10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda sorumluluğu bulunduğu belirtilen Gaziantep Emniyet Müdürlüğü görevlileri hakkında yürütülen süreçte savcılık, ikinci kez “soruşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verdi. Avukatlar ve katliamda yakınlarını kaybedenler ile yaralılar, Bölge İdare Mahkemesi’nin iki kez verdiği karara rağmen dosyanın kapatılmasına tepki gösterdi: “10 Ekim Ankara Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı olmaz.” 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne yönelik bombalı saldırıya ilişkin yargılamalarda, katliamın gerçekleşmesinde ihmali bulunduğu ileri sürülen kamu görevlileri hakkındaki soruşturma yeniden kapatıldı. 10 Ekim Ankara Gar Katliamı Davası Avukat Komisyonu, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, katliamdan önce failler hakkında bilgi sahibi oldukları ve gerekli önleyici işlemleri yapmadıkları ileri sürülen Gaziantep Emniyet Müdürlüğü görevlileri hakkında ikinci kez “soruşturma yapılmasına yer olmadığına” (SYOK) karar verdiğini açıkladı. Avukatlar, kararın yalnızca bir dosyanın kapatılması anlamına gelmediğini, aynı zamanda katliamın önlenmesinde sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin hesap vermesinin önüne geçildiğini belirterek tepki gösterdi. Bölge İdare Mahkemesi iki kez kararı kaldırdı, savcılık dosyayı yine kapattı Kamu görevlileri hakkında yürütülen süreçte dikkat çeken gelişmeler şöyle: Gaziantep Valiliği, kamu görevlileri hakkında soruşturma izni vermedi. Savcılık bu karara dayanarak 3 Ocak 2025’te “soruşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verdi. Karara yapılan itiraz üzerine Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi, iddiaları somut ve dikkate değer bularak Valiliğin kararını kaldırdı. Valilik, 3 Temmuz 2025’te yeniden ön inceleme yaparak emniyet görevlilerinin kusuru veya ihmali bulunmadığı sonucuna vardı. Bu karara da itiraz edildi. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi, 14 Kasım 2025’te Valiliğin kararını ikinci kez kaldırdı ve savcılığın doğrudan soruşturma yürütmesi gerektiğine hükmetti. Buna rağmen Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosyaya soruşturma numarası verilmedi ve avukatların başvurularına karşın uzun süre işlem yapılmadı. Son olarak 17 Haziran 2026’da, kamu görevlilerine kusur atfedilemeyeceği ve görevi ihmal suçlaması bakımından zamanaşımının dolduğu gerekçeleriyle dosya yeniden kapatıldı. Böylece Bölge İdare Mahkemesi’nin iki kez müdahale ederek soruşturmanın önünü açmasına rağmen kamu görevlileri hakkında etkin bir ceza soruşturması yürütülmedi. Katliamdan önce faillerin isimleri ve faaliyetleri emniyete bildirilmişti Dosyanın geçmişi, 10 Ekim Katliamı’na ilişkin soruşturmalarda kamu görevlilerinin sorumluluğunun neden tartışıldığını da ortaya koyuyor. Katliamdan yaklaşık dört yıl sonra, 2019 yılında, Ankara Adliyesi’nin savcılık katına kimliği belirsiz kişiler tarafından bırakılan dokuz klasör evrak, soruşturmanın önemli belgelerini içeriyordu. Belgeler, katliamın önemli sanıklarından ve canlı bombaların Gaziantep’ten Ankara’ya gelişine eskortluk yaptığı belirtilen Yakub Şahin ile birlikte hareket eden Hüseyin Tunç’un, saldırıdan yaklaşık 10 gün önce bomba yapımında kullanılabilecek malzemeleri almaya çalışması üzerine Nizip Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma başlatıldığını gösteriyordu. Daha da önemlisi, Nizip Emniyet Müdürlüğü’nün 2 Ekim 2015’te, yani katliamdan sekiz gün önce, Gaziantep Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüklerine faillerin isimlerini bildirdiği ve gerekli araştırmanın yapılmasını istediği ortaya çıkmıştı. Ancak avukatların aktardığı belgelere göre, bu bildirim sonrasında Gaziantep Emniyet Müdürlüğü tarafından gerekli işlemler yapılmadı. Katliamdan üç gün önce şüpheli takip altına alınmıştı Dosyada yer alan ön inceleme raporu, kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin tartışmayı daha da somutlaştıran bir başka bilgiyi ortaya koydu. Rapora göre Gaziantep İstihbarat Şube Müdürlüğü, 5 Ekim 2015’te önleyici dinleme kararı talep etti. 7 Ekim 2015’te, yani Ankara Gar Katliamı’ndan yalnızca üç gün önce, Yakub Şahin’in takip altına alındığı belirlendi. Avukatlara göre bu bilgiler, saldırıyı gerçekleştiren kişilerin katliamdan önce güvenlik birimlerinin radarında olduğunu gösteriyor. Buna rağmen faillerin yakalanmadığı, gerekli önleyici tedbirlerin alınmadığı ve saldırının engellenemediği vurgulanıyor. “Yıllarca kaybedilen dosya şimdi zamanaşımına sığınılarak kapatılıyor” 10 Ekim mitingini düzenleyen KESK, DİSK, TMMOB ve TTB ile katliamda yakınlarını kaybedenler ve saldırıda yaralananlar adına yapılan ortak açıklamada, kamu görevlilerinin sorumluluğunun araştırılması amacıyla suç duyurusunda bulunulduğu hatırlatıldı. Açıklamada, Gaziantep Valiliği’nin soruşturma izni vermemesi üzerine savcılığın 3 Ocak 2025’te dosyayı kapattığı, itiraz sonucunda Bölge İdare Mahkemesi’nin ise iddiaları somut bularak soruşturmanın önünü açtığı belirtildi. Valiliğin ikinci kez “ihmal yoktur” yönünde karar vermesinin ardından da Bölge İdare Mahkemesi’nin 14 Kasım 2025’te bu kararı kaldırdığı ve savcılığın doğrudan soruşturma yürütmesi gerektiğine hükmettiği ifade edildi. Ancak bu kararın ardından da savcılığın dosyada işlem yapmadığı ve 17 Haziran 2026’da ikinci kez SYOK kararı verdiği kaydedildi. Ortak açıklamada, savcılığın bu kez de görevi ihmal suçlaması bakımından zamanaşımına dayandığı belirtilerek, “Savcılık; yıllarca adliye koridorunda kaybedilen, sonra şans eseri bulunduğunda da üstü örtülmek istenen bu dosya için her zaman elverişli olan o sığınağa arkasını yaslamıştır: Zamanaşımı!” denildi. “10 Ekim insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur” Açıklamada, katliamın yalnızca saldırıyı gerçekleştiren kişiler üzerinden ele alınamayacağı vurgulandı. Katliamın gerçekleşmesini mümkün kılan ihmallerin ve kamu görevlilerinin sorumluluğunun da ortaya çıkarılması gerektiği belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi: “Soruşturmanın en başından bu yana, faillerin sadece mahkemede yargılananlardan ibaret olmadığını; katliam yolunu açan ve onları görmezden gelen kamu görevlileri sayesinde katliamları gerçekleştirebildiklerini söyledik. Ve söylemeye devam ediyoruz: 10 Ekim Ankara Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı olmaz!” “Sivas’tan Ankara’ya uzanan yargı pratiği değişmeli” Açıklamada, kamu görevlilerinin sorumluluğunun araştırılmamasının Türkiye’deki geçmiş katliam davalarıyla bağlantılı olduğu savunuldu. Sivas’tan Ankara’ya uzanan 30 yıllık yargı pratiğinin, yalnızca faillerin aklanmasına değil, katliamların ortaya çıkmasına yol açan siyasi ve idari sorumlulukların da görünmez kılınmasına hizmet ettiği ifade edildi. Açıklamada, “Sivas’tan Ankara’ya 30 yıldır süren bu yargı pratiği; yalnızca failleri aklamanın bir yolu değil, aynı zamanda iktidarların, kendi tahakkümleri için organize edilen katliamlar silsilesini de aklamanın bir parçasıdır” denildi. 10 Ekim Katliamı’nda sorumluluğu bulunan tüm kamu görevlilerinin yargılanmasının sağlanması için mücadelenin sürdürüleceği vurgulanan açıklama, “Katliamlarda sorumluluğu bulunan tüm kamu görevlilerinin yargılanmasının sağlanması için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her türlü mücadeleye devam edeceğiz” sözleriyle sona erdi.