10 Ekim Barış Mitingi Çağrısına Hapis Cezası: Adana'da Yıllar Sonra Karar Çıktı

Whatsapp Image 2026 04 25 At 12.35.47

10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde gerçekleşen Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamı öncesinde, Adana’da halkı bu mitinge davet etmek amacıyla düzenlenen yürüyüşe katılan isimlere hapis cezası yağdı. Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesi, "flama sopalarını" silahtan sayarak sanıklara hem toplantı kanununa muhalefetten hem de polise direnmekten ağır cezalar verdi.

ADANA – Türkiye tarihinin en sarsıcı toplumsal kırılmalarından biri olan 10 Ekim Ankara Gar Katliamı öncesinde yapılan bir barış çağrısı, yıllar sonra ağır hapis cezalarıyla sonuçlandı. Adana’da 6 Ekim 2015’te düzenlenen yürüyüşe katılan sendikacı ve aktivistlere yönelik dava, 21 Nisan 2026 tarihli gerekçeli kararla sonuçlandı. Mahkeme, flama sopalarını “silah” sayarak sanıklara hem toplantı kanununa muhalefet hem de polise direnme suçlarından hapis cezaları verdi.

Bu karar, yalnızca bir yargı sürecinin sonucu değil; aynı zamanda Türkiye’de toplantı ve gösteri hakkının sınırları, kolluk müdahalesi ve yargının yaklaşımı açısından ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi.

Whatsapp Image 2026 04 25 At 12.35.34 (2)

Katliamdan Dört Gün Önce: “Barış” Yürüyüşüne Müdahale

Dava konusu olay, 6 Ekim 2015’te Adana’da gerçekleşti. DİSK, KESK, TMMOB ve TTB çağrısıyla İnönü Parkı’nda toplanan yaklaşık 120 kişi, Ankara’da yapılacak “Emek, Barış ve Demokrasi” mitingine katılım çağrısı yapmak amacıyla yürüyüş düzenlemek istedi.

Ancak polis, yürüyüşün 2911 sayılı yasa kapsamında bildirilmediği gerekçesiyle eylemi “kanunsuz” ilan etti. Megafonla yapılan uyarılara rağmen grubun dağılmaması üzerine çevik kuvvet müdahalesi gerçekleşti.

İddianameye göre:

  • Eylemciler barikatlara yüklendi
  • Ellerindeki flama sopalarıyla polise mukavemet etti
  • Bazı polisler hafif şekilde yaralandı

Sanıklar ise tam tersine, barışçıl bir gösteri yaptıklarını ve polisin orantısız güç kullandığını savundu.

Whatsapp Image 2026 04 25 At 12.36.48

11 Yıllık Yargılama: Aynı Dosya, Farklı Aşamalar

Süreç 2015’te başladı, ancak karar 2026’da çıktı. Dosya:

  • Yerel mahkeme kararı
  • İstinaf süreci
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından bozma

gibi aşamalardan geçerek yeniden görüldü ve nihai hüküm verildi.

Bu yönüyle dava, Türkiye’de yargılamaların uzunluğu ve sürüncemede kalması tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı.

Yargılanan İsimler: Sendikacılar, Emekçiler, Aktivistler

Davada yargılananlar arasında kamu emekçileri, sendika yöneticileri ve meslek odası temsilcileri yer aldı:

  • İsmail İnanç Su
  • Aydın Yiğit
  • Habip Alpkaya
  • Selçuk Karasu
  • Abdurrahman Çeliker
  • Alaattin Süzer
  • Şükran Yeşil
  • Hüseyin Çalı
  • Necmettin Sercan Şahin
  • Sinan Hüdür
  • Ahmet Miran Aydoğan

Bu isimlerin büyük bölümü, uzun yıllardır sendikal ve demokratik faaliyetler içinde yer alan kişiler olarak biliniyor.

Whatsapp Image 2026 04 25 At 12.35.34

Mahkemenin Kritik Yorumu: “Flama Sopası = Silah”

Kararın en tartışmalı yönü, yürüyüşte taşınan flama saplarının “silah” olarak değerlendirilmesi oldu.

Mahkeme:

  • Bu materyallerin “yaralayıcı ve bereleyici” özellik taşıdığına
  • Olay sırasında kolluğa karşı kullanıldığına

hükmederek, Türk Ceza Kanunu 265 kapsamında “silahla direnme” suçunun oluştuğunu kabul etti.

Sanıklar ise:

  • Bu sopaların plastik olduğunu
  • Sadece flamaları taşımak için kullanıldığını
  • Herhangi bir saldırı kastı bulunmadığını

savundu.

Bu yorum, hukuk çevrelerinde “orantılılık ve suçun maddi unsurları” açısından ciddi tartışma başlıklarından biri haline geldi.

Cezalar: İndirim Yok, Erteleme Yok

Mahkeme, yalnızca ceza vermekle kalmadı; aynı zamanda sanıklar lehine uygulanabilecek birçok hükmü de devre dışı bıraktı:

  • TCK 62 (iyi hal indirimi) uygulanmadı
  • HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) reddedildi
  • Cezalar ertelenmedi

Gerekçe ise dikkat çekiciydi:

“Sanıkların mahkemedeki olumsuz tutum ve davranışları ve kasıt yoğunluğu”

Verilen cezalar:

1. 2911 Sayılı Kanuna Muhalefet:

  • Tüm sanıklara: 1 yıl 6 ay hapis

2. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme:

  • “Silahla ve birden fazla kişiyle”:
    • Selçuk Karasu
    • Ahmet Miran Aydoğan
    • Necmettin Sercan Şahin
    • İsmail İnanç Su
    • Sinan Hüdür
    • Abdurrahman Çeliker
    • Aydın Yiğit
      1 yıl 24 ay hapis
  • “Silah artırımı olmadan”:
    • Hüseyin Çalı
    • Şükran Yeşil
    • Alaattin Süzer
    • Habip Alpkaya
      1 yıl 12 ay hapis

Ayrıca tüm sanıklar hakkında TCK 53 kapsamında kamu haklarından yoksun bırakma kararı verildi.

Kararın Dayanağı: Polislerin Yaralanması

Mahkeme kararında, olay sırasında bazı polislerin yaralandığına dair adli raporlar belirleyici oldu. Yaralandığı belirtilen polisler:

  • Oğuz U**
  • Galip A**
  • Mehmet K**
  • Mahmut Y**
  • Tunay S**
  • Orkun K**

Bu yaralanmaların “hafif nitelikte” olduğu ifade edilse de, mahkeme bunu cezayı ağırlaştıran unsur olarak değerlendirdi.

“Barış” Temalı Eylem Suç Sayıldı mı?

Kararın en çarpıcı yönlerinden biri de şu tespit oldu:

Mahkeme, eylemin “barış” çağrısı içerdiğini kabul etmekle birlikte,

  • Trafiğin aksatıldığı
  • Kamu düzeninin bozulduğu

gerekçesiyle eylemi suç kapsamında değerlendirdi.

Bu durum, anayasal haklar ile kamu düzeni arasındaki sınırın nasıl çizildiği sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Savunma: “Demokratik Hak Cezalandırıldı”

Sanık avukatları karara sert tepki gösterdi. Yapılan açıklamalarda:

  • Barışçıl bir eylemin kriminalize edildiği
  • Kolluk müdahalesinin sorgulanmadığı
  • Yargının tarafsız davranmadığı

vurgulandı.

Avukatlar, kararı istinafa taşıyacaklarını açıkladı.

Daha Geniş Bir Tartışma: Türkiye’de Toplantı ve Gösteri Hakkı

Bu dava, yalnızca bireysel bir yargılama değil; aynı zamanda Türkiye’de:

  • Toplantı ve gösteri hakkının sınırları
  • Polis müdahalesinin meşruiyeti
  • Yargının protestolara yaklaşımı

başlıklarında süregelen tartışmaların somut bir örneği olarak değerlendiriliyor.

TMSF, TELE1’i Satışa Çıkardı: Muhammen Bedel 28 Milyon TL
TMSF, TELE1’i Satışa Çıkardı: Muhammen Bedel 28 Milyon TL
İçeriği Görüntüle

Özellikle:

  • Bildirim şartının nasıl yorumlandığı
  • Müdahalenin gerekliliği ve orantısı
  • Eylem araçlarının “silah” sayılması

gibi konular, hukukçular açısından kritik önemde.

Whatsapp Image 2026 04 25 At 11.39.05

Sonuç: 10 Ekim’e Giden Yolda Bir Başka Kırılma

10 Ekim 2015’te yüzlerce insanın hayatını kaybettiği katliama günler kala yapılan bir barış çağrısının, yıllar sonra hapis cezalarıyla sonuçlanması; Türkiye’de hukuk, demokrasi ve temel haklar açısından derin bir tartışmayı yeniden alevlendirdi.

Bu karar, yalnızca geçmişe ilişkin bir yargılama değil; aynı zamanda bugüne dair şu soruyu da gündeme getiriyor:

Barış çağrısı yapmak, hangi koşullarda suç sayılır?

10 Ekim'e Çağrı Amaçlı Dava iddianamesi

10 Ekim Dava Adana Gerekçeçeli Kararı indirmek için tıklayın

Muhabir: Güven BOĞA