DEM Parti Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, düzenlediği basın açıklamasında, Ankara 2 No’lu Baro Başkanı Gökhan Aydemir’in hâkim ve savcı alımlarına ilişkin sözlerine tepki gösterdi. Aslan, açıklamaların yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve toplumun adalete duyduğu güven açısından ciddi sorular doğurduğunu belirtti.
TBMM Adalet Komisyonu üyeleri olarak Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan ve Van Milletvekili Zülküf Uçar’la birlikte ortak soru önergesi hazırladıklarını bildiren Aslan, iddiaların bütün yönleriyle araştırılması için Meclis araştırması önergesi de sunacaklarını duyurdu.
“Bu sözler siyasi vesayetin açık itirafıdır”
Aslan, Aydemir’in 5 Ekim’de katıldığı bir televizyon programında, “70 tane baro üyesi avukat arkadaşımızı hâkim savcı yaptık. Bizler referans olduk. Bakanlıklarla görüştük. Sağ olsunlar bize o anlamda Bakanlık bir ayrıcalık tanıdı” dediğini aktardı.
Bu ifadeleri yargı üzerindeki siyasi vesayetin itirafı olarak nitelendiren Aslan, şöyle konuştu:
“Bu sözleri herhangi biri söylemiyor. Bir baro başkanı canlı yayında rakam vererek, Bakanlıkla görüşmelerini anlatarak açıklıyor. Soruyoruz: Türkiye’deki hâkim ve savcılar liyakatle mi belirleniyor, yoksa siyasi ve kurumsal referanslara, hangi baroya kayıtlı olduklarına göre mi? Adalet Bakanlığı hangi yetkiyle, kime, neyin ayrıcalığını tanıyor?”
“Genç hukukçular yüksek puan alıyor, mülakatta eleniyor”
Binlerce genç hukukçunun yıllarca eğitim aldığını, ailelerinin büyük fedakârlıklarda bulunduğunu ve yazılı sınavlarda başarılı olmalarına rağmen mülakatlarda elenebildiğini belirten Aslan, bu tablo karşısında “ayrıcalık” açıklamasının kabul edilemeyeceğini söyledi.
Genç avukatların ekonomik güçlüklerine ve mesleğe girişte karşılaştıkları sorunlara dikkat çeken Aslan, bir yanda sınavlarda başarı gösterdiği hâlde elenen hukukçular, diğer yanda Bakanlıkla görüşerek 70 kişiyi hâkim ve savcı yaptıklarını söyleyen bir baro başkanı bulunduğunu ifade etti.
Aslan, “Bu ülkenin hukukçularına, hukuka reva görülen sistem bu mu?” diye sordu.
Bakanlığa yedi soru: “Bu 70 kişi kim?”
Dilan Kunt Ayan ve Zülküf Uçar’la birlikte sundukları ortak soru önergesinin ayrıntılarını paylaşan Aslan, Adalet Bakanlığına şu soruları yönelttiklerini açıkladı:
- Söz konusu 70 kişi kimdir?
- Bu kişilerin hâkimlik ve savcılığa kabulünde hangi referanslar etkili olmuştur?
- Bahsi geçen ayrıcalık, sınavlarda yaşanan bir usulsüzlüğü mü, mülakatlardaki referans ilişkilerini mi ifade etmektedir?
- Bakanlıkta kimlerle, hangi tarihlerde ve kimler aracılığıyla görüşülmüştür?
- Bakanlığın tanıdığı söylenen ayrıcalık tam olarak nedir?
- Diğer barolara kayıtlı avukatlara da benzer imkânlar sağlanmış mıdır?
- Bu açıklamalar hakkında bir inceleme başlatılacak mıdır?
Aslan, bunların kamuoyu önünde yanıtlanması gereken ciddi sorular olduğunu vurguladı.
“Bakanlığın suskunluğu kabul edilemez”
İstanbul Barosunun suç duyurusunda bulunduğunu ve birçok baronun açıklama yaptığını belirten Aslan, buna rağmen Adalet Bakanlığının konuya ilişkin açıklama yapmadığını söyledi.
Aydemir’in adaylıktan çekildiğini duyurmasının, ortaya çıkan soruları ortadan kaldırmadığını belirten Aslan, yapılan yazılı açıklamanın da sözü edilen ayrıcalığın niteliğini açıklığa kavuşturmadığını ifade etti.
Aslan, meselenin kişisel bir adaylık tartışmasına indirgenemeyeceğini, hâkimlik ve savcılığa kabul süreçlerinin nasıl işlediğinin açıklanması gerektiğini vurguladı.
“Çoklu baro düzenlemesinde bu risklere dikkat çekmiştik”
Çoklu baro düzenlemesine karşı çıktıkları dönemde meslek örgütlerinde siyasi kadrolaşma ve bölünme riskine dikkat çektiklerini hatırlatan Aslan, bu risklerin savunmanın bağımsızlığını zedelediğini söyledi.
Anayasa’nın eşitlik, kamu hizmetine girme hakkı ve mahkemelerin bağımsızlığına ilişkin hükümlerinin açık olduğunu belirten Aslan, hiçbir baronun, siyasi çevrenin veya kişinin hâkimlik ve savcılığa kabulde ayrıcalığa sahip olamayacağını vurguladı.
“Yargının nasıl şekillendiği açıklanmak zorunda”
Yargıdaki kadrolaşma tartışmalarının geçmişte de gündeme geldiğini hatırlatan Aslan, yargının herhangi bir siyasi yapının, grubun veya çıkar ilişkisinin etkisi altında olmaması gerektiğini ifade etti.
Kadına yönelik şiddet, iş cinayetleri, çocuk istismarı ve kamuoyunun yakından takip ettiği davalardaki adalet arayışına işaret eden Aslan, toplumun güven duyabileceği bir yargı mekanizmasının zorunlu olduğunu söyledi.
“Hukukun üstünlüğünü sadece kürsülerden dile getirmekle hukukun üstünlüğü korunmuş olmuyor” diyen Aslan, öncelikle adaleti sağlayacak yargı mekanizmasının nasıl şekillendiğinin açıklanması gerektiğini belirtti.
Meclis araştırması ve Adalet Komisyonuna acil toplantı çağrısı
Aslan, soru önergesiyle yetinmeyeceklerini, iddiaların araştırılması için Meclis araştırması önergesi de sunacaklarını açıkladı. DEM Parti Adalet Komisyonu üyeleri olarak komisyonun acilen toplanması için çağrıda bulunacaklarını bildirdi.
“Bunun peşini bırakmayacağız” diyen Aslan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Yargının siyasi ilişkilerin ve referansların dağıtıldığı bir kadrolaşma alanı değil, halkın gerçekten adalete erişebildiği, hakkını savunabildiği bir mecra olması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Adalet Bakanlığının suskunlukla bu konuyu örtbas etmesini değil, derhal soruşturma başlatmasını ve kamuoyuna şeffaf bir açıklama yapmasını bekliyoruz.”





