Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Adana Şubesi, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC) ve Anadolu Gazeteciler ve Spor Yazarları Derneği (AGSYD), basın özgürlüğüne yönelik baskılara karşı Adana’da ortak açıklama yaptı. “Artık Yeter! Nefes Alamıyoruz!” sloganıyla gerçekleştirilen eylemde, gazetecilerin tutuklanmasına, medya kuruluşlarına kayyım atanmasına, erişim engellerine ve basın emekçilerinin güvencesiz çalışma koşullarına tepki gösterildi. Siyasi partiler, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, gazeteciler ve yurttaşların katıldığı açıklamada, “Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur” mesajı verildi.

ADANA | 24 Ekim 2026

Adana’da basın özgürlüğüne yönelik müdahaleler, gazetecilerin karşı karşıya kaldığı yargı süreçleri, medya kuruluşlarına kayyım atanması ve ekonomik güvencesizlik nedeniyle ortak bir basın açıklaması gerçekleştirildi.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Adana Şubesi, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC) ve Anadolu Gazeteciler ve Spor Yazarları Derneği (AGSYD) tarafından Sanatçılar Parkı’nda düzenlenen eyleme çok sayıda siyasi parti, sendika, meslek örgütü, demokratik kitle kuruluşu ve yurttaş destek verdi.

“Artık Yeter! Nefes Alamıyoruz!” başlığıyla gerçekleştirilen eylem boyunca sık sık “Özgür Basın Susturulamaz”, “Hak, Hukuk, Adalet” ve “Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek” sloganları atıldı.

Üç basın meslek örgütü adına hazırlanan ortak açıklamayı TGS Adana Şube Başkanı Salim Büyükkaya okudu.

Açıklamada, gazeteciliğin siyasi iktidarların, sermaye çevrelerinin ya da herhangi bir güç odağının değil, halkın yanında olması gerektiği vurgulandı.

“Gazetecilik iktidarların değil, halkın yanında olmaktır”

Basın meslek örgütleri, Türkiye’de gazeteciliğin giderek ağırlaşan siyasi, hukuki ve ekonomik baskılar altında yürütüldüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz!”

Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin ise sakıncalı sayıldığı bir ortamın kabul edilemeyeceği belirtilen açıklamada, yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden bütün toplumsal kesimlerin sansür, baskı ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı savunuldu.

Televizyon kanallarına kayyım atanması, haber sitelerine erişim engelleri getirilmesi, gazetecilerin tutuklanması ve sosyal medya hesaplarının kapatılması eleştirildi.

Basın emekçilerinin çalışma koşullarına da dikkat çekilerek, gazetecilerin ağır ekonomik koşullarda, düşük ücretlerle ve sosyal haklarından yoksun biçimde çalıştırılmasının basın özgürlüğüyle bağdaşmadığı ifade edildi.

Açıklamada, hemen her gün bir basın kuruluşunun veya gazetecinin hedef haline getirildiği, haberleri nedeniyle gazeteciler hakkında soruşturmalar açıldığı ve mesleklerini sürdürmelerinin zorlaştırıldığı belirtilerek, böyle bir ortamda demokrasiden söz edilemeyeceği vurgulandı.

Whatsapp Image 2026 10 24 At 13.11.32

“Gazetecilik halktan yanadır, sermayenin ve siyasi iktidarın sesi olamaz”

Ortak açıklamada gazeteciliğin toplumsal sorumluluğuna geniş yer verildi.

İşçilerin haklarının gasp edilmesi, emekçilerin direnişlerinin bastırılması, kadınların şiddete uğraması, gençlerin geleceksizliğe mahkûm edilmesi, yoksulluğun büyümesi ve kamu kaynaklarının sermayeye aktarılması gibi konuların görünür kılınmasının gazeteciliğin temel görevleri arasında bulunduğu belirtildi.

“Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil” denilen açıklamada, gazeteciliğin siyasi iktidarın veya sermaye çevrelerinin çıkarlarını savunan bir faaliyete dönüştürülemeyeceği kaydedildi.

Siyasi iktidarın çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan ve iktidara yakınlığı mesleki güvence olarak gören anlayışın gazetecilikle bağdaşmadığı ifade edildi.

Basın örgütleri, evrensel gazetecilik ilkelerinin yerine dönemsel siyasi çıkarların geçirilmesine karşı çıkarak, gazeteciliğin bağımsızlığının korunması gerektiğini vurguladı.

Whatsapp Image 2026 10 24 At 13.11.31

“Gazeteciler halkın gerçekleri öğrenme hakkı için bedel ödüyor”

Açıklamada, gazetecilerin hangi nedenlerle hedef alındığına da dikkat çekildi.

Kamu kaynaklarının kullanımını araştıran, yolsuzluk iddialarını haberleştiren, işçilerin direnişlerini, kadınların hak arayışını, LGBTİ+'ların mücadelesini, gençlerin itirazlarını ve ezilen toplumsal kesimlerin sesini duyuran gazetecilerin baskılarla karşılaştığı belirtildi.

Gazetecilerin gözaltına alındığı, tutuklandığı, ev hapsine mahkûm edildiği, işlerini ve gelirlerini kaybettiği, bazı gazetecilerin ise sansür ve ekonomik güvencesizlik nedeniyle otosansüre zorlandığı ifade edildi.

Basın örgütleri, gazetecilerin yalnızca yaptıkları haberler nedeniyle değil, toplumun gerçekleri öğrenme hakkını savundukları için de bedel ödediklerini belirtti.

Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi:

“Onlar yalnızca bir haber uğruna bedel ödemiyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, kamu gücünün denetlenmesi ve toplumun kendi geleceği hakkında özgürce karar verebilmesi için bedel ödüyorlar.”

Gazetecilere yönelik baskıların toplumun bilgi edinme hakkına yönelik bir müdahale olduğu belirtilerek, “Gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkûm edilir” denildi.

“Sadece gazeteciler değil, toplum da susturuluyor”

Basın açıklamasında, sansür ve erişim engellerinin yalnızca gazetecileri ilgilendiren mesleki sorunlar olmadığı, bütün toplumun demokratik haklarını doğrudan etkilediği vurgulandı.

Gazetecilerin haber yapmasının engellenmesinin, yurttaşların gerçekleri öğrenmesini ve toplumsal gelişmeler hakkında bağımsız değerlendirmelerde bulunmasını da engellediği belirtildi.

Açıklamada yurttaşlara şöyle seslenildi:

“Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır.”

İşçilerin, çiftçilerin, esnafın, kamu emekçilerinin, kadınların ve gençlerin ülkede yaşanan gelişmelerden haberdar olmasının engellendiği savunularak, “Sadece gazeteciler değil, siz de susturuluyorsunuz!” ifadeleri kullanıldı.

Whatsapp Image 2026 10 24 At 13.11.31 (1)

Medya kuruluşlarına kayyım ve erişim engellerine tepki

Ortak açıklamada, son iki yılda medya kuruluşlarına yönelik kayyım uygulamaları ve erişim engelleri ayrıntılı biçimde ele alındı.

Basın örgütleri, Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV'ye kayyım atandığını belirterek, bu uygulamaların iktidara yönelik eleştirel yayınların durdurulmasına yol açtığını savundu.

JINNEWS, Mezopotamya Haber Ajansı ve KAOS GL haber sitelerine erişim engelleri getirildiği, bu sürecin son halkasının ise Türkiye'nin en çok takip edilen haber sitelerinden T24 olduğu ifade edildi.

Evrensel, Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi ve Bianet gibi haber kuruluşlarının sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirildiği, çok sayıda haber hakkında da ayrıca erişim engeli kararları alındığı belirtildi.

Açıklamada, onlarca gazetecinin yanı sıra Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) gibi kuruluşların sosyal medya hesaplarının da erişim engelleriyle karşı karşıya kaldığı kaydedildi.

Kamu reklamlarından ve ilan gelirlerinden yeterince yararlanamayan basın kuruluşlarının ekonomik olarak ayakta kalmakta zorlandığı ifade edildi.

Gazete Duvar ve TELE2 gibi yayın organları ile yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve televizyonun yayın hayatını sonlandırmak zorunda kaldığı belirtilerek, bu gelişmelerin toplumun haber alma kanallarını daralttığı savunuldu.

Basın örgütleri, söz konusu uygulamaları toplumun yaşam damarlarının tıkanmasına örnek olarak değerlendirdi.

“Basın özgürlüğü bütün toplumun meselesidir”

Açıklamada, demokrasi, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün birbirinden ayrı düşünülemeyeceği vurgulandı.

Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin mesleki haklarından ibaret olmadığı, toplumun bütün kesimlerinin demokratik yaşamını ilgilendirdiği belirtildi.

Yurttaşlara gazetecilerle dayanışma çağrısı yapılarak şu mesaj verildi:

“Demokrasi, ifade ve basın özgürlüğü bütün toplumun ana damarlarıdır. Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sahip çıkmaya davet ediyoruz. Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelin!”

“Gazeteciler arasındaki dayanışma siyasi görüşlere göre belirlenemez”

Basın meslek örgütleri, açıklamalarında gazetecilik alanındaki dayanışma eksikliğini de eleştirdi.

Kürt gazetecilerin susturulması, muhalif gazetecilerin tutuklanması, bağımsız medya kuruluşlarının hedef alınması ve kamu yayıncılığının iktidar yayıncılığına dönüştürülmesi karşısında sessiz kalanların gazeteciliğin ortak geleceğine zarar verdiği belirtildi.

Gazetecilik dayanışmasının yalnızca aynı düşünceyi paylaşan kişilerle sınırlı tutulamayacağı vurgulandı.

Açıklamada, “Gazetecilik, yalnızca kendi başına gelene itiraz etmek değildir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir” denildi.

Sansüre uğrayan gazetecinin kimliğine, diline, siyasi görüşüne veya çalıştığı kuruma bakılarak dayanışma gösterilmesinin mesleki birlikteliği zayıflattığı ifade edildi.

Otosansürün normalleştirilmesinin gazetecilik açısından ciddi bir tehlike oluşturduğu belirtilerek, bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmanın gelecekte diğer gazetecilerin de aynı uygulamalarla karşılaşmasının önünü açabileceği kaydedildi.

Basın örgütlerinden altı temel talep

TGS Adana Şubesi, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti ve Anadolu Gazeteciler ve Spor Yazarları Derneği, ortak açıklamalarının sonunda taleplerini sıraladı.

  • Tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması.

  • Haberler ve gazeteciler üzerindeki yargı baskısına son verilmesi.

  • Medya kuruluşlarına kayyım atanması uygulamalarının sonlandırılması.

  • Hukuka aykırı erişim engellerinin kaldırılması.

  • Kamu reklamları ve resmî ilanların adil ve eşit biçimde dağıtılması.

  • Anayasa ile güvence altına alınan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran müdahalelerden vazgeçilmesi.

Basın örgütleri, temel taleplerinin herhangi bir baskıyla karşılaşmadan mesleklerini özgürce yerine getirmek olduğunu belirterek, bütün gazetecileri ortak mücadeleye davet etti.

Açıklama, “Basın özgür değilse toplum habere ulaşamaz. Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur!” sözleriyle tamamlandı.

Siyasi partiler, sendikalar ve demokratik kitle örgütlerinden geniş katılım

Adana Sanatçılar Parkı'nda gerçekleştirilen basın açıklamasına gazetecilerin yanı sıra çok sayıda siyasi parti temsilcisi, sendika yöneticisi, demokratik kitle örgütü temsilcisi ve yurttaş katıldı.

Eyleme destek verenler arasında Haber-Sen Genel Başkanı Mesut Balcan, Yeni Parti Adana İl Başkanı Doç. Dr. Anıl Tanburoğlu ile Yeni Parti Adana milletvekilleri Ayhan Barut, Orhan Sümer ve Bilal Bilici de yer aldı.

Basın açıklamasını okuyan TGS Adana Şube Başkanı Salim Büyükkaya, gazetecilerin ortak taleplerini kamuoyuna duyurdu.

Açıklamanın düzenleyicileri ve destek veren kurumlar şöyle sıralandı:

Basın açıklamasını düzenleyen meslek örgütleri:

  1. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Adana Şubesi

  2. Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC)

  3. Anadolu Gazeteciler ve Spor Yazarları Derneği (AGSYD)

Basın açıklamasına destek veren ve katılan kurumlar:

  1. 10 Ekim Aileleri Derneği

  2. ADAM-DER

  3. Adana Ekoloji Platformu

  4. Anadolu Emekliler Derneği

  5. Avşarlar Derneği

  6. Birleşik Kamu-İş

  7. CHP İl ve İlçe Örgütleri

  8. Dersimliler Derneği

  9. Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri

  10. Eğitim Sen

  11. Eğitim-İş

  12. Emek Partisi

  13. Gaziantep ve Yöresi Kültür Derneği

  14. Haber-Sen

  15. Halkevi

  16. İnsan Hakları Derneği (İHD)

  17. KAPLANPENCHE Adanaspor Taraftar Oluşumu

  18. KESK Adana Şubeler Platformu

  19. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Merkez Şube

  20. Sol Parti

  21. TMMOB Adana İl Koordinasyon Kurulu (İKK)

  22. Tüm Emekliler Sendikası

  23. Türkiye İşçi Partisi

  24. Yeni Parti Adana İl ve İlçe Örgütleri

Basın açıklamasına katıldığı belirtilen isimler:

  • Salim Büyükkaya – Türkiye Gazeteciler Sendikası Adana Şube Başkanı, ortak basın açıklamasını okudu.

  • Mesut Balcan – Haber-Sen Genel Başkanı.

  • Doç. Dr. Anıl Tanburoğlu – Yeni Parti Adana İl Başkanı.

  • Ayhan Barut – Yeni Parti Adana Milletvekili.

  • Orhan Sümer – Yeni Parti Adana Milletvekili.

  • Bilal Bilici – Yeni Parti Adana Milletvekili.

Adana’dan ortak çağrı: “Sessizliği bozun, dayanışmayı büyütün”

Basın meslek örgütlerinin çağrısıyla Sanatçılar Parkı'nda bir araya gelen gazeteciler ve destek veren kuruluşlar, basın özgürlüğünün korunması için ortak mücadele ve dayanışmanın önemine dikkat çekti.

Eylemde dile getirilen talepler, yalnızca tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması veya erişim engellerinin kaldırılmasıyla sınırlı kalmadı. Gazetecilerin ekonomik ve sosyal haklarının güvence altına alınması, medya kuruluşlarının bağımsızlığının korunması ve kamu kaynaklarının basın kuruluşlarına eşit biçimde dağıtılması da öne çıktı.

Gazetecilerin farklı siyasi görüşlere, kimliklere ve yayın politikalarına sahip olsalar da mesleki haklar ve basın özgürlüğü konusunda ortak hareket etmesi gerektiği vurgulandı.

Sanatçılar Parkı'nda yükselen “Özgür Basın Susturulamaz”, “Hak, Hukuk, Adalet” ve “Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek” sloganları eşliğinde yapılan açıklamada, gazetecilerin özgürce haber yapabilmesinin toplumun haber alma hakkının temel güvencelerinden biri olduğu mesajı verildi.

Üç basın meslek örgütü, gazetecilere yönelik baskıların son bulması ve basın özgürlüğünün güvence altına alınması için meslektaşlarını, demokratik kitle örgütlerini ve bütün yurttaşları dayanışmayı büyütmeye çağırdı.