Tarım Orkam-Sen Adana Şubesi’nin 9. Olağan Genel Kurulu’nda kamu emekçilerinin ekonomik, sosyal ve demokratik hakları, KHK ile ihraç edilenlerin görevlerine dönme mücadelesi, kayyım uygulamaları, basın özgürlüğü ve ekolojik yıkım gündeme taşındı. Sendikal mücadelenin yalnızca ücret ve özlük haklarıyla sınırlı olmadığı vurgulanan genel kurulda, iş yerlerinden başlayarak örgütlenmenin güçlendirilmesi, barış, demokrasi ve ekoloji mücadelesinin toplumsal dayanışmayla büyütülmesi çağrısı yapıldı.

Whatsapp Image 2026 10 17 At 14.06.54

Tarım Orkam-Sen Adana Şubesi’nin 9. Olağan Genel Kurulu, Adana Tabip Odası’nda gerçekleştirildi. Şubenin geride bıraktığı üç yıllık faaliyet döneminin değerlendirildiği ve yeni döneme ilişkin hedeflerin ele alındığı genel kurulda, kamu emekçilerinin çalışma yaşamında karşılaştıkları sorunların yanı sıra demokrasi, hukuk, barış, sendikal haklar ve ekolojik mücadele başlıkları öne çıktı.

Genel kurulun divan başkanlığına Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) Adana Şube Başkanı İsmail İnanç Su, divan üyeliklerine ise KHK ile ihraç edilen Eğitim Sen üyesi Elif Bakmaz Ölper ile Eğitim Sen Adana Şube Yürütme Kurulu Üyesi Özgür Kiracı seçildi.

Whatsapp Image 2026 10 17 At 14.06.39 (1)

Saygı duruşuyla başlayan genel kurulda, ardından Tarım Orkam-Sen Adana Şubesi’nin son üç yıllık dönemde yürüttüğü sendikal faaliyetleri, örgütlenme çalışmalarını ve mücadele süreçlerini içeren sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi. Yeni Parti Milletvekilleri Orhan Sümer, Ayhan Barut ve Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Serap Baysal genel kurula yazılı mesaj ilettiler. Ayrıca genel kurula DEM Parti Adana İl Eş Başkanı Av. Yakup Ataş, EMEP GYK Üyesi Halil İmrek, Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek, BES Adana Şube Başkanı Ali Duran, SES Adana Şube Eş Başkanları Şükran Güzel ve Erol Eren, Haber-Sen adına Ahmet Miran Aydoğan, Veteriner Hekimler Odası Genel Sekreteri Ramazan Özdemir, Ekoloji Platformu adına Yaşar Gökoğlu, KHK Platformu adına Münir Korkmaz, Tüm Bel-Sen Şube Yürütme Kurulu adına Eren Birkeser katıldı.

Whatsapp Image 2026 10 17 At 14.06.36

Adana’nın yanı sıra çevre illerden gelen sendika üyeleri ve dayanışma için genel kurula katılan temsilcilerin buluştuğu toplantıda Eser Demirçin, Münir Korkmaz, Halil İmrek, Cudi İmrek, Şükran Güzel ve Yaşar Gökoğlu konuştu.

Konuşmalarda KESK’in güçlendirilmesi, farklı iş kollarındaki emekçilerin ortak talepler etrafında buluşması, seçme ve seçilme hakkının korunması, barışın demokratikleşmeyle birlikte ele alınması ve ekoloji mücadelesinin sendikal mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak sürdürülmesi gerektiği belirtildi.

Whatsapp Image 2026 10 17 At 14.06.55

Eser Demirçin: Üç yıllık mücadele bir ekip çalışmasıyla yürütüldü

Tarım Orkam-Sen Adana Şube Başkanı Eser Demirçin, konuşmasına yaşamını yitiren devrimcileri ve mücadele arkadaşlarını anarak başladı.

Üç yıllık görev döneminde sendikanın iki üyesini kaybettiklerini belirten Demirçin, Veteriner Hekimleri Odası başkanlığı yapan Nihat Köse ile Gıda Kontrol’de çalışan Ali Kaçar’ı andı. Demirçin, yaşamını yitiren arkadaşlarına rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diledi.

Konuşmasının başlangıcında teşekkürlere geniş yer ayıran Demirçin; üç yıl boyunca sendikaya üye olan, üyeliğini sürdüren, tayin olan, emekliye ayrılan ve çeşitli nedenlerle üyelikten ayrılmış olsa da ortak mücadeleye katkı sunan bütün arkadaşlarına teşekkür etti.

Whatsapp Image 2026 10 17 At 14.06.41

Farklı illerden yol gelerek genel kurula katılan üyelerin dayanışmasının önemini vurgulayan Demirçin, Adana KESK Şubeler Platformu’nun bütün bileşenlerine de teşekkürlerini iletti. İki kez dönem sözcülüğü üstlendikleri süreçte platform bileşenlerinin kendilerini yalnız bırakmadığını söyledi.

Emek ve Demokrasi Platformu’nun katkılarına da değinen Demirçin, sendikal faaliyetin ortak emekle yürütülebildiğini belirterek yönetim kurulunda birlikte çalıştığı Rukan Gönel ve Muteber Mutlu’ya ayrıca teşekkür etti.

Demirçin, ekip çalışmasının önemini şu sözlerle anlattı:

“Bu bir ekip işidir. Ekibiniz iyi olursa biraz daha yol alırsınız, biraz daha iyi bir mücadele sergileyebilirsiniz.”

Whatsapp Image 2026 10 17 At 14.06.39 (1)

Basın emekçilerine teşekkür: “Sıcakta da yağmurda da geliyorlar”

Demirçin, basın emekçilerinin sendikal mücadelenin kamuoyuna ulaşmasındaki rolüne dikkat çekti.

Basın açıklamalarında ve toplantılarda gazetecilere seslenildiğini ancak onların çalışma koşullarının yeterince hatırlanmadığını ifade eden Demirçin, Adana’nın ağır yaz sıcaklarında da yağmur altında da haber takibini sürdüren basın çalışanlarına teşekkür etti.

Gazetecilerin emeğinin yalnızca açıklamaların başlangıcında anılmaması gerektiğini belirten Demirçin, emek ve demokrasi mücadelesinin görünür olmasında basın çalışanlarının önemli bir sorumluluk üstlendiğini dile getirdi.

“Barışın kalıcı olması için demokratikleşme gerekiyor”

Ortadoğu’daki savaşlara ve bölgesel gelişmelere değinen Demirçin, İsrail’in Filistin ve Gazze’ye yönelik saldırılarını eleştirdi. On binlerce insanın yaşamını yitirdiğini, çok sayıda insanın yerinden edildiğini belirterek savaşın kadınlar ve çocuklar üzerindeki ağır sonuçlarına dikkat çekti.

ABD ve İsrail’in bölgedeki politikalarına da tepki gösteren Demirçin, İran’a yönelik saldırıları eleştirdi.

Türkiye’deki Kürt sorununun çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demirçin, çatışmasızlık ortamının kalıcı barışa dönüşmesi yönündeki beklentisini dile getirdi. Sürecin kimsenin yaşamını yitirmediği, demokratik hakların güçlendiği bir sonuca ulaşmasını istediklerini belirtti.

Demirçin, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkesinin gerçek anlamda hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Whatsapp Image 2026 10 17 At 14.06.39

Kayyım uygulamalarına tepki: “Kayyımın olduğu yerde barış konuşamayız”

Yerel yönetimlere yönelik müdahaleleri eleştiren Demirçin, kayyım uygulamalarının Türkiye’nin gündemine son dönemde girmediğini hatırlattı. Amed, Sur, Silvan ve Hakkâri üzerinden geçmiş yıllardaki uygulamalara değinen Demirçin, bu müdahaleler karşısında zamanında yeterli ortak tepkinin ortaya konulamadığını söyledi.

Selahattin Demirtaş’ın 2016 yılında yaptığı ve kayyım uygulamalarının başka kentlere de uzanabileceğine dikkat çektiği konuşmasını hatırlatan Demirçin, muhalefete yönelik müdahalelerin toplumun farklı kesimlerini etkilediğini ifade etti.

Ekrem İmamoğlu, Zeydan Karalar, Oya Tekin ve Kadir Aydar’ın yaşadığı tutukluluk süreçlerine değinen Demirçin, seçilmiş yöneticilere yönelik uygulamaları eleştirdi.

Kayyım uygulamalarının sona erdirilmesini isteyen Demirçin, barış tartışmalarının halkın iradesine saygı gösterilmeden ilerleyemeyeceğini belirterek şöyle konuştu:

“Eğer biz barış konuşacaksak kayyımın olduğu bir yerde barış konuşamayız.”

Halk TV, Tele1, Evrensel ve Habere Güven vurgusu

Basın özgürlüğüne yönelik müdahaleleri de gündeme getiren Demirçin; Halk TV ve Tele1’e yönelik kayyım uygulamaları ile Evrensel gazetesinin karşı karşıya kaldığı kısıtlamaları eleştirdi.

Adana’da sendikal faaliyetleri ve emek mücadelesini takip eden Güven Boğa ile Habere Güven’i de anan Demirçin, Habere Güven’e yönelik erişim engeline tepki gösterdi.

Ulusal basından yerel basına kadar muhalif yayın kuruluşlarının baskıyla karşı karşıya kaldığını söyleyen Demirçin, bu uygulamaların toplumun haber alma hakkını hedef aldığını belirtti.

Demirçin, haber alma hakkına yönelik engellemeleri anayasal haklar açısından eleştirerek basın özgürlüğünün savunulmasının bütün toplumsal kesimlerin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Whatsapp Image 2026 10 17 At 14.06.38

“KHK ile ihraç edilen bütün arkadaşlarımız dönene kadar mücadele sürecek”

Sendikal haklara yönelik müdahaleler üzerinde duran Demirçin, BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in tutukluluk sürecini ve ücretlerini alamadıkları için yürüyüş yapan maden işçilerinin karşılaştığı müdahaleleri gündeme getirdi.

İşçilerin ödenmeyen ücretlerini talep ettiğini belirten Demirçin, kamu emekçilerinin de ücretlerinden yoksun kaldıklarında yaşamlarını sürdürmekte zorlanacağını ifade etti. Maden işçilerinin hak arama mücadelesine yönelik müdahaleleri eleştirdi.

KHK ile kamu görevinden çıkarılan emekçilerin yaşadığı sorunların devam ettiğini vurgulayan Demirçin, ihraçların yalnızca iş kaybı anlamına gelmediğini; insanların özel sektörde çalışma olanaklarının, sosyal ilişkilerinin ve yaşamlarını sürdürme koşullarının da etkilendiğini anlattı.

KHK’lilerin dışlanmasına ve damgalanmasına tepki gösteren Demirçin, KESK’in bu mücadeleyi sürdürmekte kararlı olduğunu belirtti:

“Bütün arkadaşlarımız işe dönene kadar bunun sözcülüğünü yapmaya devam edeceğiz.”

Ekoloji mücadelesi ve Halkların İklim Zirvesi çağrısı

Tarım Orkam-Sen’in genel merkezi ve şubeleriyle ekoloji mücadelesinin içinde yer aldığını belirten Demirçin, sendikanın bulunduğu illerde ekoloji platformlarının bileşeni olarak sorumluluk üstlendiğini söyledi.

Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 sürecine değinen Demirçin, Halkların İklim Zirvesi kapsamında yürütülen çalışmalara dikkat çekti. Tarım Orkam-Sen olarak bu buluşmaya katılım sağlayacaklarını ifade ederek gönüllü destek çağrısında bulundu.

Akbelen, Varto, Kazdağları ve İkizdere’deki doğa mücadelelerine değinen Demirçin, madencilik ve rant politikalarının yaşam alanları üzerindeki etkilerini eleştirdi. Doğal varlıkların şirketlerin kazanç hesaplarına göre değerlendirilmesine karşı mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.

Üç yıllık faaliyetler karekod ve fotoğraflarla paylaşıldı

Şubenin 2023-2026 dönemindeki çalışmalarını değerlendiren Demirçin; iş yeri ziyaretleri, basın açıklamaları, dayanışma etkinlikleri ve farklı kentlerdeki eylemlere katılımlarla yoğun bir dönem geçirdiklerini söyledi.

Ankara’daki KHK eylemleri başta olmak üzere çeşitli kentlerde yürütülen mücadelelere destek verdiklerini belirten Demirçin, faaliyet raporunun bu kez karekod aracılığıyla üyelerin erişimine sunulduğunu ifade etti.

Genel kurulda gösterilen fotoğrafların da üç yıllık çalışmanın bir parçası olduğunu söyleyen Demirçin, üyelerin bu görüntüler üzerinden şube faaliyetlerini ve yöneticilerin katkılarını değerlendirebileceğini dile getirdi.

Yönetim kurullarındaki görevlerin sorumluluk gerektirdiğini vurgulayan Demirçin, yedi kişilik kurullarda çalışmanın birkaç kişinin üzerine bırakılmasını eleştirdi. Yönetime seçilen herkesin emek vermesi gerektiğini belirtti.

Ailelerinden ve kişisel zamanlarından fedakârlık ederek sendikal faaliyet yürüttüklerini söyleyen Demirçin, 2026-2029 döneminde de mücadeleyi ileriye taşıma ve KESK’i büyütme iradesini dile getirdi. Delegelerden oy verirken üç yıllık emeği ve yürütülen çalışmaları dikkate almalarını istedi.

Münir Korkmaz: “Susma, sustukça sıra sana gelecek”

Genel kurulda konuşan Münir Korkmaz, KHK ile ihraç edilen kamu emekçilerinin yıllardır devam eden mücadelesini anlattı.

Tarım Orkam-Sen Adana Şubesi’nin ve şube yönetiminin KHK’lilerin yanında yer almasının kendileri için değerli olduğunu belirten Korkmaz, genel kurul divanına KHK’li bir ismin önerilmesini de dayanışmanın anlamlı bir göstergesi olarak değerlendirdi.

1990’lı yıllardan bu yana kullanılan “Susma, sustukça sıra sana gelecek” sloganını hatırlatan Korkmaz, bir kesime yönelik hak ihlali karşısında sessiz kalınmasının diğer kesimleri de güvencesiz bıraktığını söyledi.

Kayyım uygulamaları ve kamu görevinden ihraçlar karşısında kimliklere ya da siyasi farklılıklara göre tutum alınmaması gerektiğini vurgulayan Korkmaz, haksızlığa uğrayan herkesle dayanışmanın önemini anlattı.

KESK’te ihraçların sürdüğüne dikkat çekti

Korkmaz, konuşmasında KESK’e bağlı sendikalardan yaklaşık 4 bin 400 kişinin ihraç edildiğini, yaklaşık 2 bin 100 kişinin ihraç durumunun ise devam ettiğini söyledi.

Türkiye genelindeki ihraç sayılarına ilişkin Meclis’te yapılan bir açıklamaya atıfta bulunan Korkmaz, 162 bin kişinin ihraç edildiğini ve bunlardan yalnızca 24 bininin görevine dönebildiğini ifade etti.

12 Eylül dönemindeki kamu görevinden çıkarma uygulamalarıyla karşılaştırmalar yapan Korkmaz, aradan geçen uzun yıllara rağmen KHK’lilerin göreve dönüş sorununun çözülmemesini eleştirdi.

Genel kurul salonunda Elif Hoca, Güven Boğa ve kendisinin de KHK ile ihraç edilmiş kişiler olarak bulunduğunu belirten Korkmaz, yaşananların yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını ortaya koydu.

“KHK’liler onurumuzdur demekle olmuyor”

Barış ve demokratikleşme tartışmalarına değinen Korkmaz, sürecin yalnızca silah bırakma başlığına indirgenmemesi gerektiğini söyledi. Kalıcı barış için Türkiye’nin demokratikleşmeye ihtiyacı olduğunu belirtti.

KESK’in kuruluşundan bu yana yalnızca ücret sendikacılığı yapmadığını, demokrasi ve barış mücadelesinde de rol üstlendiğini hatırlatan Korkmaz, barışın toplumsallaşması için emek örgütlerine önemli görevler düştüğünü ifade etti.

Tarım Orkam-Sen’in doğa ve hayvan hakları konusundaki çalışmalarını da değerli bulduğunu belirten Korkmaz, yeni seçilecek yöneticilerden Adana’nın ve Türkiye’nin ekolojik sorunlarına karşı duyarlılığı sürdürmelerini istedi.

KHK mücadelesindeki dayanışmanın somut adımlarla güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Korkmaz, çağrısını şu sözlerle yaptı:

“‘KHK’liler bizim onurumuz’ demekle olmuyor. KHK’lerin iptal edilmesi, KHK’li arkadaşlarımızın göreve dönmesi için hâlâ yapmamız gereken çok şey var.”

EMEK Partisi Adana Halil İmrek: “Birleşik mücadele olmadan saldırıları püskürtemeyiz”

Emek Partisi adına konuşan Halil İmrek, çevre illerden gelen katılımcıları selamlayarak partisinin kongre sürecinde yürüttüğü tartışmaları aktardı.

Emperyalist güçler arasındaki rekabet, Ortadoğu’daki savaşlar, Türkiye’nin bölgesel politikaları ve Kürt sorununun çözümü üzerinde duran İmrek, bu gelişmelerin emek mücadelesinden ayrı ele alınamayacağını söyledi.

Bilim, teknoloji ve yapay zekâ alanındaki gelişmelerin savaşların niteliğini de değiştirdiğini belirten İmrek, uluslararası gelişmelerin emek örgütlerine yüklediği sorumlulukların tartışılması gerektiğini ifade etti.

Türkiye’de gazetecilerin tutuklanması, emeklilerin geçim sıkıntısı ve fon tartışmaları üzerinden iktidarın politikalarını eleştiren İmrek, ekonomik sorunların bedelinin emekçilere ödetildiğini savundu.

Sembolik protestolarla ve yalnızca seçimlere odaklanan bir yaklaşımla mevcut saldırıların durdurulamayacağını belirten İmrek, üretim alanlarına dayanan ortak bir mücadeleye ihtiyaç olduğunu söyledi.

Genel eylem ve genel grev perspektifinin önemine dikkat çeken İmrek, işçi ve emekçilerin ortak talepler etrafında birleşmesi gerektiğini vurguladı.

Ücretsiz okul yemeği, sendikal haklar ve çocuk işçiliği gündemi

Emekçilerin doğrudan yaşamına dokunan taleplerin geniş toplumsal karşılık bulabildiğini belirten İmrek, okullarda bir öğün ücretsiz yemek talebini örnek gösterdi.

Ekmek ve Gül çevresindeki kadınların Kocaeli’de başlattığı çalışmanın zaman içinde farklı siyasi partilerin seçim programlarına da girdiğini söyleyen İmrek, ücretsiz okul yemeğinin bugün de ülkenin önemli gündemlerinden biri olduğunu ifade etti.

Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması ve grev hakkının güvence altına alınması için yürütülen çalışmalara da değinen İmrek, işçilerin örgütlenme hakkını temel bir demokrasi meselesi olarak değerlendirdi.

MESEM uygulamaları üzerinden çocuk işçiliğine dikkat çeken İmrek, çocukların çalışırken yaşamını yitirmesine tepki gösterdi. İskenderun’da bir pastanede çalışırken hayatını kaybeden çocuğa ilişkin davayı takip ettiklerini belirtti.

Asgari ücret, demokratik haklar, barış, sendikal özgürlükler ve çocukların korunmasının birbirinden kopuk gündemler olmadığını vurgulayan İmrek, ortak talepler üzerinden birleşik bir hareket kurulabileceğini söyledi.

İmrek, konuşmasının sonunda partisinin Adana il kongresi ve Ankara’da gerçekleştirilecek genel kongresine katılım çağrısında bulunarak Tarım Orkam-Sen’e başarılar diledi.

Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek: “KESK’i her iş yerinde büyütmeliyiz”

Cudi İmrek, genel kurulun yalnızca örgütsel bir toplantı olarak görülmemesi gerektiğini belirterek emek, demokrasi ve özgürlük mücadelesi açısından yeni bir umut yaratma sorumluluğuna dikkat çekti.

Kamu emekçilerinin bilinçli bir yoksullaştırma politikasıyla karşı karşıya olduğunu savunan İmrek, ücret kayıpları ve güvencesizliğin yanında sendikal temsil sorununu da gündeme getirdi.

Memur-Sen’in sendikal anlayışına yönelik eleştirilerde bulunan İmrek, kamu emekçilerinin bütçeden alacağı payın yeterince savunulmadığını söyledi. Emekçilerin geçim sıkıntısı yaşadığı koşullarda sendika yönetimlerinin tutumlarının sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Çıkış yolunun KESK’in güçlendirilmesinden geçtiğini belirten İmrek, fiilî ve meşru mücadeleyi esas alan sendikal anlayışın yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı.

Her iş yerinde, her ofiste ve arazide örgütlenmenin büyütülmesi çağrısında bulunan İmrek, insanca yaşamaya yetecek ücret ve güvenceli gelecek için bütün üyelerin sorumluluk alması gerektiğini söyledi.

“Tarım Orkam-Sen güçlenirse KESK de güçlenir”

Tarım Orkam-Sen’in doğayı, toprağı, ormanı, tarımı ve bu alanlarda çalışan emekçileri savunduğunu belirten Cudi İmrek, sendikanın KESK içinde önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.

Tarım Orkam-Sen’in güçlenmesinin konfederasyonun ortak mücadelesini de güçlendireceğini söyleyen İmrek, diğer sendikaların da bu mücadeleyle dayanışmayı büyütmesini istedi.

Toprağın, ormanın ve emeğin korunmasının ortak sorumluluk olduğunu vurgulayan İmrek, konuşmasını “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sözleriyle tamamladı.

SES Adana Şubesi Eş Başkanı Şükran Güzel: “Farklı iş kollarındayız, aynı sorunlarla karşı karşıyayız”

SES Adana Şubesi adına konuşan Şükran Güzel, farklı iş kollarında çalışan emekçilerin ortak ekonomik ve sosyal sorunlar yaşadığını belirtti.

Tarımda, ormancılıkta, sağlıkta, belediyelerde ve sosyal hizmetlerde çalışanların toplumsal yaşamı var eden emekçiler olduğunu söyleyen Güzel, buna rağmen ürettikleri değerden hak ettikleri payı alamadıklarını ifade etti.

Ücretlerin enflasyon karşısında eridiğini, güvenceli çalışma koşullarının zayıflatıldığını ve kamusal hizmetlerin piyasa anlayışına teslim edildiğini belirten Güzel, gelir ve servet eşitsizliğine dikkat çekti.

SES’in sağlığın ticarileştirilmesine karşı verdiği mücadele ile Tarım Orkam-Sen’in doğayı, ormanları ve tarımsal yaşamı koruma mücadelesinin ortak bir zemine sahip olduğunu vurguladı.

Güzel, doğanın tahrip edildiği, su varlıklarının tüketildiği ve kamusal sorumluluğun geri plana itildiği bir düzende emekçi haklarının ve toplumun geleceğinin güvence altına alınamayacağını söyledi.

“Haklarımızdan ve özgürlüklerimizden vazgeçmeyeceğiz”

KESK çatısı altında yürütülen mücadelenin dayanışmanın önemini gösterdiğini belirten Güzel, hakların ancak yan yana gelerek ve birbirinin mücadelesine sahip çıkarak korunabileceğini ifade etti.

Umutsuzluğa teslim olmayacaklarını vurgulayan Güzel, emeklerinin değersizleştirilmesine karşı mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

Güzel, “Haklarımızdan, özgürlüklerimizden, demokratik bir ülkede yaşamak için verdiğimiz mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz” diyerek genel kurulu selamladı.

Adana Ekoloji Platformu adına Yaşar Gökoğlu: “Sınırları belli bir dünyada sınırsız büyüme olmaz”

Adana Ekoloji Platformu adına değerlendirmelerde bulunan Yaşar Gökoğlu, konuşmasını kapitalist üretim anlayışı, iklim krizi ve doğanın hakları üzerine kurdu.

Fikret Başkaya’nın “Etik, sınırlarını bilmektir” sözünü hatırlatan Gökoğlu, kapitalizmin sürekli büyüme ve kâr zorunluluğuyla hareket ettiğini, doğanın sınırlarını gözetmediğini savundu.

Irmakların, ormanların ve toprağın yalnızca üretime girdi sağlayan “kaynaklar” olarak görülmesini eleştiren Gökoğlu, doğanın kendi başına değer taşıyan bir varlık olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

Doğanın haklarının tanınması için yürütülen mücadelelere değinen Gökoğlu, türlerin yok oluşunun ve ekosistemlerdeki bozulmanın insan yaşamını da tehdit ettiğini belirtti.

Ekolojik krizin tek tek yöneticilerin tercihlerinden ibaret olmadığını ifade eden Gökoğlu, sorunun üretim ve tüketim sisteminin bütünüyle ilgili olduğunu dile getirdi.

İklim adaletsizliği: “Sonuçları en ağır yaşayanlar, sorumluluğu en az olanlar”

İstanbul’daki sel ve Nepal’de yaşanan felaketler üzerinden iklim krizinin sonuçlarına değinen Gökoğlu, yaşanan can kayıplarının yalnızca doğal olaylarla açıklanamayacağını savundu.

İklim krizinin oluşumunda daha az payı bulunan toplumların ağır sonuçlarla karşı karşıya kalmasını adaletsizlik olarak değerlendiren Gökoğlu, Afrika’daki kuraklık, susuzluk ve aşırı hava olaylarına dikkat çekti.

Bu felaketlerin ekonomik ve siyasi sorumluluklarıyla birlikte tartışılması gerektiğini belirten Gökoğlu, iklim krizinin sonuçları bilindiği hâlde gerekli adımların atılmamasını eleştirdi.

Roma Kulübü’nün öncülüğünde hazırlanan 1972 tarihli “Büyümenin Sınırları” raporuna değinen Gökoğlu, sınırlı bir gezegende sınırsız büyümenin sürdürülemeyeceğine ilişkin uyarıların uzun süredir bilindiğini söyledi.

Ülkelerin sürekli büyüme hedeflerinin daha fazla çimento, demir-çelik ve otomobil üretimiyle somutlaştığını belirten Gökoğlu, bunun doğal varlıklar üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.

Haruniye ve Muğla’daki çimento fabrikası projelerine karşı yürütülen mücadeleleri örnek gösteren Gökoğlu, yerel direnişlerin iklim ve yaşam mücadelesinin bir parçası olduğunu vurguladı.

COP31 eleştirisi: “Konuşulmasını istemedikleri şeyleri konuşacağız”

Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’e ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gökoğlu, iklim toplantılarının şirketlerle ilişkilerini ve katılım süreçlerini eleştirdi.

Fosil yakıtlar, petrokimya ve doğaya zarar veren yatırımlarla bağlantılı olduğunu belirttiği şirketlerin iklim zirvelerindeki varlığını sorgulayan Gökoğlu, bu koşullarda toplantılardan çıkacak sonuçların tartışılması gerektiğini söyledi.

Akbelen’deki madencilik faaliyetleri ve kömürlü termik santraller üzerinden doğa tahribatına dikkat çeken Gökoğlu, iklim politikaları ile uygulamalar arasındaki çelişkilere işaret etti.

Ekoloji örgütlerinin ve bilim insanlarının katılım konusunda engellerle karşılaştığını savunan Gökoğlu, bu nedenle Halkların İklim Zirvesi’nin önemli bir buluşma olacağını ifade etti.

Gökoğlu, “Biz dışlananlarız, sesi duyulmak istenmeyenleriz. Bu yüzden Halkların İklim Zirvesi’nde birlikte olacağız. Konuşulmasını istemedikleri şeyleri konuşacağız” dedi.

Tarım Orkam-Sen’in ekoloji konusundaki duyarlılığından memnuniyet duyduğunu belirten Gökoğlu, Adana Ekoloji Platformu olarak şube yönetimiyle uzun süredir omuz omuza mücadele ettiklerini söyledi. Gökoğlu, birlikte yürüttükleri çalışmalar için yönetime teşekkür ederek yeni dönem için başarılar diledi.

Genel kurulda örgütlenme ve dayanışmayı büyütme iradesi

Tarım Orkam-Sen Adana Şubesi 9. Olağan Genel Kurulu’nda yapılan konuşmalarda, kamu emekçilerinin ekonomik hakları ile demokrasi, barış, basın özgürlüğü ve ekoloji mücadelesinin birbirini tamamladığı vurgulandı.

KHK ile ihraç edilen kamu emekçilerinin görevlerine dönmesi, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, halkın iradesine yönelik müdahalelerin sona ermesi ve doğanın korunması talepleri dile getirildi.

Yeni dönemde iş yeri örgütlenmelerinin güçlendirilmesi, sendikal sorumlulukların ortak emekle yürütülmesi ve farklı toplumsal mücadeleler arasındaki dayanışmanın büyütülmesi çağrısı yapıldı.

Whatsapp Image 2026 10 17 At 18.59.31

Tarım Orkam-Sen Adana Şubesi 9. Olağan Genel Kurulunda İki Liste Yarıştı

Genel Kurul Sonucu Organlara Şu İsimler Seçildi;

YÖNETİM KURULU

1. MUSTAFA ESER DEMİRÇİN

2. MUTEBER RUTBUL

3. RUKAN GÖNEN

4. İBRAHİM KAYNAR

5. SABRI TUTUS

6. ERSOY CEM YILDIZ

7. YILMAZ DEMİR

DENETLEME KURULU

1. ARAP ŞERİF DADAK

2. SADIK ÇIPLAK

3. SAMET SARICA

DİSİPLİN KURULU

1. VELİ GÖKKAYA

2. HAKAN GÜRSOY

3. ELİF ERZİN

ÜST KURUL DELEGELERİ

1. MUSTAFA ESER DEMİRÇİN

2. EMİNE GÜL KAYNAK

3. SAMET SARICA

4. SADIK ÇIPLAK

5. RUKAN GÖNEN

6. ÖZKAN KÜSMEZ

7. SAIT TAN

8. MUZAFFER ÖZDEN

9. BAYRAM HASGÜL

10. SABRI TUTUŞ

11. MUTEBER RUTBUL

12. YILMAZ DEMİR

13. MERYEM KÖSE

Whatsapp Image 2026 10 17 At 18.59.30

Whatsapp Image 2026 10 17 At 18.38.11