TMMOB Makina Mühendisleri Odası Adana Şubesi tarafından Cumhuriyet’in 103. yılı kapsamında düzenlenen panelde, Cumhuriyet’in tarihsel kazanımları, laiklik, kamuculuk, ekonomik kriz ve mühendislerin yaşadığı sorunlar ele alındı. İktisatçı-akademisyen Hayri Kozanoğlu, “Cumhuriyet’e sahip çıkmanın onu ileri taşımak olduğunu biliyoruz” derken, MMO Başkanı Yunus Yener planlı kalkınma ve kamu yararının önemine dikkat çekti. MMO Adana Şube Başkanı Kerem Şahin ise ekonomik kriz, işsizlik ve Adana’nın yatırım sorunlarını gündeme taşıdı.

ADANA – TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO) Adana Şubesi, Cumhuriyet’in kuruluşunun 103. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında “Cumhuriyetin Kazanımları ve Kamuculuğun Bugünkü Anlamı” başlıklı panel düzenledi.

Seyhan Belediyesi 100. Yıl Çırçır Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Ümit Galip Uncu üstlendi. Panelde TMMOB Makina Mühendisleri Odası Başkanı Yunus Yener ile akademisyen, iktisatçı ve endüstri mühendisi Hayri Kozanoğlu konuşmacı olarak yer aldı.

Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze uzanan ekonomik, siyasal ve toplumsal dönüşümlerin değerlendirildiği panelde, laiklik, bağımsızlık, planlı ekonomi, sanayileşme, kamusal hizmetler ve sosyal adalet konuları öne çıktı.

Whatsapp Image 2026 11 01 At 14.48.52

Yunus Yener: “Cumhuriyet’in kazanımlarını daha ileri bir düzeye taşıma kararlılığımız sürüyor”

Panelde konuşan TMMOB Makina Mühendisleri Odası Başkanı Yunus Yener, Cumhuriyet’in 103. yıl dönümünün, kuruluş döneminin temel kazanımlarının tartışmaya açıldığı bir süreçte kutlandığını söyledi.

Yener, Cumhuriyet’in kuruluşunun yalnızca bir yönetim biçimi değişikliği olmadığını, aynı zamanda bağımsızlık, laiklik, modernleşme ve ekonomik kalkınma açısından köklü bir dönüşüm yarattığını belirtti.

“29 Ekim kutlamamızı ülkemizi geri bırakan saltanat, hilafet, kapitülasyon ve yarı-sömürge zincirlerinden kopuşu sağlayan radikal dönüşümlere saldırıların arttığı koşullarda yapıyoruz. Bu saldırıları kınıyor, lanetliyoruz” diyen Yener, Cumhuriyet’in kazanımlarını laik, halkçı ve kamucu bir anlayışla daha ileri bir düzeye taşıma kararlılıklarının sürdüğünü ifade etti.

“Planlı ekonomi ve sanayileşme Cumhuriyet’in temel kazanımları arasındadır”

Cumhuriyet’in ilk dönemindeki ekonomik ve toplumsal dönüşümlere değinen Yener, bağımsızlığın kazanılması ve kapitülasyonların kaldırılmasının ardından devletleştirme, millileştirme ve sanayileşme adımlarının atıldığını hatırlattı.

Yener, Cumhuriyet’in kuruluş sürecini şöyle değerlendirdi:

“Bağımsızlık kazanılmış, kapitülasyonlar kaldırılmış, devletleştirme ve millileştirmeler yapılmış, geri bıraktırılmışlığa son verilecek adımlar atılmış, devrimci-modernleşmeci dönüşümlerle laiklik yerleştirilmiş, çağdaş toplumsal yaşama geçiş süreci başlamış, eğitim-öğretim birliği tesis edilmiş, dil devrimi yapılmış; 1929 dünya ekonomik bunalımıyla birlikte planlı ekonomi ve kamu işletmeciliğine geçilerek sanayileşme hamleleri yapılmıştır.”

Bu dönemde mühendislik mesleğinin ülkenin kalkınmasında ve yeniden inşasında önemli bir işlev üstlendiğini belirten Yener, mühendisliğin Cumhuriyet’in sanayileşme hedefleri doğrultusunda saygın bir konum kazandığını söyledi.

Yener, günümüzde ise mühendislik mesleğinin itibarsızlaştırıldığını savundu.

“Planlı kalkınma ve kamu yararı tasfiye ediliyor”

Türkiye’nin güncel ekonomik ve siyasal gelişmelerini de değerlendiren Yener, Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin yanı sıra planlı kalkınma ve kamu yararı anlayışının da aşındırıldığını ileri sürdü.

Yener, ülkenin saltanat, hilafet ve şeriat özlemlerinin yeniden gündeme getirildiği, Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin hedef alındığı, sanayisizleşmenin ve rant odaklı ekonomik politikaların yaygınlaştığı bir dönemden geçtiğini savundu.

Kuralsızlaşma, yolsuzluk ve toplumsal yozlaşmanın ekonomik sorunlarla birlikte derinleştiğini öne süren Yener, halkın yoksullaşmasının siyasal baskılarla birlikte yaşandığını ifade etti.

Bütün bu gelişmelere karşın Cumhuriyet’in ve toplumsal kazanımların sahipsiz olmadığını vurgulayan Yener, milyonlarca insanın hak ve özgürlük mücadelesini sürdürdüğünü söyledi.

“Bilim, mühendislik ve toplumsal refah birlikte ele alınmalı”

Yener, konuşmasının sonunda kamuculuğun yeniden güçlendirilmesi gerektiğini belirterek bilimsel planlama, sanayileşme, kalkınma ve toplumsal refah arasında bütünlüklü bir ilişki kurulmasını savundu.

“Bugünün karanlığına karşı laikliğin ve bilimin aydınlatıcılığında kamu-toplum yararının hâkim olduğu, bilim ve mühendislik ile planlama, sanayileşme, kalkınma, tam istihdam, toplumsal refah bütünlüğünün sağlandığı, ülkede, bölgede, dünyada barış politikasının esas alındığı, halk egemenliğindeki başka bir Türkiye için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.”

Yener, TMMOB Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu adına meslektaşlarının ve yurttaşların Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayarak konuşmasını “Yaşasın Cumhuriyet!” sözleriyle tamamladı.

Hayri Kozanoğlu: “Cumhuriyet’e sahip çıkmak, onu ileri taşımaktır”

Panelin diğer konuşmacısı iktisatçı-akademisyen Hayri Kozanoğlu ise Cumhuriyet, laiklik ve Aydınlanma düşüncesinin tarihsel önemini değerlendirerek bu kazanımların korunması ve geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kendi kuşağı açısından Cumhuriyet’in temel kazanımlarının geçmişte tartışmasız bir başlangıç noktası olarak görüldüğünü belirten Kozanoğlu, toplumsal mücadelelerin hedefinin daha eşitlikçi ve özgürlükçü bir düzen kurmak olduğunu söyledi.

Kozanoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Cumhuriyet, laiklik, Aydınlanma bizim kuşak için elde var bir kazanımlardı. Tek amacımız daha eşitlikçi, daha özgürlükçü yeni bir toplumu gerekirse devrim yoluyla kurmaktı. Bugün bu ufkumuz daralmadı. Ama eldeki kazanımları koruma sorumluluğumuz bulunduğunu da yaşam bize hatırlattı.”

Cumhuriyet’in kazanımlarının korunmasının, toplumsal ilerleme hedeflerinden vazgeçmek anlamına gelmediğini belirten Kozanoğlu, özgürlük, eşitlik ve laiklik mücadelesinin birlikte yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

“Bağımsızlığa, laikliğe ve kardeşliğe sahip çıkmanın önemini daha iyi anlıyoruz”

Cumhuriyet’in tarihsel öneminin geçen yıllarla birlikte daha iyi kavrandığını dile getiren Kozanoğlu, bağımsızlık, özgürlük, laiklik ve toplumsal kardeşlik ilkelerinin günümüzde daha fazla önem kazandığını söyledi.

Kozanoğlu, Cumhuriyet’i yalnızca geçmişte kazanılmış bir değer olarak görmenin yeterli olmadığını, bu mirasın demokratik ve toplumsal haklarla geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

“Bizler Cumhuriyet’in önemini her yıl daha iyi anlıyoruz. Bağımsızlığa, özgürlüğe, laikliğe, kardeşliğe sahip çıkmanın gereğini daha iyi kavrıyoruz. Başta Mustafa Kemal, bize Cumhuriyet’i kazandıranlara şükran duyuyoruz. Cumhuriyet’e sahip çıkmanın onu ileri taşımak olduğunu biliyoruz.”

“Dünyada yeni bir kamuculuk arayışı var”

Konuşmasında kamuculuk anlayışının günümüzde kazandığı yeni anlam üzerinde de duran Kozanoğlu, kamuculuğun yalnızca geçmiş dönemlerin devletçilik uygulamalarıyla sınırlandırılamayacağını söyledi.

Kozanoğlu, küresel ekonomik krizlerin, gelir dağılımındaki bozulmanın ve piyasa mekanizmalarının toplumsal ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kalmasının, devletin ekonomideki rolünü yeniden tartışmaya açtığını belirtti.

OECD ve IMF gibi uluslararası kuruluşların dahi kriz dönemlerinde kamu yatırımlarını ve devlet müdahalelerini gündeme aldığını ifade eden Kozanoğlu, dünyada yeni bir kamuculuk arayışının ortaya çıktığını savundu.

Bu yaklaşımın yalnızca kamu işletmelerinin varlığına indirgenemeyeceğini belirten Kozanoğlu, kamuculuğun toplumsal ihtiyaçların piyasa koşullarına terk edilmemesi anlamına geldiğini vurguladı.

“Sağlık, eğitim ve barınma temel toplumsal haklardır”

Derinleşen yoksulluk, yüksek enflasyon ve piyasa başarısızlıklarının kamusal hizmetlerin önemini artırdığını belirten Kozanoğlu, sağlık, eğitim, barınma ve sosyal yaşamın temel haklar olarak güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.

Kamuculuğun, piyasanın yarattığı ekonomik ve toplumsal tahribatı sınırlandıran bir yaklaşım olarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunan Kozanoğlu, aynı zamanda insanların ortak ihtiyaçlar etrafında bir araya gelebileceği yeni toplumsal örgütlenme biçimlerinin geliştirilmesinin önemine işaret etti.

Kozanoğlu, kamuculuğun günümüzde sosyal adaletin sağlanması, eşitsizliklerin azaltılması ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi açısından yeniden anlam kazandığını dile getirdi.

Kerem Şahin: “Halkın iradesine yönelik müdahaleler Cumhuriyet anlayışıyla bağdaşmıyor”

Panel kapsamında değerlendirmelerde bulunan MMO Adana Şube Başkanı Kerem Şahin ise Cumhuriyet’in halkın kendi kendisini yönetmesi esasına dayandığını hatırlatarak yerel yönetimlere yönelik operasyonları eleştirdi.

Şahin, belediye başkanlarının görevden alınması, kayyum uygulamaları ve muhalefet belediyelerine yönelik gözaltı ve tutuklamaların halk iradesine müdahale niteliği taşıdığını savundu.

“Kayyum ve görevden alma süreçleri tüm ülkeye yayılmış ve tüm muhalif belediyelerine yönelik gözaltı ve tutuklamalarla halkın iradesine doğrudan müdahale edilmiştir. Artık sadece şu gözlenir oldu: Acaba yarın hangi belediyeye operasyon düzenlenecek?”

Adana’da da belediyelere yönelik soruşturma ve operasyonların yaşandığını belirten Şahin, dört ilçe belediyesi ile büyükşehir belediyesi olmak üzere beş belediyenin bu süreçlerden etkilendiğini söyledi.

Şahin, belediye başkanlarının görevlerinden uzaklaştırılmasının ardından yerlerine vekillerin getirildiğini ifade ederek yerel yönetimlerde demokratik temsilin korunması gerektiğini vurguladı.

Gazetecilerden sanatçılara kadar farklı meslek gruplarından kişilerin yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldığını öne süren Şahin, hukuk devleti ilkesinin bütün meslek alanları açısından temel bir güvence olduğunu belirtti.

Şahin, “Şimdi soruyorum, ülkede adalet yoksa mühendislikten, teknikten söz edebilir miyiz?” dedi.

“Ekonomik kriz derinleşiyor, halkın alım gücü düşüyor”

Türkiye’de ekonomik krizin giderek ağırlaştığını belirten Kerem Şahin, artan yoksulluk, işsizlik ve hayat pahalılığının geniş toplum kesimlerini etkilediğini söyledi.

Gelir dağılımındaki eşitsizliklerin büyüdüğünü savunan Şahin, mevcut ekonomik politikaların toplumun büyük bölümünün yaşam koşullarını zorlaştırdığını ifade etti.

Şahin, konuşmasında şu değerlendirmeyi yaptı:

“Açlık ve yoksulluk artıyorken, işsizlik son zamanların en yüksek seviyesine çıkmışken, halkın alım gücü düşmüşken, evine ekmek götürmeye zorlanıyorken insanımız, bu vurguncuların soygun düzeniyle bir kez daha umutsuzluğa kapılmıştır. Zenginin daha zenginleştiği, yoksulun ise daha yoksullaştığı bir düzenin tam ortasındayız. Yani karanlığın içindeyiz, en karanlıktayız.”

“İşsiz mühendislerin sayısı artıyor”

Ekonomik krizin mühendislik mesleğini de doğrudan etkilediğini belirten Şahin, özellikle genç mühendisler arasında işsizliğin önemli bir sorun hâline geldiğini söyledi.

Son dönemde deneyimli mühendislerin de işsizlik sorunuyla karşı karşıya kaldığını ifade eden Şahin, sanayi yatırımlarının yetersizliğinin mühendislik istihdamını olumsuz etkilediğini savundu.

“Özellikle son zamanlarda genç mühendis işsizlerimizin yanına bir de tecrübeli işsiz mühendislerimizi koyduk. Ekonomik kriz neredeyse en başta biz mühendisleri etkiler hâle geldi” diyen Şahin, ekonomik büyümenin büyük ölçüde inşaat sektörüne dayandırılmasının bugünkü sorunları hazırladığını ileri sürdü.

Şahin, üretim ve sanayi yatırımlarına yeterli kaynak ayrılmamasının hem mühendislik mesleği hem de ülke ekonomisi açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti.

“Adana, tarım ve sanayideki eski konumundan uzaklaştı”

Konuşmasında Adana’nın ekonomik sorunlarına özel bir bölüm ayıran Kerem Şahin, kentin geçmişte Türkiye’nin önemli tarım ve sanayi merkezlerinden biri olduğunu hatırlattı.

Ancak son yıllarda Adana’nın ekonomik göstergeler açısından gerilediğini savunan Şahin, bölgeye yönelik yatırım ve teşviklerin yetersiz olduğunu söyledi.

“Başta Adana olmak üzere yakın bölgemizde ne yazık ki teşvik yatırımları neredeyse yok seviyesindedir. Adana önceki zamanların tarım ve sanayi şehriyken son zamanlarda durum tersine dönmüş ve ne yazık ki ülke genelinde gerilere düşmüş, fakat işsizlik oranlarında en tepelerde olmaya devam ediyor.”

Şahin, Adana’nın ekonomik potansiyelinin yeterince değerlendirilmediğini belirterek merkezi yönetimin kente yönelik yatırım politikalarını eleştirdi.

Adana’nın yalnızca ekonomik sorunlarla değil, güvenlik ve toplumsal yaşam alanındaki sorunlarla da gündeme geldiğini ifade eden Şahin, kentin yeniden üretim, sanayi ve istihdam odaklı bir kalkınma anlayışıyla ele alınması gerektiğini savundu.

Şahin, “İktidarın Adana’ya olan nefretinin nereden geldiğini bilmiyoruz ama şehrimizin durumu ne yazık ki hiç iyi değildir” sözleriyle eleştirilerini sürdürerek bölgeye yeni yatırımlar yapılması çağrısında bulundu.

Panelde ortak vurgu: Cumhuriyet’in kazanımları ve kamusal yarar

Cumhuriyet’in 103. yılı kapsamında düzenlenen panelde konuşmacılar, farklı başlıklar üzerinden Cumhuriyet’in tarihsel kazanımları ile günümüzün ekonomik ve toplumsal sorunları arasındaki ilişkiyi değerlendirdi.

Yunus Yener, laiklik, bilim, mühendislik ve planlı kalkınmanın önemine dikkat çekerken; Hayri Kozanoğlu, kamuculuğun günümüz koşullarında sosyal haklar ve toplumsal adalet ekseninde yeniden ele alınması gerektiğini savundu.

Kerem Şahin ise yerel yönetimlerde demokratik temsil, ekonomik kriz, mühendis işsizliği ve Adana’nın sanayi yatırımlarındaki gerilemesine ilişkin eleştirilerini dile getirdi.

Panelde Cumhuriyet’in kazanımlarının korunmasının yanı sıra bu kazanımların özgürlük, eşitlik, demokrasi ve kamusal yarar temelinde geliştirilmesi gerektiği görüşü öne çıktı.