Mahfi Eğilmez, son yazısında 1970'li yıllarda Türkiye'de hafızalara kazınan yağ, benzin, tüpgaz ve sigara kuyruklarının ardındaki ekonomik ve siyasi dinamikleri ele alıyor. Günümüzde sıkça siyasi tartışmalara konu edilen bu dönemin, tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurgulayan Eğilmez; küresel petrol krizleri, döviz darboğazı, ekonomik politika tercihleri, siyasi istikrarsızlık ve Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uygulanan ambargonun dolaylı etkilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Eğilmez'e göre, 1970'lerin kuyruklarını doğru anlamak, bugünün ekonomik tartışmalarını daha sağlıklı analiz edebilmek açısından önemli dersler içeriyor.

İşte Mahfi Eğilmez'in, 1970'li yılların ekonomik koşullarını ve kuyrukların arka planını tarihsel veriler ışığında değerlendirdiği yazısı:

70'lerdeki Kuyruklar

Bugün Türkiye ekonomisinin geçmişten daha iyi durumda olduğunu savunanların en sık başvurduğu örneklerden biri, 1970'lerde yaşanan uzun kuyruklardır. Yağ, sigara, tüpgaz ve benzin kuyrukları sık sık hatırlatılır; bugünkü tablo ise bu görüntülerle karşılaştırılır.

Bu kuyrukların nedenleri ise günümüzde hâlâ siyasi tartışmaların konusu olmaya devam ediyor. Kimileri yaşanan sıkıntıları tamamen dönemin hükümetlerine bağlarken, kimileri ise dış gelişmeleri belirleyici etken olarak görüyor. Gerçekte yaşananlar ne yalnızca hükümetlerin ne de yalnızca dış gelişmelerin sonucuydu.

1970'lerin başında dünya ekonomisi ciddi bir sarsıntıyla karşı karşıya kaldı. 1973 Petrol Krizi ile petrol fiyatları birkaç kat arttı. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bölümünü ithalatla karşıladığı için bu gelişmeden doğrudan etkilendi. Artan enerji maliyetleri ulaştırmadan sanayiye kadar hemen her sektörde üretim maliyetlerini yükseltti. 1979'daki ikinci petrol krizi ise mevcut sorunları daha da ağırlaştırdı.

Ancak küresel gelişmeler tek başına yaşanan sıkıntıları açıklamaya yetmiyordu. Türkiye'nin ihracat gelirleri, ithalatını finanse etmeye yetecek düzeyde değildi. Döviz rezervlerinin azalması nedeniyle petrol, sanayi hammaddeleri ve birçok ara malının ithalatı aksadı. Üretimde yaşanan kesintiler piyasadaki ürün miktarını düşürdü. Bazı temel tüketim mallarında arz yetersizliği ortaya çıktı ve kuyruklar oluşmaya başladı.

Ekonomik politikalar da bu tabloyu etkileyen önemli unsurlardan biriydi. Devlet birçok temel ürünün fiyatını kontrol altında tutmaya çalışıyordu. Ancak maliyetlerin hızla yükseldiği bir ortamda üreticiler ve satıcılar bu fiyatlarla satış yapmakta isteksiz davranabiliyor, ürünler piyasaya yeterli miktarda piyasaya sunulamıyordu. Bunun yanında yüksek enflasyon, vatandaşların bulabildikleri ürünleri ihtiyaçlarından fazla satın almalarına yol açarken, bazı satıcıların ürünleri fiyat artışını bekleyerek stoklaması da arz sıkıntısını büyüten etkenler arasında gösteriliyordu.

Dönemin siyasi atmosferi de ekonomik sorunların çözümünü zorlaştırıyordu. Sık hükümet değişiklikleri, koalisyonlar ve yoğun siyasi kutuplaşma, uzun vadeli ekonomik programların uygulanmasını güçleştiriyordu. Bu nedenle ekonomik sorunlar giderek derinleşiyor ve günlük hayatın her alanında hissedilir hâle geliyordu.

Polislerin çalışma sistemi değişiyor: Yeni vardiya modeli eylülde başlayacak
Polislerin çalışma sistemi değişiyor: Yeni vardiya modeli eylülde başlayacak
İçeriği Görüntüle

1974'te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında yaşanan gelişmeler de bu sürecin önemli parçalarından biriydi. Harekâtın ardından Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye'ye uyguladığı silah ambargosu doğrudan askerî malzemeleri kapsıyordu. Bununla birlikte savunma sanayii, dış finansman ve uluslararası ekonomik ilişkiler üzerinde dolaylı olumsuz etkiler yarattı. Zaten kırılgan olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı ve döviz sıkıntısının hafiflemesini zorlaştırdı. Pek çok tarihçi ve iktisatçı, ambargonun tek başına kuyrukların nedeni olmadığını; mevcut sorunları ağırlaştıran etkenlerden biri olduğunu değerlendirmektedir.

Bu durum yalnızca Türkiye'ye özgü değildi. Petrol krizinin ardından Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere birçok ülkede de benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluştu ve enerji arzında ciddi sıkıntılar yaşandı. Buna karşılık Türkiye'de döviz darboğazı, ithalata bağımlı üretim yapısı ve siyasi istikrarsızlık gibi iç dinamikler, küresel krizin etkilerinin daha ağır hissedilmesine yol açtı.

Bugünden geriye dönüp bakıldığında, 1970'lerde yaşanan kuyrukları bir hükümete, bir dış güce ya da yalnızca Kıbrıs Harekâtı sonrasındaki ambargoya bağlamak tarihsel gerçekliği tam olarak yansıtmaz. Aynı şekilde dış gelişmeleri öne sürerek iç ekonomik tercihlerin ve yapısal sorunların etkisini görmezden gelmek de eksik bir değerlendirme olur. O dönemde yaşanan tablo, şu etkenlerin birbirini beslediği çok boyutlu bir sürecin sonucuydu: küresel petrol krizleri, döviz yetersizliği, ekonomik politika tercihleri, siyasi istikrarsızlık ve Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uygulanan ambargonun dolaylı etkileri.

Bugün 1970'lerin kuyrukları hâlâ siyasi tartışmalarda örnek gösteriliyor. Ancak o dönemi doğru anlamak için tek bir suçlu aramak yerine, küresel krizleri, ekonomik tercihleri ve siyasal koşulları birlikte değerlendirmek gerekiyor. Tarih, çoğu zaman tek bir nedenin değil, birbirini etkileyen birçok etkenin sonucudur. Geçmişe bu gözle bakmak, bugünün ekonomik tartışmalarını da daha sağlıklı değerlendirmeye yardımcı olabilir.

Muhabir: Haber Merkezi