Şırnak Milletvekili Newroz Uysal Aslan, Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan ve Van Milletvekili Zülküf Uçar, Ankara 2 No’lu Baro Başkanı Gökhan Ağdemir’in hâkim ve savcı alımlarına ilişkin açıklamalarını Meclis gündemine taşıyan bir yazılı soru önergesi hazırladı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istenen önergede, Ağdemir’in sözlerinin hâkimlik ve savcılık mesleğine kabulde liyakat, eşitlik ve yargı bağımsızlığı açısından ciddi soru işaretleri doğurduğu belirtildi. Bakanlıkla gerçekleştirildiği ifade edilen görüşmelerin, sınav sonuçlarının ve mesleğe kabul işlemlerinin somut veriler üzerinden incelenmesi talep edildi.
“Referans olduk, bakanlıklarla görüştük”
Önergede, Ağdemir’in 5 Ekim 2026 tarihinde Bengü Türk TV’de katıldığı canlı yayında şu ifadeleri kullandığı aktarıldı:
“Hâkim savcı olmak isteyen arkadaşlarımıza referans oluyoruz. Yaklaşık bizim 2 senelik çalışma dönemimizde 70 tane baro üyesi avukat arkadaşımızı hâkim savcı yaptık. Bizler referans olduk, bakanlıklarla görüştük. Sağ olsunlar bize o anlamda da bakanlık bir ayrıcalık tanıdı.”
Milletvekilleri, bu açıklamalar üzerinden baro yönetiminin referanslarının veya Bakanlıkla kurduğu temasların adayların mesleğe kabulünde etkili olup olmadığını sordu. Böyle bir etkinin bulunup bulunmadığının hangi kayıt ve veriler üzerinden incelendiğinin açıklanması istendi.
Bakanlık görüşmeleri kimlerle yapıldı?
Önergede, Ağdemir’in sözünü ettiği görüşmelerin kimlerle, hangi tarihlerde ve hangi gerekçeyle gerçekleştirildiği soruldu. Görüşmelerin içeriğinin de açıklanması talep edildi.
“Bakanlık bize ayrıcalık tanıdı” ifadesinin ne anlama geldiğinin açıklığa kavuşturulmasını isteyen milletvekilleri, herhangi bir baroya, gruba veya kişiye ayrıcalık tanınıp tanınmadığını gündeme getirdi.
Ağdemir’in açıklamasında geçen 70 kişinin kim olduğu, bu kişilerin tespiti ve mesleğe kabul süreçlerine ilişkin inceleme başlatılıp başlatılmayacağı da önergedeki sorular arasında yer aldı.
Çoklu baro düzenlemesinin sonuçları sorgulandı
Önergenin gerekçesinde, 2020 yılında kabul edilen 7249 sayılı Kanun’la aynı ilde birden fazla baro kurulmasına imkân tanınması sürecindeki tartışmalar hatırlatıldı.
Türkiye Barolar Birliği ve baroların düzenlemeye karşı çıkarken savunma mesleğinin bölünmesi, baroların siyasi gerekçelerle ayrıştırılması ve iktidara yakın alternatif meslek örgütleri oluşturulması yönündeki kaygılarını dile getirdiği belirtildi.
Milletvekilleri, bir baro başkanının Bakanlıkla görüşmelerden, referanslardan ve ayrıcalıktan söz etmesinin, çoklu baro düzenlemesinin yargı ve savunma üzerindeki etkilerinin yeniden incelenmesini gerekli kıldığını ifade etti.
Bu kapsamda Ankara ve İstanbul’daki 2 No’lu barolara, kuruluşlarından bugüne diğer barolara sağlanmayan idari, mali, kurumsal veya mesleki kolaylıklar tanınıp tanınmadığı soruldu. Böyle kolaylıklar sağlandıysa kapsamlarının, hukuki dayanaklarının ve yararlanıcılarının açıklanması istendi.
Yazılı sınav başarısı ile mülakat sonuçları arasındaki fark
Önergede, hâkimlik ve savcılık sınavlarında yazılı sınav başarısına rağmen mülakatta elenen adayların durumuna da dikkat çekildi.
Bu tartışmaların örneklerinden biri olarak, yazılı sınavda 115’inci olduğu belirtilen avukat Mert Akdoğan’ın mülakatta elenmesinin ardından 9 Ocak 2025’te yaşamını yitirmesi hatırlatıldı. Olayın ardından baroların mülakat sistemindeki liyakat ve nesnellik sorunlarını gündeme getirdiği ifade edildi.
Milletvekilleri, sözlü mülakatların nesnel, ölçülebilir ve önceden belirlenmiş kriterlere göre yürütülmesi için hangi düzenlemelerin yapılacağını sordu. Adaylara verilen puanların gerekçelendirilmesi ve değerlendirmelerin denetlenebilmesi için atılacak adımların açıklanması istendi.
Yazılı sınav sıralaması ile mülakat puanları arasında belirgin farklılıklar oluştuğunda gerekçelerin açıklanmasını ve adayların etkili itiraz hakkını güvence altına alacak yeni bir düzenleme planlanıp planlanmadığı da soruldu.
Bilirkişilik ve arabuluculuk süreçleri de soruldu
Önerge, yalnızca hâkimlik ve savcılık alımlarıyla sınırlı tutulmadı. Bilirkişilik, arabuluculuk ve diğer uzmanlık veya mesleğe kabul süreçlerinde belirli barolara ya da üyelerine referans, yönlendirme, öncelik veya farklı değerlendirme imkânı sağlanıp sağlanmadığı da gündeme getirildi.
Milletvekilleri ayrıca, çoklu baro düzenlemesinden sonra Ankara ve İstanbul’daki 1 No’lu ve 2 No’lu baroların üyelerinin hâkimlik ve savcılık başvuru ve kabul oranlarının karşılaştırılıp karşılaştırılmadığını sordu. Böyle bir çalışma yapılmadıysa Bakanlığın karşılaştırmalı bir inceleme başlatıp başlatmayacağının açıklanmasını istedi.
“Liyakat ve eşitlik için somut güvenceler açıklansın”
Önergenin gerekçesinde, kamu görevlerine alımlarda siyasi yakınlıkların ve referansların etkili olduğu yönündeki torpil iddialarının kamu kurumlarına ve adalet sistemine duyulan güveni zedelediği vurgulandı.
Anayasa’nın hukuk devleti, eşitlik, kamu hizmetine girme hakkı ve mahkemelerin bağımsızlığına ilişkin hükümlerine işaret eden milletvekilleri, mesleğe kabul süreçlerinin nesnel, eşit ve denetlenebilir ölçütlere dayanması gerektiğini belirtti.
Hâkim ve savcı adaylarının değerlendirilmesinde baro üyeliği, siyasi yakınlık veya üçüncü kişilerden gelen referansların etkili olmasını önlemek için uygulanan somut güvenceler soruldu. Değerlendirme kurullarının tarafsızlığını korumak ve olası çıkar ilişkilerini engellemek amacıyla yürütülen denetimlerin açıklanması talep edildi.
Kapsamlı inceleme ve sorumlular hakkında işlem talebi
Milletvekilleri, çoklu baro düzenlemesinin savunma mesleğinin bağımsızlığı, baroların kamusal işlevleri ve avukatların mesleki hakları üzerindeki sonuçlarını inceleyen bir çalışma bulunup bulunmadığını da sordu. Kamu avukatlarının baro tercihleri nedeniyle baskı gördüğü veya farklı muameleye tabi tutulduğu iddiaları karşısında alınan tedbirlerin açıklanmasını istedi.
Önergede son olarak, Ağdemir’in açıklamaları üzerine kapsamlı bir inceleme başlatılıp başlatılmayacağı soruldu. Belirli barolara veya aday gruplarına hukuki dayanağı bulunmayan ayrıcalıklar tanındığının tespit edilmesi hâlinde sorumlular ve ilgili kişiler hakkında hangi işlemlerin uygulanacağının açıklanması talep edildi.
Milletvekilleri, açıklamaların yalnızca siyasi bir tartışma olarak bırakılmaması; mesleğe kabul süreçlerinin somut verilerle incelenmesi ve hukuka aykırılık tespit edilmesi hâlinde gerekli idari ve hukuki işlemlerin yapılması gerektiğini vurguladı.





