İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, 2024–2026 dönemi görev devir teslim töreninde yaptığı konuşmada, iki yıllık yönetim sürecini değerlendirdi. Baroya yönelik yargısal süreçlerden avukatların ekonomik ve mesleki sorunlarına, CMK ücretlerinden adli yardıma, demokratik yönetime ve uluslararası dayanışmaya kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulunan Kaboğlu, “Hukukun üstünlüğü, insan haklarına ve savunmanın bağımsızlığına katkısının artarak devam etmesidir” dedi.
İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, 2024–2026 dönemi yönetiminin görevini yeni seçilen Yönetim Kuruluna devretmesi dolayısıyla düzenlenen törende kapsamlı bir konuşma yaptı.
Baro yönetiminde geçirilen iki yılı değerlendiren Kaboğlu, kurumsal kimliğin korunması, savunma hakkının güçlendirilmesi, avukatların mesleki sorunlarının çözümü ve hukuk devleti ilkelerinin savunulması için yürütülen çalışmaları anlattı.
Kaboğlu, konuşmasında İstanbul Barosunun yalnızca bir meslek örgütü olmadığını, aynı zamanda hukukun üstünlüğünün, insan haklarının ve bağımsız savunmanın kurumsal güvencelerinden biri olduğunu vurguladı.
“Savunmanın bağımsızlığı sınavı verdik”
Görev süresinde İstanbul Barosuna yönelik yargısal süreçlere değinen Kaboğlu, 21 Aralık 2024'te yaptıkları bir basın açıklaması nedeniyle Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerinin görevden uzaklaştırılması davası ile ceza davası açıldığını hatırlattı.
Ceza yargılamasının Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı yerine Marmara (Silivri) Cezaevi Yerleşkesi'ndeki duruşma salonunda yürütüldüğünü belirten Kaboğlu, bu süreçte savunmanın bağımsızlığı açısından önemli bir sınav verdiklerini ifade etti.
Kaboğlu, söz konusu davalarda İstanbul Barosunun yalnızca kendi kurumsal haklarını değil, Türkiye'deki savunma hakkını ve hukuk devleti ilkelerini savunduğunu söyledi.
“80 barodan 71'i savunma hakkı için dayanışma gösterdi”
Kaboğlu, yargısal süreçlerde barolar arasında oluşan dayanışmaya dikkat çekerek, 23 Şubat 2025'te başlayan süreçte 2024 seçimlerinde yarışan grupların temsilcileri de dahil olmak üzere farklı kesimlerden avukatların ortak tutum geliştirdiğini belirtti.
Türkiye'deki 80 baronun 71'inin dayanışma içinde yer aldığını ifade eden Kaboğlu, 83 ülkeden hukukçuların temsil edildiği 30 yabancı baro ve 17 uluslararası kuruluşun da destek verdiğini açıkladı.
Bu dayanışmanın yalnızca İstanbul Barosuna değil, savunma hakkına ve bağımsız avukatlık mesleğine yönelik olduğunu vurguladı.
Kaboğlu, 9 Ocak 2026'da İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında oybirliğiyle beraat kararı verildiğini, kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da hukuka uygun bulunduğunu aktardı.
Avukatların ekonomik ve mesleki hakları gündemdeydi
Konuşmasının önemli bir bölümünü avukatların mesleki sorunlarına ayıran Kaboğlu, avukatlık mesleğinin yalnızca bireysel hak arama faaliyetinden ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumun adalete erişiminin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
Avukatların mesleki güvencelerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Kaboğlu, özellikle adli yardım, CMK görevlendirmeleri, ücret tarifeleri ve genç avukatların ekonomik koşullarına ilişkin çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Kaboğlu, savunma mesleğinin anayasal güvencelerine dikkat çekerek Anayasa'nın başlangıç kısmı ile 2, 5, 36 ve 65. maddelerine atıfta bulundu.
Adli yardımın, CMK sisteminin ve genç meslektaşların ekonomik güvencelerinin hukuk devletinin işleyişinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti.
CMK ödemelerinde 1 milyar 44 milyon liralık işlem
Kaboğlu, görev döneminde CMK ödemelerinin dijital ortama taşındığını ve iki yılda 9 bin 323 avukata toplam 1 milyar 44 milyon lira ödeme yapıldığını açıkladı.
Ödeneklerin yetersiz kaldığı 2025 yılında CMK giderlerinin 87,7 milyon liralık bölümünün Baro bütçesinden karşılandığını belirten Kaboğlu, kasım ayındaki eksik ödemeler için 1 milyon 991 meslektaş başvurusu değil, 1.919 meslektaşın bekleme listesine alındığını ifade etti.
CMK ücretlerinin artırılması, ödemelerin düzenli yapılması ve savunma hizmetlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması için çalışmaların devam ettiğini söyledi.
Adli yardım ücretleri ve belediyelerle işbirliği
Adli yardım hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar hakkında da bilgi veren Kaboğlu, önceki dönemde 800 lira olan bazı görevlendirme ücretlerinin aşamalı olarak artırıldığını anlattı.
Görev süresince adli yardım hizmetlerinin finansmanı için belediyelerle protokoller geliştirildiğini belirten Kaboğlu, Beyoğlu Belediyesi ile imzalanan protokolün ardından farklı belediyelerle de görüşmeler yürütüldüğünü kaydetti.
Avukatlık emeğinin karşılığını alabilmesi için ilgili kamu kurumları ve yerel yönetimlerle işbirliğinin önemine dikkat çekti.
Avukat Hakları Merkezinin kapasitesi artırıldı
Kaboğlu, Avukat Hakları Merkezinin kapasitesinin artırıldığını, önceki dönemde yaklaşık 1.400'ü aşkın başvuru işlenirken görev dönemlerinde 470 olağanüstü başvuru hakkında işlem yapıldığını aktardı.
Baro uygulamalarında karşılaşılan sorunların izlenmesi ve avukatların mesleki faaliyetleri sırasında yaşadıkları hak ihlallerinin önlenmesi amacıyla çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
İki yıllık dönemde avukat görüşme odalarındaki kameralar, mesleki gizlilik, tutuklu görüşmeleri ve cezaevi uygulamalarına ilişkin girişimlerde bulunulduğunu ifade etti.
“Demokratik yönetim anlayışını güçlendirdik”
İstanbul Barosunun yönetim anlayışında demokratik katılımı esas aldıklarını belirten Kaboğlu, Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinin gereği olarak merkez ve komisyonların yürütmelerinin seçimle belirlendiğini söyledi.
Gençlik kotası ve fermuar sistemiyle genç ve kadın meslektaşların temsilinin güvence altına alındığını ifade eden Kaboğlu, 30 yaş altındaki tüm avukatların doğal üyesi olduğu Genç Avukatlar Meclisinin kurulduğunu açıkladı.
Komisyon yürütmelerinin seçimle belirlendiğini, seçimli kurullar ve Türkiye Barolar Birliği delegeleriyle düzenli toplantılar yapıldığını belirtti.
Kaboğlu, barolarda demokratik meslek örgütlenmesinin yönetim anlayışının temel unsuru olduğunu vurguladı.
Eğitim, kütüphane ve yeni bina çalışmaları
Baronun fiziki ve kurumsal olanaklarının geliştirilmesine yönelik çalışmalara da değinen Kaboğlu, uzun yıllardır çözülemeyen Balmumcu meselesine çözüm bulunduğunu, Beyoğlu Meşrutiyet Caddesi'nde satın alınan Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi için çalışmaların sürdüğünü anlattı.
BaroAkademi, BaroKütüphane ve Lokal1878'in bina ile baroya kazandırıldığını belirten Kaboğlu, staj eğitimlerinde 86 saatlik yeni programın başlatıldığını, ilk yılda 4 bin 45 stajyer avukata eğitim verildiğini söyledi.
Yabancı dil kurslarına 1.100'ü aşkın meslektaşın katıldığını, Okan Üniversitesi ile Türkiye'de öncü nitelikte bir hukuk kliniği pilot uygulaması başlatıldığını da açıkladı.
Bilimsel çalışmalar ve uluslararası ilişkiler
Kaboğlu, görev süresinde ulusal ve uluslararası bilimsel etkinliklere önem verdiklerini belirterek Türkiye Barolar Birliğine ait dergilerden bağımsız olarak İstanbul Barosunun yayın ve bilimsel çalışmalarının geliştirildiğini ifade etti.
Avukatlık Mesleğinin Korunması Avrupa Sözleşmesi'nin hazırlanması sürecine katıldıklarını belirten Kaboğlu, Avrupa Konseyi bünyesinde yürütülen çalışmaların savunma mesleğinin uluslararası güvenceleri bakımından önem taşıdığını söyledi.
İstanbul Barosunun uluslararası alandaki çalışmalarına ilişkin olarak 27 Mayıs 2025'te Türkiye Barolar Birliği ile birlikte İstanbul Barosu bünyesinde gerçekleştirilen toplantıya, Berlin, Brüksel ve Bologna barolarıyla yürütülen ilişkilere dikkat çekti.
Baronun iki yıllık süreçte sekiz uluslararası ödüle layık görüldüğünü belirten Kaboğlu, uluslararası dayanışmanın bağımsız savunmanın güçlendirilmesinde önemli rol oynadığını kaydetti.
“Baronun kurumsal sürekliliği bakımından önem taşıyor”
Mali yapıya ilişkin bilgi veren Kaboğlu, göreve başladıklarında mevcut mali yükümlülükleri yerine getirerek baronun mali bakımdan daha güçlü bir durumda devredildiğini söyledi.
2024 yılında gider fazlasıyla devraldıkları bütçenin 2025 yılını gelir fazlasıyla tamamladığını belirten Kaboğlu, bunun mali istikrarın korunması ve geliştirilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti.
“Yapamadıklarımızı da biliyoruz”
Görev süresinin bilançosunu değerlendirirken gerçekleştirilemeyen çalışmalara da değinen Kaboğlu, CMK ücret tarifesinin avukatlık asgari ücret tarifesiyle eşitlenmesinin henüz sağlanamadığını belirtti.
Danıştay'daki davanın sürdüğünü, Avukatlık Mesleğinin Korunması Avrupa Sözleşmesi'nin Türkiye'nin taraf olması sürecinin henüz gerçekleşmediğini hatırlattı.
Avukatların ekonomik sürdürülebilirliği, mesleğin saygınlığı, yargı hizmetlerindeki aksaklıklar ve meslektaşların gündelik sorunları konusunda yapılması gereken çalışmalar bulunduğunu ifade etti.
Kaboğlu, baroların hiçbir zaman yalnızca kendi kurumlarının çıkarlarıyla sınırlı kalamayacağını, ortak ve sürekli mücadeleyle sorunların aşılabileceğini dile getirdi.
“Hukukta birlik, demokraside çeşitlilik”
Konuşmasının sonunda yeni seçilen yönetime başarılar dileyen Kaboğlu, İstanbul Barosunun hukuk devleti, insan hakları ve bağımsız savunma mücadelesinin kurumsal süreklilik içerisinde devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Kaboğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Hukukta birlik, demokraside çeşitlilik: Genel Kurulda farklı görüşler yarışır; Genel Kurul sona erdiğinde İstanbul Barosu tek bir kurum olarak yoluna devam eder. Bu anlayışla yeni Yönetim Kuruluna görevinde başarılar diliyorum.”
Görev süresinde birlikte çalıştığı Yönetim Kurulu üyelerine, Denetleme ve Disiplin Kurullarına, delegelere, komisyonlara, baro çalışanlarına ve meslektaşlarına teşekkür eden Kaboğlu, İstanbul Barosunun Anayasa'nın üstünlüğü, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve insan hakları alanındaki sorumluluklarını sürdüreceğine inandığını belirtti.
Kaboğlu, görev devir teslim konuşmasını İstanbul Barosunun hukuk devleti, insan hakları ve savunmanın bağımsızlığı için yürüttüğü mücadelenin yeni dönemde de devam etmesi temennisiyle tamamladı.





