DEM Parti Adana’dan 1 Kasım Dünya Kobanê Günü Açıklaması: “Kobanê Halkların Ortak Hafızasıdır”

DEM Parti Adana İl Örgütü, 1 Kasım Dünya Kobanê ile Dayanışma Günü dolayısıyla İnönü Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. İl Eşbaşkanı Yakup Ataş, Kobanê direnişinin halkların özgürlük, eşitlik ve bir arada yaşam mücadelesinin simgesi olduğunu belirterek, “Rojava Devrimi’ni zaferle taçlandıran Kobanê direnişini selamlıyoruz” dedi. Ataş, Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere Kobanê davası kapsamında tutuklu bulunanların serbest bırakılması çağrısında bulundu.

ADANA | 1 KASIM 2026

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Adana İl Örgütü, 1 Kasım Dünya Kobanê ile Dayanışma Günü kapsamında Adana İnönü Parkı’nda basın açıklaması düzenledi. “Rojava Devrimi’ni zaferle taçlandıran Kobanê direnişini selamlıyoruz” mesajının öne çıktığı açıklamada, Kobanê direnişinin tarihsel önemi, kadınların mücadeledeki rolü, Suriye’deki siyasal gelişmeler ve Türkiye’de Kürt meselesinin demokratik çözümüne ilişkin değerlendirmeler yapıldı.

DEM Parti Adana İl Eşbaşkanı Yakup Ataş tarafından okunan basın açıklaması sırasında sık sık “Bijî berxwedana Rojava” (Yaşasın Rojava direnişi), “Bijî berxwedana Kobanê” (Yaşasın Kobanê direnişi) ve “Jin, jiyan, azadî” (Kadın, yaşam, özgürlük) sloganları atıldı.

Whatsapp Image 2026 11 01 At 13.36.09

“1 Kasım, halkların yaşama iradesini gösterdiği gündür”

Basın açıklamasında Kobanê direnişinin yalnızca askeri bir mücadele olmadığı, aynı zamanda farklı halkların, inançların ve kültürlerin ortak yaşam iradesini temsil ettiği vurgulandı.

Yakup Ataş, konuşmasına şu sözlerle başladı:

“1 Kasım, halkların sonsuz bir karanlık karşısında direnerek yaşama iradesini gösterdiği gündür.”

IŞİD'in Kobanê'ye yönelik saldırılarının Rojava Devrimi'nin kazanımlarını ortadan kaldırmayı hedeflediğini belirten Ataş, Kürtlerin yanı sıra Arapların, Ermenilerin, Êzidîlerin ve dünyanın farklı bölgelerinden gelen enternasyonalistlerin direnişte yer aldığını söyledi.

Kobanê'deki mücadeleyi Paris Komünü ve İspanya İç Savaşı'ndaki direniş deneyimleriyle karşılaştıran Ataş, şunları ifade etti:

“Bundan 12 yıl önce IŞİD çetelerinin Kobanê’ye saldırısı karşısında başta Kürt halkı olmak üzere Araplar, Ermeniler, Êzidîler ve dünyanın dört bir yanından gelen enternasyonalist direnişçiler, burada tıpkı bundan 156 yıl önce Paris Komünü’nde, 90 yıl önce İspanya İç Savaşı’nda olduğu gibi karanlığa teslim olmamış, direnerek destansı bir mücadele sonucunda topraklarını teslim etmeyerek özgürleştirmiştir.”

Ataş, IŞİD'in halkların devrimini ortadan kaldırmayı amaçladığını, ancak 134 gün süren direniş sonucunda yenilgiye uğratıldığını dile getirdi.

Whatsapp Image 2026 11 01 At 13.36.07

“Kobanê direnişi enternasyonal dayanışmanın sembolü oldu”

Kobanê direnişinin uluslararası dayanışma açısından taşıdığı öneme değinen Ataş, Latin Amerika, Asya ve Avrupa'dan gelen devrimcilerin, sosyalistlerin ve feministlerin mücadeleye katıldığını hatırlattı.

Ataş, bu katılımın yalnızca Kobanê'nin savunulmasıyla sınırlı olmadığını, Rojava'da demokratik, ekolojik ve kadın özgürlüğüne dayalı bir toplumsal model oluşturulması hedefiyle de bağlantılı olduğunu belirtti.

Dünyanın farklı bölgelerinden gelen katılımcıların ortak mücadelesinin, Kobanê direnişini uluslararası dayanışmanın simgelerinden biri haline getirdiğini ifade etti.

“1 Kasım, barışın, özgürlüğün ve dayanışmanın evrensel simgesidir”

Dünya Kobanê ile Dayanışma Günü'nün ortaya çıkış sürecine de değinen Ataş, 1 Kasım'ın akademisyenler, insan hakları savunucuları, Nobel Barış Ödüllü yazarlar ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çağrısıyla ilan edildiğini hatırlattı.

Ataş, günün anlamını şu sözlerle anlattı:

“1 Kasım halkların özgürlüğü, barış ve dayanışma ruhunu yaşatan evrensel bir semboldür. Dünya Kobanê Günü, destansı direnişi anmanın yanında, insan hakları, barış, özgürlük ve dayanışmanın küresel simgesidir.”

Kobanê direnişinin dünya halklarının hafızasında umut ve özgürlük mücadelesiyle özdeşleştiğini belirten Ataş, direnişin tarihsel ve toplumsal etkilerinin bugün de sürdüğünü ifade etti.

Demirtaş ve Yüksekdağ için özgürlük çağrısı

Açıklamanın önemli başlıklarından biri de Kobanê davası kapsamında verilen mahkûmiyet kararları ve tutuklu siyasetçilerin durumu oldu.

Ataş, Kobanê'ye yönelik IŞİD saldırıları karşısında dayanışma gösteren demokratik siyaset temsilcilerinin cezaevlerinde bulunduğunu belirterek bu durumu eleştirdi.

Kobanê'yi savunmanın, insanlığa karşı işlenen suçlara karşı durmak ve farklı kimliklerin bir arada yaşama hakkını korumak anlamına geldiğini ifade eden Ataş, şöyle konuştu:

“Kobanê’yi savunmak tekçi, cinsiyetçi, mezhepçi, militarist politikalara karşı farklılıkların bir arada yaşamını savunmaktır.”

Ataş, eski HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın da aralarında bulunduğu Kobanê davası tutuklularının serbest bırakılmasını istedi:

“Tam da bu nedenle Kobanê direnişini savundukları için bugün cezaevlerinde tutsak edilen Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere tüm Kobanê tutsaklarının serbest bırakılarak demokratik siyasetin önü açılmalıdır.”

“Kobanê’de yalnızca bir kent değil, bir fikir direndi”

Kobanê direnişinin ideolojik ve toplumsal boyutuna da değinen Ataş, burada yalnızca bir kentin savunulmadığını, farklı bir toplumsal yaşam anlayışının da savunulduğunu söyledi.

Ataş, konuşmasının bu bölümünde şu ifadeleri kullandı:

“Kobanê sadece IŞİD çetelerinin saldırdığı, halklarının kendini koruduğu bir yer değildir. Orada bir fikir direndi. Bir inanç direndi. ‘Tarihin sonu geldi’ diyenlere, ‘devrimler çağı kapandı’ diyenlere bir cevap verildi. Ulus devletlerin zulmü altında ezilen halklar için bir kapı aralandı. Bu fikir, inanç ve cevap mücadelemize ışık olmaya devam ediyor.”

Suriye'deki yeni dengeler ve demokratik entegrasyon süreci

Basın açıklamasında Suriye'deki siyasal gelişmeler de geniş biçimde değerlendirildi.

Ataş, Suriye'de ortaya çıkan yeni dengeler içerisinde demokratik entegrasyona dayalı çözüm arayışlarının önem kazandığını belirtti. Bu yaklaşımın, Rojava Kadın Devrimi ve Kobanê direnişiyle güçlü bir toplumsal zemin kazandığını savundu.

Türkiye'de Kürt meselesinin çözümüne yönelik girişimlerle Suriye'deki demokratik entegrasyon sürecinin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade eden Ataş, iki sürecin bölgesel gelişmelerden doğrudan etkilendiğini söyledi.

Ataş, Suriye'de merkezi yönetimin yerel yapıları tanıdığı, farklı toplumsal kimliklerin siyasal ve kültürel haklarının güvence altına alındığı çoğulcu bir sistemin oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Bu kapsamda, Suriye'deki siyasi geçiş süreci ile 29 Ocak Anlaşması'nın uygulanması ve ardından başlayan entegrasyon görüşmelerinin, Barış ve Demokratik Toplum süreciyle bağlantılı olduğunu dile getirdi.

Ataş, siyasi, askeri ve idari entegrasyon görüşmelerinde Rojava Devrimi'nin kazanımlarının korunmasının temel başlıklardan biri olduğunu belirtti.

“Kürtlerin siyasal, kültürel ve toplumsal statüsü tanınmalı”

DEM Parti Adana İl Eşbaşkanı Yakup Ataş, Suriye'de demokratik entegrasyonun yalnızca idari düzenlemelerle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.

Kürtlerin Suriye'nin kurucu halklarından biri olarak tanınması gerektiğini belirten Ataş, demokratik entegrasyon sürecinin temel koşullarını şöyle sıraladı:

  • Kürtlerin varlığını ve kimliğini yok sayan siyasal yaklaşımın değiştirilmesi.

  • Kürtlerin siyasal, kültürel ve toplumsal statüsünün tanınması.

  • Dil ve kültürel hakların güvence altına alınması.

  • Kendi savunma mekanizmalarına sahip olma hakkının kabul edilmesi.

  • Yerel yönetimlerin tanınması ve güçlendirilmesi.

  • Farklı halkların ve inanç gruplarının eşit haklarla bir arada yaşayabileceği çoğulcu bir siyasal yapının oluşturulması.

Ataş, bu taleplerin demokratik entegrasyon sürecinin temel gerekleri olduğunu savunarak görüşmelerin bu çerçevede sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

“Demokratik bir Suriye, demokratik bir Ortadoğu demektir”

Açıklamanın son bölümünde Suriye'nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ataş, demokratik bir siyasal sistemin yalnızca Suriye için değil, bütün Ortadoğu için önem taşıdığını belirtti.

“Demokratik bir Suriye, demokratik bir Ortadoğu demektir. Tüm halkların, inançların, kimliklerin, kültürlerin özgürce bir arada yaşamı demektir” diyen Ataş, Kobanê'nin farklı halkların ortak mücadelesinin simgesi olduğunu ifade etti.

Kobanê'nin yeniden saldırıların ve provokasyonların hedefi haline getirilmemesi gerektiğini belirten Ataş, kentin toplumsal hafızadaki yerini şu sözlerle anlattı:

“Direnişin kentini provokasyonlarla saldırının hedefine koyanlar bilsin ki Kobanê halkların ortak hafızasıdır.”

Kadınların öncülüğünde gelişen Rojava Devrimi'nin bölge halkları açısından önemini koruduğunu belirten Ataş, Kobanê direnişinin uluslararası dayanışma hareketlerine güç vermeyi sürdürdüğünü söyledi.

“Rojava Devrimi’ni zaferle taçlandıran Kobanê direnişini selamlıyoruz”

DEM Parti Adana İl Örgütü adına açıklamayı okuyan Yakup Ataş, konuşmasını Kobanê direnişine ve dünya halklarının dayanışmasına vurgu yaparak tamamladı.

Ataş, açıklamasının sonunda şu ifadeleri kullandı:

“Kadınların öncülüğünde kazanılan Rojava Devrimi, başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarının umudu olmaya, Kobanê direnişi de enternasyonal mücadeleye güç vermeye devam ediyor.

Rojava Devrimi’ni zaferle taçlandıran Kobanê direnişini selamlıyoruz.

1 Kasım Dünya Kobanê ile Dayanışma Günü tüm dünya halklarına kutlu olsun!”

İnönü Parkı'ndaki basın açıklamasında Kobanê direnişi anılırken, Suriye'de demokratik çözüm, halkların eşit haklarla bir arada yaşaması ve Kobanê davası tutuklularının serbest bırakılması talepleri öne çıktı.