10 Ekim Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne çağrı yapmak amacıyla Adana İnönü Parkı’nda düzenlenen basın açıklaması nedeniyle yargılanan 11 kişiye, 11 yıl süren yargılama sonunda toplam 42 yıl hapis cezası verilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındı. DEM Partili Meral Danış Beştaş, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkından sendika flamalarının plastik sopalarının silah sayılmasına, temyiz hakkından istinaf incelemesinin yaklaşık 14 günde tamamlanmasına kadar çok sayıda hukuki sorunun açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Adana’da 10 Ekim Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne katılım çağrısı yapmak amacıyla İnönü Parkı’nda bir araya gelen 11 kişinin yargılandığı davada verilen toplam 42 yıllık hapis cezası, Meclis gündemine taşındı.

DEM Parti milletvekili Meral Danış Beştaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 11 yıl süren yargılamanın ardından verilen kararın barışçıl toplantı ve gösteri hakkı, ifade özgürlüğü, adil yargılanma ve hukuk güvenliği ilkeleri bakımından ciddi sorunlar barındırdığını belirtti.

Beştaş, Adalet Bakanlığına yönelttiği sorularla yalnızca mahkûmiyet kararlarını değil, yargılamanın süresini, istinaf mahkemesinin kararını, temyiz yolunun kapalı tutulmasını ve sendika flamalarında kullanılan plastik sopaların silah olarak değerlendirilmesini de gündeme getirdi.

Beştaş: Barışçıl toplanma hakkı suç değildir

Meral Danış Beştaş, yaptığı açıklamada Anayasa'nın 34. maddesiyle güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının idari makamların keyfî müdahalelerine bırakılamayacağını vurguladı.

Beştaş, şu ifadeleri kullandı:

“Barışçıl toplanma hakkı suç değildir. Adalet ve hukuk güvenliği herkes için sağlanmalıdır!”

Kararın yalnızca yargılanan 11 kişiyi ilgilendirmediğini ortaya koyan hukuki sorular yönelten Beştaş, toplantı ve gösteri özgürlüğünün kullanılması nedeniyle verilen cezaların anayasal ve uluslararası hukuk güvenceleri bakımından incelenmesini istedi.

42 yıllık hapis cezasının hukuka uygunluğu soruldu

Beştaş'ın Adalet Bakanlığına yönelttiği ilk soru, 11 kişiye verilen toplam 42 yıllık hapis cezasının hukuki dayanaklarına ilişkin oldu.

Barışçıl biçimde gerçekleştirilen bir basın açıklamasına katıldıkları için verilen cezaların Anayasa'nın 34. maddesi, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesi ile toplantı ve dernek kurma özgürlüğünü güvence altına alan 11. maddesi çerçevesinde hukuka aykırılık oluşturup oluşturmadığını sordu.

Beştaş ayrıca, olası hak ihlallerinin ve ortaya çıkan zararların giderilmesi, hukuk güvenliği ilkesinin korunması amacıyla Bakanlığın herhangi bir çalışma yapıp yapmayacağını öğrenmek istedi.

Sendika flamalarının plastik sopaları neden silah sayıldı?

Dosyada gündeme getirilen dikkat çekici hukuki tartışmalardan biri de sendika flamalarının taşınmasında kullanılan plastik sopaların silah olarak değerlendirilmesi oldu.

Beştaş, bu gerekçeyle cezaların artırılmasının hukuka uygunluğunu sorgulayarak Bakanlığa şu soruları yöneltti:

“Sendika flamalarının plastik sopalarının ‘silah’ sayılarak cezanın artırılması hukuka uygun mudur? Aynı zamanda bu karar Yargıtay içtihatlarıyla uyumlu mudur? Flamaların çubuklarını silah olarak değerlendiren bir karar var mıdır?”

Bu sorularla, sendikal faaliyetlerde kullanılan flamaların taşıma araçlarının ceza hukukunda silah olarak kabul edilmesinin hukuki dayanağının açıklanması istendi.

Temyiz hakkı neden kapatıldı?

Beştaş, Bölge Adliye Mahkemesinin kamu görevlisine direnme suçu yönünden kesin karar vermesini de gündeme taşıdı.

Bu uygulamanın Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 9 Kasım 2023 tarihli kararıyla çelişip çelişmediğini soran Beştaş, temyiz yolunun kapalı olmasının hak kayıplarına neden olup olmadığının açıklanmasını talep etti.

Böylece mahkûmiyet kararlarının üst yargı denetimine tabi tutulabilmesi ve kanun yollarına erişim hakkı da Bakanlığa yöneltilen sorular arasında yer aldı.

11 yıl süren yargılama: Makul sürede yargılanma hakkı ihlal edildi mi?

Adana'daki dosyanın yaklaşık 11 yıl boyunca sonuçlandırılamaması da Beştaş'ın gündeme getirdiği başlıca konulardan biri oldu.

Beştaş, yargılamanın neden bu kadar uzun sürdüğünün araştırılıp araştırılmadığını, araştırıldıysa hangi bulgulara ulaşıldığını sordu.

Bu sürenin makul sürede yargılanma hakkının ihlali anlamına gelip gelmediğinin açıklanmasını isteyen Beştaş, gecikmelerde sorumluluğu bulunan yargı mensuplarına ilişkin bir inceleme sistemi olup olmadığını da gündeme getirdi.

Ayrıca makul yargılama süresinin aşılması nedeniyle oluşan hak kayıplarını önlemeye yönelik mekanizmalar konusunda hangi çalışmaların planlandığını sordu.

11 yıllık dava, yaklaşık 14 günlük istinaf incelemesi

Beştaş'ın soru önergesinde dikkat çektiği bir diğer konu, uzun yıllar süren yargılamaya karşılık istinaf incelemesinin yaklaşık 14 günde tamamlanması oldu.

Beştaş, bu sürenin olağan yargılama süreçleriyle uyumlu olup olmadığını ve benzer dosyalarda ortalama istinaf inceleme süresinin ne kadar olduğunu sordu.

İstinaf ve Yargıtay süreçlerindeki gecikmeler nedeniyle çok sayıda yurttaşın hak kayıpları yaşadığını belirten Beştaş, ikinci derece mahkemelerinin dosyaları hangi ölçütlere göre önceliklendirdiğinin açıklanmasını istedi.

Mahkemelerin dosya inceleme sıralamasını kendilerinin belirleyip belirlemediğini ve bu uygulamanın hukuki dayanağını da Bakanlığa sordu.

Bakanlık dosyayla ilgili talimat veya yazı gönderdi mi?

Beştaş'ın Bakanlığa yönelttiği son soru ise dava sürecinde Adalet Bakanlığının herhangi bir girişimde bulunup bulunmadığına ilişkin oldu.

Beştaş, “Bu dosyayla ilgili olarak Bakanlığınız tarafından herhangi bir talimat, yazı veya bilgi talebi gönderilmiş midir?” diye sordu.

Bu soruyla, Bakanlığın dava hakkında herhangi bir resmî yazışma veya bilgi talebinde bulunup bulunmadığının kamuoyuna açıklanması istendi.

Gözler Adalet Bakanlığının yanıtında

Adana İnönü Parkı'nda 10 Ekim Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi'ne çağrı amacıyla düzenlenen basın açıklaması nedeniyle açılan davada verilen cezalar, Beştaş'ın girişimiyle Meclis gündemine taşınmış oldu.

Toplam 42 yıllık hapis cezasının yanı sıra sendika flamalarının plastik sopalarının silah sayılması, 11 yıllık yargılama süresi, yaklaşık 14 günlük istinaf incelemesi ve temyiz hakkına ilişkin tartışmalar, Bakanlığın yanıtlaması istenen temel konuları oluşturuyor.

Beştaş, açıklamasını barışçıl toplanma hakkının korunması ve herkes için adalet ile hukuk güvenliğinin sağlanması çağrısıyla tamamladı.

Dosyada daha önce verilen kararların ayrıntıları

Habere Güven'in 24 Ekim 2026 tarihli haberine göre Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesi, 21 Nisan 2026'da yedi kişiye 4 yıl 6'şar ay, dört kişiye ise 3 yıl 6'şar ay hapis cezası verdi. Bu cezaların toplamı 45 yıl 6 ay ediyor. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi de 22 Ekim 2026'da istinaf başvurularını reddetti.

Habere Güven

Editoryal doğrulama notu: Beştaş'ın yeni açıklamasında toplam ceza 42 yıl olarak belirtilirken önceki haberin kişi bazındaki dökümü 45 yıl 6 aya ulaşıyor. Bu nedenle yayımlanmadan önce iki rakam arasındaki farkın mahkeme kararından doğrulanması önemli. Yeni soru önergesinin TBMM kayıt numarasını da henüz bağımsız olarak doğrulayamadım.

Kaynak: Habere Güven – 24 Ekim 2026 tarihli dosya haberi