Diyalektik Araştırmalar Enstitüsü MESEM Çalışma Grubu olarak Mart 2026 tarihinde 463 MESEM öğrencisi ve mezununun katılımıyla gerçekleştirdiği "MESEM Öğrencileri Çalışma Yaşamı ve Eğitim Anketi" sonuç raporunu paylaştı.
Araştırma; öğrencilerin %51,4'ünün iş kazası geçirdiğini, %53,6'sının fiziksel veya psikolojik şiddete maruz kaldığını ve katılımcıların yarısından fazlasının günde 10-12 saat gibi ağır mesai koşullarında çalıştığını verilerle ortaya koymaktadır.
Öğrencilerin bizzat "kölelik" olarak özetlediği bu sistemdeki hak ihlallerini ve eğitim adı altındaki güvencesiz çalışma koşullarını görünür kılmak adına hazırlanan rapor bir çok gerçeğe dikkat çekiyor
Eğitim Değil “Kölelik” Sistemi: MESEM Öğrencilerinin Yarısından Fazlası İş Kazası Geçiriyor
Diyalektik Araştırmalar Enstitüsü tarafından hazırlanan “MESEM Öğrencileri Çalışma Yaşamı ve Eğitim Anketi” sonuç raporu, binlerce gencin maruz kaldığı ağır sömürü düzenini çarpıcı verilerle ortaya koydu. Mart 2026 tarihli rapora göre, her iki öğrenciden biri iş kazası geçirirken, yarısından fazlası şiddet, uzun mesai ve güvencesizlik içinde “modern kölelik” koşullarında yaşamını sürdürüyor.
Diyalektik Araştırmalar Enstitüsü MESEM Çalışma Grubu’nun Mart 2026’da gerçekleştirdiği araştırma, 463 MESEM öğrencisi ve mezununun katılımıyla hazırlandı. Çevrimiçi yürütülen çalışmada katılımcıların %93,6’sını erkekler oluşturdu. Elde edilen bulgular, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) projesinin “mesleki eğitim” iddiasının ötesinde, çocuk emeğinin denetimsiz ve güvencesiz biçimde piyasaya yönlendirildiğini ortaya koyuyor.
Günde 12 Saati Aşan Mesailer: “Kölelik” Tanımı Yaygın
Araştırma, öğrencilerin büyük bölümünün ağır çalışma koşulları altında olduğunu gösteriyor. Katılımcıların yarısından fazlası (245 kişi) günde 10-12 saat çalıştığını belirtirken, 69 öğrenci 12 saat ve üzeri mesai yaptığını ifade etti. Buna karşılık, 6-8 saat aralığında çalışıp ek mesai yapmayan öğrenci sayısı yalnızca 27’de kaldı.
Öğrencilerden sistemi tek bir cümleyle tanımlamaları istendiğinde en sık kullanılan ifadeler “kölelik”, “ucuz işçi”, “sömürü” ve “rezalet” oldu. Bir öğrenci durumu,
“Kimsenin asgari ücretle yapmayacağı işlerde, asgari ücretin altında köle gibi çalıştırılıyoruz” sözleriyle anlatırken; bir başka öğrenci ise yaşadıklarını “Afrika’da elmas toplayan çocuklar” benzetmesiyle ifade etti.
İş Güvenliği Yok Sayılıyor: Her İki Öğrenciden Biri İş Kazası Geçiriyor
Raporda en dikkat çekici başlıklardan biri iş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanında ortaya çıkıyor. Katılımcıların %51,4’ü en az bir kez iş kazası geçirdiğini belirtti. İSG eğitimi almayan öğrencilerde bu oran %57,21’e kadar yükseliyor.
Veriler, sistematik bir denetim ve eğitim eksikliğine işaret ediyor:
- Öğrencilerin %49,5’i hiçbir İSG eğitimi almadığını söylüyor.
- %66,5’i iş kazası durumunda başvuracağı mekanizmalar hakkında bilgi sahibi değil.
- İş yerlerinde denetimlerin yalnızca %39,1 oranında “kısmen” var olduğu belirtiliyor.
- Var olan denetimlerin ise çoğunlukla “etkisiz” olduğu ifade ediliyor.
Şiddet, Hakaret ve Derin Sessizlik
MESEM öğrencilerinin maruz kaldığı hak ihlalleri yalnızca fiziksel risklerle sınırlı değil. Katılımcıların %53,6’sı iş yerinde fiziksel veya psikolojik şiddete uğradığını belirtti.
Şiddetin boyutları şu verilerle ortaya kondu:
- %42,3’ü ustaları tarafından hakarete uğruyor
- %63,3’ü sürekli eleştiriliyor
- %52,1’i küçük düşürücü görevler verildiğini ifade ediyor
Daha çarpıcı olan ise öğrencilerin bu durumu büyük ölçüde sessizlik içinde yaşaması. 232 öğrenci maruz kaldığı şiddeti kimseyle paylaşmadığını belirtirken, öğretmenleriyle paylaşanların sayısının yalnızca 11’de kalması dikkat çekti. Bu tablo, eğitim kurumlarının koruyucu rolünün zayıflığına işaret ediyor.
Eğitim Hakkı Gölge Altında: “Derslere Vakit Yok”
MESEM’e katılan öğrencilerin önemli bir bölümü sisteme meslek edinme amacıyla girse de, rapor eğitim boyutunun ciddi şekilde zayıfladığını ortaya koyuyor. 327 öğrenci meslek öğrenme amacıyla sisteme dahil olduğunu belirtirken:
- Katılımcıların %36,1’i eğitimin mesleki gelişimine “hiç katkı sağlamadığını” düşünüyor
- %67,6’sı yoğun iş temposu nedeniyle derslerine “hiç vakit ayıramadığını” söylüyor
Ekonomik boyutta da tablo ağır:
- Öğrencilerin %74,5’i aldığı ücreti “hiç adil” bulmuyor
- %75’i bu ücretle herhangi bir birikim yapamadığını ifade ediyor
Yoğun çalışma temposu ve düşük ücretler nedeniyle sosyal yaşam da neredeyse ortadan kalkmış durumda. Öğrencilerin büyük bölümü mesai sonrası kendini “çok yorgun ve kötü” hissettiğini belirtiyor.
“Köklü Dönüşüm Zorunlu”
Diyalektik Araştırmalar Enstitüsü, ortaya çıkan bulguların yalnızca bireysel sorunlara değil, sistematik bir yapısal krize işaret ettiğini vurguladı. Raporda, çocukların ve gençlerin eğitim hakkını merkeze alan, sömürüyü ortadan kaldıracak köklü bir dönüşümün artık kaçınılmaz olduğu ifade edildi.




