Türk Tabipleri Birliği (TTB) Halk Sağlığı Kolu, Türkiye’de “Ailem Güvende” adı altında yürütülen soruşturma ve operasyonlara ilişkin yazılı açıklama yaptı. “Ailem Güvende mi? Ya Sağlığım?” başlığıyla yayımlanan açıklamada, LGBTİ+ hak savunucusu örgütlerin yanı sıra HIV ile yaşayanların sağlık hizmetlerine ve haklarına erişimini destekleyen sivil toplum kuruluşlarının da hedef alındığı belirtildi.
Bazı kuruluşların sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilmesi ve yöneticilerinin tutuklanmasının kaygı verici olduğu vurgulanan açıklamada, sürecin Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) ile Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) gibi bilimsel ve mesleki kuruluşların iletişim kanallarına kadar uzandığına dikkat çekildi.
“Mesele belirli bir grubun haklarıyla sınırlı değil”
TTB Halk Sağlığı Kolu, bilimsel ve mesleki kuruluşların da hedef alınmasının meselenin yalnızca belirli bir toplumsal kesimin haklarıyla sınırlı olmadığını ortaya koyduğunu belirtti.
Açıklamada, bilimsel bilgiye erişimin sınırlandırılmasının toplumun tamamını ilgilendiren bir halk sağlığı sorunu olduğuna işaret edilerek, uygulamaların HIV’den korunma, test yaptırma, erken tanı ve tedavi süreçleri üzerindeki olası etkilerine dikkat çekildi.
HIV ile mücadelede damgalama uyarısı
TTB, HIV ile yaşayan kişilere yönelik damgalama ve ayrımcılığın sağlık hizmetlerine erişimin önündeki en önemli toplumsal engeller arasında bulunduğunu vurguladı.
Damgalama ve ayrımcılığın HIV’den korunma yöntemlerine ulaşmayı, test yaptırmayı, erken tanı almayı, tedaviye başlamayı ve tedaviyi düzenli olarak sürdürmeyi zorlaştırdığı kaydedildi.
HIV alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının yalnızca hak savunuculuğu yapmadığının belirtildiği açıklamada, bu kuruluşların üstlendiği görevler şöyle sıralandı:
- Toplumun ulaşılması güç kesimlerine doğru, güncel ve bilimsel bilgi ulaştırmak,
- Ücretsiz HIV testi ve danışmanlık hizmetlerine yönlendirmek,
- İnsanların sağlık sistemine güvenli biçimde başvurmasını kolaylaştırmak,
- Ayrımcılık ve hak ihlalleri karşısında destek sağlamak,
- HIV ile yaşayanların sağlık ve sosyal haklara erişimini güçlendirmek.
“Sivil toplum zayıflatılırsa en kırılgan kesimler görünmez hâle gelir”
Dünyada HIV ile mücadelede toplum ve hak temelli çalışmaların giderek daha fazla önem kazandığı hatırlatılan açıklamada, Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) ile Dünya Sağlık Örgütünün değerlendirmelerine yer verildi.
Bu çalışmaların HIV testlerine, korunma yöntemlerine, tedaviye ve bakım hizmetlerine erişimi artırdığı; damgalama ve ayrımcılığın azaltılmasına katkı sağladığı belirtildi.
TTB Halk Sağlığı Kolu, HIV alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının zayıflatılmasının sağlık hizmetlerine ulaşmakta en fazla güçlük yaşayan kesimlerin daha da görünmez hâle gelmesine yol açabileceği uyarısında bulundu.
“Türkiye’nin HIV/AIDS Kontrol Programı ile çelişiyor”
Açıklamada, yürütülen uygulamaların Sağlık Bakanlığının “Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı 2025-2030” belgesinde yer alan hedeflerle de çeliştiği ifade edildi.
Programda insan haklarının gözetilmesi, HIV ile yaşayan herkesin tanı, tedavi, bakım ve destek hizmetlerine eşit şekilde ulaşması, damgalama ve ayrımcılığın azaltılması ile dışlanmış gruplara erişilmesinin temel hedefler arasında bulunduğu hatırlatıldı.
Sağlık Bakanlığının açıklamalarında da sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapılması, doğru bilgilendirme, ücretsiz danışmanlık ve test hizmetleri ile ayrımcılıkla mücadele başlıklarının HIV kontrolünün önemli bileşenleri arasında gösterildiği kaydedildi.
TTB’den üç kritik soru
TTB Halk Sağlığı Kolu, kamuoyuna ve yetkililere şu soruları yöneltti:
“HIV ile mücadelede en temel belirleyici bilimsel bilgiye ve sağlık hizmetlerine erişimi artırmak iken, neden bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarının iletişim kanallarına erişim engeli getirilmektedir?”
“HIV ile yaşayanların sağlık ve haklarına erişimini güçlendirmek Türkiye’nin resmî HIV/AIDS Kontrol Programı’nın hedefleri arasındayken, bu hedeflere ulaşılmasını sağlayan sivil toplumun faaliyetleri neden engellenmektedir?”
“Bilimsel bilgiye erişimin, sağlık hakkının ve yasal sivil toplum faaliyetlerinin ‘aileyi koruma’ gerekçesiyle sınırlandırılması, halk sağlığı açısından nasıl savunulabilir?”
“Halk sağlığı bilim, haklar ve güven ortamıyla mümkündür”
Halk sağlığının bilimsel bilgi, temel haklar, demokrasi, güven ortamı, damgalamayla mücadele ve toplumun karar süreçlerine katılımıyla korunabileceği belirtilen açıklamada, sivil toplum kuruluşlarının hukuka uygun faaliyetlerini özgürce sürdürebilmesinin demokratik toplumun vazgeçilmez koşullarından biri olduğu vurgulandı.
TTB Halk Sağlığı Kolu, LGBTİ+ hak örgütleri, HIV alanında hak savunuculuğu ve akran danışmanlığı yapan kuruluşlar, meslek örgütleri ve diğer hak temelli sivil toplum yapılarına yönelik baskıların sona erdirilmesini istedi.
Açıklamada ayrıca sosyal medya ve internet hesaplarına getirilen erişim engellerinin kaldırılması, örgütlenme özgürlüğünü sınırlandıran uygulamalara son verilmesi ve tutuklanan hak savunucularının durumlarının adil yargılanma, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı temelinde yeniden değerlendirilmesi talep edildi.





