Bağımsız Maden-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevi’nden gönderdiği mektupla süresiz açlık grevine başladığını duyurdu. Aksu, işçilerin sendikal hakları için mücadele ederken ceza hukukunun bir baskı aracına dönüştürüldüğünü savunarak beş talep sıraladı. Talepleri arasında Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır’ın serbest bırakılması ve kendisinin Akhisar Cezaevi’ne sevk edilmesi de bulunuyor.

Bağımsız Maden-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, cezaevinde süresiz açlık grevine başladı. Aksu, 1 Eylül 2026 tarihli mektubunda, açlık grevine başlamasının gerekçesini “her evdeki açlık tehlikesine işaret etmek ve ona ortak olmak” sözleriyle açıkladı.

Aksu ile Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır, Ankara'da maden işçilerinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki eylemleri sürerken gözaltına alınmış, 26 Ağustos'ta tutuklanmıştı. İki sendikacının tutuklanmasına yönelik itiraz dilekçesi ise 300'den fazla avukatın imzasıyla mahkemeye sunuldu.

“Her evdeki açlık tehlikesine işaret etmek için”

Aksu, cezaevinden gönderdiği mektupta açlık grevi kararını, ülkedeki yoksulluk ve geçim sorununa dikkat çekme amacıyla aldığını belirtti.

Aksu'nun mektubunda, iktidarın halkı yoksullaştırmaya dayalı olarak tanımladığı ekonomik ve sosyal politikalar eleştirilirken, cezaevinde yapabileceği tek eylemin açlık grevi olduğu ifade edildi.

“Her evdeki açlık tehlikesine işaret etmek, ona ortak olmak için açlık grevine başladım” diyen Aksu, açlık grevini yalnızca kendi tutukluluğuna yönelik bir protesto olarak değil, işçilerin ve geniş toplum kesimlerinin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekme biçimi olarak tanımladı.

“Sendikanın patronları ve iktidarı eleştirme hakkı olmalı”

Aksu mektubunda, sendikaların yalnızca toplu sözleşme ve ücret pazarlığı yapan kurumlar olmadığını, işçilerin çıkarları doğrultusunda patronları, patron örgütlerini, devleti ve siyasi iktidarı eleştirme hakkına sahip olması gerektiğini savundu.

Aksu, bu yapıların eleştirilememesi halinde sendikaların varlık nedeninin ortadan kalkacağını ifade etti.

Mektubunda ayrıca tutuklanmalarının “sipariş usulü” gerçekleştirildiğini savunan Aksu, maden işçilerinin Bakanlıklar ve Cumhurbaşkanlığı kurumları önünde yürüttüğü mücadelenin görünür hale gelmesinin holdingleri ve uluslararası şirketleri rahatsız ettiğini ileri sürdü.

Sendikal haklar ve ceza hukuku tartışması

Aksu'nun mektubunun önemli bölümlerinden birini, sendikal faaliyetlerin ceza soruşturmaları ve tutuklamalar yoluyla sınırlandırıldığı iddiası oluşturuyor.

Aksu, işçilerin sendikal hak ve özgürlükleri için gerçekleştirdiği mücadele ve eylemlerin Türk Ceza Kanunu'nun 216, 217, 217/A veya 299. maddeleri gibi düzenlemeler üzerinden bastırılması halinde bunun sendikal özgürlükler açısından ciddi bir sorun oluşturacağını savunuyor.

Mektupta özellikle, işçilerin örgütlenmesinin önündeki engeller ile işverenlerin sendikal faaliyetleri engellemesine ilişkin hukuki düzenlemeler arasındaki çelişkiye dikkat çekiliyor. Aksu, her yıl çok sayıda işçinin sendikalaştığı için işten çıkarıldığını belirtirken, sendikal örgütlenmeyi engelleyen işverenlerin cezai yaptırımlarla karşılaşmadığını savunuyor.

Aksu'dan beş talep

Başaran Aksu, mektubunun sonunda açlık grevi kapsamında beş talep sıraladı.

1. Anayasa'nın 51. maddesinin kaldırılması

Aksu, sendikal hak ve özgürlükleri düzenleyen Anayasa'nın 51. maddesinin kaldırılmasını istedi.

2. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun kaldırılması

Aksu'nun ikinci talebi, sendikaların kuruluşu, faaliyetleri ve toplu iş sözleşmesi süreçlerini düzenleyen 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun kaldırılması oldu.

3. Temel ihtiyaçların güvence altına alınması

Aksu üçüncü talebinde, halkın barınma, beslenme ve ısınma haklarının güvence altına alınmasını istedi. Mektupta bu konudaki mevcut durumun “riyakârlık” olarak nitelendirilmemesi gerektiği savunularak bu duruma son verilmesi çağrısı yapıldı.

4. Gökay Çakır serbest bırakılsın

Aksu, dört kız çocuğu babası ve 22 yıllık madenci olduğunu belirttiği Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır'ın derhal serbest bırakılmasını talep etti.

Mektupta Çakır'ın emekli maaşının 23 bin 552 TL olduğu da belirtilerek, tutukluluğunun ailesi ve geçim koşulları açısından sonuçlarına dikkat çekildi.

5. Akhisar Cezaevi'ne sevk talebi

Aksu'nun son talebi ise bulunduğu cezaevinin, sendikanın genel merkezine daha yakın olan Akhisar Cezaevi'ne sevk edilmesi oldu.

Tutuklamalara 300'den fazla avukattan itiraz

Aksu'nun açlık grevi kararı, Çakır ve Aksu'nun tutukluluğuna ilişkin hukuki sürecin devam ettiği bir dönemde geldi.

Bağımsız Maden-İş Sendikası, 1 Eylül'de yaptığı açıklamada, iki sendikacının tutukluluğuna karşı 300'den fazla avukatın imzasıyla itiraz dilekçesi sunulduğunu duyurdu. Sendika, avukatlara, hukuk kurumlarına ve barolara teşekkür ederek dayanışma çağrısını sürdürdü.

Tutuklamalar sonrasında farklı sendikalar ve emek örgütlerinden de Çakır ve Aksu'nun serbest bırakılması yönünde açıklamalar geldi. DİSK'e bağlı 16 sendika, tutuklamaların madencilerin mücadelesini ve sendikal hareketi baskı altına alma amacı taşıdığını savunarak iki sendikacının serbest bırakılmasını istedi.

Maden işçilerinin direnişi sırasında tutuklandılar

Çakır ve Aksu'nun tutuklanması, Doruk ve Eti Gümüş Madencilik işçilerinin hak ve alacakları için yürüttüğü eylemlerin sürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

İki sendikacı, işçilerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki mücadelesi sırasında gözaltına alındı. Daha sonra geçmiş yıllara ait sosyal medya paylaşımları da soruşturma kapsamında gerekçe gösterilerek tutuklama kararı verildi. Sendika avukatı Mürsel Ünder ise soruşturmanın 2022-2026 yılları arasındaki paylaşımlar üzerinden yürütüldüğünü ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasına dayandırıldığını açıkladı.

“Korkmuyoruz, eğilmiyoruz”

Aksu mektubunu, sendikal mücadeleden geri adım atılmayacağı mesajıyla tamamladı.

Aksu'nun açlık grevi kararı, bir yandan tutukluluk koşullarına ve kendi durumuna dikkat çekerken, diğer yandan sendikal örgütlenme, işçilerin protesto hakkı, ifade özgürlüğü ve ekonomik haklar arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme taşıdı.

Başaran Aksu'nun 1 Eylül 2026 tarihli mektubundaki taleplerin merkezinde ise şu soru yer alıyor: İşçiler haklarını ararken sendikal mücadele ile ceza hukuku arasındaki sınır nerede çizilecek?

Başaran Aksu

01.09.2026