Yeni Parti Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, 2026 yılının ilk yedi ayında gerçekleşen yüzde 19,86’lık enflasyonun, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 19,08’lik seviyeyi aştığına dikkat çekerek, yüksek enflasyonun vatandaşın alım gücünü hızla erittiğini söyledi. Başevirgen, maaş ve aylıklardaki nominal artışların market, kira ve fatura giderlerindeki yükseliş karşısında kısa sürede etkisini kaybettiğini belirterek, “Maaşlar kâğıt üzerinde artıyor, ancak markette, pazarda, kirada ve faturada bu artış çoktan buharlaşıyor” dedi. “Enflasyon geçen yıldan daha yüksek” 2026’nın ilk yedi ayında yüzde 19,86 oranında enflasyon gerçekleştiğini belirten Başevirgen, geçen yılın aynı dönemindeki oranın yüzde 19,08 olduğunu hatırlattı. Başevirgen, enflasyonun düşeceği beklentisiyle girilen 2026 yılında ilk yedi ay sonunda geçen yılın aynı döneminden daha yüksek bir oranla karşı karşıya kalındığını savunarak, bunun sabit gelirlilerin reel gelir kaybını artırdığını ifade etti. Yüksek enflasyonun özellikle emekliler, asgari ücretliler ve dar gelirli vatandaşların bütçesini olumsuz etkilediğini belirten Başevirgen, vatandaşın aynı gelirle daha az ürün ve hizmet satın alabildiğini söyledi. “Emeklinin zammı ilk aydan eridi” En düşük emekli aylığına yapılan yüzde 17,76’lık artışın daha ilk aydan önemli ölçüde eridiğini öne süren Başevirgen, en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseltildiğini hatırlattı. Başevirgen, yapılan 3 bin 552 liralık artışın yaklaşık 420 liralık bölümünün ilk ayda enflasyon karşısında kaybedildiğini belirterek, emeklilerin geçim koşullarının giderek ağırlaştığını söyledi. Açlık sınırının 37 bin lira seviyesine ulaştığını belirten Başevirgen, 23 bin 552 liralık emekli aylığının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını savundu. “Asgari ücretlinin 5 bin 576 lirası eridi” Başevirgen, yılın ikinci yarısında asgari ücrete ek bir artış yapılmamasının çalışanlar açısından ciddi bir gelir kaybına yol açtığını söyledi. 28 bin 75 liralık asgari ücretin ilk yedi ayda enflasyon karşısındaki kaybının 5 bin 576 liraya ulaştığını belirten Başevirgen, bunun maaştan yapılan doğrudan bir kesinti olmadığını, enflasyon nedeniyle satın alma gücünün azalması anlamına geldiğini ifade etti. Başevirgen, “Vatandaş aynı maaşı alıyor ama aynı ürünleri alamıyor. Aynı ev kirasını ödeyemiyor, aynı mutfak alışverişini yapamıyor” diyerek alım gücündeki düşüşe dikkat çekti. “Enflasyon düşse de yoksulluk düşmüyorsa sorun devam ediyor” Türkiye’de milyonlarca kişinin her ay daha fazla geçim sıkıntısı yaşadığını savunan Başevirgen, ekonomi politikalarının yalnızca enflasyon oranına odaklanmaması gerektiğini söyledi. Üretimin artırılması, gıda fiyatlarının düşürülmesi ve vatandaşın satın alma gücünün yükseltilmesi gerektiğini belirten Başevirgen, “Enflasyonun düşmesi tek başına yetmez. Vatandaşın yoksulluğunun da düşmesi gerekir” dedi. Başevirgen, ekonominin başarısının yalnızca resmi enflasyon rakamlarıyla değil, vatandaşın günlük hayatındaki gerçeklerle değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, ölçünün vatandaşın pazardan ve marketten alışveriş yaparken ne kadar ürün alabildiği olması gerektiğini ifade etti.