YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’in Edremit ilçesinde zeytin üreticileriyle buluştu. Artan üretim maliyetleri, düşen alım fiyatları ve sosyal güvence eksikliğinin gündeme geldiği toplantıda Özel, dane zeytine kilogram başına 20 lira, zeytinyağına ise 50 lira doğrudan destek verilmesini istedi. Üreticilere alım ve gelir garantisi sağlayacaklarını belirten Özel, kadınların sigorta ve emeklilik haklarına ilişkin vaatlerini de açıkladı.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Zeytinli Mahallesi’nde zeytin üreticileriyle bir araya geldi. Zeytinli Köy Meydanı’nda düzenlenen buluşmada özellikle kadın üreticilerin yaşadığı ekonomik sorunlar, hasat maliyetleri, ürün fiyatları ve sosyal güvence talepleri ele alındı.
Üreticilerin sorunlarını dinlemek ve kamuoyuna duyurmak amacıyla Edremit’e geldiklerini söyleyen Özel, zeytincilikte yaşanan ekonomik sıkıntıların yalnızca bölgeyle sınırlı olmadığını, Türkiye genelinde tarımsal üretimi etkileyen yapısal sorunların bulunduğunu savundu.
Zeytinli’nin zeytinciliğin önemli merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Özel, bölgenin tarihsel üretim geçmişine dikkat çekerek, “Antik çağlardan beri bu topraklarda zeytin var, zeytincilik var, zeytin hasadı var. Antik çağlardan beri ilk kez zeytin üreticisi bu kadar perişan durumda. Son üç yılın, beş yılın değil, bin yılın krizi, iki bin yılın krizi ile karşı karşıyayız” dedi.
Üreticiler maliyetlerden yakındı: “Bir çuval zeytini 300 liraya satıyoruz”
Toplantıda söz alan üreticiler, özellikle işçilik, mazot, gübre ve hasat giderlerindeki artış nedeniyle üretimin sürdürülemez hale geldiğini anlattı.
Gülsüm isimli kadın üretici, hasat maliyetlerinin satış gelirini aştığını belirterek şunları söyledi:
“Zeytincilik bitti. Zeytini toplatıyorsun, yevmiye veriyorsun bin 500 lira. Bir çuval zeytini 300 liraya satıyoruz. Bize 6 bin liraya mal oluyor. Zeytinci perişan. Zeytin işi sıfıra düştü.”
Zeynep isimli üretici ise yüksek maliyetler nedeniyle ailesinin bu yıl buğday ekemediğini anlattı.
“Oğlum 30 dönüm buğday ekiyordu, bu sene ekemiyor. Mazot oldu 100 lira. Maliyeti çok yüksek. Geçen senenin incir fiyatı bu sene daha düşüktü. Zeytin desen hepsi meydanda. Çiftçi olarak çok fena durumdayız. Bir el atarsanız çok memnun oluruz.”
“Çocuklarımıza harçlık veremez olduk”
Bir başka kadın üretici, zeytinciliğin bölgenin temel geçim kaynaklarından biri olmasına rağmen üreticilerin giderek yoksullaştığını söyledi.
TARİŞ’in fiyat açıklamamasından yakınan üretici, işçilik maliyetlerini karşılayamayan ailelerin hasadı kendi imkânlarıyla gerçekleştirmeye çalıştığını belirtti.
“Memleketimiz zeytincilikle geçiniyor. Yıllardan beri de bu durum geri gidiyor, hiç ileri gitmiyor. Kazançlarımızı sağlayamaz, çocuklarımıza harçlık veremez olduk. TARİŞ fiyat açıklamıyor. İşçi tutmuyorlar, kendi ailesi ile zeytin toplamaya gidiliyor.”
Köyde hasadın başlamasına rağmen ekonomik sıkıntılar nedeniyle insanların tarlaya gitmekte bile zorlandığını anlatan üretici, “Zeytinin tanesi bile kıymetli. Zeytin ağaçlarımızın kıymetini bilelim, derdimize çare olun” çağrısında bulundu.
Edremit’in Pınarbaşı Mahallesi’nden gelen bir başka üretici de zeytinlerin ağaçlarda kaldığını belirterek, “Elimiz, cebimiz kuru. Bir şey alamıyoruz. Zeytinlerimiz dalda kaldı. Bize bir çare bulun. Millet aç oturuyor. Millet evine bir kilo et alamıyor” dedi.
“Zeytin tarlada kaldı, işçinin yevmiyesi temel ihtiyaçlarına yetmiyor”
Buluşmada konuşan kadın üreticilerden biri, ekonomik sorunların yalnızca zeytin bahçesi sahiplerini değil, hasatta çalışan işçileri de etkilediğini dile getirdi.
“Halimiz harap. Zeytininden, işçisinden, işverenden... Zeytinler tarlada kaldı. İşçi aldığı yevmiye ile markete gittiğinde çayını, şekerini alamaz oldu. Tarlası olan da yağını yapamaz oldu.”
Üretici, Özel’e seslenerek emeklerinin korunmasını istediğini belirtti.
Kadın üreticiler sosyal güvence istedi: “12 ay çalışıyoruz ama sigortamız yok”
Toplantının öne çıkan başlıklarından biri de tarımda çalışan kadınların sosyal güvenlik hakları oldu.
Zeytinciliğin yalnızca hasat döneminden ibaret olmadığını belirten bir kadın üretici, yıl boyunca çalışmalarına rağmen sosyal güvencelerinin bulunmadığını söyledi.
“Bizim sosyal güvencemiz yok. Kadınlar olarak 12 ay çalışıyoruz zeytin işinde. Yazı ayrı kışı ayrı. Sadece toplamakla bitmiyor. Bizim sosyal güvencemiz olmadığı için zor durumdayız. İnşallah köylü milletin efendisi olur.”
Dört kuşaktır zeytincilik yapan üretici: “Artık ev geçindirmek değil, günü kurtarmak oluyor”
Dört kuşaktır zeytincilik yaptıklarını anlatan bir erkek üretici, geçmişte ailelerin zeytinden elde ettikleri gelirle çocuklarını büyütüp okutabilirken bugün üretimin zararına sürdürüldüğünü söyledi.
Geçen yıl 50 liradan satılan zeytinin bu yıl 20-25 liraya kadar düştüğünü öne süren üretici, piyasadaki fiyatların belirli şirketler tarafından yönlendirildiğini iddia etti.
“Küçük üretici bitmek üzere. Kendi malımızdan zarar ediyoruz. Ürünü toplayıp satıyoruz, işçi parasına yetmiyor. Cebimizden para ekliyoruz. Gübrenin maliyetleri de yüksek.”
Üretici, yalnızca zeytincilerin değil, incir, domates ve limon üreticilerinin de benzer sorunlar yaşadığını belirterek tarım politikalarını eleştirdi.
Hayvancılık yapan üreticiler de sorunlarını anlattı
Zeytin üreticileriyle yapılan buluşmada hayvancılıkla uğraşan yurttaşlar da söz aldı.
Mustafa Salı isimli üretici, süt fiyatlarının yem maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını söyledi.
“Bizim mandırada sütümüz 23 lira. Bize senede bir zam geliyor ama yem firmaları her hafta zam yapıyor. Zaten şap hastalığı çıktı. Et deseniz yurt dışından geliyor. Bandırma Limanı hayvandan koktu artık. Kasapta bizim etimizi kesen yok. Zor durumdayız. Üretim yok. Tamamen dışa bağımlıyız.”
Sencer Solakoğlu: “Asıl sorun fiyatı alıcının belirlemesi”
YENİ Parti’nin tarım politikalarından sorumlu ismi Sencer Solakoğlu, zeytincilikte yaşanan sorunların yalnızca bu yılın üretim koşullarıyla açıklanamayacağını belirterek tarımsal pazarlama sistemini eleştirdi.
Solakoğlu, üreticilerin alım garantisiyle korunması gerektiğini söyledi.
“Biz iktidara geldiğimiz zaman alım garantisini getireceğiz. Biz gıdanın uygunlaşması, ucuz olması için daha fazla üretmemiz gerektiğini biliyoruz.”
Üretim artışının hem çiftçiye hem de tüketiciye yarar sağlayabileceğini belirten Solakoğlu, ürünlerin üreticinin elinden çıktıktan sonra fiyatlarının yükselmesine dikkat çekti.
Buğday piyasasından örnek veren Solakoğlu, açıklanan fiyatın 16,5 lira olmasına rağmen üreticilerin ülke genelinde ürünlerini 12,5 liraya satmak zorunda kaldığını, daha sonra borsa fiyatının 21 liraya yükseldiğini söyledi.
“Çiftçi zarar etti ama tüketici de ekmeği pahalıya yedi. Bunun temelindeki problem alıcının fiyat belirliyor olması. Bizim yapacağımız ilk işlerden bir tanesi alıcının fiyat belirlemesi değil, kamucu bir yaklaşımla alımları netleştirmek.”
Özel: “Zeytin üreticisi maliyetinin altında satış yapmaya zorlanıyor”
Üreticileri dinledikten sonra konuşan Özgür Özel, zeytin ve zeytinyağı fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Özel’in verdiği rakamlara göre geçen yıl 90 liradan satılan sofralık zeytinin bu yıl üretim maliyeti 75 liraya ulaşırken alıcılar ürüne 40-50 lira arasında fiyat teklif ediyor.
Zeytinyağında ise kilogram başına üretim maliyetinin 280 liraya ulaştığını, satış fiyatının 220 liraya ve daha aşağıya gerilediğini belirtti.
TARİŞ’in fiyat açıklamamasını eleştiren Özel, bazı şirketlerin piyasada fiyatları aşağı çektiğini savundu.
Çay, fındık, Antep fıstığı, üzüm, buğday, kayısı ve limon üreticilerinin de benzer sorunlarla karşılaştığını söyleyen Özel, üretim maliyetlerinin yüzde 50-70 oranında arttığını, buna karşılık birçok üründe alım fiyatlarının gerilediğini ifade etti.
“Bugün üretici faaliyetler karşısında korumasız, ürününü satma konusunda güvencesiz” dedi.
“Müteahhide garanti var, zeytin üreticisine geçim garantisi yok”
Özel, kamu-özel iş birliğiyle gerçekleştirilen altyapı projelerinde verilen gelir garantilerini örnek göstererek tarımsal üretimde de benzer bir güvence mekanizmasının oluşturulması gerektiğini söyledi.
Otoyol, havalimanı, tünel ve hastane projelerinde uzun vadeli garantiler verildiğini belirten Özel, çiftçilerin ise hasattan birkaç gün sonra ürünlerini hangi fiyata satacaklarını bilemediğini ifade etti.
“Türkiye'nin en zengin müteahhitlerine 30 yıl boyunca kazanacağı parayı garanti ediyor. Ama buraya geldim, burada belki 3 bin tane zeytin üreticisi var. 30 yıl değil, üç yıl değil, üç gün sonra zeytinini kaç parayla alacaklar bilen yok.”
Partisinin iktidarında üreticilere geçim garantisi sağlayacaklarını açıklayan Özel, “Havalimanı yapıyorlar, uçuş garantisi var, yolcu garantisi var. Tünel yapıyorlar, geçiş garantisi var. Hastanede hasta garantisi var. Ama zeytinciye geldiğinde geçim garantisi yok” ifadelerini kullandı.
Zeytin ve zeytinyağında ihracat politikalarına eleştiri
Özel, Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı üretimindeki potansiyelinin uluslararası pazarlarda yeterince değerlendirilemediğini savundu.
Tunus ile Türkiye’yi karşılaştıran Özel, Tunus’un üretiminin yüzde 80’ini, Türkiye’nin ise yüzde 10’unu ihraç ettiğini ileri sürdü.
Türkiye’nin üretimde önde gelen ülkeler arasında bulunmasına rağmen ihracatta geride kaldığını belirten Özel, markalaşma eksikliğinin önemli bir sorun olduğunu söyledi.
İtalya’nın başka ülkelerden aldığı zeytinyağını kendi markalarıyla dünya pazarlarına sunduğunu belirten Özel, Türkiye’nin de katma değerli üretim ve markalaşmaya ağırlık vermesi gerektiğini ifade etti.
“Hükümetin işi o zeytinyağını dünya pazarlarına satacak imkânları yaratmak, pazar yaratmak.”
Özel, rekolte tahminleri, alım fiyatları, ihracat bağlantıları ve kooperatiflerin desteklenmesi konusunda eksiklikler bulunduğunu savunarak, “Ürün sadece ve sadece yağ olarak değil, marka olarak değerlenmesi lazım. Markanın ihraç edilmesi lazım. Katma değerli ürünlerin olması lazım” dedi.
Bir kilogram zeytinin mazot karşılığı geriledi
Özel, üreticilerin alım gücündeki kaybı zeytin ve mazot fiyatları üzerinden değerlendirdi.
Geçen yıl bir kilogram zeytin satarak 1,5 litre mazot alınabilirken bu yıl bir litre mazot alabilmek için iki kilogram zeytin satılması gerektiğini söyledi.
İşçilik maliyetlerindeki artışa da dikkat çeken Özel, üç yıl önce yaklaşık iki kilogram zeytinyağı satışından elde edilen gelirle bir günlük işçi yevmiyesi karşılanabilirken bugün bunun için 10 kilogram zeytinyağı satılması gerektiğini belirtti.
Kadınların sigorta ve emeklilik hakları için düzenleme sözü
Kadınların tarımsal üretimdeki emeğine dikkat çeken Özel, zeytin hasadında kadın ve erkek işçilere farklı yevmiyeler ödenmesini eleştirdi.
Kadın ve erkek işçiler arasında günlük 200 liralık ücret farkı bulunduğunu ifade eden Özel, bu eşitsizliğin giderilmesi gerektiğini söyledi.
“Kadının istihdamı yok, kadının güvencesi yok, kadının sigortası yok, kadının emekliliği yok.”
Partisinin iktidarında çalışan kadınlara sigorta primi desteği sağlanacağını, ücretli bir işte çalışamayan ancak evde bakım ve aile sorumluluklarını üstlenen kadınların da sosyal güvenlik kapsamına alınacağını açıkladı.
“Çalışan kadınlara prim desteği, çalışamayan, evde kalan, hastasına bakan, yoksulluktan dolayı ailesini geçindirmek için evde çalışan ama emeği görünmeyen kadına, engellisine bakan kadına, iş sağlayamadığımız kadına da sigorta güvencesi vereceğiz. Tüm kadınların emeklilik hakkı olacak.”
Özel, kadınların gelecek kaygısını ortadan kaldırmayı hedeflediklerini belirterek bu konuda söz verdi.
Erdoğan-Trump ilişkisini zeytinyağı ihracatı üzerinden eleştirdi
Konuşmasında dış politikaya da değinen Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişkilerin Türkiye’nin ekonomik çıkarlarına yeterince katkı sağlamadığını savundu.
Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde uçak alımı, sıvılaştırılmış doğal gaz tedariki ve Amerikan ürünlerine uygulanan vergiler konusunda taviz verdiğini ileri sürdü.
“Erdoğan-Trump ilişkisinden Amerika kârlı çıkıyor ama Edremit kârlı çıkamıyor.”
Özel, Türkiye’den ABD’ye ihraç edilen zeytinyağına yüzde 12,5 oranında vergi uygulandığını belirterek bu durumun Edremit üreticilerinin rekabet gücünü olumsuz etkilediğini söyledi.
“Erdoğan-Trump ilişkisinden Amerika kazanıyor. Amerikan malını Türkiye'ye satan kazanıyor. Ama Edremit'in zeytinyağı Amerika'ya girerken ilave vergi veriyor.”
Hükümetin dış ticaret politikalarında yerli üreticilerin uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştırması gerektiğini vurguladı.
Acil destek talebi: Zeytine 20, zeytinyağına 50 lira
Özel, zeytin üreticilerinin içinde bulunduğu ekonomik koşullar nedeniyle bu hasat döneminde doğrudan gelir desteğine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
“Birincisi, akut sorun. Bu sene yapılması gereken iş, dane zeytine 20 lira, zeytinyağına 50 lira doğrudan ilave destek vermektir. Bunu istiyoruz. Mecliste bunun için bütçe görüşmelerinde sesinizi duyuracağız.”
Türkiye’de yaklaşık 250 milyon zeytin ağacı bulunduğunu ifade eden Özel, zeytin ve zeytinyağının stratejik tarım ürünleri kapsamına alınması gerektiğini belirtti.
Zeytinciliğin yalnızca ekonomik açıdan değil, sağlık, istihdam ve özellikle kadın emeği bakımından da önemli olduğunu vurguladı.
İhracat yasaklarına karşı uyarı: “Pazar kaybediyoruz”
Zeytin ve zeytinyağı üretiminde rekolte, stok ve ihracat rakamlarının düzenli açıklanması gerektiğini belirten Özel, üretimin yüksek olduğu dönemlerde gerekli önlemlerin alınmadığını savundu.
İhracat yasaklarının uzun vadeli ticari ilişkileri olumsuz etkilediğini söyleyen Özel, uluslararası pazarlarda kaybedilen müşterilerin yeniden kazanılmasının güç olduğunu belirtti.
“Tüketiciyi korumanın yolu üreticinin pazarını kaybettirmek olamaz. Sen ihracat yasağı koyduğun anda yurt dışına satılan zeytinyağını senden alamayan gidiyor, Tunus'la bağlantı yapıyor, başka ülkelerle bağlantı yapıyor.”
Özel, ihracatın sürekliliğini sağlayacak politikaların geliştirilmesini ve devletin üreticiyi fiyat dalgalanmalarına karşı korumasını istedi.
Kamu alımları ve stok yönetimi önerisi
Özel’in açıkladığı tarım politikaları arasında kamu alımları, üretim planlaması ve stok yönetimi de yer aldı.
Üretimin yüksek olduğu yıllarda devletin daha fazla ürün alarak stok oluşturmasını öneren Özel, üretimin azaldığı dönemlerde ise ihracat taahhütlerinin alternatif kaynaklarla karşılanabileceğini söyledi.
Dünya fiyatlarının düştüğü dönemlerde ihracat desteği verilmesi ve kamu alımlarının artırılması gerektiğini belirtti.
Özel, Avrupa Birliği ile tarım ürünlerini kapsayacak yeni bir Gümrük Birliği düzenlemesi yapılması gerektiğini de ifade etti.
“Bizim zeytinimizin, zeytinyağının Avrupa Birliği ile derhal müzakere edilerek tarımda Gümrük Birliği Antlaşması imzalanmalı. En öncelikli olarak da üzüm için, zeytin için ve fındık için bu işin yapılması önem arz ediyor.”
Üretim maliyetine göre taban fiyat ve devlet alım garantisi
Özel, partisinin tarım politikalarının temelinde üreticinin zarar etmemesini sağlayacak bir alım sistemi bulunacağını açıkladı.
Buna göre üretim sezonu başında mazot, gübre, işçilik ve diğer girdiler dikkate alınarak gerçekçi bir maliyet hesabı yapılacak. Hesaplanan maliyetin üzerine üreticinin geçimini sağlayabileceği kâr payı eklenerek taban fiyat belirlenecek.
Devletin açıkladığı taban fiyatın altında alım yapılmasına izin verilmemesi gerektiğini söyleyen Özel, mevcut uygulamalarda taban fiyatların üreticiyi yeterince korumadığını savundu.
“Ortalama verimde üreten üretici 1 lira bile zarar etmeyecek çünkü ürüne alım garantisi verilecek. Senenin başında bütün girdilerin içine katıldığı, gerçekçi bir maliyet araştırması yapılacak, üzerine insanca geçim için gerekli kâr konulacak, taban fiyat ilan edilecek.”
Özel: “Zeytinimizi ve zeytinyağımızı dünya markası yapacağız”
Edremit’teki buluşmanın sonunda üreticilere seslenen Özel, tarımsal üretimin korunması, kooperatiflerin güçlendirilmesi, uluslararası pazarlara erişimin artırılması ve üreticilere gelir güvencesi sağlanması gerektiğini yineledi.
Taban fiyatın altında ürün alınmasının önüne geçeceklerini belirten Özel, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Devlet taban fiyatı ilan ediyor, taban fiyatın altında ürünler satılıyor, çıtını çıkaramıyor. Taban fiyatın altında alım yapanın canına okuyacak devlet, canına okuyacak. Bu iktidarı hep beraber değiştiriyoruz. Zeytinimizi, zeytinyağımızı dünya markası yapıyoruz, hepinizin yüzünü de güldürüyoruz.”
Edremit’teki toplantıda üreticilerin dile getirdiği sorunlar, tarımsal üretimde artan girdi maliyetleri, fiyat belirsizliği, pazarlama güçlükleri ve kadın çiftçilerin sosyal güvenlik haklarının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.






