2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), yazılı bir değerlendirme yayımladı. Açıklamada, milyonlarca öğrencinin geleceğinin tek bir sınava bağlanmasının eğitimdeki sorunları derinleştirdiği belirtilirken, ortaya çıkan tablonun bireysel başarısızlıklarla açıklanamayacağı ifade edildi. Matematik ve fen testlerinde ortalamalar düşük kaldı Sendika, ÖSYM'nin bu yıl da adayların net ortalamalarını açıklamayarak yalnızca doğru cevap ortalamalarını paylaşmasını eleştirdi. Ayrıca sınav sonuçlarının bölgesel dağılımına ilişkin verilerin açıklanmamasının eğitimdeki coğrafi ve sosyoekonomik eşitsizlikleri görünmez hale getirdiği savunuldu. Açıklamaya göre, Temel Yeterlilik Testi'nde (TYT) 40 soruluk Temel Matematik testinde doğru cevap ortalaması 6,4, 20 soruluk Fen Bilimleri testinde ise 3,9 olarak gerçekleşti. Alan Yeterlilik Testi'nde (AYT) matematikte ortalama doğru sayısı 7,1 olurken, fizikte 2,6, kimyada 2,1 ve felsefe grubunda 1,8 seviyesinde kaldı. "Sıfır çeken" aday sayısı arttı Eğitim Sen, sınav puanının hesaplanabilmesi için yeterli doğru cevap veremeyen aday sayısındaki artışa da dikkat çekti. Geçen yıl 40 bin 818 olan bu sayının bu yıl 67 bin 87'ye yükseldiği belirtilerek, bir yıl içinde 26 bin 269 kişilik artış yaşandığı ifade edildi. Sendika, bu durumun bireysel başarısızlık olarak değerlendirilemeyeceğini, eğitim sistemindeki yapısal sorunların önemli bir göstergesi olduğunu vurguladı. Yüz binlerce aday sınava girmedi Açıklamada, sınava başvurduğu halde katılmayan aday sayılarının da dikkat çekici olduğu belirtildi. Buna göre TYT'ye 170 bin 551, AYT'ye 154 bin 857 ve Yabancı Dil Testi'ne (YDT) 60 bin 370 aday başvurduğu halde sınava katılmadı. Eğitim Sen, bu verilerin gençlerin eğitim yoluyla geleceklerini değiştirebileceklerine ilişkin umutlarının zayıfladığını gösterdiğini savundu. "Bilimsel eğitim yerine ideolojik yaklaşım tercih ediliyor" Sendika, eğitimde yaşanan sorunların temelinde bilimsel ve pedagojik ilkelerden uzaklaşıldığını ileri sürerek, Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitim politikalarını eğitim bileşenlerinin görüşlerini almadan şekillendirdiğini öne sürdü. Açıklamada, eleştirel düşünceyi ve bilimsel yaklaşımı güçlendirmek yerine ideolojik hedeflerin ön plana çıkarılmasının eğitim sistemindeki sorunları daha da ağırlaştırdığı görüşüne yer verildi. "Kamusal ve bilimsel eğitim güçlendirilmeli" Eğitim Sen, ekonomik eşitsizliklerin eğitimde fırsat eşitliğini zedelediğini belirterek, dar gelirli ailelerin çocuklarının yükseköğretime erişimde daha fazla güçlük yaşadığını ifade etti. Ayrıca öğrencilerin barınma, ulaşım ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı, mezuniyet sonrasında ise işsizlik sorunu ile karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi. Açıklamanın sonunda sendika, rekabetçi ve piyasacı eğitim anlayışından vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, öğrenciyi merkeze alan, bilimsel ve pedagojik esaslara dayalı, parasız, demokratik ve kamusal eğitim politikalarının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.