“Devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü vardır”

Batman Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tek kişilik hücrede tutulan mahpus Mehmet Çeviren’in intihar ederek yaşamına son verdiğine ilişkin iddialar kamuoyuna yansıdı. Olay, cezaevlerindeki koşullar ve devletin sorumluluğu tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishane Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, söz konusu ölümün “şüpheli” olduğuna dikkat çekilerek etkili bir soruşturma yürütülmesi çağrısı yapıldı.

İran’da infazlar artarken, halk 1000 saattir dijital karartmada yaşıyor
İran’da infazlar artarken, halk 1000 saattir dijital karartmada yaşıyor
İçeriği Görüntüle

Anayasa ve AİHS vurgusu

Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 17 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Madde 2 hükümlerine işaret edilerek, devletin gözetimi altındaki bireylerin yaşam hakkını koruma konusunda “pozitif yükümlülük” altında olduğu vurgulandı.

İHD, bu yükümlülüğün yalnızca müdahale etmekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda riskleri önceden tespit etme ve gerekli önleyici tedbirleri alma sorumluluğunu da içerdiğini belirtti.

“İhmal varsa bu doğrudan hak ihlalidir”

Açıklamada, cezaevi yönetiminin gerekli denetim mekanizmalarını işletmemesi ve olası riskleri ortadan kaldırmamasının, doğrudan yaşam hakkı ihlali anlamına geleceği ifade edildi.

Mahpusların tutulma koşullarının insan onuruna aykırı olması durumunda bunun da temel hak ihlali olduğuna dikkat çekilerek, hukuk devleti ilkesiyle çeliştiği vurgulandı.

Bağımsız ve şeffaf soruşturma talebi

İHD, Mehmet Çeviren’in ölümüne ilişkin:

  • Etkili, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesini
  • İhmali ya da sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında idari ve adli süreçlerin başlatılmasını

talep etti.

Açıklamada, “insan onuruna yaraşır bir infaz rejimi inşa edilene kadar mücadelenin süreceği” belirtilerek sürecin takipçisi olunacağı ifade edildi.

Muhabir: Güven BOĞA