"Siyasal iktidarı ve YÖK'ü, yükseköğretim emekçilerinin ve öğrencilerin gerçek sorunlarını görmezden gelmek yerine bu sorunlara çözüm üretmeye; akademik özgürlük ve üniversite özerkliğinin önündeki engellerin kaldırılması, güvenceli ve insanca çalışma koşullarının sağlanması, öğrencilerin eğitim ve yaşam hakkının güvence altına alınması için sorumluluk almaya çağırıyoruz."
Eğitim Sen: Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından düzenlenen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, YÖK Başkanı Erol Özvar, üniversite rektörleri ve yükseköğretim kurumlarının temsilcilerinin katılımıyla 6 Ekim 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni, üniversitelerin ve yükseköğretim emekçilerinin gerçek sorunlarının bir kez daha görmezden gelindiği bir etkinliğe dönüşmüştür.
Konuyla ilgili açıklamada şunlar ifade edildi;
Cumhurbaşkanı ve YÖK Başkanı tarafından yapılan konuşmalarda yükseköğretimin geleceğine ilişkin çeşitli başlıklar gündeme getirilirken üniversitelerin, yükseköğretim emekçilerinin ve öğrencilerin yaşadığı temel sorunlara neredeyse hiç değinilmemiştir. Üniversitelerin uluslararası sıralamalardaki yeri, yapay zekâ uygulamaları, dijital dönüşüm ve rekabet gücü öne çıkarılırken; akademik özgürlüklerden üniversite özerkliğine, geçim sıkıntısından güvencesiz istihdama, öğrencilerin barınma ve beslenme sorunlarından eğitime erişimdeki eşitsizliklere kadar yükseköğretimin gerçek gündemi törende kendisine yer bulamamıştır.
Oysa üniversitelerin asıl ve acil gündemi; akademik özgürlüklerin ve üniversite özerkliğinin güvence altına alınması, akademik ve idari personelin ekonomik ve özlük haklarının iyileştirilmesi, güvencesiz çalışmanın sona erdirilmesi, öğrencilerin barınma, beslenme ve ulaşım sorunlarının çözülmesi ve nitelikli, kamusal yükseköğretime herkesin eşit biçimde erişebilmesidir.
Üniversiteler, bilimsel bilginin özgürce üretildiği; eleştirel düşüncenin, çoğulculuğun ve demokratik yaşamın geliştiği kurumlar olmak zorundadır. Akademik başarıyı yalnızca sıralama tabloları, performans ölçütleri ve sayısal göstergeler üzerinden değerlendiren bir yaklaşım, yükseköğretimin yıllardır biriken yapısal sorunlarını görünmez hale getirmektedir. Üniversitelerin başarısı, yalnızca uluslararası sıralamalarda elde edilen derecelerle değil; bilimsel özgürlüğün, demokratik katılımın, kamusal yararın ve toplumsal sorumluluğun ne ölçüde hayata geçirildiğiyle değerlendirilmelidir.
Bu yapısal sorunların başında ise yükseköğretimi merkezi, hiyerarşik ve bürokratik bir anlayışla düzenleyen YÖK sistemi gelmektedir. 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan YÖK, kuruluşundan bu yana üniversitelerin bilimsel, yönetsel ve akademik özerkliği üzerinde merkezi bir denetim mekanizması oluşturmuştur. Siyasal iktidarın yükseköğretim üzerindeki belirleyici rolü, üniversitelerin kendi iradeleriyle yönetilmesini engelleyen uygulamalar ve rektörlerin üniversite bileşenlerinin iradesi dışında atanması, üniversitelerin demokratik yapısını zayıflatmaktadır. Üniversitelerin demokratikleşmesi, yalnızca mevcut sorunların tek tek çözülmesiyle değil, yükseköğretimin yönetim anlayışının köklü biçimde değiştirilmesiyle mümkündür.
Üniversitelerin kendi bileşenlerinin söz ve karar sahibi olduğu, yöneticilerin demokratik yöntemlerle belirlendiği, bilimsel üretimin siyasal ve idari baskılardan bağımsız olduğu bir yükseköğretim sistemi kurulmalıdır. Bu nedenle üniversitelerin gerçek anlamda özgür, özerk ve demokratik bir yapıya kavuşmasının önündeki temel engellerden biri olan YÖK kapatılmalı; yükseköğretim, üniversite bileşenlerinin demokratik katılımını esas alan yeni bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Siyasal iktidarı ve YÖK'ü, yükseköğretim emekçilerinin ve öğrencilerin gerçek sorunlarını görmezden gelmek yerine bu sorunlara çözüm üretmeye; akademik özgürlük ve üniversite özerkliğinin önündeki engellerin kaldırılması, güvenceli ve insanca çalışma koşullarının sağlanması, öğrencilerin eğitim ve yaşam hakkının güvence altına alınması için sorumluluk almaya çağırıyoruz.
Bilimsel üretimini sermayenin, piyasanın ve siyasal iktidarların ihtiyaçlarına göre değil, kamusal yararı esas alarak gerçekleştiren; özgür, özerk, demokratik, laik ve kamusal bir yükseköğretim sistemi için mücadelemizi sürdüreceğiz.
İNSAN, TOPLUM, DOĞA YARARINA ÜNİVERSİTE İSTİYORUZ!





