Adana Kadın Platformu, Adana Adliyesi önünde geniş katılımlı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Platform üyeleri, kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerine dikkat çekerek adalet çağrısında bulundu. Açıklamayı platform adına Şükran Efetürk okudu.
“Artık yeter! Karanlık odaklar ellerinizi kadınların üzerinden çekin”
Açıklamada, Türkiye’de son yıllarda art arda yaşanan şüpheli kadın ölümleri hatırlatıldı. Rabia Naz Vatan, Yeldana Kahraman, Nadira Kadirova ve Rojin Kabaiş dosyalarına değinilerek bu olaylarda etkin soruşturma yürütülmediği ileri sürüldü.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Artık yeter! Karanlık odaklar, çekin ellerinizi kadınların üzerinden. Gülistan’ın cinayeti aydınlatılsın, başka Gülistan’lar katledilmesin.”
Platform üyeleri, şüpheli kadın ölümlerinin birbirinden bağımsız olaylar olmadığını, aksine sistematik bir cezasızlık düzeninin sonucu olduğunu savundu.

Gülistan Doku dosyası yeniden gündemde
Açıklamada, Dersim’de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku dosyasına ilişkin son gelişmeler de değerlendirildi.
Kadın Platformu, dosyada uzun süre “intihar” ihtimali üzerinden ilerleyen soruşturmanın, yıllar sonra “cinayet şüphesi” yönünde ele alınmaya başlandığını belirtti. Bu durumun soruşturmanın başlangıcında ciddi eksiklikler olduğuna işaret ettiği ifade edildi.
Açıklamada, “Neden 6 yıl boyunca etkin soruşturma yapılmadı? Neden deliller zamanında toplanmadı?” soruları yöneltildi.
“Soruşturmada yeni gelişmeler var”
Platform açıklamasında, Gülistan Doku dosyasında cinayet şüphesi kapsamında farklı illerde yürütülen operasyonlara da değinildi.
Yapılan açıklamaya göre 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 14 kişi hakkında işlem yapıldığı, 13 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Gözaltına alınanlar arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, baş şüpheli olarak anılan Zeinal Abakarov ve bazı kamu görevlilerinin bulunduğu iddiaları da dile getirildi.
Soruşturmanın dijital deliller, HTS kayıtları ve tanık beyanlarıyla genişletildiği ifade edildi.

“Deliller karartıldı mı?” iddiaları
Açıklamada ayrıca, Gülistan Doku’ya ait telefon SIM kartının adli emanete alınması gerekirken farklı kişilere teslim edildiği ve daha sonra dijital müdahalelerde kullanıldığı yönündeki iddialara yer verildi.
Munzur Üniversitesi ve hastane kamera kayıtlarının silinmiş veya değiştirilmiş olabileceği iddiaları da gündeme getirilerek, bu durumun soruşturmanın seyrine ilişkin ciddi soru işaretleri oluşturduğu belirtildi.
“Soruşturmanın yönü değiştirildi” iddiası
Kadın Platformu, soruşturmanın başından itibaren farklı senaryolar üzerinden yönlendirildiğini, bazı şüphelilerin öne çıkarılarak olayın gerçek faillerinin gölgede bırakılmış olabileceğini ileri sürdü.
Yurt dışında olduğu belirtilen bazı şüpheliler hakkında kırmızı bülten çıkarılması gerektiği vurgulanarak, tüm bağlantıların ortaya çıkarılması çağrısı yapıldı.

“Üst düzey isimler de soruşturulmalı” çağrısı
Açıklamada, soruşturma kapsamında alt düzey bazı kamu görevlilerine işlem yapılırken, üst düzey kamu görevlilerinin süreç dışında kalmasının kamu vicdanını yaraladığı ifade edildi.
Kadın Platformu, dönemin yetkilileri dahil olmak üzere tüm sorumluların adil şekilde soruşturulması gerektiğini vurguladı.
“Kadın cinayetleri politiktir” vurgusu
Açıklamanın sonunda, kadın cinayetlerinin toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve cezasızlık politikalarıyla doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi.
Kadın Platformu üyeleri, şu mesajı verdi:
“Kadına yönelik şiddetin politik olduğunu biliyoruz. Şüpheli kadın ölümlerinin üzeri kapatılamaz. Adalet sağlanana kadar mücadelemiz sürecektir.”




