DEM Parti Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” Kanun Teklifi’ni, “silahlı mücadeleden demokratik siyaset ve hukuk aşamasına geçişin ilk hukuki çerçevesi” olarak değerlendirdi. Uysal Aslan, düzenlemenin tamamlanmış bir barış ve çözüm hukuku olmadığını belirterek, çatışmayı üreten nedenleri ortadan kaldıracak kapsamlı hukuk ve demokratikleşme reformlarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Tarihsel bir dönemeçteyiz”

TBMM Adalet Komisyonu’na sunulan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” Kanun Teklifi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Türkiye’nin yüzyılı aşkın süredir devam eden Kürt meselesi ve kırk yılı aşan çatışmalı dönemin ardından tarihsel bir eşikten geçtiğini söyledi.

Uysal Aslan, söz konusu düzenlemenin şiddet ve çatışma zemininden hukuk ve demokratik siyaset zeminine geçiş açısından önemli bir başlangıç olduğunu belirtti.

Uysal Aslan, yaptığı açıklamada, “Yüzyılı aşkın Kürt meselesini ve kırk yılı aşan çatışmalı dönemi şiddet zemininden hukuk ve demokratik siyaset zeminine taşıyacak tarihsel bir dönemeçteyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Kanun teklifinin de bu dönüşüm açısından “silahlı mücadeleden demokratik siyaset ve hukuk aşamasına geçişin ilk hukuki çerçevesi” niteliğinde olduğunu ifade etti.

Öcalan’ın çağrısı Meclis kayıtlarına geçirildi

Uysal Aslan, düzenlemenin dayandığı siyasal perspektifi ortaya koymak amacıyla Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nı Meclis kayıtlarına geçirdiklerini belirtti.

Bu çağrının, silahlı çatışma döneminden demokratik çözüm ve siyaset zeminine geçiş tartışmasının önemli başlıklarından biri olduğunu ifade eden Uysal Aslan, Kök Yasa’nın ise bu sürecin nihai hukuki çerçevesi olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

“Kök Yasa tamamlanmış bir barış hukuku değil”

DEM Parti’nin düzenlemeye ilişkin temel değerlendirmelerinden birini de kanunun kapsamı oluşturuyor.

Uysal Aslan, Kök Yasa’nın tamamlanmış bir barış ve çözüm hukuku olmadığını vurgulayarak, bunun bir başlangıç niteliği taşıdığını belirtti.

Uysal Aslan’a göre bu başlangıcın, çatışmayı ortaya çıkaran ve sürdüren nedenleri ortadan kaldıracak bütünlüklü hukuk düzenlemeleri ve demokratikleşme reformlarıyla devam etmesi gerekiyor.

Bu çerçevede Kürt meselesinin yalnızca güvenlik ve ceza hukuku üzerinden ele alınmaması, demokratik siyaset, eşit yurttaşlık, hak ve özgürlükler temelinde kapsamlı bir dönüşümün sağlanması gerektiği mesajı verildi.

“Silahların bırakıldığı yerde siyasetin önü açılmalı”

DEM Parti’nin komisyondaki temel itirazlarından biri, teklif kapsamında öngörülen uzun erteleme süreleri oldu.

Uysal Aslan, siyasi katılımı geciktiren düzenlemelere itiraz ettiklerini belirterek, silahların bırakılması yönünde bir süreç yürütülürken demokratik siyasetin alanının genişletilmesi gerektiğini söyledi.

Uysal Aslan, bu yaklaşımı şu ifadelerle ortaya koydu:

“Silahların bırakıldığı bir süreçte sözün, düşüncenin ve örgütlenmenin alanının genişlemesi, siyasetin önünün açılması gerekir.”

Bu yaklaşım, DEM Parti açısından silahların bırakılması ile demokratik siyasetin güçlendirilmesinin birbirinden ayrı süreçler olarak ele alınamayacağına işaret ediyor.

Kadınlar barış sürecinin doğrudan öznesi olmalı

Uysal Aslan, değerlendirmesinde kadınların barış sürecindeki rolüne de özel vurgu yaptı.

Aşırı Düşük Savunma Dosyası Hazırlama Adımları
Aşırı Düşük Savunma Dosyası Hazırlama Adımları
İçeriği Görüntüle

Pozitif barışın temel unsurlarından birinin kadınların sürecin doğrudan öznesi olması olduğunu belirten Uysal Aslan, kurulacak takip ve karar mekanizmalarında güçlü kadın temsili sağlanması gerektiğini ifade etti.

Kadınların siyasal katılımının hukuki güvenceye alınmasını isteyen Uysal Aslan, kadın örgütlerinin de sürecin asli bileşenleri arasında yer alması gerektiğini vurguladı.

Bu yaklaşım, barışın yalnızca çatışmasızlık hali olarak değil, toplumsal ve siyasal yaşamın bütün alanlarında demokratik dönüşümü içeren bir süreç olarak ele alınması gerektiği görüşüne dayanıyor.

“Ağır hafıza barış hukukunun dışında bırakılamaz”

DEM Parti’nin Kök Yasa’ya ilişkin bir diğer önemli vurgusu ise geçmişle yüzleşme başlığında oldu.

Uysal Aslan, faili meçhullerden kayıplara, boşaltılan köylerden hapishanelerde yaşanan hukuksuzluklara kadar uzanan “yüz yıllık ağır hafızanın” kurulacak barış hukukunun dışında bırakılamayacağını söyledi.

Bu çerçevede barış sürecinin yalnızca geleceğe ilişkin hukuki düzenlemelerle sınırlı kalmaması, geçmişte yaşanan ağır hak ihlallerinin de ele alınması gerektiği mesajı verildi.

Kök Yasa Adalet Komisyonu’ndan geçti

DEM Parti’nin değerlendirmelerine konu olan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, TBMM Adalet Komisyonu’nda yaklaşık 17,5 saat süren görüşmelerin ardından kabul edildi.

Teklif, silahların bırakılması ve örgütsel faaliyetlerin sona erdiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesinin ardından uygulanması öngörülen çeşitli hukuki düzenlemeler içeriyor.

Düzenlemenin uygulanması silahların teslimine bağlanıyor

Teklife göre düzenlemenin uygulanabilmesi için PKK/KCK ve bağlantılı yapıların fiili varlığının sona erdiğinin ve kontrolündeki silah ve mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gerekiyor.

Bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından düzenlemede öngörülen hükümlerin uygulanması öngörülüyor.

Soruşturma ve kovuşturmalar 5 ve 10 yıl ertelenebilecek

Düzenlemede, belirli suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesine yönelik hükümler bulunuyor.

Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005’ten önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlar kapsam dışında tutuluyor.

Bunun dışındaki suçlarda, üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren soruşturma ve kovuşturmaların 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektirenlerin ise 10 yıl ertelenebilmesi öngörülüyor.

Erteleme süresince dava zamanaşımı işlemeyecek ve dosyalar ile deliller muhafaza edilecek.

Hükümlülerin infazı da ertelenebilecek

Teklifte belirli koşullar altında hükümlülerin cezalarının infazının ertelenmesine de imkan tanınıyor.

Buna göre toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olanların cezalarının infazı 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanların infazı ise 10 yıl süreyle ertelenebilecek.

Erteleme süresinde yeniden terör suçu işlenmesi halinde karar kaldırılarak infaza devam edilecek.

Yeni bir suç işlenmeden sürenin tamamlanması halinde ise verilen cezanın infaz edilmiş sayılması öngörülüyor.

Meclis bünyesinde İzleme Komisyonu kurulacak

Teklif, sürecin yürütülmesini ve izlenmesini sağlayacak iki ayrı mekanizma öngörüyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında kurulacak yapıda Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanları ile ilgili üst düzey kamu görevlileri yer alacak.

Bunun yanında TBMM Başkanlığı tarafından kanun kapsamındaki faaliyetleri takip etmek amacıyla İzleme Komisyonu kurulacak.

Komisyon, yürütülen faaliyetleri takip edebilecek ve tavsiyelerde bulunabilecek.

Hak yoksunluklarının kaldırılması mümkün olabilecek

Teklif kapsamında verilen erteleme kararlarının, sürecin ilerleyişine göre dönemsel olarak değerlendirilmesi öngörülüyor.

Gerekli görülmesi halinde soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle ortaya çıkan hak yoksunluklarının kaldırılması sulh ceza hakimliği veya mahkemeden talep edilebilecek.

Mahkumiyet nedeniyle ortaya çıkan hak yoksunluklarının kaldırılması ise infaz hakimliğinden istenebilecek.

Bu başvurular için 5 yıllık erteleme kararlarında karar tarihinden itibaren 2 yıl, 10 yıllık erteleme kararlarında ise 3 yıl geçmesi gerekecek.

Başvurular için 6 aylık süre

Düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin, gerekli tespit ve MGK kararının ardından 6 ay içerisinde bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya kurul tarafından görevlendirilecek kurumlara yazılı başvuruda bulunması gerekecek.

Silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve diğer malzemeler de kayıt altına alınacak.

Teklifin amaçları doğrultusunda görev yapan kamu görevlilerinin ise bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumlulukla karşılaşmamasına yönelik hükümler de düzenlemede yer alıyor.

“İlk adım, devamı demokratikleşme olmalı”

Adalet Komisyonu’nda kabul edilen düzenlemeye ilişkin DEM Parti’nin yaklaşımının temelinde, Kök Yasa’nın nihai bir çözüm değil, demokratik çözüm ve barış hukukuna geçişin ilk adımı olduğu değerlendirmesi bulunuyor.

Nevroz Uysal Aslan’ın açıklamasında öne çıkan başlıklar; silahların bırakılmasıyla birlikte demokratik siyasetin önünün açılması, söz ve örgütlenme özgürlüğünün genişletilmesi, kadınların sürecin asli öznesi haline getirilmesi ve geçmişte yaşanan ağır hak ihlalleriyle yüzleşilmesi olarak sıralandı.

Komisyondan geçen teklifin önümüzdeki süreçte TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi bekleniyor.

Muhabir: Güven BOĞA