Hatay'da NATO Zirvesi öncesinde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 10 kişi için Samandağ ve Antakya'da siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri ve emek örgütleri ortak tepki gösterdi. Açıklamalarda gözaltıların demokratik hak ve özgürlüklere yönelik baskıların parçası olduğu belirtilirken, deprem bölgesinin çözülemeyen sorunlarına dikkat çekildi ve gözaltına alınanların derhal serbest bırakılması çağrısı yapıldı. Abdullah Cömert Alanı'nda Ortak Tepki Hatay'da Kaldıraç Hareketi üyelerinin de aralarında bulunduğu 10 kişinin gözaltına alınmasının ardından Samandağ Abdullah Cömert Alanı'nda siyasi parti, demokratik kitle örgütleri ve emek örgütlerinin katılımıyla ortak basın açıklaması gerçekleştirildi. Kaldıraç tarafından yapılan açıklamanın ardından Türkiye İşçi Partisi (TİP) Samandağ İlçe Başkanı Önder Tam ile Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) adına Avukat Sezen Ezer de söz alarak gözaltıları eleştirdi ve gözaltına alınanların serbest bırakılmasını istedi. "NATO Zirvesi Öncesindeki Operasyonlar Tesadüf Değil" Kaldıraç adına yapılan ortak açıklamada, hareket üyeleri Mustafa Çelik, Mehmet Ali Ceylan, Çağla Cemali, Başak Münker, Defne Yolcu ve İlayda Çekiç ile İpek Arslan, Sinan Okur, Bahar Okur ve Halk Cephesi üyesi Sevilay Işık'ın gözaltına alındığı belirtilerek, gözaltına alınanların derhal serbest bırakılması talep edildi. Açıklamada, operasyonların Ankara'da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde yapılmasının dikkat çekici olduğu vurgulanırken, gözaltıların bu süreçten bağımsız değerlendirilemeyeceği ifade edildi. Dosya hakkında gizlilik kararı bulunduğu ve gözaltındaki kişilere avukat görüş kısıtlaması getirildiği de aktarıldı. "Deprem Bölgesinin Sorunları Çözülmeden Kaynaklar NATO'ya Ayrılıyor" Kaldıraç temsilcileri, depremin üzerinden uzun süre geçmesine rağmen Hatay'da barınma, sağlık, eğitim ve ulaşım gibi temel sorunların hâlâ çözülemediğini belirtti. Konteyner kentlerde yaşamın sürdüğünü, yurttaşların kalıcı konut ve temel kamu hizmetlerine erişim konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığını ifade eden açıklamada, buna karşın NATO Zirvesi için önemli miktarda kamu kaynağı ayrıldığı dile getirildi. Deprem bölgesinin ihtiyaçlarının öncelikli olarak karşılanması gerektiğinin vurgulandığı açıklamada, savaş politikalarına ayrılan kaynakların halkın barınma, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçları için kullanılması çağrısı yapıldı. Kaldıraç temsilcileri ayrıca NATO'ya yönelik eleştirilerde bulunarak, zirvenin protesto edilmesinin demokratik bir hak olduğunu ifade etti. Önder Tam: "Ülkenin Gerçek Gündemi Yoksulluktur" Basın açıklamasının ardından konuşan Türkiye İşçi Partisi Samandağ İlçe Başkanı Önder Tam, NATO Zirvesi'nin kamuoyuna uluslararası prestij olarak sunulduğunu ancak kendilerinin NATO'yu savaş, açlık ve yoksulluk politikalarının bir parçası olarak gördüklerini söyledi. Tam, zirve güzergâhlarında yoksulluğun görünmemesi için çeşitli düzenlemeler yapıldığını öne sürerken, Türkiye'nin gerçek gündeminin ekonomik kriz, derinleşen yoksulluk ve halkın geçim mücadelesi olduğunu belirtti. Toplumun temel sorunları çözülmeden NATO Zirvesi için yapılan harcamaların halkın beklentilerine yanıt vermediğini ifade eden Tam, kamu kaynaklarının öncelikle yurttaşların ihtiyaçları için kullanılmasını istedi. Sezen Ezer: "Gözaltılarla Mücadele Engellenemez" Toplumsal Özgürlük Partisi adına konuşan Avukat Sezen Ezer ise uzun süredir hukuk mekanizmalarının ve güvenlik politikalarının muhalif kesimlere yönelik baskı aracı olarak kullanıldığını savundu. Sabah saatlerinde gerçekleştirilen gözaltıların NATO Zirvesi öncesine denk gelmesinin dikkat çekici olduğunu belirten Ezer, operasyonların bu süreçten bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade etti. NATO'nun kuruluşundan bu yana halklara savaş, yıkım ve yoksulluktan başka bir şey getirmediğini düşündüklerini dile getiren Ezer, gözaltına alınanların derhal serbest bırakılması gerektiğini söyledi. Ortak Çağrı: "Gözaltına Alınanlar Derhal Serbest Bırakılsın" Basın açıklamasında söz alan temsilciler, demokratik protesto hakkının engellenmemesi gerektiğini vurgulayarak gözaltına alınan 10 kişinin serbest bırakılması çağrısını yineledi. Açıklama boyunca katılımcılar "Baskılar Bizi Yıldıramaz", "NATO Defol, Bu Topraklar Bizim", "Gözaltılar, Tutuklamalar, Baskılar Bizi Yıldıramaz", "Adalet Halkların Elleriyle Gelecek" ve "Gözaltına Alınanlar Serbest Bırakılsın" sloganları attı. Basın açıklaması sloganların ardından sona erdi. Antakya Emek ve Demokrasi Platformu'ndan da Gözaltılara Tepki Samandağ'daki açıklamanın ardından Antakya Emek ve Demokrasi Platformu da NATO Zirvesi öncesinde Hatay'da gerçekleştirilen gözaltı operasyonlarına tepki gösterdi. Platform, Necmi Asfuroğlu Anadolu Lisesi önünde düzenlediği basın açıklamasında gözaltına alınan 10 kişinin derhal serbest bırakılmasını istedi. Platform adına açıklamayı okuyan İnsan Hakları Derneği (İHD) Hatay Şube Başkanı Mürsel Salmanoğlu, operasyonun yalnızca gözaltına alınan kişileri hedef almadığını, toplumun tüm muhalif kesimlerine verilmek istenen açık bir gözdağı olduğunu söyledi. Salmanoğlu, Türkiye'de son dönemde yaşananların yalnızca bireysel hak ihlalleri olmadığını, demokratik toplum düzeninin bütününe yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirterek, yargının bağımsızlığına ilişkin kaygıların arttığını ifade etti. Seçilmişlere yönelik operasyonlar, gazetecilerin ve insan hakları savunucularının yargılanması, barışçıl gösterilere yönelik polis müdahaleleri ve kitlesel gözaltıların ülkenin giderek daha otoriter bir yönetim anlayışına sürüklendiğinin göstergesi olduğunu söyleyen Salmanoğlu, "Demokratik bir hukuk devletinde düşünceler suç değildir. Savaşa, sömürgeciliğe, emperyalist müdahalelere, yoksulluğa ve adaletsizliğe karşı çıkmak suç değildir. İnsan haklarını savunmak, barışı talep etmek, eşitliği ve özgürlüğü savunmak suç değildir." dedi. "Baskılar Son Bulmalı, Demokrasi Mücadelesi Sürecek" Salmanoğlu, gözaltına alınan Sevilay Işık, Mustafa Çelik, İlayda Çekiç, Mehmet Ali Ceylan, Çağla Cemali, Defne Yolcu, Başak Münker, İpek Arslan, Bahar Okur ve Sinan Okur'un derhal serbest bırakılmasını istedi. Ayrıca demokratik siyasal faaliyetler üzerindeki baskılara son verilmesi, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik müdahalelerin durdurulması, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayan yargısal ve idari uygulamalardan vazgeçilmesi çağrısında bulunan Salmanoğlu, insan hakları savunucularına, gazetecilere, öğrencilere ve demokratik kitle örgütlerine yönelik baskı politikalarının sona erdirilmesini talep etti. Açıklamasını, özgürlük, eşitlik, barış ve demokrasi mücadelesini sürdüreceklerini vurgulayarak tamamladı.