Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, 9-21 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenleneceği belirtilen COP31 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'ne karşı 14 Kasım Küresel Eylem Günü'nde yürüyüş ve miting düzenleyeceklerini duyurdu. “COP31'e karşı yaşamı savunuyoruz” sloganıyla yapılacak eylem, saat 13.00'te Aydın Kanza Parkı'ndan başlayarak Cumhuriyet Meydanı'nda sona erecek. Yürüyüş ve Tertip Komitesi Başkanı Mustafa Vakit, iklim krizinin yalnızca teknik değil, aynı zamanda siyasal ve toplumsal bir sorun olduğunu vurguladı.

Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, kentte gerçekleştirilecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı öncesinde basın toplantısı düzenleyerek 14 Kasım Küresel Eylem Günü kapsamında gerçekleştirecekleri yürüyüş ve mitingin programını açıkladı.

Uluslararası iklim hareketleriyle dayanışma içerisinde düzenlenecek eylemin, “COP31'e karşı yaşamı savunuyoruz” sloganıyla gerçekleştirileceği belirtildi.

Basın açıklamasını Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri Yürüyüş ve Tertip Komitesi Başkanı Mustafa Vakit okudu.

“COP Zirveleri Şirketlerin Yeşil Badana Politikalarına Dönüştü”

Mustafa Vakit, geçmiş yıllarda düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarını eleştirerek zirvelerin iklim krizine karşı bağlayıcı ve etkili çözümler üretmekte yetersiz kaldığını savundu.

Uluslararası iklim müzakerelerinde büyük şirketlerin ve kapitalist devletlerin belirleyici rol oynadığını ifade eden Vakit, şu değerlendirmede bulundu:

“Şimdiye kadarki tüm COP zirveleri 'yeşil badana' yöntemiyle ve şirketlerin sponsorluğunda kapitalist devletlerin kendini aklama çabası şeklinde gerçekleşti. 9-21 Kasım arasında kentimizde gerçekleşecek olan COP31 BM İklim Zirvesi'nin de yine bağlayıcı kararlar almaktan uzak bir halde ve halkın ezilen kesimlerinin katılımına ve karar alma mekanizmalarına etki edemeyeceğinden dolayı aynı bağlamda olacağını düşünüyoruz.”

Vakit, iklim krizinden en fazla etkilenen toplumsal kesimlerin karar alma süreçlerinin dışında bırakılmasına karşı olduklarını belirtti.

“Kapalı Kapılar Ardında Dünyanın Geleceğinin Tartışılmasını Kabul Etmiyoruz”

İklim krizinin nedenlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vakit, fosil yakıt kullanımının, madencilik faaliyetlerinin ve enerji politikalarının doğa üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Madenler, hidroelektrik santraller, termik ve nükleer santraller ile büyük ölçekli hayvancılık endüstrisinin çevresel sonuçlarını eleştiren Vakit, mevcut ekonomik sistemin iklim krizine kalıcı çözüm üretemeyeceğini savundu.

Vakit, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bir yandan iklim zirveleri yaparken bir yandan madenlerle, HES'lerle, termik ve nükleer santrallerle, devasa fosil yakıt kullanımı ve büyük hayvan endüstrisiyle doğayı ve tüm canlı yaşamı yıkıma uğratıp, zehirleyen kapitalist sistem iklim krizini çözemez.”

Sınırlı doğal kaynaklara sahip bir gezegende sınırsız ekonomik büyümeye dayalı politikaların sürdürülebilir olmadığını belirten Vakit, iklim politikalarının şirketlerin ekonomik çıkarlarına göre şekillendirilmesine karşı çıktıklarını söyledi.

“İşte bu nedenledir ki geleceğimizin kapalı kapılar arkasında pazarlık konusu edilmesine izin vermiyoruz” dedi.

“İklim Krizi Yalnızca Teknik Değil, Siyasal Bir Meseledir”

Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, iklim krizinin yalnızca bilim insanlarının ve uzmanların çözüm üreteceği teknik bir sorun olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

Mustafa Vakit, iklim politikalarının üretim ilişkileri, emek, mülkiyet ve toplumsal kaynakların paylaşımıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.

Vakit, şunları söyledi:

“İklim krizi yalnızca uzmanların çözeceği teknik bir sorun değildir; üretimin, emeğin, mülkiyetin ve toplumsal kaynakların nasıl örgütleneceğine dair siyasal bir meseledir. Kararların kimler tarafından ve hangi çıkarlar doğrultusunda alındığı asıl belirleyicidir.”

İklim politikalarının belirlenmesinde halkın doğrudan söz ve karar sahibi olması gerektiğini savunan Vakit, toplumun yalnızca alınan kararların sonuçlarına katlanan bir konumda bırakılmaması gerektiğini ifade etti.

Kadınlar, Çocuklar, İşçiler, Çiftçiler ve Gençler İçin Ortak Mücadele Çağrısı

Basın açıklamasında iklim krizinin toplumsal eşitsizliklerle ilişkisine de dikkat çekildi.

İklim krizinin ortaya çıkmasında en az sorumluluğu bulunan kesimlerin, krizin sonuçlarından daha ağır etkilendiğini belirten Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, geniş bir toplumsal dayanışma çağrısı yaptı.

Vakit, çocukların, kadınların, LGBTİ+ bireylerin, gençlerin, çiftçilerin, işçilerin, işsizlerin, emeklilerin, bakım emeği verenlerin ve mültecilerin iklim mücadelesinde birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

Açıklamada şu çağrı yapıldı:

“İklim krizinde en az paya sahip ama ondan en çok etkilenen çocukların, kadınların, LGBTİ+ bireylerin, gençlerin, çiftçilerin, işçilerin, işsizlerin, emeklilerin, bakım emeği verenlerin, mültecilerin ve tüm canlıların birlikte kürsüsünü kuralım istiyoruz.”

“Fosil Yakıt Şirketlerine Karşı Uluslararası Yürüyüşte Buluşalım”

Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, 14 Kasım'daki eylemin uluslararası iklim hareketleriyle ortak bir mücadele zemini oluşturmasını hedeflediklerini bildirdi.

İklim krizine karşı toplumsal dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini belirten Vakit, farklı ülkelerden çevre ve emek hareketlerinin ortak talepler etrafında buluşmasının önemine dikkat çekti.

Vakit, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:

“Gelin kapitalizm ve fosil yakıt şirketlerine karşı sınırları aşan uluslararası büyük yürüyüşte buluşalım. Sözümüzü çoğaltalım. Hikâyeniz, sözünüz, renginiz ve eyleminizle siz de bu büyük yürüyüşte yerinizi alın!”

14 Kasım'da Aydın Kanza Parkı'ndan Cumhuriyet Meydanı'na Yürüyüş

14 Kasım 2026, Cumartesi

Saat 13.00

Başlangıç: Aydın Kanza Parkı, Antalya

Bitiş: Cumhuriyet Meydanı, Antalya

“COP31'e Karşı Yaşamı Savunuyoruz”

Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri'nin duyurduğu yürüyüş ve miting programı.

Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, tüm yurttaşları, sendikaları, meslek örgütlerini, çevre hareketlerini ve demokratik kitle örgütlerini yürüyüşe katılmaya davet etti.