Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Adana Şubesi Kadın Sekreteri Nazan Eroğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın aile ve annelik üzerine yaptığı açıklamalara sert tepki gösterdi. Eroğlu, kadınların yalnızca annelik üzerinden tanımlanamayacağını belirterek, “Annelik kutsallaştırılarak kadınların üzerine toplumsal bir görev olarak yüklenemez” dedi.

6 Yıllık Sessizliği Sarsan Tutuklama: Gülistan Doku Dosyasında Eski Vali Tuncay Sonel Cezaevine Gönderildi
6 Yıllık Sessizliği Sarsan Tutuklama: Gülistan Doku Dosyasında Eski Vali Tuncay Sonel Cezaevine Gönderildi
İçeriği Görüntüle

Kadınların yaşam tercihlerinin ideolojik yönlendirmelerle değil; özgürlük, eşitlik ve hak temelli politikalarla ele alınması gerektiğini vurgulayan Eroğlu, Türkiye’de kadınların gerçek gündeminin yoksulluk, güvencesizlik, şiddet ve görünmeyen bakım emeği olduğunu söyledi.

“Kadınlar çocuk yapan bir üretim aracına indirgenemez”

Nazan Eroğlu açıklamasında, anneliğin tarih boyunca yalnızca biyolojik bir rol değil; bakımın, emeğin ve dayanışmanın toplumsal ifadesi olduğunu ifade etti. Ancak annelik kavramının tek ve zorunlu yaşam biçimi gibi sunulmasının kadınların farklı yaşam deneyimlerini yok saydığını kaydetti.

Eroğlu, “Kadınların kimliği ve toplumsal varlığı annelik üzerinden tanımlanamaz. Annelik bir tercih olabilir; ancak bu tercih özgür irade ve eşit koşullarda yapılabildiği sürece anlamlıdır” ifadelerini kullandı.

Çocuk sahibi olmayan ya da olamayan bireylerin eksik gösterilmesine karşı çıkan Eroğlu, yaşamın anlamının yalnızca ebeveynlik üzerinden kurulamayacağını belirterek, kadınların emekleri, üretimleri, dayanışmaları ve toplumsal katkılarıyla hayatı anlamlandırdığını söyledi.

“Hayvan sevgisini küçümsemek kabul edilemez”

Açıklamada, son dönemde kamuoyunda tartışma konusu olan “annelik” ve “hayvan sevgisi” karşılaştırmalarına da değinildi. Eroğlu, bu duygular arasında hiyerarşi kurulmasına karşı çıkarak, çoğulcu ve kapsayıcı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ifade etti.

Kadınların nasıl yaşayacağına, neyi seçeceğine ve hayatı nasıl anlamlandıracağına yalnızca kendilerinin karar verebileceğini söyleyen Eroğlu, güçlü toplumun farklılıkları bastırarak değil; onları tanıyarak kurulabileceğini dile getirdi.

“Kadınların gerçek gündemi yoksulluk ve şiddet”

Eroğlu, anneliği kutsayan ancak kadınları güvencesizliğe, yoksulluğa ve görünmeyen bakım emeğine mahkûm eden politikaların aileyi güçlendirmediğini söyledi. Sorunun “anneliğin anlamının tartışılması” değil, çocukların insanca koşullarda büyütülebilmesi olduğunu belirten Eroğlu, kadınların temel sorunlarını şöyle sıraladı:

  • Derinleşen yoksulluk nedeniyle çocuk bakımının giderek imkânsız hale gelmesi
  • Kamusal, ücretsiz ve erişilebilir kreşlerin yetersizliği
  • Güvencesiz çalışma ve düşük ücret politikaları
  • İş yerlerinde mobbing, ayrımcılık ve doğum sonrası dışlanma
  • Artan erkek şiddeti ve kadın cinayetleri
  • Bakım emeğinin tamamen kadınların sırtına yüklenmesi

“İstanbul Sözleşmesi uygulanmalı”

Kadınlara sürekli “aileyi koruma” sorumluluğu yükleyen anlayışın, kadınların yaşamını koruyacak sosyal politikaları hayata geçirmediğini ifade eden Eroğlu, çözümün hak temelli politikalar olduğunu vurguladı.

Açıklamada şu talepler öne çıktı:

  • İstanbul Sözleşmesi hükümlerinin eksiksiz uygulanması
  • Kadınlar için insanca yaşayacak ücretlerin sağlanması
  • Bakım yükünün kamusal sosyal politikalarla paylaşılması
  • Güvenceli kadın istihdamının artırılması
  • Şiddete karşı etkin koruma mekanizmalarının işletilmesi

“Bakanlığın görevi kadınlara hayat dersi vermek değil”

Eroğlu açıklamasının sonunda, kadınların nasıl yaşayacağına, nasıl seveceğine ya da anne olup olmayacağına dair yönlendirmeleri kabul etmediklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Kadınların özgürce karar verebildiği bir yaşamı kuran politikalar istiyoruz. Bakanlık makamının görevi kadınların yaşam tercihlerine dair ahkâm kesmek değil; yoksulluk, şiddet ve güvencesizlik karşısında kadınları koruyan kamusal sosyal politikalar üretmektir.”

Muhabir: Güven BOĞA