Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin “süresiz” ibaresini iptal etmesinin ardından gündeme gelen ve nafakayı belirli bir süreyle sınırlandırmayı öngören düzenlemenin 13. Yargı Paketi’nden çıkarıldığını duyurdu. Milyonlarca kadın ve çocuğun ekonomik güvencesini etkileyebileceği belirtilen düzenlemenin geri çekilmesini kadınların ortak mücadelesinin kazanımı olarak değerlendiren platform, “hızlı boşanma” ve “aile arabuluculuğu” düzenlemelerinin de geri çekilmesini istedi. EŞİK, “Hayatlarımızdan, haklarımızdan, hayallerimizden vazgeçmiyoruz” mesajı verdi.

Türkiye’de uzun süredir tartışılan yoksulluk nafakasına ilişkin yasal düzenleme hazırlıklarında yeni bir gelişme yaşandı. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 13. Yargı Paketi kapsamında gündeme getirilmesi planlanan, yoksulluk nafakasını süreyle sınırlandıran ve bu sınırlamanın geçmişte verilmiş nafaka kararlarına da uygulanmasını öngören düzenlemenin paketten çıkarıldığını açıkladı.

EŞİK, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, düzenlemenin 13. Yargı Paketi’nde yer alacağının Bakanlık düzeyinde duyurulduğunu, ancak kadın hareketinin uzun yıllardır sürdürdüğü örgütlü mücadele sonucunda geri çekildiğini belirtti.

Platform, söz konusu düzenlemenin milyonlarca kadın ve çocuğun yaşamını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekerek, nafaka hakkının korunmasının kadınların ekonomik bağımsızlığı ve toplumsal cinsiyet eşitliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

EŞİK, açıklamasına “Kadınların ortak mücadelesi bir kez daha kazandı!” sözleriyle başladı.

Anayasa Mahkemesi'nin nafaka kararı yeni düzenleme tartışmalarını başlattı

Yoksulluk nafakasına ilişkin tartışmaların merkezinde, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresine ilişkin iptal kararı bulunuyor.

Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihinde aldığı kararla, yoksulluk nafakasının süresiz olarak talep edilmesine olanak tanıyan ibareyi Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Karar, 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı. Yüksek Mahkeme, iptal hükmünün yürürlüğe girmesini dokuz ay erteledi.

AYM kararında, nafaka yükümlüsü ile nafaka alacaklısının hakları arasında adil bir denge kurulması gerektiğine işaret edildi. Nafaka süresinin belirlenmesinde evlilik süresi, tarafların yaşları, sağlık durumları, eğitim düzeyleri ve ekonomik koşulları gibi unsurların dikkate alınabileceği belirtildi.

Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre yaşam boyunca nafakaya hükmedilmesinin de mümkün olabileceğini, ancak bu konudaki ölçütlerin kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiğini değerlendirdi.

Kararın ardından yoksulluk nafakasına ilişkin yeni bir yasal düzenleme yapılması gündeme geldi.

Nafakaya süre sınırı ve geriye dönük uygulama hazırlığı

EŞİK'in açıklamasına göre, Anayasa Mahkemesi kararının ardından Türk Medeni Kanunu'ndaki yoksulluk nafakası hükümlerinin kadınlar aleyhine değiştirilmesine yönelik çalışmalar sürdürüldü.

Platform, kadın hareketinin itirazlarına rağmen nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılması ve düzenlemenin geçmişte verilmiş mahkeme kararlarına da uygulanması üzerinde çalışıldığının yetkililer tarafından defalarca açıklandığını belirtti.

Geriye dönük uygulama, yalnızca yeni boşanma davalarını değil, daha önce mahkeme kararıyla nafaka hakkı elde etmiş kişileri de etkileyebilecekti.

Kadın örgütleri, özellikle uzun yıllar ücretli bir işte çalışmamış, çocukların ve aile bireylerinin bakımını üstlenmiş, evlilik süresince ekonomik bağımsızlığını kazanamamış kadınların nafaka hakkındaki sınırlamalardan daha fazla etkilenebileceğine dikkat çekiyor.

EŞİK, düzenlemenin milyonlarca kadın ve çocuğun yaşamını altüst edebilecek sonuçlar doğurabileceğini savundu.

Yoksulluk nafakası hangi koşullarda ödeniyor?

Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla, karşı tarafın mali gücü oranında yoksulluk nafakası talep edebiliyor.

Kanun, nafaka hakkı bakımından kadın ve erkek arasında ayrım yapmıyor. Ancak kadınların iş gücüne katılımındaki eşitsizlikler, ücret farklılıkları, güvencesiz çalışma koşulları ve ev içi ücretsiz bakım emeğinin büyük ölçüde kadınlar tarafından üstlenilmesi, nafaka tartışmasını kadın hakları açısından önemli hâle getiriyor.

Mevcut düzenlemede yer alan “süresiz” ifadesi, nafakanın hiçbir koşulda sona ermeyeceği anlamına gelmiyor.

Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi uyarınca nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde nafaka kendiliğinden sona eriyor. Nafaka alan kişinin yoksulluğunun ortadan kalkması, fiilen evliymiş gibi yaşaması veya haysiyetsiz hayat sürmesi gibi durumlarda ise mahkeme kararıyla kaldırılabiliyor.

Tarafların mali durumlarındaki değişiklikler de nafakanın artırılması veya azaltılması için mahkemeye başvuru yapılmasına olanak tanıyor.

Kadın örgütleri, mevcut hukuki güvencelerin zayıflatılmasının boşanma sonrasında ekonomik açıdan dezavantajlı durumda bulunan kadınların yaşam koşullarını ağırlaştırabileceğini savunuyor.

EŞİK: Siyasi görüşü fark etmeksizin kadınların ortak mücadelesi kazandı

EŞİK, nafaka düzenlemesinin 13. Yargı Paketi'nden çıkarılmasını Türkiye kadın hareketinin uzun yıllardır sürdürdüğü ortak mücadelenin sonucu olarak değerlendirdi.

Platform, farklı siyasi görüşlerden kadınların temel haklar konusunda ortak hareket etmesinin bu süreçte belirleyici olduğunu vurguladı.

Açıklamada, kadın örgütlerinin siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştirdiği, raporlar hazırladığı, basın açıklamaları yaptığı, bilgi dosyaları oluşturduğu ve sosyal medya kampanyaları yürüttüğü hatırlatıldı.

EŞİK, bu çalışmaların sonuç verdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye kadın hareketinin yıllardır süren mücadelesinin ve EŞİK Platformu'nda buluşan kadınların yoğun emeğiyle yürütülen siyasi parti görüşmeleri, raporlama çalışmaları, basın bildirileri, bilgi dosyaları ve sosyal medya kampanyaları ile başardık: Nafaka düzenlemesini 13. Yargı Paketinden çıkarttık!”

Platform, açıklamasının devamında, “Siyasi görüşü farketmeksizin kadınların ortak mücadelesi kazandı. Emek veren tüm kadınları kutluyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Bu bir geri adım, ancak konu yeniden gündeme getirilebilir”

EŞİK, düzenlemenin paketten çıkarılmasının nafaka hakkına yönelik tartışmaların tamamen sona erdiği anlamına gelmediğini belirtti.

Platform, benzer girişimlerin ilerleyen süreçte yeniden gündeme getirilebileceğine dikkat çekerek kadın örgütlerinin hukuki ve siyasi gelişmeleri izlemeye devam edeceğini bildirdi.

Açıklamada, “Bunun bir geri adım olduğunun ancak konunun tekrar gündeme getirileceğinin farkındayız” denildi.

Bu değerlendirme, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının ardından yoksulluk nafakasına ilişkin yeni bir yasal düzenleme yapılması gerekliliği bakımından da önem taşıyor.

İptal hükmünün yürürlüğe girmesi ertelenmiş olduğundan, yasama organının bu süreçte nafaka hakkına ilişkin yeni bir hukuki çerçeve oluşturması gündemde bulunuyor.

Kadın örgütleri ise yapılacak düzenlemelerin kadınların mevcut ekonomik güvencelerini ortadan kaldırmaması ve kazanılmış haklarını zayıflatmaması gerektiğini savunuyor.

“Hızlı boşanma” düzenlemesi de geri çekilsin

EŞİK, nafakaya süre sınırı getirilmesine yönelik düzenlemenin geri çekilmesinin ardından 13. Yargı Paketi'nde yer alması beklenen diğer aile hukuku düzenlemelerine de dikkat çekti.

Platform, “hızlı boşanma” olarak ifade edilen düzenlemenin de paketten çıkarılmasını istedi.

Boşanma davalarının daha kısa sürede sonuçlandırılmasını hedefleyen düzenleme tartışmalarında, boşanma kararının nafaka, maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımı gibi taleplerden ayrılması olasılığı gündeme geliyor.

Bu yaklaşımı savunanlar, boşanma davalarının uzun sürmesinin tarafların yaşamlarını yeniden düzenlemelerini zorlaştırdığını ve yargılama süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini belirtiyor.

Kadın hakları örgütleri ise boşanmanın ekonomik sonuçlarının ayrı davalara bırakılmasının, özellikle ekonomik bağımsızlığı bulunmayan kadınların haklarını elde etmelerini zorlaştırabileceği görüşünde.

Kadınların nafaka, tazminat ve mal paylaşımından kaynaklanan haklarına ulaşabilmesi için uzun ve masraflı yargı süreçleriyle karşı karşıya kalabileceği yönündeki kaygılar, düzenlemeye yönelik itirazların başlıca gerekçeleri arasında yer alıyor.

Aile arabuluculuğuna karşı daha geniş dayanışma çağrısı

EŞİK'in karşı çıktığı bir diğer düzenleme ise “aile arabuluculuğu”.

Aile hukukunda arabuluculuğun kapsamının genişletilmesine yönelik tartışmalar, özellikle aile içi şiddet, ekonomik bağımlılık ve taraflar arasındaki güç eşitsizlikleri bakımından önem taşıyor.

Arabuluculuk yöntemini savunanlar, uygun uyuşmazlıklarda tarafların daha kısa sürede anlaşmaya varmasının yargının iş yükünü azaltabileceğini ve çözüm süreçlerini kolaylaştırabileceğini öne sürüyor.

Kadın örgütleri ise aile içi şiddet, tehdit, baskı ve ekonomik bağımlılık gibi koşullarda tarafların eşit müzakere gücüne sahip olmayabileceğini vurguluyor.

Bu nedenle aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda kadınların güvenliğinin, özgür iradesinin ve hukuki haklarının korunmasının öncelikli olması gerektiği savunuluyor.

EŞİK, açıklamasında şu çağrıyı yaptı:

“Ayrıca paket içerisinde yer alması beklenen ‘hızlı boşanma’ ve ‘aile arabuluculuğu’ düzenlemelerinin de geri çekilmesi için daha geniş ve etkin bir dayanışmaya ihtiyacımız var.”

“Kadınların kazanılmış haklarına yönelik girişimlerden vazgeçilmeli”

Platform, nafaka hakkına yönelik düzenleme girişimlerini kadınların ekonomik güvenceleri ve toplumsal cinsiyet eşitliği çerçevesinde değerlendirdi.

Kadınların işsizlik, yoksulluk ve geçim sıkıntısıyla karşı karşıya bulunduğunu belirten EŞİK, mevcut ekonomik koşullarda kadınların haklarını sınırlandırabilecek düzenlemelerin ekonomik şiddeti derinleştireceğini savundu.

Açıklamada, kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendirecek sosyal politikaların hayata geçirilmesi gerekirken, nafaka gibi mevcut hukuki güvencelerin tartışmaya açıldığına dikkat çekildi.

EŞİK, iktidarın kadınların kazanılmış haklarına yönelik girişimlerden vazgeçmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Ekonomik şiddetin önünü açan iktidar politikalarından, kadınların kazanılmış hakları aleyhine girişimlerden acilen vazgeçilmelidir.”

“Yoksullukla, işsizlikle ve açlıkla mücadele eden kadınlar ekonomik şiddete maruz bırakılıyor”

EŞİK, kadınların yalnızca boşanma sonrasında değil, evlilik süresince ve çalışma yaşamında da ekonomik eşitsizliklerle karşı karşıya kaldığını vurguladı.

Platform, nafaka hakkına karşı yürütülen kampanyaların kadınların ekonomik güvencelerini tartışmalı hâle getirdiğini ve toplumsal baskıyı artırdığını savundu.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Halihazırda yoksullukla, işsizlikle, açlıkla mücadele eden kadınlar yıllardır bir de nafaka hakkına karşı yürütülen propaganda ile ekonomik şiddete maruz bırakılırken mücadeleyi elden bırakmayan Eşitlik için Kadın Platformu olarak konuyu takip etmekten vazgeçmeyeceğiz.”

Platform, nafaka hakkına ilişkin gelişmelerin yanı sıra aile hukukunda yapılması planlanan diğer değişiklikleri de yakından izleyeceğini bildirdi.

EŞİK: Hayatlarımızdan, haklarımızdan, hayallerimizden vazgeçmiyoruz!

EŞİK, açıklamasının sonunda kadınların haklarını korumaya yönelik mücadelesini sürdüreceğini vurguladı.

Platform, “ÇÜNKÜ BİZ: Hayatlarımızdan, haklarımızdan, hayallerimizden vazgeçmiyoruz!” sözleriyle kadın dayanışmasının devam edeceği mesajını verdi.

Açıklamada ayrıca #NafakaHaktır, #YaşasınKadınDayanışması ve #YasalaraDokunmaUygula etiketleri kullanılarak kadınların ortak mücadelesine destek çağrısında bulunuldu.

Yoksulluk nafakasını süreyle sınırlandırmayı öngören düzenlemenin 13. Yargı Paketi'nden çıkarılması, EŞİK tarafından kadın hareketinin önemli bir kazanımı olarak değerlendirilirken, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının ardından yapılacak yasal düzenlemenin içeriği önemini koruyor.

Kadın örgütleri, nafaka hakkının korunması, hızlı boşanma ve aile arabuluculuğu düzenlemelerinin geri çekilmesi için ortak mücadeleyi sürdürmeye hazırlanıyor.

Kaynak: Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) açıklaması ve Anayasa Mahkemesi'nin yoksulluk nafakasına ilişkin 4 Haziran 2026 tarihli kararı.