Genel Sağlık-İş’ten Elektrik ve Doğal Gaz Düzenlemelerine Tepki: “Emekçiler Sefalete, Yurttaşlar Yoksulluğa Mahkûm Edilemez”

Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, elektrik ve doğal gazda devlet desteğinin daraltılmasına yönelik düzenlemelerin milyonlarca yurttaşın geçim yükünü artıracağını belirterek iktidara çağrıda bulundu. Kamu emekçilerinin maaş artışlarının hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığını vurgulayan Uğur, “Elektrik ve doğal gaz lüks değil, insani yaşamın vazgeçilmez ihtiyaçlarıdır. Ücretler gerçek enflasyon ve yaşam maliyetleri esas alınarak artırılmalıdır” dedi.

Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, elektrik ve doğal gaz faturalarındaki destek düzenlemeleri, kamu emekçilerinin ücretleri ve giderek artan yaşam maliyetlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Uğur, enerji desteklerinin daraltılmasıyla birlikte milyonlarca yurttaşın daha yüksek faturalarla karşı karşıya kalacağını ifade ederek sosyal devlet anlayışına uygun ekonomi politikalarının hayata geçirilmesini istedi.

Siyasi iktidarın bir yandan ücret ve maaşları enflasyon karşısında erittiğini, diğer yandan temel yaşam ihtiyaçlarına yönelik kamu desteklerini azalttığını savunan Uğur, bu politikaların özellikle dar ve sabit gelirli kesimler üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığını belirtti.

Elektrik Desteğindeki Değişiklik: 6,5 Milyon Abone Etkilenecek

Elektrik faturalarında devlet desteğinden yararlanma koşullarının değiştirilmesine dikkat çeken Uğur, yıllık 3 bin kilovatsaat ve üzeri elektrik tüketen mesken abonelerinin 1 Ocak 2027 itibarıyla destek kapsamından çıkarılmasının yaklaşık 6,5 milyon aboneyi etkileyeceğini ifade etti.

Bu düzenlemenin hanelerin enerji giderlerini artıracağını belirten Uğur, elektrik tüketiminin yalnızca ekonomik bir tercih olarak değerlendirilemeyeceğini, aydınlatma, ısınma ve temel ev ihtiyaçlarının karşılanmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

Uğur, devlet desteğinin daraltılmasının yurttaşların yaşam koşulları üzerindeki etkilerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Doğal Gazda Kademeli Tarife: “Adına Ne Denirse Densin, Yurttaş Daha Fazla Ödeyecek”

Doğal gazda kademeli tarifeye geçilmesi ve kasım ile aralık aylarında geçerli tüketim limitlerinin illere göre yeniden belirlenmesi de Genel Sağlık-İş'in eleştirileri arasında yer aldı.

Belirlenen sınırların üzerindeki tüketimin daha yüksek faturalarla sonuçlanacağını kaydeden Uğur, iktidarın bu uygulamaları doğrudan zam olarak tanımlamamasının yurttaşların karşılaşacağı mali yükü değiştirmediğini belirtti.

Uğur, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“İktidar, bu uygulamaları zam olarak tanımlamasa da yurttaşın cebinden çıkacak paranın artacağı gerçeğini değiştiremez. Adına ne denirse densin, sonuç açıktır: Yurttaşın temel ihtiyaçları daha pahalı hale getirilmektedir.”

“Toplu Sözleşme Zamları Daha Maaşlara Yansımadan Eridi”

Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Uğur, kamu emekçilerinin 8. Dönem Toplu Sözleşmesi kapsamında belirlenen maaş artışlarının da yaşam maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını savundu.

Açıklamada, toplu sözleşmeyle belirlenen artış oranları şöyle sıralandı:

  • 2026 yılının ilk altı ayı: Yüzde 11 artış ve 1.000 TL taban aylık artışı.

  • 2026 yılının ikinci altı ayı: Yüzde 7 artış.

  • 2027 yılının ilk altı ayı: Yüzde 5 artış.

  • 2027 yılının ikinci altı ayı: Yüzde 4 artış.

Akaryakıt, kira, gıda, ulaşım, eğitim ve enerji giderlerindeki yükselişin kamu çalışanlarının alım gücünü olumsuz etkilediğini belirten Uğur, toplu sözleşmeyle belirlenen oranların geçim sorununa kalıcı çözüm sunmadığını ifade etti.

Uğur, maaş artışlarının yalnızca açıklanan enflasyon oranlarıyla değil, çalışanların karşı karşıya kaldığı gerçek yaşam maliyetleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

“Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Ağır Çalışma Koşullarına Rağmen Geçinemiyor”

Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının ekonomik sorunlarına da değinen Uğur, gece gündüz demeden ağır çalışma koşullarında görev yapan emekçilerin gelirlerinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını belirtti.

Halkın sağlığı ve sosyal hizmetlerin sürdürülmesi için büyük özveriyle çalışan kamu emekçilerinin ücretlerinin yoksulluk sınırının altında kaldığını savunan Uğur, çalışanların yaşamlarını sürdürebilmek için temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda bırakıldığını ifade etti.

Uğur, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının hem çalışma yaşamındaki sorunlarla hem de artan hayat pahalılığıyla mücadele ettiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri, emeğinin karşılığını alamadığı gibi bir de artan enerji faturalarının yükü altında ezilmeye mahkûm edilemez!”

“Elektrik ve Doğal Gaz Lüks Değil, Temel İnsan İhtiyacıdır”

Enerjiye erişimin sosyal devletin temel sorumlulukları arasında bulunduğunu belirten Uğur, elektrik ve doğal gazın piyasa koşullarına bırakılmaması gerektiğini savundu.

“Devletin görevi, yurttaşın temel ihtiyaçlarını piyasanın insafına terk etmek değildir” diyen Uğur, insanların evlerini ısıtmak, aydınlatmak ve temel yaşam koşullarını sağlamak için daha fazla borçlanmak zorunda kalmasının sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını ifade etti.

Uğur, enerji faturalarındaki artışların yalnızca hane bütçelerini değil, toplumun genel yaşam koşullarını da etkilediğine dikkat çekti.

Genel Sağlık-İş’ten İktidara Çağrı: “Kamucu ve Halkçı Politikalara Dönülmeli”

Genel Sağlık-İş olarak siyasi iktidarı uyardıklarını belirten Dr. Derya Uğur, enerji destekleri üzerinden yürütülen politikaları eleştirdi.

Uğur, açıklamasında şu çağrıyı yaptı:

“Elektrik ve doğal gaz desteği denilerek halkı aldatan, temel yaşam ihtiyaçlarını yurttaş için lüks haline getiren halk düşmanı politikalardan vazgeçin!”

Ekonomi politikalarında kamucu ve sosyal devlet anlayışının esas alınması gerektiğini belirten Uğur, ücretlerin gerçek enflasyon ve yaşam maliyetleri dikkate alınarak artırılmasını istedi.

Kamu emekçilerinin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürebilecekleri gelir düzeyine kavuşturulması gerektiğini vurgulayan Uğur, devletin önceliğinin enerji şirketlerinin kârlarını artırmak değil, toplumun temel ihtiyaçlarını karşılamak olması gerektiğini ifade etti.

“Yurttaşlar Kamusal Hizmetlerin Bedelini Vergileriyle Zaten Ödüyor”

Genel Sağlık-İş'in açıklamasında, devlet desteği olarak sunulan uygulamaların finansmanında yurttaşların ödediği vergilerin rolüne de dikkat çekildi.

Uğur, yurttaşların yıllardır ağır vergi yükü altında bulunduğunu belirterek kamusal hizmetlerin finansmanına zaten katkıda bulunduklarını söyledi.

Bu nedenle temel kamu hizmetlerinin ticari birer ürün gibi değerlendirilmesine karşı çıktıklarını ifade eden Uğur, şu değerlendirmede bulundu:

“Vergi yükü altında ezilen yurttaşlarımız, kamusal hizmetlerin bedelini zaten yıllardır peşin peşin ödemektedir. Eğitim, sağlık, güvenlik, barınma ve ısınma; birer ticari meta değil, temel yurttaşlık haklarıdır.”

Devletin görevinin bu hakları piyasanın insafına bırakmak olmadığını belirten Uğur, herkes için eşit, erişilebilir ve parasız kamusal hizmetlerin güvence altına alınması gerektiğini savundu.

“Emekçiler Sefalete, Yurttaşlar Yoksulluğa Mahkûm Edilemez”

Açıklamasının sonunda ekonomik politikaların yurttaşların geçim mücadelesini daha da ağırlaştırmaması gerektiğini vurgulayan Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, kamu yönetiminde sosyal devlet ilkelerinin esas alınması çağrısını yineledi.

Uğur, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin insanca yaşayabilecekleri ücretlere kavuşmasının, yurttaşların ise temel ihtiyaçlarına ekonomik engellerle karşılaşmadan erişebilmesinin sağlanması gerektiğini belirtti.

Genel Sağlık-İş'in taleplerini özetleyen Uğur, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Yurttaşın geçim mücadelesini ağırlaştıran değil, yaşamını kolaylaştıran bir kamu yönetimi anlayışı istiyoruz. Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri sefalete, yurttaşlar yoksulluğa mahkûm edilemez!”