Laiklik Meclisi, 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı'nın 33. yılı dolayısıyla yayımladığı açıklamada, katliamın yalnızca aydınlara yönelik bir saldırı değil, laik Cumhuriyet ve anayasal düzene karşı planlı bir kalkışma olduğunu savundu. Açıklamada, Türkiye'de laiklik ilkesinin sistematik biçimde aşındırıldığı ve gerici yapılanmaların devlet politikalarıyla güçlendirildiği öne sürüldü. Laiklik Meclisi, Sivas Katliamı'nın 33. yılı nedeniyle yayımladığı açıklamada, 2 Temmuz 1993'te yaşananların Türkiye Cumhuriyeti'nin laik ve demokratik yapısına yönelik en ağır saldırılardan biri olduğunu belirtti. Açıklamada, 1980 sonrasında uygulanan politikalarla laiklik ve yurttaşlık esasına dayalı anayasal düzenin tasfiye edilmeye çalışıldığı, bu süreçte dinci yapılanmaların ve tarikatların önünün açıldığı ifade edildi. “12 Eylül Sonrası Gericiliğe Yapılan Yatırım Hızlandı” Laiklik Meclisi, 12 Eylül askeri darbesiyle birlikte eğitimden kamusal yaşama kadar birçok alanda dinselleşme politikalarının hız kazandığını savundu. Açıklamada, Türk Ceza Kanunu'nun tarikat ve cemaatlerin faaliyetlerini sınırlayan 163. maddesinin 1991 yılında yürürlükten kaldırılmasının laik Cumhuriyet açısından stratejik bir kırılma noktası olduğu görüşüne yer verildi. Bu süreçte toplumun Cumhuriyet ve laiklik ile bağlarını zayıflatmayı hedefleyen dinci ve paramiliter yapıların güç kazandığı belirtilirken, gazeteci ve aydınlara yönelik suikastların da aynı dönemin parçası olduğu ifade edildi. “Sivas Katliamı Laik Cumhuriyeti Hedef Alan Bir Kalkışmaydı” Açıklamada, 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta düzenlenen Pir Sultan Abdal etkinlikleri sırasında yaşanan katliamın, yalnızca bireysel bir saldırı değil, laik Cumhuriyete yönelik örgütlü bir girişim olduğu savunuldu. Laiklik Meclisi, 33 aydın ve sanatçının yaşamını yitirdiği olayın, devletin gözü önünde gerçekleşen planlı bir katliam olduğunu öne sürerek, davanın yıllar boyunca anayasal düzene yönelik bir saldırı olarak ele alınmadığını belirtti. “Zamanaşımı Kararı Yargı Tarihine Kara Bir Leke Olarak Geçti” Açıklamada, Sivas Katliamı davasının 2023 yılında zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmesine tepki gösterildi. Laiklik Meclisi, davanın başlangıçtan itibaren siyasi boyutundan arındırılarak yalnızca adli bir vaka gibi ele alındığını, bu nedenle gerçek sorumluların ortaya çıkarılmadığını savundu. “Yeni Rejim Tartışmaları Laiklik İlkesini Hedef Alıyor” Açıklamada, günümüzde kuvvetler ayrılığı ilkesinin zayıflatıldığı, yargının siyasallaştığı ve laik Cumhuriyetin temel kazanımlarının aşındırıldığı yönünde değerlendirmelere yer verildi. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yetki alanının genişletildiği, tarikat ve cemaat bağlantılı yapıların kamusal yaşamda daha görünür hale geldiği öne sürülürken, eğitim politikaları ve anayasa tartışmalarının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. CHP Kararı ve Siyasetin Yeniden Dizaynı İddiası Laiklik Meclisi, son dönemde CHP'ye ilişkin verilen "mutlak butlan" kararını da açıklamasında değerlendirdi. Bu gelişmenin, siyasetin yargı eliyle yeniden şekillendirilmesi girişiminin bir parçası olduğu görüşü dile getirildi. Açıklamada, hukuk devleti ilkesinin zayıflatıldığı ve demokratik temsil mekanizmalarının tartışmaya açıldığı savunuldu. “Aydınlarımızı Saygıyla Anıyoruz” Laiklik Meclisi, açıklamasının sonunda Sivas Katliamı'nda yaşamını yitiren 33 aydın ve yurttaşı anarak, laiklik mücadelesinin büyütülmesi çağrısında bulundu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “2 Temmuz 1993'te Sivas'ta devletin gözleri önünde planlı bir operasyon ile yobazlar tarafından katledilen 33 yurttaşımızı saygıyla anarken, bu katliamın karşı devrimin en alçakça saldırılarından biri olduğunu unutmamalıyız. Onları anmanın ve yaşatmanın yolu; aydınlık, laik, özgür, eşit, bağımsız ve demokratik Cumhuriyet mücadelesini yükseltmekten geçmektedir.” Laiklik Meclisi, tüm yurttaşları laik Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkmaya ve laiklik mücadelesini büyütmeye davet etti.