Ankara Güvenpark’ta Ethem Sarısülük anmasına yönelik polis müdahalesinde gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı muhabiri Sema Bingöl ile Tüm Bel-Sen MYK Üyesi Bülent Türkmen için açıklama yapan Haber-Sen, gözaltıların basın ve sendikal haklara yönelik bir saldırı olduğunu belirterek derhal serbest bırakılmalarını istedi. KESK’e bağlı Haber-Sen, Gezi Direnişi sırasında polis kurşunuyla yaşamını yitiren Ethem Sarısülük için Ankara Güvenpark’ta düzenlenen anma etkinliğine yönelik polis müdahalesine tepki gösterdi. Sendika, gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı muhabiri Sema Bingöl ile Tüm Bel-Sen MYK Üyesi Bülent Türkmen’in derhal serbest bırakılmasını istedi. KESK Haberleşme ve İletişim Çalışanları Sendikası (Haber-Sen), Ankara’da Gezi Direnişi sırasında polis kurşunuyla öldürülen Ethem Sarısülük anısına düzenlenen etkinlikte yaşanan polis müdahalesine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, demokratik kitle örgütlerinin gerçekleştirdiği anmaya yönelik müdahalenin kabul edilemez olduğu belirtilerek, gözaltına alınan gazeteci ve sendikacılara yönelik uygulamalar sert sözlerle eleştirildi. “Halkın Haber Alma Hakkına Saldırı” Haber-Sen açıklamasında, anma programını takip eden Sema Bingöl ile emek mücadelesi içerisinde yer alan Bülent Türkmen’in polis tarafından darp edilerek gözaltına alındığı ifade edildi. Sendika, Bingöl’ün gazetecilik faaliyetini yürüttüğü sırada, Türkmen’in ise sendikal çalışmaları nedeniyle hedef alındığını belirterek, yaşananların yalnızca iki kişiye yönelik bir müdahale olmadığını, basın özgürlüğüne ve sendikal haklara dönük sistematik baskıların bir parçası olduğunu savundu. Açıklamada, “Anma programını anbean takip eden ve tek amacı halkın haber alma hakkını savunmak olan Mezopotamya Ajansı muhabiri Sema Bingöl ile emek mücadelesinin ön saflarında yer alan Tüm Bel-Sen MYK üyesi Bülent Türkmen, kolluk kuvvetleri tarafından darp edilerek, işkenceyle ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmıştır” denildi. “Toplumsal Muhalefeti Susturma Çabası” Haber-Sen, yaşanan müdahalenin münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, bunun toplumsal muhalefeti baskı altına alma politikalarının bir sonucu olduğunu ileri sürdü. Açıklamada, “Bu saldırı; ne ilk ne de münferittir. Bu müdahale, iktidarın toplumsal muhalefeti sindirme, hak arama zeminini yok etme ve gerçeklerin toplumla buluşmasını engelleme çabasının açık bir göstergesidir” ifadelerine yer verildi. Sendika, demokratik toplumlarda basının ve sendikaların özgür faaliyet yürütmesinin temel bir hak olduğunu vurgulayarak, gözaltıların bu hakların kullanımını engellemeye yönelik olduğunu kaydetti. “Gazetecilik Suç Değildir” Haber-Sen açıklamasında, gazetecilerin görevlerini özgürce yerine getirebilmesinin anayasal güvence altında olduğuna dikkat çekildi. “Gazetecilik suç değildir” vurgusunun yapıldığı açıklamada, gazetecilerin haber takip etme ve kamuoyunu bilgilendirme faaliyetlerinin engellenemeyeceği belirtildi. Basın mensuplarına yönelik gözaltı, darp ve baskı uygulamalarının halkın haber alma hakkına doğrudan zarar verdiği ifade edildi. Özellikle toplumsal olayları takip eden gazetecilerin hedef alınmasının, kamuoyunun gerçeklere erişimini sınırlandırma girişimi olduğu savunuldu. “Sendikal Mücadele Demokratik Toplumun Temelidir” Açıklamada sendikal faaliyetlerin de demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olduğu vurgulandı. Haber-Sen, emek örgütlerinin çalışma yaşamındaki sorunları görünür kılma, hak arama mücadelelerini örgütleme ve toplumsal dayanışmayı büyütme görevini yerine getirdiğini belirterek, sendikacılara yönelik müdahalelerin örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir saldırı niteliği taşıdığını ifade etti. Sendika, “Sendikal mücadele engellenemez. Sendikacıların toplumsal ve sınıfsal mücadelede yürüttüğü çalışmalar, demokratik bir toplumun en temel yapı taşıdır” değerlendirmesinde bulundu. Derhal Serbest Bırakılmaları İstendi Haber-Sen, açıklamasının sonunda gazeteci Sema Bingöl ve sendikacı Bülent Türkmen’e yönelik gözaltı işlemlerini “faşizan saldırı” olarak nitelendirerek, her iki ismin de koşulsuz olarak serbest bırakılmasını talep etti. Sendika, basın özgürlüğü ve sendikal haklar üzerindeki baskılara karşı mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek şu mesajı verdi: “Gerçekleri yazan kalemleri kırarak, emeğin ve demokrasinin sesini yükseltenleri kelepçeleyerek bizleri susturamayacaksınız. Baskılar, gözaltılar, şiddet ve sansür bizi asla yıldıramayacak. Gerçekleri savunmaya, omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz.”