Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Adana Şubesi, sağlık ve sosyal hizmet işkolunda çalışan tüm emekçilere ortak mücadele çağrısında bulunarak, sendikal alandaki parçalanmışlığın ve meslekler üzerinden yaratılan ayrışmaların emekçilerin ortak mücadelesine zarar verdiğini belirtti. SES, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” çağrısıyla dayanışma ve birleşik mücadele vurgusu yaptı. “Sağlık ve sosyal hizmet alanı bir ekip işidir” SES Adana Şubesi Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, sağlık ve sosyal hizmet kurumlarının toplumun tamamına hizmet veren, çok sayıda meslek grubunun birlikte çalışmasını zorunlu kılan kamusal alanlar olduğu belirtildi. Açıklamada, sistemin çalışanları meslek, cinsiyet, etnik kimlik veya dünya görüşlerine göre ayırmadan yüksek verim almak amacıyla çalıştırdığı, ancak örgütlenme ve mücadele söz konusu olduğunda çalışanların farklılıklarının birbirlerine karşı kullanılmaya çalışıldığı ifade edildi. Bu durumun gerçek anlamda örgütlenmenin önünde önemli bir engel oluşturduğu kaydedilen açıklamada; grev ve özgür toplu pazarlık hakkının bulunmaması, düşük ücretler, angarya çalışma, demokratik olmayan çalışma koşulları, artan başvuru yükü, işyerlerinde şiddet, iş cinayetleri ve tükenmişlik gibi sorunlara dikkat çekildi. SES, bu sorunların yalnızca bugüne özgü olmadığını, Türkiye ve dünya emek mücadelesinin farklı dönemlerinde benzer engellerle karşılaşıldığını ve emekçilerin ağır bedeller ödeyerek bu engelleri aşmayı başardığını vurguladı. “Sendika sayısının artması örgütlülük anlamına gelmiyor” Açıklamada, kamu emekçilerinin bugün dışsal baskıların yanı sıra örgütlü yapıların ayrıştırıcı diliyle de karşı karşıya olduğu savunuldu. SES, sağlık ve sosyal hizmet işkolunda sendika sayısının 72’ye, toplam sendikalılık oranının ise yüzde 80’lere ulaştığını belirterek, bunun ilk bakışta güçlü bir örgütlülük görüntüsü verdiğini ancak sendika sayısındaki artışın her zaman gerçek anlamda örgütlü mücadele anlamına gelmediğini ifade etti. Açıklamada, “meslek sendikacılığı”, “siyasetsiz sendikacılık” ve “yeni nesil sendikacılık” gibi kavramlarla tarif edilen bazı sendikal anlayışların, üye kazanmasına rağmen emekçilerin ortak mücadelesini parçalayabildiği ileri sürüldü. “Sistem kadar bu sendikaların ayrıştırıcı açıklama ve pratikleri ekip anlayışına, ortak mücadeleye zarar veriyor.” “Sağlık kurumları fabrikalara dönüştü” SES Adana Şubesi, kamusal alandaki istihdam ve ücret rejimindeki değişikliklerin, kapitalist sistemin işleyişinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti. Açıklamada, kamu sağlık kurumlarının on binlerce kişinin birlikte çalıştığı, adeta bant sistemiyle işleyen büyük çalışma alanlarına dönüştüğü savunularak, sağlık ve sosyal hizmet işkolundaki bütün çalışanların bir ekip olduğuna dikkat çekildi. SES, yaklaşık 35-36 yıldır sağlık ve sosyal hizmet alanındaki tüm çalışanların ortak mücadele etmesi gerektiğini savunduklarını belirterek, “ekibin bütün bileşenlerinin mutlu olacağı bir sistemin inşa edilmesi” gerektiğini ifade etti. “Meslekleri birbirine karşı getiren anlayış sistemi güçlendiriyor” Açıklamada, bazı sendikaların ücret ve eğitim düzeyleri üzerinden farklı meslek gruplarını karşı karşıya getiren açıklamalar yaptığı ileri sürüldü. SES, geçmiş dönemlerde sosyal medyada dolaşıma sokulan “daha az okusaydık da hemşire olsaydık” veya “daha az okusaydık da taşeron işçi olsaydık” gibi ifadelerin artık bazı sendikalar tarafından doğrudan sosyal medya hesapları, internet siteleri ve basın açıklamaları üzerinden gündeme getirildiğini belirtti. Bu yaklaşımın sağlık ve sosyal hizmet alanında çalışanları birbirine karşı konumlandırdığı savunulan açıklamada, “Bugün sağlık ve sosyal hizmet kurumlarında çalışan temizlik işçisinden profesörüne kadar hiç kimsenin maaşı yeterli değildir” denildi. “Hepimiz düşük ücret ve ağır çalışma koşullarıyla karşı karşıyayız” Sağlık ve sosyal hizmet işkolunun ağır ve tehlikeli işler kapsamında bulunduğu belirtilen açıklamada, Türkiye'deki personel yetersizliğine ve artan iş yüküne dikkat çekildi. SES, OECD ve Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla daha az personelle daha fazla başvurucuya hizmet verildiğini, ücretlerin ise düşük kaldığını savundu. Açıklamada, çalışanların gelirlerinin önemli bir bölümünün emekliliğe yansımayan performans, teşvik ve ek ödeme gibi kalemlerden oluştuğu belirtilerek, ücretleri artırmanın yolunun daha fazla çalışmaya, nöbetlere ve performansa dayalı rekabete bağlandığı ifade edildi. SES, çalışanların performans, teşvik ve katsayılar üzerinden birbirleriyle rekabete sokulması yerine bu sistemin tamamına karşı ortak mücadele yürütülmesi gerektiğini savundu. “Her meslek değerlidir, ücretler yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı” SES Adana Şubesi, sağlık ve sosyal hizmet işkolunda çalışan herkesin insanca yaşamaya yetecek bir gelire sahip olması gerektiğini belirtti. Açıklamada, mesleği, unvanı veya görev alanı ne olursa olsun tüm emekçilerin temel ücretinin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması önerildi. Bunun üzerinde ise yapılan işin niteliği ve riski, eğitim düzeyi ve meslekte geçirilen süre gibi kriterlere göre bir ücret skalası oluşturulması gerektiği kaydedildi. SES, oluşturulacak ücret skalasının tamamının emekliliğe yansıtılması gerektiğini belirterek, hem çalışırken hem de emeklilikte insanca yaşamaya yetecek gelir talebini yineledi. “İnsanca yaşam sadece barınmak ve beslenmek değildir” Açıklamada, insanca yaşamın yalnızca barınma, beslenme ve temel ihtiyaçların karşılanmasından ibaret olmadığı vurgulandı. Emekçilerin kültürel ve sanatsal faaliyetlere, eğitime, bilimsel çalışmalara, spora ve kendilerini geliştirebilecekleri sosyal olanaklara erişebilmesinin de insanca yaşamın parçası olduğu belirtildi. SES'e göre bunun yolu, çalışanların milli gelirden daha fazla pay alması, çalışma ve toplumsal yaşamın demokratikleşmesi, angarya çalışmanın sona erdirilmesi ve sağlıklı-güvenli çalışma koşullarının oluşturulmasından geçiyor. “Sendikaların temel görevi ortak mücadeleyi büyütmektir” SES Adana Şubesi, sendikaların yalnızca meslek gruplarının kendi içindeki ücret farklılıklarına odaklanmaması gerektiğini belirterek, tüm çalışanların ortak ekonomik ve sosyal talepler etrafında birleşmesi gerektiğini savundu. Açıklamada, “Ücretler, katsayılar, teşvik puanları, performans üzerinden sansasyon yaratmak, emekçileri ayrıştırmak yerine tüm bu kalemleri reddedip rekabeti değil dayanışmayı, angarya çalışmayı değil güvenceli istihdamı ve yeterli personelle sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarını talep etmeliyiz” denildi. “İçeriden bölen yaklaşımları bertaraf etmek daha zor” SES, sağlık ve sosyal hizmet işkolundaki emekçilere yönelik çağrısında, yalnızca sorunların sonuçlarına odaklanan ve sorunların politik ve ekonomik nedenlerini tartışmayan sendikal yapıların emekçilere kalıcı kazanımlar sağlayamayacağını savundu. Açıklamada, emekçileri toplumdan ve birbirlerinden uzaklaştıran, istihdam ve ücret rejimini kapitalist sömürü sistemiyle ilişkilendirmeyen ve bireyler etrafında şekillenen yapıların sendikal mücadelenin önünü açamayacağı ifade edildi. SES, dışarıdan gelen baskıların örgütlü mücadeleyle aşılabileceğini ancak emekçileri içeriden çatıştıran ve bölen yaklaşımların mücadeleyi daha fazla zayıflattığını belirtti. “Kurtuluş yok tek başına” SES Adana Şubesi Yönetim Kurulu açıklamasını tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine ortak mücadele çağrısıyla tamamladı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Bunları önermeyen ve mücadelesini yürütmeyen hiçbir sendika ne mesleğin ne de sınıfın genelinin haklarını elde etme şansı yoktur.” SES, sağlık ve sosyal hizmet işkolundaki tüm mesleklerin değerli olduğunu, mesleklerin birbirine karşı değil birbirini tamamlayan bir ekip anlayışı içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, ortak ve birleşik mücadelenin önemini vurguladı. Açıklamanın sonunda ise şu çağrı yapıldı: “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz! SES var. UMUT var.” Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Adana Şubesi Yönetim Kurulu