Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın Adana’da toplanan Başkanlar Kurulu, basın özgürlüğüne yönelik baskıların arttığını vurgulayarak TCK 217/A maddesinin kaldırılmasını ve tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi.
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanlar Kurulu, 1 Mayıs ve 3 Mayıs gündemiyle Adana’da gerçekleştirdiği toplantının ardından yayımladığı sonuç bildirgesinde, gazeteciliğin kriminalize edildiğine dikkat çekti; basın özgürlüğü, sendikal haklar ve güvenceli çalışma taleplerini güçlü şekilde yineledi.
TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanlar Kurulu Adana’da toplandı. 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü ile 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü gündemleri ile toplanan Başkanlar Kurulu, Türkiye’de gazetecilerin çalışma koşullarını, basın özgürlüğünün mevcut durumunu ve gazetecilik mesleğinin karşı karşıya olduğu yapısal sorunları kapsamlı biçimde değerlendirmiştir.
Türkiye’de uzun yıllar kriminalize edilen habercilik faaliyetlerine yeni bir saldırı biçimi eklenmiştir: “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma”! Bu suçlama ile gazetecilere yönelik baskı artarak devam etmekte, yeni bir boyut kazanmaktadır.
Mesleğin kuralları gereği doğrulanarak yapılan haberler, hatta doğruluğu mahkeme tarafından onaylanan haberler, başka mahkemelerin, başka savcıların elinde suç haline getirilmektedir.
Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 217/A maddesi: “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır” demesine rağmen son yaşanan gazeteci tutuklamalarında bu suçların hiçbirisi işlenmemiştir. Bu suçlama ile sendikacılar, doğası için direnen vatandaşlar da tutuklanmaya başlamıştır.
Savcı ve hâkimlerin üzerinden keyfi kararlar verdiği bir maddeye dönüşen 217/A maddesi Türk Ceza Kanunu’ndan derhal çıkartılmalı, tutuklu gazeteciler, sendikacılar ve vatandaşlar serbest bırakılmalıdır.
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne az bir zaman kala, Türkiye basın özgürlüğü bakımından dünya sıralamasında 180 ülke arasında 159. sıradadır. Bu utanca artık son verilmeli, basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar son bulmalıdır.
Basın-Yayın ve Gazetecilik iş kolu, örgütlülük oranının en düşük olduğu iş kollarının başında gelmektedir. Örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller, gazetecilerin güvenceli ve sendikalı çalışma arzusunun önüne geçmektedir.
2019 yılında örgütlendiğimiz Hürriyet Gazetesi’nde, 2021 yılında örgütlendiğimiz Halk TV’de yetki davalarımız hâlâ devam etmektedir. Sendikamızın çoğunluğu sağladığı mahkemelerce kabul edilmiş ve belgelenmiş olmasına rağmen işverenlerin süreci uzatmak adına yaptığı itirazlar nedeniyle, gazeteciler sendikal haklarına kavuşamamaktadır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise bu süreçleri sadece izlemektedir. Gazeteci yoksulluğunun her geçen gün arttığı böylesi bir dönemde sendika hakkı ertelenemez bir haktır. Gazetecilerin örgütlenmekten, sendikalı olmaktan başka çaresi yoktur.
Başkanlar Kurulumuz Türkiye’nin dört bir yanındaki tüm gazetecileri TGS çatısı altında birleşmeye davet etmektedir.
1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü, işçi sınıfının küresel olarak kutladığı tek bayramdır. İşçi sınıfının ayrılmaz bir parçası olan gazeteciler de örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması, güvencesiz çalışmanın son bulması, adil bir ücret ve basın özgürlüğü talepleriyle İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin her ilinde sokaklara çıkacaktır.
Hem kendi taleplerini haykıracak hem de tüm işçi kardeşlerinin taleplerini dünyaya duyuracaktır.
Başkanlar Kurulumuz önümüzdeki dönemde mücadeleyi büyüteceği başlıkları şöyle belirlemiştir:
* Tutuklu gazeteciler
* TCK 217/A başta olmak üzere basın özgürlüğünü yok eden yasal düzenlemeler
* Güvenceli ve sendikalı çalışma için örgütlenme
Gazetecilik, demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biridir. Basın özgürlüğü olmadan ifade özgürlüğünden, ifade özgürlüğü olmadan da demokrasiden söz edilemez. Gazetecilerin özgür olmadığı bir ülkede, toplum da özgür değildir. Halkın haber alma hakkına sahip çıkması da en az gazetecilerin basın özgürlüğü için yürüttüğü mücadele kadar elzemdir.
Başkanlar Kurulumuz, 1 Mayıs’ın dayanışma ruhu ve 3 Mayıs’ın özgürlük çağrısı ile bir kez daha vurgulamaktadır ki “Gazetecilik suç değildir”.
Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanlar Kurulu




