Ve belki de bu sergi, yeniden sorulması gereken bir sorunun kapısını aralıyor: Unutulan sadece oyalar mı, yoksa birlikte kurulan hayatların dili mi?

Kolleksiyoner Esin Zeynep Başer, unutulmaya yüz tutan oya, yazma ve el emeği kültürünü görünür kılmak için yıllara yayılan bir birikimi sergiye dönüştürdü. 9–15 Mayıs tarihleri arasında Adana Kahve Evi Müzesi’nde açılacak sergi, yalnızca bir koleksiyon değil; geçmişten bugüne taşınan bir kültürel hafıza çağrısı niteliği taşıyor.

MERSİN SİNEMA OFİSİ KENTİ SİNEMACILIĞIN CAZİBE MERKEZİ YAPMAYA DEVAM EDİYOR
MERSİN SİNEMA OFİSİ KENTİ SİNEMACILIĞIN CAZİBE MERKEZİ YAPMAYA DEVAM EDİYOR
İçeriği Görüntüle

Adana’da bir sergi, sadece estetik bir buluşma değil; aynı zamanda unutulmaya yüz tutan bir kültürün sessiz ama güçlü direnişi olarak kapılarını açıyor. Kolleksiyoner Esin Zeynep Başer’in “Oyalardan Esinti’ler” adını verdiği sergi, iğne oyasından boncuk işlemelerine, pullu yazmalardan kaneviçelere kadar uzanan geniş bir el emeği mirasını gün yüzüne çıkarıyor.

9–15 Mayıs 2026 tarihleri arasında, saat 11.00’den itibaren Av. Turhan Arın Sokağı’nda bulunan Adana Kahve Evi Müzesi’nde ziyaret edilebilecek sergi, yalnızca geçmişin izlerini taşımıyor; aynı zamanda bu izlerin silinmesine karşı verilen bir emeğin, biriktirmenin ve korumanın hikâyesini anlatıyor.

Bir Çocuğun Merakı, Yılların Koleksiyonuna Dönüştü

Adana doğumlu olan ve 1993 yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği bölümünden mezun olan Esin Zeynep Başer, bugün hâlâ öğretmenlik mesleğini sürdürüyor. Ancak onun hikâyesi sınıfın çok ötesinde, çocukluk yıllarında başlayan bir dikkat ve merakla şekilleniyor.

Başer, çocukken annesinin gelin mevlitlerinden getirdiği tülbentleri sahiplenme isteğiyle başlayan ilgisinin, zamanla derin bir tutkuya dönüştüğünü anlatıyor. Misafirliklerde cam vitrinlerde sergilenen örtüler, sandıklarda saklanan kaneviçeler, sokakta kadınların başındaki yazmalar… Tüm bu detaylar, onun hafızasında biriktirdiği kültürel izlerin başlangıç noktası oluyor.

20 Yıllık Birikim: Sessiz Bir Kültürel Arşiv

Yaklaşık 20 yıldır boncuklu oyalar, yazmalar ve el işi ürünleri toplayan Başer, bu sürecin yalnızca bireysel bir koleksiyonculuk olmadığını vurguluyor. Kermeslerden, pazarlardan, dost ve akraba çevresinden gelen desteklerle büyüyen bu birikim, zamanla bir kültürel arşive dönüşüyor.

Bu sergi, işte bu birikimin kamuyla ilk büyük buluşması niteliğini taşıyor.

“Artık Sandıklar Açılmıyor”

Başer’in en dikkat çekici tespiti ise değişen toplumsal alışkanlıklar üzerine. Ona göre artık genç kuşaklar annelerinin sandıklarını devralmak istemiyor. El emeği göz nuru ürünler, gündelik hayatın dışında kalırken; oya yapmak, boncuk işlemek gibi geleneksel üretimler de giderek görünmez hale geliyor.

“Artık ne annelerin elinde ne de genç kızların elinde oya görmüyorum” diyen Başer, bu serginin tam da bu kayboluşa karşı bir hatırlatma ve yeniden görünür kılma çabası olduğunu ifade ediyor.

Bir Sergiden Fazlası: Kültürel Belleğe Çağrı

“Oyalardan Esinti’ler” sergisi, sadece nostaljik bir gezinti sunmuyor. Aynı zamanda şu soruyu da izleyiciye yöneltiyor:
Bir toplum, el emeğiyle kurduğu hafızasını kaybederse geriye ne kalır?

Başer, sergiyi bu nedenle bir davet olarak tanımlıyor:
“Bu boncuk kültürünü, yazmaları, iğne oyalarını daha görünür kılmak ve meraklısıyla buluşturmak istiyorum. Herkesi sergime bekliyorum.”

Gelenekten Geleceğe İnce Bir Hat

Adana Kahve Evi Müzesi’nde açılacak bu sergi, bir yandan geçmişin zarif estetiğini bugüne taşırken, diğer yandan geleceğe aktarılması gereken bir kültürün altını çiziyor. Her bir ilmekte, her bir boncukta yalnızca bir desen değil; bir yaşam biçimi, bir sabır ve bir kimlik saklı.

Ve belki de bu sergi, yeniden sorulması gereken bir sorunun kapısını aralıyor:
Unutulan sadece oyalar mı, yoksa birlikte kurulan hayatların dili mi?

Sergi Bilgileri:
📍 Yer: Adana Kahve Evi Müzesi – Av. Turhan Arın Sokağı
📅 Tarih: 9–15 Mayıs 2026
⏰ Saat: 11.00 itibarıyla ziyaret edilebilir

Muhabir: Güven BOĞA