TBMM Genel Kurulu'nda DEM Partisi'nin "kadına karşı şiddet ve cinayetlerin araştırılmasına" ilişkin verdiği grup önerisiyle ilgili  Toplumsal Özgürlük Partisi Sözcüler Kurulu üyesi ve DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, konuşmasında şu ifadelere yerverdi.

"8 MART'TA BİR HAFTA KALA 8 KADIN CİNAYETİ MÜNFERİT DEĞİL"

Son derece üzgünüz, acılıyız ve öfkeliyiz; 8 Marta bir hafta kala, Türkiye'de, son yirmi dört saatte 8 kadın kardeşimiz erkekler tarafından katledildi ve şu anda 1 kadın kardeşimiz yoğun bakımda, ağır yaralı şekilde yaşam mücadelesi veriyor.

AKP vekilleri açısından kadın cinayetlerinin ne anlam ifade ettiğini bu tavırlarından bir kez daha görüyoruz gerçekten; hani korkunç bir şeyle karşı karşıyayız bir daha, failler gerekeni yapmaya devam ediyor.

İzmir, Bursa, Sakarya, Erzurum, Denizli, Adıyaman ve İstanbul'da 8 kadın en yakınları tarafından eşleri veya boşandıkları eski eşleri tarafından erkek şiddetiyle katledildiler. İsimlerini tek tek saymak istiyorum: Sevilay Karlı, Hatun Ekrem Aslan, Emine Ülkü Araz, Özlem Çankaya, Tuba Ateşci, Tuğba A., Nasim Gol Karımı, Elif Saydam bugün biz kadınların yası ve isyanıdır.

özellikle ifade etmek isterim ki yirmi dört saat içerisinde işlenen 8 kadın cinayeti tesadüfi ya da münferit değildir. Bu cinayetler politiktir, kadın cinayetleri politiktir, iktidarın yürütmüş olduğu kadın düşmanı politikaların eseridir ve ağır sonuçlarıdır ne yazık ki. Bizzat burada bu iktidar koltuklarında oturan milletvekillerinin sorumluluğu vardır bu cinayetlerde değerli hazırun.

Bakın, feshedilen İstanbul Sözleşmesi, uygulanmayan yasalar, erkek şiddetini, kadın düşmanlığını körükleyen politikalar, iyi hâl indirimleriyle birlikte ilerleyen cezasızlık politikaları, kadınların kazanılmış haklarına karşı yürütülen saldırılar ne yazık ki kadınları göz göre göre hayattan koparmaya, aramızdan almaya devam ediyor. Özellikle İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasının ardından ülkemizde taciz, tecavüz, erkek şiddeti oranlarında çok ciddi bir artış söz konusu ve kadın cinayetleri verilere baktığımız zaman bile bugün bir kadın kırımı niteliği taşır vaziyette ne yazık ki. Siyasi iktidar tarafından nafakanın, 6284'ün, medeni haklarımızın "kutsal aile, makbul kadın" çerçevesinin etrafında tartışmaya açıldığı her dakika, her an biz kadınlar ölmeye, öldürülmeye devam ediyoruz ne yazık ki. Geldiğimiz aşamada bizzat iktidar partileri tarafından yaratılan bu erkeklik düzenini, yaratılan kadın düşmanlığı iklimini çok açık ve net bir şekilde hepimiz görüyoruz. Bu anlamıyla bir kez daha ifade etmek istiyorum değerli hazırun, erkekler hunharca kadın cinayeti işleme serbestliğini, bu cüreti ne yazık ki burada olup bitenlerden alıyorlar, yargısal teşviklerden alıyorlar, cezasızlık politikalarından, şiddetin bilerek ve isteyerek önünün açılmasından alıyorlar. Örneğin, bugün bu Mecliste kamuoyuna "yargı reformu" adı altında sunulan sekizinci yargı paketi görüşmeleri yapılacak; güya yargı sisteminin marazları kısmi bir şekilde giderilecek ancak kanun teklifine baktığımız zaman, haklar ve özgürlükler adına hiçbir şey olmadığını görüyoruz, erkek devlet yargının temellerinin sağlamlaştırma derdi güdüldüğünü bir kez daha görüyoruz. Yani burada olup bitenler, burada geçirilen yasalar, ifade edilen sözler, kullanılan kadın düşmanı dil, alınan kararlar tam da bu anlamıyla toplumu doğrudan belirliyor ve biz bu Mecliste ne yazık ki bilerek, isteyerek kadına yönelik şiddetin körüklenmesinden başka, erkek şiddetinin teşvikinden başka bir şey görmüyoruz. Hâlâ kadın cinayetlerinden bahsederken "ruhsal bozukluklar" denilebiliyor, "şiddete meyillilik" denilebiliyor, "Sapıklık, sapkınlık" denilebiliyor. Ancak karşı karşıya olduğumuz şey erkek egemen düzenin, erkek şiddetin ta kendisidir, erkek yargıdan cesaret alan siyasal teşviklerdir, bu kadar açık ve net bir tabloyla karşı karşıyayız. Normal şartlarda bir ülkede yirmi dört saatte 8 kadın cinayeti işlenmiş olsaydı o ülkede kırmızı alarm verilirdi, acil eylem planları devreye sokulurdu, acil önlem planları devreye sokulurdu.


O yüzden burada bir karar vermek zorundasınız değerli hazırun. Ya bu önergeye evet oyu verirsiniz, kadın cinayetlerini önlemek için sorumluluk alırsınız ya da bu cinayetlerin faili olmaya devam edersiniz, ötesi yoktur, ötesi bizim açımızdan, tüm kadınlar açısından lafügüzaftır.

DEVA Partili Avşar; “İkramiye, bayram şekerine yetmiyor.” DEVA Partili Avşar; “İkramiye, bayram şekerine yetmiyor.”


Tekrardan katledilen tüm kadın kardeşlerimizi saygıyla anıyorum ve Parlamentoyu sorumluluk almaya davet ediyorum.

Editör: Haber Merkezi