DSÖ yeni verileri açıkladı: Yaşam süresi toparlandı, sağlıklı yaşam geride kaldı
Dünya Sağlık Örgütü’nün bugün yayımladığı Küresel Sağlık Tahminleri, dünya genelinde yaşam beklentisinin 2023’te 73,3 yıla yükselerek pandemi öncesi düzeye yaklaştığını ortaya koydu. Ancak sağlıklı yaşam beklentisi aynı toparlanmayı gösteremedi. Ölümlerin yüzde 74’ü bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklanırken, demansa bağlı ölümlerin üç katına çıkması ve depresyon ile kaygı bozukluklarının artan yükü dikkat çekti.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünyada ölüm nedenleri ve hastalık yükünün nasıl değiştiğini gösteren en güncel Küresel Sağlık Tahminleri’ni (Global Health Estimates–GHE) 2 Ekim 2026 sabahı yayımladı.
2000–2023 dönemini kapsayan çalışma; yaşam beklentisi, sağlıklı yaşam beklentisi, ölüm nedenleri ve hastalıkların toplumlar üzerindeki etkisini ülkeler ve bölgeler düzeyinde ele alıyor. Yeni açıklanan bulgular, pandeminin ardından yaşam süresinde toparlanma yaşandığını, buna karşılık kronik hastalıkların ve ruh sağlığı sorunlarının küresel sağlık gündemindeki ağırlığının arttığını gösteriyor.
Bugün yayımlanan tahminlerin son veri yılı 2023. Dolayısıyla açıklanan rakamlar, 2026 yılı içinde gerçekleşen ölümleri değil, 2023’e kadar uzanan ve yeni yayımlanan karşılaştırmalı değerlendirmeyi yansıtıyor.
Yaşam beklentisi 73,3 yıl, sağlıklı yaşam beklentisi 62,8 yıl
DSÖ’nün güncel hesaplamasına göre küresel yaşam beklentisi, 2023 yılında 73,3 yıla ulaştı. Böylece 2019’da kaydedilen 73,4 yıllık pandemi öncesi düzeye yaklaşıldı.
Ancak sağlıklı yaşam beklentisi 62,8 yılda kaldı. Bu değer, 2019 düzeyinin 0,4 yıl altında bulunuyor. Yaşam süresindeki toparlanmanın, sağlıklı geçirilen yıllara aynı ölçüde yansımadığı görülüyor.
Yaşam beklentisi, mevcut ölüm oranlarına göre hesaplanan ortalama yaşam süresini ifade ediyor. Sağlıklı yaşam beklentisi ise hastalık ve işlev kayıplarının etkisini de dikkate alıyor. Bu nedenle iki gösterge arasındaki fark, sağlık politikalarının yalnızca erken ölümleri azaltmaya değil, insanların yaşamları boyunca sağlıklarını korumaya da odaklanması gerektiğini ortaya koyuyor.
Ölümlerin yüzde 74’ü bulaşıcı olmayan hastalıklardan
Yeni tahminlerde öne çıkan temel değişimlerden biri, bulaşıcı olmayan hastalıkların toplam ölümler içindeki payının büyümesi oldu.
2000 yılında dünya genelindeki ölümlerin yüzde 58’i bu hastalıklardan kaynaklanırken, oran 2023’te yüzde 74’e yükseldi. Artış, 23 yılda 16 yüzde puana karşılık geliyor.
Kalp ve damar hastalıkları, kanserler, diyabet ve kronik solunum hastalıkları gibi rahatsızlıkları kapsayan bu grup, küresel ölüm tablosunda belirleyici konuma geldi. 2023’te en fazla ölüme yol açan 10 nedenin sekizi bulaşıcı olmayan hastalıklardan oluştu.
61 milyon ölümün 33 milyonu ilk 10 nedenden kaynaklandı
DSÖ’nün gazetecilerle paylaştığı bilgilere göre 2023 yılında dünya genelinde 61 milyon kişi yaşamını yitirdi. Bu ölümlerin 33 milyonu, en yaygın 10 ölüm nedeninden kaynaklandı.
Ölümler özellikle iki ana alanda yoğunlaştı: İskemik kalp hastalığı ve inme gibi kalp ve damar hastalıkları ile kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve alt solunum yolu enfeksiyonları gibi solunum sistemi hastalıkları.
Bu tablo, bulaşıcı olmayan hastalıkların artan ağırlığına rağmen enfeksiyonların da önemli bir ölüm nedeni olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Kalp hastalığı ilk sırada, inme ikinci sırada
DSÖ’nün bugün güncellediği ölüm nedenleri bilgi notuna göre iskemik kalp hastalığı, 2023’te yaklaşık 9,5 milyon ölümle ilk sırada yer aldı. Kalp kasına yeterli kan ulaşamamasıyla ilişkili bu hastalık grubundan kaynaklanan ölümler, 2000’e göre 3 milyon arttı.
İnme 6,8 milyon ölümle ikinci, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ise 3,6 milyon ölümle üçüncü sırada bulundu.
Alt solunum yolu enfeksiyonları, 2,7 milyon ölümle dördüncü sıraya yerleşti ve bulaşıcı hastalıklar arasında en fazla ölüme yol açan neden oldu.
Demansa bağlı ölümler üç katına çıktı
Yeni açıklamanın dikkat çeken bulgularından biri, Alzheimer hastalığı ve diğer demans türlerinin yükselen etkisi oldu.
DSÖ’ye göre demans, 2000 yılında dünya genelindeki ölüm nedenleri arasında 19’uncu sıradayken, 2023’te beşinci sıraya yükseldi. Aynı dönemde demansa bağlı küresel ölüm sayısı üç katına çıktı.
Güncellenen bilgi notunda, Alzheimer hastalığı ve diğer demans türlerinin 2023’te 2,1 milyon kişinin ölümüne neden olduğu belirtildi. Bu ölümlerin yüzde 66’sını kadınlar oluşturdu.
Demansın artan yükü, sağlık hizmetlerinin yanında uzun süreli bakım, günlük yaşam desteği ve bakım verenlerin ihtiyaçlarını da gündeme taşıyor. Hastalıkların toplumsal etkisini değerlendirmek için ölüm sayılarının yanı sıra insanların ne ölçüde desteğe ihtiyaç duyduğunun da izlenmesi gerekiyor.
Diyabet ve akciğer kanserinde ölüm sayıları yükseldi
Diyabet, 2023’te 2 milyon ölümle altıncı sırada yer aldı. Bu sayı, 2000 yılındaki düzeyin iki katından fazla.
Soluk borusu, bronş ve akciğer kanserlerinden kaynaklanan ölümler ise 2000’de 1,1 milyonken, 2023’te 1,8 milyona yükseldi. Bu kanser grubu, küresel ölüm nedenleri arasında yedinci sıraya yerleşti.
Böbrek hastalıklarına bağlı ölümler de 2000–2023 arasında yüzde 86 arttı; bu hastalıklar ölüm nedenleri sıralamasında 17’ncilikten dokuzunculuğa yükseldi.
Depresyon ve kaygı bozukluklarında belirgin artış
DSÖ’nün yeni değerlendirmesi, ruh sağlığı sorunlarının hastalık yükündeki artışına da dikkat çekti.
2019–2023 döneminde, yaş yapısındaki farklılıkları dikkate alan yaşa standardize edilmiş sağlıklı yaşam yılı kaybı oranı, depresif bozukluklarda yaklaşık yüzde 20, kaygı bozukluklarında ise yaklaşık yüzde 45 yükseldi.
Bu iki hastalık grubu, 2023’te toplam 110 milyon yıllık sağlıklı yaşam kaybıyla ilişkilendirildi.
Buradaki artış oranları doğrudan hasta sayısındaki artışı ifade etmiyor. Kullanılan gösterge, hastalıkların erken ölüm ve sağlık kaybı üzerinden oluşturduğu toplam yükü ölçüyor. Ruh sağlığı sorunlarının etkisi de bu nedenle yalnızca ölüm istatistikleri üzerinden değerlendirilemiyor.
COVID-19 ilk 10 ölüm nedeninin dışına çıktı
COVID-19, pandeminin başladığı 2020’den sonra ilk kez 2023’te küresel ölçekte en yaygın 10 ölüm nedeni arasından çıktı.
DSÖ tahminlerine göre 2023’te doğrudan COVID-19’a atfedilen ölüm sayısı yaklaşık 900 bine geriledi ve hastalık 14’üncü sırada yer aldı.
Bu gerilemeye rağmen, sağlıklı yaşam beklentisinin 2019 düzeyine dönememesi ve ruh sağlığıyla ilişkili kayıpların artması, pandemi sonrasındaki toparlanmanın bütün sağlık göstergelerinde eşit ilerlemediğini ortaya koyuyor.
Küresel ortalamalar ülkeler arasındaki farkları gizleyebiliyor
DSÖ, 2023’te ilk kez düşük gelirli ülkelerde bulaşıcı hastalıkların toplam ölümler içindeki payının yarının altına indiğini bildirdi.
Bu değişim, bulaşıcı hastalıkların önemini yitirdiği anlamına gelmiyor. Küresel düzeyde kronik hastalıkların ağırlığı artarken, ülkelerin karşı karşıya bulunduğu sağlık ihtiyaçları farklılaşabiliyor. Bu nedenle dünya ortalamalarının ülke, yaş, cinsiyet ve bölge verileriyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Veriler sağlık politikaları ve kaynak dağılımı için kullanılacak
Küresel Sağlık Tahminleri, yalnızca insanların hangi nedenlerle yaşamını yitirdiğini değil, hangi hastalıklarla yaşadığını ve ne kadar sağlıklı yaşam yılı kaybettiğini de incelemeyi amaçlıyor.
DSÖ; ulusal ölüm kayıtları, kendi teknik programları, Birleşmiş Milletler ortakları ve bilimsel araştırmalar gibi farklı kaynakları bir araya getirerek karşılaştırılabilir tahminler oluşturuyor. Bu nedenle rakamlar yalnızca bildirilen ölüm kayıtlarının toplamından ibaret değil; veri işleme ve bilimsel tahmin yöntemlerine de dayanıyor.
Yeni veri setlerine etkileşimli görseller, Küresel Sağlık Gözlemevi ve indirilebilir dosyalar aracılığıyla erişilebiliyor. Veriler ülke, yıl, yaş ve cinsiyete göre incelenebiliyor.
Bugün açıklanan bulguların ortak mesajı, yaşam süresindeki toparlanmanın tek başına yeterli olmadığı: Sağlık sistemlerinin, insanların daha uzun yaşamasının yanında bu yılları daha sağlıklı geçirmesini sağlayacak hizmetleri de güçlendirmesi gerekiyor.





