PKK lideri Abdullah Öcalan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) Diyarbakır’da düzenlediği Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı’na gönderdiği mesajda, yerel yönetimlerin ve yerel demokrasinin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öcalan, 1950’lerden itibaren dünyada yerel yönetimlerin, kültürel hakların ve demokratik anayasal düzenlemelerin geliştiğini belirterek, Avrupa Birliği ülkelerinin kabul ettiği Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın da bu sürecin bir parçası olduğunu ifade etti. “Yerel demokrasi Türkiye’yi güçlendirebilir” Mesajında Orta Doğu’da demokratik yerel yönetimlerin önemine dikkat çeken Öcalan, Türkiye’de yerel ve bölgesel düzeyde demokratik ifade alanlarının genişletilmesinin birçok sorunun çözümünü kolaylaştıracağını savundu. Öcalan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Özellikle yerel demokrasi üzerindeki çekincenin kaldırılması, Türkiye’yi ikinci yüzyılda bölgede güçlü kılabilir. Demokratik çözüme duyarlı; hem toplumlar hem de devletler için yeniden yapılanma şarttır. Çağın genel akışı da merkeziyetçiliği azaltmak, yereli çoğaltmak yönündedir.” “Yerel demokrasi ve demokratik anayasa çözümün formülüdür” Mesajında demokratik yerel yapıların örgütlü mücadelesinin önemine değinen Öcalan, “Yerel demokrasi ve demokratik anayasa” yaklaşımının Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü açısından da temel bir formül olduğunu öne sürdü. Öcalan, kayyım uygulamalarına ilişkin ise şu ifadeleri kullandı: “Son yıllarda uygulanan kayyım politikasının kaynağında yerel demokrasinin olmayışı yatar. Demokrasinin bu denli kolayca inkar edilebildiği bir ülkede, hiçbir sorun çözülemez ve çözülemediği de ortadadır.” “Kürt sorunu yerel yönetim düzeyinde çözüm aşamasına gelmiştir” Öcalan, mesajında yalnızca Kürt sorunu açısından değil, Türkiye’nin genel yönetim yapısı bakımından da güçlü yerel demokrasinin gerekli olduğunu savundu. “Yerel demokrasinin hukuk çerçevesinde güvence altına alınması en gerçekçi ve tek çözüm formülüdür” diyen Öcalan, benzer bir modelin Suriye, Irak ve İran için de gerekli olduğunu ileri sürdü. Halkın yönetime katılımı vurgusu Demokratik belediyecilik anlayışının geliştirilmesi çağrısında bulunan Öcalan, halkın karar alma süreçlerine doğrudan katılımını esas alan mekanizmaların oluşturulmasını önerdi. Kent konseyleri ve kent meclislerinin yaygınlaştırılabileceğini belirten Öcalan, yurttaşların ekonomik ve sosyal sorunlarını bu platformlarda tartışarak karar alabileceklerini ifade etti. “Belediyeler komün anlayışıyla yönetilmeli” Mesajının devamında Avrupa’daki belediyecilik anlayışının tarihsel kökenlerine değinen Öcalan, Kürt toplumundaki “kom bûn” kavramına atıfta bulundu. Yerel yönetimlerde “komün ruhunun” geliştirilmesi gerektiğini savunan Öcalan, temizlikten ulaşıma, eğitimden sağlığa kadar kentlerin ihtiyaçlarına bu anlayış doğrultusunda çözüm üretilebileceğini belirtti. Öcalan ayrıca, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yerel yönetimlerde elde edilecek başarıların demokratik müzakere süreçlerine de katkı sunacağını ifade etti.