Kadınlar Bir Kez Daha Amed Adliyesi Önünde: “Kadınlar Yaşarken Korunmalı, Öldürüldükten Sonra Değil!”
Amed’de kadın katliamlarına ve şüpheli kadın ölümlerine karşı başlatılan “Kadın, Adalet ve Hafıza Nöbeti” üçüncü haftasında da sürdü. Adliye önünde bir araya gelen kadınlar, 11–19 Ekim tarihleri arasında yaşamını yitiren dört kadının hikâyesini okuyarak adalet çağrısında bulundu. “Kadınlar yaşarken korunmalı” diyen kadınlar, cezasızlık politikalarına, erkek şiddetine ve koruma mekanizmalarının yetersizliğine dikkat çekti.
AMED – Kadın katliamlarına, şüpheli kadın ölümlerine ve erkek şiddetine karşı adalet mücadelesini sürdüren kadınlar, bir kez daha Amed Adliyesi önünde buluştu. Amed Şiddetle Mücadele Ağı tarafından başlatılan “Kadın, Adalet ve Hafıza Nöbeti”, üçüncü haftasında yaşamını yitiren kadınların hikâyelerine ve adalet taleplerine sahne oldu.
Kadınların yaşam hakkının korunması, şiddet başvurularının ciddiyetle ele alınması ve şüpheli ölümlerin aydınlatılması talebiyle gerçekleştirilen nöbette, 11–19 Ekim tarihleri arasında Türkiye'nin farklı kentlerinde yaşamını yitiren Canan Yıldırım, Naz Aslan, Ebru Serep ve Pınar Güneş'in isimleri anıldı.
Adliye önünde yapılan açıklamalarda, kadınların yalnızca öldürüldükten sonra hatırlanmasının yeterli olmadığı, asıl sorumluluğun kadınları hayattayken korumak olduğu vurgulandı.
Dört Kadının Hikâyesi Adliye Önünde Okundu
Nöbet kapsamında basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Berfin Elçi okudu.
Elçi, kadın katliamlarının birbirinden bağımsız olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, erkek egemen toplumsal yapı ve cezasızlık politikalarının kadınlara yönelik şiddetin sürmesinde belirleyici olduğunu ifade etti.
Kadınların yaşam hakkının korunmasının devletin temel yükümlülüklerinden biri olduğuna dikkat çeken Elçi, şiddete karşı başvuruların etkin biçimde değerlendirilmesi ve gerekli koruyucu tedbirlerin zamanında alınması gerektiğini söyledi.
Elçi, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bu cinayetler münferit değil; patriyarkanın, cezasızlığın ve kadınların yaşamları üzerinde hak iddia eden erkek egemen düzenin sonucudur. Biz kadınların yaşarken korunmasını, şiddet başvurularının devletin ilgili kurumları tarafından ciddiyetle değerlendirilmesini, şüpheli ölümlerin bütün yönleriyle etkili biçimde araştırılmasını ve koruma yükümlülüklerinin yerine getirilmesini istiyoruz.”
Açıklamanın ardından Canan Yıldırım, Naz Aslan, Ebru Serep ve Pınar Güneş'in hikâyeleri okunarak yaşamını yitiren kadınlar anıldı.
“Kadınlar Yaşarken Korunmalı”
Nöbetin temel taleplerinden biri, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesinde kamu kurumlarının sorumluluklarını etkin biçimde yerine getirmesi oldu.
Kadınlar, şiddet tehdidi altında yaşayan kadınların başvurularının dikkate alınmasını, koruma kararlarının etkili biçimde uygulanmasını ve şüpheli kadın ölümlerinin hiçbir soru işareti bırakılmadan araştırılmasını istedi.
Yapılan açıklamada, kadınların yaşam hakkının korunmasının yalnızca bireysel bir güvenlik meselesi olmadığı, aynı zamanda toplumsal eşitlik, adalet ve kamu sorumluluğuyla doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.
Kadınların talepleri arasında, şiddetin önlenmesine yönelik mekanizmaların güçlendirilmesi, koruma yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ve kadın katliamlarında cezasızlığın sona erdirilmesi yer aldı.
Halide Türkoğlu: “Hatırlayalım ki Hesap Soralım”
Nöbette konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü ve Amed Milletvekili Halide Türkoğlu, kadınlara yönelik şiddetin mevcut politikalardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Türkiye'de kadınların neredeyse her gün erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirdiğini belirten Türkoğlu, kadın katliamlarının yalnızca yaşam hakkına değil, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesine de yöneldiğini ifade etti.
Türkoğlu, şöyle konuştu:
“Şiddetsiz bir dünyanın mücadelesini vermeye çalışıyoruz. Bu ülkede kadınlar her gün katledilmekte. Burada asıl mesele, katledilen her kadının hikâyesinde aslında bizim kimliğimizin, eşitlik mücadelemizin yok edilmeye çalışılmasıdır.”
Kadın katliamlarına karşı yürütülen mücadelenin aynı zamanda toplumsal hafızayı canlı tutma mücadelesi olduğunu belirten Türkoğlu, iktidarın politikalarını da eleştirdi.
“Bu eylem, AKP iktidarının neyi yanlış yaptığını, kadınların katledilmesine giden yolu nasıl açtığını hatırlatmaktadır. Hatırlayalım ki hesap soralım.”
“Katledilme Korkusuyla Yaşamak İstemiyoruz”
Kadınların özgür, eşit ve onurlu bir yaşam talebinin altını çizen Halide Türkoğlu, kadınların sürekli şiddet tehdidi altında yaşamak zorunda bırakılmasına karşı mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.
Türkoğlu, kadınların taleplerini şu sözlerle dile getirdi:
“Biz kadınlar herkes gibi özgür, eşit ve onurlu yaşamak istiyoruz. Katledilme korkusuyla yaşamak istemiyoruz. Eşitliğin her alanda yaşama geçtiği ve cezasızlık politikasının ortadan kaldırıldığı bir ülke tahayyül etmek istiyoruz.”
Kadınların yaşam hakkının güvence altına alınması ve eşitliğin toplumsal yaşamın bütün alanlarında hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Türkoğlu, kadın dayanışmasının önemine dikkat çekti.
“Amed'de Başlayan Nöbet, Katledilen Kadınların Sözü Oldu”
Amed Adliyesi önünde üçüncü haftasına ulaşan nöbetin yalnızca kentteki kadınların değil, Türkiye'nin farklı bölgelerinde şiddete karşı mücadele eden kadınların da ortak sesi olduğunu belirten Türkoğlu, bu mücadelenin büyüyeceğine inandığını söyledi.
Türkoğlu, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“İnanıyorum ki bugün Amed'de başlayan nöbet, ülkenin dört bir yanında katledilen kadınların sözü olmuştur ama aynı zamanda bir daha kadınlar katledilmesin diye mücadelenin öncüsü olacaktır.”
Adliye Önündeki Nöbet: Unutmamak, Unutturmamak ve Adalet İstemek
Amed Şiddetle Mücadele Ağı'nın başlattığı “Kadın, Adalet ve Hafıza Nöbeti”, kadın katliamlarının ve şüpheli kadın ölümlerinin unutulmaması amacıyla sürdürülüyor.
Her hafta yaşamını yitiren kadınların isimlerinin ve hikâyelerinin kamuoyuyla paylaşılması, nöbetin hafıza ve adalet mücadelesindeki yerini ortaya koyuyor.
Nöbetin üçüncü haftasında dört kadının hikâyesinin okunmasıyla birlikte, kadınların hayattayken korunması, şiddetin önlenmesi, şüpheli ölümlerin aydınlatılması ve sorumluların hesap vermesi talepleri bir kez daha dile getirildi.
Adliye önünden yükselen ortak mesaj ise açıktı: Kadınların yaşam hakkı, ancak öldürüldükten sonra adalet arayarak değil, yaşarken etkili koruma sağlanarak güvence altına alınabilir.






