Eğitim Sen Adana Şubesi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevdeki üç yılını değerlendiren kapsamlı bir açıklama yayımladı. Şube Başkanı Cudi İmrek imzasıyla yapılan açıklamada, eğitim sisteminin kamusal niteliğinin zayıflatıldığı, laik ve bilimsel eğitimin sistematik biçimde aşındırıldığı, eğitimin siyasal-ideolojik bir dönüşüm sürecine tabi tutulduğu savunuldu.

“Üç Yıllık Dönem Eğitimde İdeolojik Kuşatmanın Bilançosudur”

Eğitim Sen Adana Şubesi, AKP iktidarları döneminde Milli Eğitim Bakanlığı görevini üstlenen dokuzuncu isim olan Yusuf Tekin’in, 4 Haziran 2023’ten bu yana yürüttüğü politikaların eğitim sisteminde derin tahribat yarattığını belirtti.

Açıklamada, Tekin’in göreve geldiği ilk günden itibaren eğitim sistemini müfredattan yönetim anlayışına kadar siyasal iktidarın ideolojik çizgisine uygun şekilde yeniden yapılandırmayı hedeflediği ifade edildi. Eğitim Sen’e göre son üç yıl, kamusal eğitimin geriletildiği, laiklik ilkesinin aşındırıldığı ve bilimsel eğitimin dinselleştirme ve piyasalaştırma politikalarıyla kuşatıldığı bir dönem olarak kayıtlara geçti.

Whatsapp Image 2026 06 04 At 12.19.26 (1)

Tarikat ve Cemaat Protokollerine Tepki

Açıklamada, Yusuf Tekin’in göreve geldikten sonra TBMM bütçe görüşmelerinde tarikat ve cemaatlerle yapılan protokolleri savunmasının laik eğitim anlayışı açısından ciddi bir kırılma yarattığı vurgulandı.

Bakanlığın vakıf ve derneklerle imzaladığı protokol sayısının 672 olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu protokollerin önemli bir bölümünün kamuoyundan gizlendiği öne sürüldü. Eğitim Sen, özellikle dini vakıf ve derneklerle kurulan ilişkilerin eğitim alanını kamusal ve bilimsel ölçütlerden uzaklaştırdığını savundu.

Şube açıklamasında, okulların çocukların özgürce düşünebildiği ve bilimsel bilgiyle buluşabildiği kurumlar olmaktan çıkarılarak ideolojik yönlendirme alanlarına dönüştürüldüğü ifade edildi.

“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Bilimsel Eğitime Darbedir”

Eğitim Sen Adana Şubesi’nin değerlendirmesinde en sert eleştirilerden biri de Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne yöneltildi.

Sendika, eğitim sendikalarının, akademisyenlerin, bilim insanlarının ve velilerin görüşleri alınmadan hazırlanan yeni müfredatın bilimsel içerikleri zayıflattığını belirtti. Evrim teorisi, eleştirel düşünme, bilimsel yöntem ve rasyonel aklın müfredatta geri plana itildiği savunulan açıklamada, modelin “tek tip nesil yetiştirme” anlayışına dayandığı öne sürüldü.

Açıklamada, yeni müfredatın çocuk hakları, demokrasi kültürü ve evrensel değerler yerine dini ve milli referansları merkeze aldığı belirtilerek bunun nitelikli eğitim hakkına zarar verdiği kaydedildi.

MESEM Eleştirisi: “Çocuk Emeği Sömürülüyor”

Eğitim Sen, Bakanlığın mesleki eğitimi başarı hikâyesi olarak sunmasına da tepki gösterdi.

Resmi Gazete’de Yeni Karar: Bilgi Üniversitesi Eğitime Devam Edecek
Resmi Gazete’de Yeni Karar: Bilgi Üniversitesi Eğitime Devam Edecek
İçeriği Görüntüle

Açıklamada, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamalarıyla çocukların organize sanayi bölgelerinde ve ağır iş kollarında ucuz iş gücü olarak çalıştırıldığı iddia edildi. Çocuk işçiliği ve iş cinayetlerine dikkat çekilen açıklamada, eğitim-üretim ilişkisi adı altında çocuk emeğinin sömürüldüğü savunuldu.

“Okullarda Temel İhtiyaçlar Bile Karşılanamıyor”

Açıklamada eğitim kurumlarının fiziki koşullarına ilişkin eleştiriler de yer aldı.

Devlet okullarında temizlik personeli eksikliğinin kronik hale geldiği belirtilirken, temizlik malzemelerinin önemli ölçüde velilerin katkılarıyla karşılandığı ifade edildi. Okullarda hijyen, altyapı ve güvenlik sorunlarının sürdüğü belirtilen açıklamada, Bakanlığın kamuoyuna sunduğu olumlu tablo ile sahadaki gerçeklik arasında büyük bir uçurum bulunduğu kaydedildi.

“Özel Okullaşma Artıyor, Kamusal Eğitim Geriliyor”

Eğitim Sen Adana Şubesi, Milli Eğitim Bakanlığı verilerine dayanarak özel okul sayılarındaki artışa da dikkat çekti.

2022-2023 eğitim öğretim yılında 14 bin 281 olan özel okul sayısının, 2024-2025 döneminde 14 bin 700’e yükseldiği belirtilen açıklamada, bunun kamusal eğitimin güçlendirilmesi yerine eğitim hizmetlerinin giderek piyasaya bırakıldığının göstergesi olduğu savunuldu.

Sendika, devlet okullarında kalabalık sınıflar, ikili eğitim, temizlik ve beslenme sorunları devam ederken özel öğretimin teşvik edilmesini eleştirdi.

Öğretmen Politikalarına Sert Eleştiri

Açıklamada öğretmenlerin yaşadığı sorunlara da geniş yer verildi.

Mülakat uygulamalarının liyakat ilkesini ortadan kaldırdığı belirtilirken, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile öğretmenlerin farklı statülere ayrıldığı ve çalışma barışının bozulduğu ifade edildi. Milli Eğitim Akademisi uygulamasının da öğretmen yetiştirme sürecini siyasi denetime açık hale getirdiği ileri sürüldü.

Ataması yapılmayan öğretmenlerin güvencesiz çalışma koşullarına itildiği belirtilen açıklamada, mevcut öğretmenlerin ise ekonomik sıkıntılar, mobbing ve sendikal ayrımcılıkla karşı karşıya bırakıldığı savunuldu.

“Laik, Bilimsel ve Kamusal Eğitim Mücadelesini Sürdüreceğiz”

Açıklamanın sonunda Eğitim Sen Adana Şubesi, Yusuf Tekin’in görevdeki ilk üç yılını; eğitim emekçilerinin yoksullaştığı, okulların hijyen ve personel sorunlarıyla baş başa bırakıldığı, tarikat ve cemaatlerle yüzlerce protokolün imzalandığı, eğitimin piyasalaştığı ve dinselleştirildiği bir dönem olarak değerlendirdi.

Şube Başkanı Cudi İmrek, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kamuoyuna sunduğu başarı anlatılarının eğitim alanındaki yapısal sorunları gizleyemeyeceğini belirterek, kamusal, parasız, demokratik, bilimsel, laik ve anadilinde eğitim talebini sürdürmeye devam edeceklerini vurguladı.

İmrek, Eğitim Sen’in eğitim emekçileri, öğrenciler ve velilerle birlikte laikliğin, bilimin ve kamusal eğitimin savunucusu olmaya devam edeceğini ifade etti.

Muhabir: Güven BOĞA