kişi benim. Bu konuda mahkum olan kişi de benim. Tazminata mahkum edilen kişi de benim. Bugün de eleştiriyorum. Bana soracaksınız herhalde değil mi? Memleketi bu hale getiren kim? Beşli çeteleri bu milletin başına getiren Erdoğan değil mi? Ben hukukçu değilim, İBB iddianamesinin tamamını okudum diyemem. Ancak hukukçu arkadaşlarla ilgili bir komisyon kurduk ve onlar inceliyor. Bana bir özet de getiriyorlar. Benim tüm iddianameleri okumak gibi bir durumum yok. -İmamoğlu ile ilgili düşüncemi ifade edeyim. Tutuklandığında evini ziyaret ettim. Kapısının önünde basın açıklaması yaptım. O gün ne söylediysem bugün de aynı şeyi söylüyorum. Terkoğlu basın açıklamasını okudu: "Tek adam döneminde bir kişinin gelip yasamayı, yargıyı, yürütmeyi kontrol ettiği bir süreç yaşıyoruz. Ekrem Bey'e ve ailesine sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir." Bu sözlerin arkasında olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: Sanki sadece CHP'li belediyelerde yolsuzluk var. Öteki tarafta da malı götürenler yok mu? Herkes biliyor. Yolsuzluğu kim yaparsa biz arkasındayız. Yolsuzluğun partisi olmaz. Yolsuzlukta çifte standart uygulaması yanlıştır diyoruz. Ben hala belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması gerektiğini söylüyorum. Sonuna kadar incelenmeli ancak kararlar kesinleşmeden belediye başkanları tutuksuz yargılanmalı. “HİÇ ENDİŞEM YOK” (Operasyonlarda gözaltına alınan ve tutuklanan belediye başkanlarına neden sahip çıkılmadığı sorusu üzerine) -Çıkarına dönük bir şey yapmışsa, onun bu partide yeri yoktur. Bizden avukat isterlerse, uzmanlar isterlerse hemen göndeririz. Hiç endişem yok. Dediğim gibi Yılmaz Büyükerşen de yargılandı. İsteyebilirler. İzmir Büyükşehir Belediyesi uzman istedi, biz de emekli bir Sayıştay denetçisini oraya gönderdik. Sonunda da beraat etti. Yanlış yaptırmadı. MERDAN YANARDAĞ'DAN KILIÇDAROĞLU'NA SORU Merdan Yanardağ'ın sorusu: "Niyetiniz ne olursa olsun iktidar ile paralel bir görüntü sergiliyorsunuz. Öyle ki benim iddianamemde sizinle yaptığım röportaj tutuklanmama sebep olarak gösterilirken bu konuda tek bir yorum yapmadınız. İddianamemi okudunuz mu? Sizinle yaptığım programda bir suç işledim mi?" Kılıçdaroğlu yanıt verdi: "Hayır bu konuda suç işlediğine inanmıyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse bununla suçlandığını yeni öğreniyorum. İddianamelerin tamamını okumadığımı söyledim. Komisyon tarafından inceleniyor ve haksızlık varsa tüm belediye başkanlarının dosyalarına bakıyoruz, bakmıyor değiliz. Kimseyi de peşinen suçlamıyoruz" "CHP VE BELEDİYE DAVALARI SİYASİ DEĞİL" -Ben yargının bağımsız olduğuna inanmıyorum. Can Atalay'ın, Selahattin Demirtaş'ın, Osman Kavala'nın tutuklu olması yargı bağımsızlığından mı? Onlar siyasi dava ancak CHP davası siyasi bir dava değil. İkisinin arasında çok büyük farklar var. Savcının iddianamesine bakmak lazım. Neler var? İtirafçılar var. Adam diyor ki "verdim" ve itirafçılar kim? İş yaptıkları adamlar. Ne kadar verdin diyor açıklıyor. Olay çıkıyor, itiraf ediyor, banka havalesi geliyor. Seferihisar Belediyesi'ndeki olayda tüm para transferleri tespit edilmiş. Ne diyeceğiz buna? Siyasi mi diyeceğiz? Belediye başkanı siyasi bir söylemden ötürü tutuklansa kıyameti koparırız elbette. -(Sizin kayyumdan farkınız nedir sorusu üzerine) "Ben mutlak butlanı kabul etmedim diyelim. Buraya bir kaymakamın kayyum olarak atanmasını siz kabul eder misiniz? Başka birinin partiye atanmasını kabul eder misiniz? Benden neden korkuyorsunuz? İki şey var. Kayyum ayrı bir şey. Ben daha alt mahkemede görüşülürken dedim ki beni kayyum olarak yazarlarsa kabul etmem. Fakat 'mutlak butlan' çıkarsa, sadece ben değil eski parti meclisinin tamamı gelecek ve yeniden kurultay yapacağız. O zaman kabul ederim. Çünkü mahkeme diyor ki "bu kurultay şaibeli". Şaibe lafını ilk kim kullandı? Erdoğan söyledi ardından Bahçeli dedi. Ben de video çektim ve dedim ki "Asıl sizin kurultaylarınız şaibelidir" yanıtını verdim. Sonra da bir televizyon programında dedim ki arkadaşlar çıkın söyleyin ki "Bu kurultayda şaibe yoktur. Bu kurultay tertemizdir" desenize? Niye söylemediniz? Video çektim evimde ve bunları söyledim. Şimdi siz bana diyorsunuz ki (Kayyumu niye kabul ettiniz? Mesela kayyum gelse CHP'lileri ihraç kararı alabilir miydi? 60 kişiyi işten kovabilir miydi?) Kayyum bunları yapabilirdi elbette. Şişli Belediyesi'ne kayyum geldi, yaptıklarını gördünüz. Biz bir karar aldığımızda normal bir parti organı var. Parti Meclisi aynı, Yüksek Disiplin Kurulu aynı. Bakın MYK'da alınan kararı, Yüksek Disiplin Kurulu bozdu. Hayır bu olmaz dedi ve biz itiraf edemeyiz ona. Vatandaşa kayyum denilerek lanse ediliyor ancak böyle bir şey yok. Parti eskiden neyse o, tüm organları yerinde. Kayyumluk bir durum yok. AKIN GÜRLEK SORUSU: 'BUTLAN' KARARINA ETKİ ETTİ Mİ? Terkoğlu, "Akın Gürlek'i bugün tanımıyoruz elbette. Sizin ifadelerinizi okuyorum "Akın Gürlek bizim yeni Zekeriya Öz'ümüzdür. Eğer adaleti katleden adam kim diye soruyorsanız o Akın Gürlek'tir. Bana sadece bir göz kırpın, ben gerekeni yaparım dediniz Akın Gürlek hakkında. Butlan kararından birkaç dakika sonra Akın Gürlek çıktı ve kararı sahiplenen bir açıklama yaptı. Siz diyorsunuz ki Gürlek mahkeme kararlarını yönlendiriyor. Erdoğan'ın göz kırpmasıyla Akın Gürlek butlan kararına etki etmiş midir?" diye sordu... -Benim kendisiyle hiçbir temasım yok. Bu dava ile benim hiçbir ilgim yok. Davayı açan değilim, tanığı değilim, değilim yani. Butlan kararında olay siyasidir, karar ise farklıdır. Yani bir düşünceden ötürü değil. Para hareketi var ortada. Bir siyasi parti ile alakalı bu ancak olay adli bir olay. Kararın iktidarın yargıya müdahalesi ile alınıp alınmadığını ben nereden bileceğim? Alt mahkeme bir karar verdi ve ben buna itiraz mı ettim? Benim şahsi kanaatim herhalde Erdoğan müdahale etse yerel mahkemeye daha rahat müdahale ederdi. Bir tane hakim karar veriyor sonuçta. Bütün yargıçlar da "Erdoğan'ın kararı ile hareket ediyor" dersek büyük haksızlık etmiş oluruz. Bazı yargıçların onuru vardır. Bakar eder ve kararı ona göre verir. Bu mutlak butlan kararı sıradan bir karar değil. Bütün ders kitaplarına girecek çünkü bizim tarihimizde bir ilk oldu bir siyasi partinin genel kurulunun 'mutlak butlan' ile yok hükmünde sayılması. Bunun devamı nasıl olur, Yargıtay nasıl karar verecek onu da bilmiyoruz. Ne yaparlar ne yapmazlar bakacağız. "Partiyi arındırma görevini sizden kim istedi?" sorusu üzerine: "CHP'nin tarihinde böyle şeyler yoktur. Bunu benden isteyen de CHP'nin tarihidir. Böyle belediye başkanları olmuştur, milletvekilleri olmuştur ancak CHP'nin ahlaki üstünlüğü tartışılmazdır. Benim görevim bu. Partiyi kuruluşundaki ahlaki kodlara döndürmek zorundayız. Bunu yapmadığım taktirde ben partiye ihanet etmiş olurum. Para pul işine giren insanı ben nasıl koruyacağım. Para pul işine girip de delege satın alan insanı ben nasıl koruyacağım? İTİRAFÇININ OĞLU NEDEN A TAKIMINDA? Mutlu: Bu davada itirafçı olan Veysi Uyanık'ın oğlu Ahmet Hakan Uyanık sizin A takımınızda. Neden? Ahmet Hakan Uyanık'ı tanıyor musunuz? Kendisi şu anda askerde. Eğitimini biliyor musunuz? Olağanüstü bir eğitimi var. Babadan ötürü çocuğunu neden yargılıyorsunuz? 5 yaşında 10 yaşında olsa tamam. Ya bu askere gidiyor artık ve parti meclisi üyesi. Parti meclisi üyesi de yıllar öncesinde. Mahkeme kararıyla geliyor. Babalar yüzünden çocuklar yargılanmaz. Sizin kardeşiniz ahlaksızca bir şey yapsa ben sizi eleştiremem. Babasının yüzünden neden çocuğu suçlayayım? Bu çocuk çok iyi eğitim almış birisi, birkaç dil bilen, en iyi eğitimleri almış birisi. Bizim siyasetçi yetiştirmemiz lazım. Kendisiyle hiç konuşmadım bu konuyu. Çocuğu alıp babasına, babasını alıp çocuğuna düşman etmem. "İTİRAFÇILARI PARTİDEN ATMAYACAĞIZ" "Gerçeği söyleyen bir insanı. Doğruları söyleyen bir insanı nasıl aynı kefeye koyarsınız? Para alan ve para vereni aynı kefeye koymam. Para alıyorsa ve oyunu kullanıyorsa olmaz. Ancak para aldığını görüyor ve bunun tanıklığını yapıyorsa onu partiden atmak olmaz elbette. Para trafiğine sadece şahit olmuş itirafçıları elbette partiden atmayacağız" SEÇMEN SİZE NEDEN İNANMIYOR SİZCE? "Televizyonlar tek taraflı yayın yaptığı için. Bir televizyon kanalı var, bu dediklerimizin hiçbirini söylemiyor. Bizim taban da gidiyor onu izliyor, onu doğru kabul ediyor." (Milletvekiliniz televizyonlara, gazetelere ve sosyal medyada 755 milyon TL para ödendiğini söyledi. İsim isim açılar mısınız?) "Televizyon kanallarını bilmiyorum. Geçmişte de bizim kanallarla protokolümüz vardı. Bunlar resmi ve meşru şeyler." "GEREKİRSE İKİ TARAF DA YARGITAY BAŞVURUSUNDAN VAZGEÇER" Terkoğlu: "Bu nasıl bir tedbir kararı ki size disipline sevk hakkı veriyor, ihraç hakkı veriyor, il başkanlarını görevden alma ve atamalar yapma hakkı veriyor, bir tek kurultay yapamıyorsunuz. Bu nasıl bir tedbir?" "Bunu hukukçular otursunlar, eleştirsinler. Şunu söyleyeyim kesinlikle partiyi en kısa sürede kurultaya götüreceğim. Dilekçeler geldi değil mi. Aldık onu, istediler ağırladık. Açıklama yapacağız dediler ve önlerine kürsüyü koyduk. Hiçbir gerginliğe izin vermeden bunları yapıyoruz. Mahkemenin 'tedbir' kararı var. Yargıtay süreci olduğu için yapamıyoruz deniliyor. Bakın ben hukukçu değilim. Ancak elbette bu süreçte parti çalışacak. Tedbir kararı kalkana kadar biz hiçbir şey yapmayacağız gibi bir durum yok. İtirazı yapanlar Özgür Bey. Karşı tarafla konuşuruz, gerekirse iki taraf da Yargıtay başvurusundan vazgeçer. Bu konuşulabilir. Olağanüstü kurultay değil. Olağan kurultay yapılacak. Yargıtay'daki başvuru çekilirse olağan kurultayı en fazla 4-5 aya yaparız. Olağan kurultay sonuçta il başkanı seçimleri var, delegelerin seçimleri var. Zaten eski delegelerle yapamayız efendim. Mahkeme şaibe var diye iptal etmiş, siz gidip o delegelerle kurultay yapın diyorsunuz. Bundan da bir mutlak butlan kararı çıkar. Parti bu kadar yorulur mu? Delegeye mi güvenmiyorsunuz? Başlarsınız mahalleden itibaren seçimlere, gelirsiniz kurultayı yaparsınız mesele bu kadar basit. ‘FETÖ' SORUSU Terkoğlu: "Siz kamuoyunda çok tartışılan bir ifade kullandınız. Fetö ithamında bulundunuz. İsim vermeseniz de parti içindeki isimleri hedef aldınız. Şunu söylemek istiyorum. Sizin görev sürenizde danışmanınız Fatih Gürsu FETÖ'den ceza aldı. Milletvekili yaptığınız Aykan Erdemir şu anda FETÖ firarisi. "Fethullah Gülen bir bilgedir" diyen Muhammet Çakmak'ı siz Parti Meclisi üyesi yaptınız. Zaman Gazetesi'ni ziyaret ettiniz. FETÖ'nün en gözde olduğu zamanlarda Zekeriya Öz'e 'şerefli bir gazeteci' demiştiniz. 15 Temmuz gecesi sizin Bakırköy'de bir evde oturmanız ve Özel'in Meclis'e gitmesi gündem olmuştu. Tüm bunlara rağmen eski yol arkadaşlarınıza, iktidarın size yapmış olduğu dille "FETÖ" ithamında bulunmanız ayıp olmuyor mu?” Şimdi bunu neden söyledim. Doğru verdiğiniz bilgiler. O dönem FETÖ'nün gazeteleri vardı, televizyonları vardı. Ekrem Bey de orada spor programları sunuyordu. Hiçbir zaman öyle bir suçlama yapmadık. Özgür Bey şöyle bir açıklama yaptı, MİT müsteşarını kastederek "CHP'nin yurt dışı ofislerinden çok sayıda başvuru alıyoruz. Üye alımı sırasında CHP'ye FETÖ ya da terör örgütleri sızmasın diye MİT'ten istihbarat desteği istedik" demişti. Ben de buna dikkat çektim. Ne var bunda? MİT'ten FETÖ'cüler girmesin diye destek istemişler. Ben de diyorum ki kim bunlar? Geçmişte tanımadığım bazı isimler FETÖ'cü çıktılar. Ben de bu isimleri kastettim tabii ki. Gayet insani bir şekilde... "BEN ŞAHSEN BENİMLE İLGİLİ BÖYLE BİR İDDİA OLURSA DOKUNULMAZLIĞIMIN KALDIRILMASINI İSTERİM" Terkoğlu: Kurultay üzerine CHP'de Özgür Özel'e yakın milletvekilleri hakkında hazırlanan fezleke Meclis'e gelirse kendisine yakın vekillere hangi yönde oy vermelerini söyleyecek? Ben davaların tarafı değilim. Hâkim 'Parayla pulla kurultay satın alınırsa ben de iptal ederim.' diyor, ben tarafı değilim. Milletvekili fezlekeleri Meclise geldiğinde dokunulmazlıkların kaldırılmasını isterim. Ben şahsen benimle ilgili böyle bir iddia olursa dokunulmazlığımın kaldırılmasını isterim. Benim ilkem budur. Dokunulmazlıklar kaldırılsın, kişi aklansın. “EKREM İMAMOĞLU, CUMHURBAŞKANI ADAYINIZ MI?” -Cumhurbaşkanı adayımızı niye tartışıyoruz ki? Ben bu rejimi kabul etmiyorum ki. Ben bu sistemi kabul etmiyorum, tek adam sistemini kabul etmiyorum ki. Biz Anayasayı değiştirmek istiyoruz. Bizim adayımızı yetkili organlar belirler. Burası AKP değil, MHP de değil. CHP'de ciddi bir itiraz kültürü vardır. Herkes düşüncelerini söyler, itiraz edenleri de genel başkan sonuna kadar dinler. 16,5 milyon insan imza vermiş saygı duyuyorum. Zamanı gelir ve eğer Anayasa değişmezse, mecburen bir Cumhurbaşkanı adayı belirlememiz gerekirse bakacağız elbette. İmamoğlu aday adayı mı bilmiyorum ki. Müslim Sarı dedi ki sorun çıkmazsa, mahkemeden adaylığının önünde bir engel olmazsa elbette herkes aday adayı olabilir. Bir sürü aday adayı vardır, olabilir. “NEDEN BENİM İÇİN ‘GENEL BAŞKAN’ İFADESİNİ KULLANMIYORSUNUZ” -Sizin televizyonunuzda da neden benim için "Genel Başkan" ifadesini kullanmıyorsunuz. Mahkeme kararı var ortada. Ben medyada yapılanlar, söylenenler, sosyal medyadaki paylaşımlar. Eşim tehdit ediliyor. Bu kadar ahlaksızlık olur mu ya? Eşimden ne istiyorsunuz siz? Trollere dava açıyoruz, bir bakıyoruz Özbekistan'da, Arnavutluk'ta çıkıyorlar. Birisi nasıl olduysa Samsun'da çıktı da polis buldu getirdiler şu anda hapisteler. Troller düğmeye basıyorlar ve 1000 tane troll hesap çıkıyor. Vatandaş da bunları okuyunca "ya bu nedir, niye bu kadar çok eleştiri geldi" deniliyor. Benden neden korkuyorlar? Ailem belli, ahlaki yapım belli, partiye bağlılığım belli. Bütün başlangıçtan itibaren, siyasete girişimden itibaren yolsuzluklarla ve haksızlıklarla mücadele ettim. Kılıçdaroğlu olmasın da kim olursa olsun deniliyor. Neden? Ben birisini mi astım kestim. Bir dürüst insana fiske mi attım. Düşüncesini özgürce ifade eden bir insanı partiden mi attım? Tüm partililerime sesleniyorum. Hiç kimseyi ötekileştirmem hakaret etmedikleri sürece. Çünkü bu partinin eleştiri kültürünü korumak zorundayız. Zaten eleştirilmezse, benim eksiğimi söylemezlerse parti parti olmaktan çıkar. Hiçbir milletvekiline farklı bakmam. Hepsi yeter ki parlamentoda çalışsınlar. -13 seçim kaybedildiği söyleniyor. Tamamen yalan. Saysınlar 13 seçimi. Birisi bir şey söylüyor herkes ona inanıyor. Nerede 13 seçim kaybetmişim? Referandumları seçim olarak mı sayıyorsunuz? Kim beni Erdoğan'ın projesi olmakla suçlayabilir? Benim kadar Erdoğan'ı eleştiren mi var? Ankara'yı kim aldı? İstanbul'u kim aldı? Mersin'i, Adana'yı kim aldı? İlk kez AKP tek başına hükümet kuramadı ya. AKP tek başına hükümet olmadı 7 Haziran 2015'te... Sayın Bahçeli'ye dedim ki gel sen başbakan ol ben sana destek vereceğim. Kendisi kabul etmedi. Her seçimde oy oranımız arttı. Ben her seçimde olağanüstü başarılar elde ettik demiyorum. Ancak her seçimde oyumuzu artırdık biz. Tarihinde ilk kez AKP'nin tek başına hükümet kurmasına engel olan oyu da biz aldık. O bombalar patlamasaydı, yüzlerce insan ölmeseydi başka bir tablo çıkacaktı ortaya biz bunu da biliyoruz. Bütün metropolleri aldık, daha neyi alalım. Ayrıca İYİ Parti'ye verdiğimiz yerleri de sonraki seçimlerde aldık “OSMANLICILIK” SÖZLERİNİ SÜRDÜRDÜ CHP Genel Merkezinde yaptığı konuşmada kullandığı "Osmanlı coğrafyasında Türkiye olmalı" sözlerinin ardından Tom Barrack ile benzer ifadeler kullandığı için eleştirilen Kılıçdaroğlu: -Türkiye, dünyadaki değişime ayak uyduramazsa, sadece kendi kültürüne, kendi yaşamına, kendi bölgesine hapsedilirse oyun kurucu olamaz. Türkiye'nin oyun kurucu olmak üzere Osmanlı coğrafyası ve Türk cumhuriyetlerine, kültürel ve ekonomik açıdan bu bölgelere girmesi lazım. Biz Suriyelileri Suriye'ye göndereceğiz dedik ama Antep'teki iş adamlarına Suriye'de fabrika kurun, Suriyelileri çalıştırın, size vergi muafiyeti getireceğim dedim. Bu coğrafyaya girmek zorundayız. Türkiye bu coğrafyada gücünü göstermeli. Libya ile yapılan anlaşma çok değerlidir, Türk cumhuriyetleriyle ortak alfabe çok değerlidir. Kara Kuvvetleri'nin kuruluş tarihi 1200 yazar, Cumhuriyetle kuruldu demiyoruz. İstanbul Üniversitesi 1453... Biz kendi tarihimizi bilmiyoruz. (Libya’da ne işimiz var lafını söylemiştiniz ) “O, o dönemin koşulları”. ÖZEL'İN İDDİALARINI YALANLADI Özgür Özel'in kendisine yönelik "İmamoğlu'na cezaevindeyken 'Özel'i bırak seninle yola devam edelim' teklifi yaptığına ilişkin iddiaya yanıt veren Kılıçdaroğlu: -Hayır efendim. Bunların tamamı çok özür diliyorum ama tamamı yalandır. Yok böyle bir şey. Nasıl çıkarıyorlar, nereden çıkarıyorlar bunları. Yok öyle bir şey ya. Biz bölgede Türkiye nasıl güçlenir, CHP nasıl tek başına iktidar olur diye düşünüyoruz onlar nelerle uğraşıyorlar.